PARİON 2018 SEZONU KAZI VE RESTORASYON ÇALIŞMALARI SONUÇ RAPORU (28.06-13.09.2018)

 

  1. Güney-Tavşandere Nekropolisi

Parion Güney Nekropolisi’nde 2018 yılında daha önceki sezonlarda kazıları yapılarak ortaya çıkarılan lahitlerde, biyolojik ve fiziksel faktörlerin verdiği zararı minimum seviyeye indirmek amacıyla önleyici koruma kapsamında lahitlere müdahale etmek ve arazi yapısı nedeniyle yıl içerisinde yağmur sularının toprağı aşındırması sonucu ortaya çıkan bir lahit kapağına ait olduğu düşünülen bloğun görülmesi üzerine bu alanda kazı yapmak amaçlanmıştır (Resim 1).

İlk olarak, 1540-2300 plankaresinde bulunan Hellenistik Döneme tarihlenen, TSM 11 ve TSM 12 olarak adlandırılan mezarların cephelerinde mezar teknesinin dip kısmını bulmak amacıyla seviye inme çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Çalışmalar sırasında Arkaik, Klasik ve Roma Dönemlerine ait seramik parçaları bulunmuşturr. Devam eden çalışmalarda 1550-2290 plankaresinde bulunan L2 olarak adlandırılan Arkaik Döneme tarihlenen mezarın kuzey kısmında basit toprak bir mezar tespit edilmiş olup, mezardaki iskeletinin yarısının doğuya doğru ve plankare dışına uzandığı görülmüştür. Üst gövde ve kafatasının açığa çıkarılması için yaklaşık 1x0.75 m’lik bir alanın açılması gerektiğinden ve bu alanda olası mezarların çıkma ihtimalinin olması, kazıların restorasyon amaçlı yapılması gibi nedenlerle buradaki çalışma, iskelet korumaya alındıktan sonra üzeri kapatılarak sonlandırılmıştır (Resim 2). 1550-2300 plankaresinde bulunan TSM 8 ve 1555-2300 plankaresinde bulunan TSM 6 olarak adlandırılan mezarların teknelerinin dip kısımlarını bulmak amacıyla seviye inme çalışmalarına devam edilmiştir. TSM 8’in zemininin üç sıra özenli işlenmiş blok taşlarla yapılmış olduğu, TSM 6’nın zemininin ise, doğudan moloz taşlarla ve kiremitlerle desteklendiği gözlemlenmiştir. Devam eden çalışmalarda TSM 6’nın alt kısmında kuzeydoğu-güneybatı yönlü tahrip olmuş basit toprak mezar (2018-1) tespit edilmiş, iskeletin sadece femur ve fibula kısımları küçük bir cep açılarak kaldırılmıştır (Resim 3).

1545-2290 plankaresinde bulunan yağmur sularının toprağı aşındırması sonucu ortaya çıkan lahit kapağına ait olduğu düşünülen izlerin görülmesi üzerine 1.90 x 1.40 m lik sondaj açılarak seviye inme çalışmaları başlatılmıştır. Çalışma sonucunda burada bir lahit kapağının olmadığı anlaşılmış 1.17 m uzunluğunda, 0.50 m yüksekliğinde, kalınlığı 0.20x0.30 m olduğu bir kumtaşı blok tespit edilmiş, blokla ilişkili olmadığı düşünülen kremasyon izleri tespit edilmiştir. Hemen doğusunda yer alan TSM 13’ ün batısının açılması sırasında bu kremasyon izlerinin TSM 13’ün altına doğru uzandığı ve burada TSM 13’ün tahrip ettiği birincil kremasyon mezar olduğu tespit edildi. Mezarda yanmış seramik parçaları ve birkaç kemik bulunmuştur (Resim 4).

1545-2295 plankaresinde TSM 13’ün güney cephesinin zemini açılırken, M 221 olarak adlandırılan basit toprak mezar bulundu. Mezar çukurunun uzunluğu 2 m, genişliği 0.40 m olarak ölçülürken, iskeletin uzunluğu 1.70 m, bel genişliği ise 0.38 m olarak ölçülmüştür. Doğu-batı doğrultulu dorsal olarak gömülen, oldukça tahrip olduğu gözlemlenen iskeletin elleri pelvisinin üzerindedir. İskelet tamamen açıldıktan sonra pelvisi üzerinde MÖ 430-400 yıllarına tarihlenen 1 adet bodur lekythos ve göğüs kısmında deliği eriyerek yok olmuş 1 adet bronz iğne ele geçti. Antropolojik veriler ışığında iskeletin 30 yaşlarında bir kadına ait olduğu belirlendi (Resim 5).

1545-2290 plankaresinde bulunan L 5 olarak adlandırılan  MÖ geç 6. yüzyıla tarihlenen mezarın etrafının açılması esnasında doğu kısmında antik dönemde tahrip olmuş mezara ait kadın bireye ait kafatası (2018-2 ) tespit edilmiş ve belgelenerek kaldırılmıştır (Resim 6).

Devam eden çalışmalarda 1545-2290/2295 plankaresindeki TSM 13-14 nolu taş sandık mezarlar ve 1545-2290 plankaresindeki L 5 nolu lahitin cepheleri tamamen topraktan soyutlanarak zeminden tekne diplerine kadar TSM 13’de 5 sıra, TSM 14’de 1 sıra, L 5’de 1 sıra olmak üzere taşla örüldü (Resim 7). TSM 13’ün taş sırası yüksek olduğu için taşlar örüldükten sonra araları taşlara uygun renkte hazırlanmış harçla doldurularak duvar sağlamlaştırıldı. TSM 10 nolu taş sandık mezarın kapağının kırık kısmı yapıştırıldı ve kuzey cephesi ortaya çıkarılarak taş sırası dizildi. Hellenistik yolun dağılan taşları yerleştirildi. Boşluk olan kısımlarına taş sırası örülerek üstte yer alan taşların düşmesi önlendi (Resim 8). L 5’in kapağının üzerinde yer yer dökülmeler olduğu görüldü, paraloid emdirilerek korumaya alındı.

Sonuç olarak TSM 1-2-3-4-6-8-11-12-13-14, L 2-3-4-5 olmak üzere toplam 4 lahit ve 10 taş sandık mezarın dağılmaması ya da devrilmemesi için yarıya kadar toprakla kaplı olan tekneleri tabana kadar açılıp, topraktan soyutlanarak, bitki örtüsü, suyun aşındırıcı etkisi ve kötü görüntüden kurtarılmıştır (Resim 9). Teknenin dip kısımdan itibaren yaklaşık 30 cm’lik bir çıkıntı bırakarak tüm cepheleri harç kullanılmadan doğal bir taşla örülmüştür. Örgünün arası mıcır ile doldurularak sağlamlaştırılmış, böylece ot çıkması engellenmiş ve günümüzde yapıldığı görüntüsü oluşturulmuştur. Sertlik derecesi yüksek olduğu için yıkılmaması, arasına harç gerekmemesi ve suyu geçirgenliği az olan bir taş olduğu için yıl içinde yağmur suyuyla dolan alanda aşındırıcı etkiyi azaltacak olması sebebiyle mezarların etrafına örülecek taş türü olarak granit seçilmiştir.

 

  1. Parion Roma Hamamı

Parion Roma Hamamı 2018 yılı kazı çalışmalarında öncelikli amaç, yapıya ait duvarların sınırını belirlemek ve Roma Hamamının genel planını ortaya çıkarmak olarak belirlenmiştir (Resim 10). Çalışmalar diğer sektörlerde olduğu gibi ilk olarak kış sezonundan kalan bitki örtüsü ve toprak yıkıntısı temizliği ile başlamıştır (Resim 11).

Çalışmalar 1330-1245, 1330-1250, 1330-1265, 1345-1275, 1340-1280, 1345-1280, 1350-1270, 1350-1280, 1355-1280, 1360-1260, 1360-1265, 1360-1280/1285, 1365-1260, 1365-1265, 1365-1265, 1375-1265, 1380-1255, 1380-1265/1260, 1335-1235, 1340-1235, 1345-1235, 1355-1235, plankarelerinde 6.60-1.00 metre seviyeleri arasında devam etmiştir. 6 no’lu mekânda yapılan çalışmalarda sıkıştırılmış zemin tespit edilirken 2 no’lu mekâna sıcak hava geçişini sağlayan servis koridorunun zemini oldukça iyi korunmuş bir şekilde ortaya çıkarılmıştır (Resim 12). 6 no’lu mekânın güney duvarının dışında yapılan çalışmalarda ise 3 no’lu mekâna sıcak hava geçişini sağlayan servis koridorunun güneyinde son bulan künk sisteminin, 3.40 metre seviyede de devam ettiği gözlemlenmiştir (Resim 13). 4 no’lu mekânın güneybatısında yapılan çalışmalarda kapı girişine ulaşılmış ve bu bölüme yekpare mermerden yapılmış 3 adet basamaklı giriş ile geçiş sağlanmıştır (Resim 14). Bu mekânın güneyinde yapılan çalışmalarda 6.00 m seviyede kemer ortaya çıkarılmıştır (Resim 15). Kaliteli işçiliğe sahip olan kemerin her iki ayağı 0.35 metre, kalınlığı 0.40 metre, iç çapı 1.15 metre, iç çapının yerden yüksekliği 0.65 metre olarak ölçülmüştür.1340-1280 plankaresinde 4.30 m seviyesinde 3. tabakada 4 no’lu mekânın güney duvarına bağlantılı 3 kanal tespit edilmiştir (Resim 16). Bu 3 kanalın hamamın güney duvarına paralel uzanan bir ana kanala bağlandığı gözlemlenmiştir. Kanal içerisinde yapılan çalışmalarda tonozun üst kısmında ortasında künk bulunan yuvarlak bir form gösteren mimari elemanla karşılaşılmıştır. 1360-1280/1285 plankarelerinde ana kanalın 13.50 m doğusunda tonozun ortasında bulunan mimari elamanı belirlemek amacıyla çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Ana kanalın tonoz seviyesine gelindiğinde ortasında künk bulunan mimari elamanın üzerine yapılmış doğu batı yönünde uzanan geç dönem duvarı tespit edilmiştir (Resim 17). 1360/1260-1265  plankarelerinde mozaikli zemini ortaya çıkarmak amacıyla çalışmalara başlanmıştır. Çalışmaların devamında 4.40 m seviyesinde kuzey güney yönünde uzanan geç dönem eklentili duvar tespit edilirken aynı zamanda 4.10 m seviyesine gelindiğinde doğu batı yönünde uzanan duvar ortaya çıkarılmıştır. Mozaikli bölümün batı ve güney duvarında ise oldukça kaliteli işçiliğe sahip mermer kaplama sırası gözlemlenmiştir. 1360-1260 plankaresinde 4.50 m seviyede 1. tabakada kuzey güney yönünde uzanan geç dönem eklentili duvar belgeleme işlemlerinin ardından kaldırılmıştır (Resim 18). Duvar kaldırma işlemleri sırasında imparator Commodus’a ait olduğunu düşünülen heykel parçası (BEL-24) ele geçmiştir (Resim 19). Daha sonra 4 no’lu mekânın doğu duvarına geç dönemde yapılmış 8 no’lu bölüm ile zemini mermer plakalar ile kaplanmış henüz tanımlayamadığımız mekânı birbirinden ayıran eklenti duvar belgelenerek kaldırılmıştır (Resim 20). Bu çalışma sonunda mekânın orijinal dönemine ait kapı eşiğine rastlanılmıştır (Resim 21). 1360-1265  plankaresinde 3.60 m seviyede mozaikli bölümün batısından geçen kanalın üst kısmı hariç, tesellatumun oldukça iyi korunduğu tespit edilmiştir. Tesseralarda siyah, beyaz, kırmızı, mavi, turuncu ve yeşil renkler ile geometrik desenler tercih edilmiştir. Mozaikli bölümün kuzeyinde yer alan doğu batı yönünde uzanan geç dönem duvarı belgelenerek kaldırılmıştır (Resim 22). Duvar kaldırma işlemleri sırasında hamama ait olduğunu düşünülen mimari yazıt parçaları ile karşılaşılmıştır (Resim 23). Mozaikli bölümün kuzeybatısında yapılan çalışmalarda ise zeminin mermer plakalar ile kaplandığı fakat bu plakaların büyük ölçüde tahrip olduğu gözlemlenmiştir. 1365-1260  plankaresinde in-situ 2 adet postament ele geçmiştir (Resim 24). Çalışmaların devamında 4.50 m seviyede 1. tabakada Bizans Dönemi’ne tarihlendirilen mezar tespit edilmiştir (Resim 25). Mezar doğu batı yönünde olup, bireyin baş kısmı pithos formunda bir kap (CLP-18) ile kapatılmıştır. Mezar içerisinde gerçekleştirilen çalışmalarda bireyin 5-6 yaşlarında bir çocuk olduğu ve ellerinin çapraz bir şekilde birleştirilerek gömüldüğü anlaşılmıştır. Postamentlerin kuzeyinde yer alan geç dönemde yapılmış eklenti duvar belgeleme işlemlerinin ardından kaldırılmıştır (Resim 26). 3.90 m seviyede harçlı bir zemin ile karşılaşılmıştır (Resim 27). Bu bölümde 1x1 m ölçülerinde sondaj çalışması yapılmıştır. Seviye inme çalışmaları sırasında kuzeydoğu güneybatı yönünde uzanan erken döneme ait olabileceği düşünülen duvar ile karşılaşılmıştır (Resim 28). 1.00 m seviyeye gelindiğinde 4. tabakada alanın batı ve güney duvarları son bulmuş ve anakayaya rastlanılmıştır. 1365-1265  plankaresinde mozaikli bölümün güney duvarını ortaya çıkarmak amacıyla çalışmalar devam etmiştir. Seviye inme çalışmaları sırasında 4.20 m seviyede peristyle ile çevrilmiş alanın güney karşılığı ortaya çıkarılmıştır (Resim 29). Çalışmaların devamında mozaikli zeminin doğu yönünde devam ettiği gözlemlenmiştir. 5.00 m seviyeye geldiğimizde ise mekânın doğu duvarı ile karşılaşılmıştır. 1375-1265  plankaresinde tesellatum’un oldukça tahrip olduğu tespit edilmiştir (Resim 30). Ayrıca güneyde yer alan mermer blokların sona erdiği yerde yapılan çalışmalarda temel duvar seviyesine gelinmiştir. Bu veri, burada yer alan mermer blokların tahrip edildiğini destekler niteliktedir. 1380-1265/1260  plankarelerinde 8 no’lu mekânın doğusunda praefernium olduğunu düşündüğümüz alanda ve hypocaust tespit edilen bölümde çalışmalar devam etmiştir (Resim 31). Praefernium (?) bölümünde bothros olarak tespit edilen alanda 5.00-4.80 m seviyeleri arasında 2. tabakada çok sayıda buluntu ele geçmiştir (Resim 32). Hypocauslu bölümde pilaelerin oldukça tahrip olduğu gözlemlenmiştir. 1380-1255 plankarelerinde 8 no’lu mekânın kuzeydoğusunda farklı formlarda mermer kullanılarak yapılmış zemin ortaya çıkarılmıştır (Resim 33). Bu zeminin doğusunda kapı eşiği tespit edilmiştir (Resim 34). 1335-1235 plankaresinde 7 no’lu mekân olarak adlandırılan calidarium olduğunu düşündüğümüz bölümün kuzey duvar sınırını belirlemek amacıyla çalışmalar başlamıştır.Çalışmaların devamında kuzey yönünde mekânı ortalayan apsis tespit edilmiştir (Resim 35). Bu apsis muhtemelen calidarium’un sıcak su havuzuna ait olmalıdır. 1350-1240 plankaresinde apsidal bir form gösteren bölüm ile karşılaşılmıştır. Doğu yönünde ise bu bölümün duvar ya da tonozuna ait büyük bir yıkıntı ortaya çıkarılmıştır (Resim 36). Çalışmaların devamında elde edilen veriler ışığında apsisin praefernium olabileceği düşünülmüştür. Bu düşünceyi ortaya çıkarılan servis koridoru destekler niteliktedir (Resim 37). Ayrıca servis koridorunun her iki yanında suyu ısıtmaya yarayan kazan ayakları tespit edilmiştir. Servis koridorunun içerisinde güney yönünde in-situ kurşun künk gözlemlenmiştir. Bu künk ile güneydeki kazan ayağının yanında yer alan künk aynı aks üzerinde bulunmaktadır. Bu alanda yapılan çalışmalarda yoğun bir şekilde yanık tabakası ile karşılaşılmıştır. Yanık tabakası, bu bölümün praefernium olabileceğini bir kez daha ortaya koymuştur. Ayrıca mekânın kuzey ve doğu duvar sınırı belirlenmiştir. Bölümün kuzey duvarında kapı açıklığı ortaya çıkarılmıştır.

Çalışmalar sırasında seramik, cam, tuğla ve kiremit parçaları, metal çiviler, 62 adet sikke, 54 adet metal obje, 31 adet terracotta figürin parçası, 22 adet kemik obje, 5 adet ağırşak, 4 adet mermer kap parçası ve 4 adet heykeltıraşlık eser ele geçmiştir.

 

  1. Yamaç Hamamı Sonuç Raporu

Yamaç Hamamı 2018 yılı kazı sezonuna, arazi içerisinde ve yapının bölümlerinde oldukça fazla miktardaki bitkilerin temizlenmesi çalışmalarıyla başlanmıştır. Bu temizlik çalışmaları sırasında hamamın tüm bölümleri bitkilerden arındırılmıştır.

Çalışmalara hamamın apsisli piscinasının dış duvarının doğusunda yer alan toprak tabakasındaki küçük kaymalar neticesinde kesit içerisinde ortaya çıkan, kuzey-güney doğrultuda uzanan bir duvar kalıntısında başlanmıştır (Resim 38).Plankare içerisinde 3,60 m’lik bölümü ortaya çıkarılan duvarın yüksekliği 0,60 m, genişliği 0,75 m’dir. Ortaya çıkarılan duvarın hamamın duvarıyla birleşen bölümüne 0,80 m mesafede, duvarın içinden çıkan doğu-batı doğrultulu, ağız genişliği 0,25 m, yüksekliği ise 0,30 m olan bir kanal tespit edilmiştir.Bu duvarın fonksiyonunun ve hamama ait olup olmadığının belirlenmesi amacıyla, çalışmalara bu alanda yoğunlaştırılarak devam edilmiştir. Burada yapılan çalışmanın diğer bir amacı ise hamamın kuzey hattını topraktan bağımsız bir hale getirmektir. 1505-1240 no’lu plankarede gerçekleştirilen çalışmaların ardından 1510-1240 no’lu plankarede kazı çalışmalarına başlanılmıştır (Resim 39). Kuzey ve güney olmak üzere iki eşit bölüme ayrılan plankarenin güney kısımda oldukça yoğun bir taşlı tabaka tespit edilmiştir. Bu kısımda kazının sonuçlandırılmasının ardından, plankarenin kuzey yarısında seviye inme çalışmalarına devam edilmiştir. Piscinanın doğusunda toprak kaymaları sebebiyle ortaya çıkan duvarın tamamen açığa çıkarılması amacıyla kazı ve temizlik çalışmalarına başlanmış ve duvarın üst kısmında kalın bir harç tabakası tespit edilmiştir. Buna ek olarak plankarenin kuzey kesitinde devam eden kazı çalışmalarında hamama ait olup olmadığı henüz anlaşılamayan MS 2. yüzyıla tarihlenen bir arşitrav bloğu ortaya çıkarılmıştır. 1510-1240 plankaresinde ortaya çıkan arşitrav bloğunun temizlik ve belgeleme çalışmaları gerçekleştirildikten sonra yerinden kaldırılarak koruma altına alınmıştır. Devam eden çalışmalarda plankarenin zemininde büyük bir bölümü tahrip olmuş “Cochiapesto” stilde yapılmış mozaik kalıntısı tespit edilmiştir (Resim 40). Hamamın kuzey duvarını dik kesen ve kuzey-güney doğrultuda uzanan 2,60 m uzunluğa, 0,90 m yüksekliğe sahip duvarın plankarenin kuzeyinde devam ettiği görülmüştür (Resim 41). Bu duvarın mozaik ile birleştiği noktada oval bir forma sahip 1 m uzunluğunda 0,20 m genişliğinde duvar kalıntısı ortaya çıkmıştır. Oval formlu duvarın 1 m güneyinde 0,35 m genişliğinde, 0,25 m yüksekliğinde bir kanal yapısına ulaşılmıştır.

Bu işlemlerin ardından 2016 ve 2017 yıllarında yapılan çalışmalarda 4 tabakası net bir şekilde tespit edilmiş olan apsisin doğusundaki dolgu toprakta, 5. ve 6. tabakayı tespit etmeye yönelik olarak 1515-1240 plankaresinde kazı çalışmalarına tekrar başlanmıştır (Resim 42). Çalışmalar esnasında murexhavuzunun kuzey duvarına bitişik bir şekilde yapılmış doğu-batı doğrultulu bir kanal ortaya çıkmıştır (Resim 43). Kanalın etrafındaki ve üstündeki dolgu toprak alındığında, stratigrafinin doğu kesiti içerisinde , önünde iki adet basamak ve eşik bloğu olan, 105 cm genişliğinde bir kapı aralığına ulaşılmıştır (Resim 44). Basamakların murex havuzu doğrultusunda yapılmış olması ve batıya doğru devam etmemesi, ortaya çıkarılan kapı aralığının murex havuzuyla ilişkili bir işliğe ait olma ihtimalini doğurmuştur (Resim 45). Bu alanda yapılan stratigrafi çalışmaları sonucunda hamamın kuzey hattı boyunca uzanan 6 tabaka tespit edilmiş olup; tabakaların konteks malzemeleri ışığında tarihlendirilmeleri yapılmıştır (Resim 46). Stratigrafi, 0,70 m olan yüzey toprağı 1. tabaka, irili ufaklı taşları ve seramik kırıkları içeren 0,80 m olan 2. tabaka, gri renkli bir yapıya sahip çok sayıda sikkenin ele geçtiği 3,20 m olan 3. tabaka ve iri taşlardan oluşan 4. tabaka, ufak boyutlu taşlarla az sayıda seramik parçası içeren kırmızı açık kahverengi renkli 5. tabaka, yine ufak boyutlu taşlardan ve çeşitli boyutta seramikler içeren 6. tabaka şeklindedir. Çalışmalara hamamın üst teras bölümünde yer alan ve 2017 yılı çalışmalarında tespit edilmiş olan doğu-batı doğrultulu duvarın iç kısmında devam edilmiştir. Yapılan çalışmalarda duvarın örgü tekniğinin hamam ile aynı dönemi işaret ettiği ve hamamın su deposu olabileceği ihtimali ortaya çıkmıştır(Resim 47). Diğer bir çalışma ise 1500-1250 plankaresinde de yer alan 2 no’lu tonozun iç kısmında biriken dolgu toprağın temizlenmesine yönelik olarak yapılmıştır. Çalışmalarda 1 nolu tonoz ile 2 nolu tonoz arasında bağlantı sağlayan bir kanala ulaşılmıştır(Resim 48). Son çalışma ise hamamın batı hattında yer alan antik yolda gerçekleştirilmiştir. Yolun kuzey tarafında yapılan çalışmalarda yolun kuzey-güney hattında devam ettiği tespit edilmiş olup; ilerleyen yıllarda antik yol doğrultusunda yapılacak kazı çalışmaları sonucunda teraslandırma yapılan yamaç boyunca kompleks yapılara ulaşılması planlanmaktadır (Resim 49). Çalışmalar esnasında 1 adet bronz kandil (Resim 50), 180 adet sikke, seramik parçası, cam eser parçası, 2 adet mermer heykel parçası ve çeşitli formlarda metal eser ortaya çıkmıştır. Yamaç Hamamı’nda 2018 sezonu içerisinde elde edilen verilerin tamamı kayıt altına alınıp belgelendikten sonra çalışmalara son verilmiştir (Resim 51).

  1. Odeion

2010 yılı itibariyle kazı çalışmalarına başlanan ve büyük bölümü açığa çıkarılan Odeion’da, 2018 yılı kazı çalışmalarında öncelikli hedef, cavea kuzeyindeki 3 nolu tonozda 2017 yılında bırakılan 9.80 m seviyeden zemin seviyesine erişmek ve dip sondajları ile alt tabakalarda yapı öncesi kültür-yapı evrelerini saptamak; sahne binasının kuzey-doğu ön-dış kısmında yapıyı oturtulduğu topografyadan soyutlayıp cephe açıklığını genişletmek ve analemma kuzey-dış kısmındaki drenaj kanalı ve cephenin orijinal evresinin belirginleştirilmesi olarak belirlenmiştir (Resim 52). Bu bağlamda, daha kolay bir çalışma alanı oluşturulması adına, ilk olarak Odeion’un sınırlandığı, bütün alanda, bitki tabakasının rehabilitasyonu ile çalışmalara başlanmıştır.

Kent karelaj sistemine göre 1380/1385-1410/1415 plankaresinde bulunan 3 numaralı tonozda 2017 yılında Tabaka 3 olarak belirlenen ve MS 5.-7. yüzyıl seramiklerinin yoğun olarak görülmeye başlandığı 10.40 m seviyede çalışmalara başlanmış ve söz konusu alandaki kazı çalışmaları 10.40-8.40 m seviyede sürdürülmüştür. Seviye inme çalışmaları neticesinde 3 numaralı tonozda önceki yıl gerçekleştirilen kazı çalışmalarıyla birlikte toplam 6 tabaka saptanmıştır. Bu durumda, Odeion’un bulunduğu alanın en alt kullanım evresinin, ana kaya üzerine yerleştirilmiş basit dikdörtgen kaide üzerine oturtulmuş yivli sütunların kullanıldığı bir yapının yer aldığı Hellenistik Dönem olduğu ortaya konmuştur (Resim 53). Sonrasında bu alanda oluşan ortalama 1 m’lik dolgu ardından bu alana yerleştirilen Odeion’un 3 nolu tonozun da ilk kullanım evresi olan MS 2. yüzyıla ait dolgunun (Tabaka 5) ardından, MS 3.-4. yüzyıl dolgusunun (Tabaka 4) oluştuğu; MS 5. yüzyıl sonrasında ise yapının tamamen orijinal kullanımı dışında kaldığı; bu evre ile birlikte tonozun, devşirme taş ve mermer malzemelerle oluşturulmuş, Tabaka 3’e ait olduğu anlaşılan bir bölümde ilki MS 5.-7. yüzyıl aralığında (Tabaka 2-3) (Resim 54), ikincisi MS 9.-11. yüzyıl aralığında (Tabaka 1) olmak üzere farklı basit uygulamalarla soğuk depolama alanı olarak kullanıldığı; son olarak ise modern zaman dolgusunun yer aldığı anlaşılmıştır (Resim 55). Tonozun iç kısmındaki çalışmalar sonunda, kuzey bölümdeki ikinci kullanım evresi sırasındaki kuzey giriş daraltması ve Odeion’un orijinal kullanım evre zemin seviyesindeki, kuzey duvarına açılmış tahliye kanalı da ortaya çıkarılmıştır (Resim 56). Bu tahliye kanalının analemma kuzey-dış tarafındaki çıkış bölümünün belirginleştirilmesi için dış kısımda gerçekleştirilen sondaj çalışmasında tahliye kanalının 8.40 m seviyede yer aldığı ve bu bölümde herhangi bir kanal bağlantısı olmadan, atık su kanalından çıkan suyun zemine akıtılmış olduğu; bu durumda yapının kuzey analemmasının orijinal kullanım evrelerinde bu seviyeye kadar görünür vaziyette olması gerektiği anlaşılmıştır (Resim 57)

Odeion’da gerçekleştirilen çalışmalardan bir diğeri, 1395-1410/1415 plankaresinde bulunan sahne binası kuzey girişinde, bu girişin kullanım evreleri içerisinde değişikliğe uğrayıp uğramadığını belirlemeye yönelik dip sondajları olmuştur.  Birinci basamak ile ikinci basamak arasında ve ikinci basamak kuzey ve güney bitişiğinde gerçekleştirilen sondajlarda, girişin şu anda mevcut olan ilk basamağının batı devamındaki toprak dolguda 9.30-9.15 m seviyede, olasılıkla mevcut basamaktan önce yerleştirilmiş, ancak sonradan sökülmüş olabileceği düşünülen bir basamağa ait alt yapı olarak yapılmış olması muhtemel yatak harçlı bir bölüm belirlenmiş ve belgelenmiştir (Resim 58). İkinci basamağın kuzey ve güney bitişiğinde 9.70-9.00/8.90 m seviyesindeki her iki dip sondajı çalışmasında üst seviyede (9.60 m) basit bir harçlı zeminin yapıldığı belirlenmişken, alt seviyelerde yapının temel duvarı yapılırken dışa doğru yayılmış olduğu düşünülen harçlı bir bölüm saptanmıştır (Resim 59). Bahse konu olan sondaj çalışmaları Tyvek ve mıcır ile kapatılarak alandaki çalışmalar sonlandırılmıştır. Bu girişin batı devamında,1390-1410 numaralı plankarede bulunan sahne binası kuzey parados geçiş kısmında 9.90-9.80 m seviyede yüzeyde belirgin taş, kiremit ve mermer plaka kırıklarından oluşan yanık yıkıntı tabakasını netleştirmek amaçlı temizlik çalışmaları da yapılmıştır. Çalışmalar sırasında 9.80 m seviyedekuzey konsolun bitimine kadar takip edilebilen taş ve kiremit yığının yanı sıra mermer plakalar ile yanık izlerinin yoğun olduğu ve daha alt seviyede ise kuzey parados geçiş bölümüne ait harçlı bir zeminin varlığı tespit edilmiştir (Resim 60). Kuzey girişteki sondajlar ve batı devamındaki bu alan Tyvek ve mıcır ile kapatılarak koruma altına alınmıştır (Resim 61).

Yapının iç kısmı ve mimari bölüm işlevlerinin anlaşılırlığı yönündeki çalışmalardan biri de, pulpitum altından geçip, yapının kuzeydoğusundaki kemerli bölümden çıkan drenaj kanalında gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmalarda, pulpitum altı kanalın, sahne binası güney konsola yakın bölümünde, içerisinde yanık izleri de olan dolgu toprak içerisinde çok sayıda çatı kiremidi parçası ele geçmiştir. Bununla birlikte, bu bölümde kanalın üst bölümünde herhangi bir kapatma taşının olmadığı gözlemlenmiştir. Bu durum yapının sahne binası ve pulpitum duvarının kanalın yapım evresinin ardından meydana gelen bir tahribat sonrasında tadilat geçirdiği ihtimalini akla getirmektedir. Bu kanalın kuzey devamında, yapının kuzeydoğusundaki kanal çıkışında gerçekleştirilen çalışmalar da ise, kemerli bölümün içi kısmen açılmış ve kuzey devamında kentin genel drenaj sistemine ait bir drenaj kanalın varlığı ve drenaj sisteminin 5 m kuzeyde batı yamaçtan bir bağlantıya ve ortalama 10 m kuzeyden doğuya doğru sapma yaparak kuzeydoğu yönde devam ettiği tespit edilmiştir (Resim 62).

Yapının kuzeybatısında, analemma dış kısmında, 1375-1405 plankaresinde yer alan drenaj kanalının, daha belirgin hale getirilmesi için gerçekleştirilen çalışmalarda ise Odeion’un ikinci kullanım evresinde eklendiği tahmin edilen payandanın drenaj kanalı yapımı esnasın uğradığı tahribat belirgin olarak belgelenmiştir. Buna ek olarak söz konusu alanda, drenaj kanalının hemen kuzeyinde, ikinci evre drenaj kanalını destekleme amaçlı ya da geç evre yapısına ait olabileceği düşünülen, az bir kısmı korunmuş harçsız bir moloz taş duvar sırası belirlenmiştir (Resim 63).

Yapının cephesinin daha belirgin hale getirilmesi ve oturtulduğu topografyadan tam anlamıyla soyutlanıp, sonraki süreçte yapılması planlanan üst örtüye uygun hale getirilmesi amacıyla yapılan çalışmalarda ise;  1390/1395-1410/1415 plankaresinde yer alan sahne binası kuzeydoğu ve doğu ön-dış kısımda 9.60-7.70 m seviyede, kuzey-güney doğrultuda toplam 1.20X14.20 m boyutlarındaki bir alanda kazı çalışmaları yapılmıştır. Bu çalışmalarda genel anlamda belirgin bir kronoloji sunabilecek durumda herhangi bir stratigrafik şema izlenmemiştir. Bahse konu bu alanda sürdürülen çalışmalarda yapının kuzeydoğu bölümü kuzey giriş ön cephesini de kapsayacak şekilde, ortalama 8.00/7.70 m seviyeye kadar kısmen açılmıştır. Bu bölümde, harçsız moloz taş duvar işçiliğine sahip oldukça basit tasarlanmış üç farklı geç dönem (MS 6.-9. yüzyıl aralığı) duvarı tespit edilmiş olup, her üç duvarın da devamı doğu kesitte gözlemlenebilmektedir(Resim 64). Bu duvarlardan sahne binası kuzey girişinin kuzey payandasının doğu devamındakinin iç kısmında 8.40-8.00 m seviyede doğu-batı yönde alçalarak devam eden bir seramik çöplüğü belirlenmiştir. Söz konusu seramik çöplüğünde MS 4.-6. yüzyıl aralığında yoğunluk gösteren Phoakia ve Afrika grubu seramik parçalarının yanı sıra, çok sayıda hayvan kemiği ve istiridye kabukları ele geçmiştir (Resim 65).

Odeion’da kazı çalışmalarının yanı sıra, önceki yıllarda yapılan kazı çalışmaları sırasında ele geçen çok sayıda mimari elemanın gruplandırılarak restorasyon çalışmalarına hazır hale getirilmesi amacıyla alanın güney doğusunda 10x10 m ölçülerinde bir platform hazırlanmış ve mimari elemanlar gruplandırılmak üzere bahse konu olan bu platforma taşınarak düzenlenmiştir (Resim 66). Bunun yanı sıra alanın genelinde temizlik ve rehabilitasyon çalışmalarıyla 2018 yılı çalışmaları sonlandırılmıştır (Resim 67).

2018 yılı kazı çalışmaları sırasında alandan ele geçen buluntular, 25 adet terracotta figürin parçası, 20 adet korozyonlu bronz sikke, 19 adet kemik obje parçası, 19 adet metal obje, 5 adet cam bilezik parçası, 2 adet figürlü kulp parçası, 1 adet mühürlü amphora dibi, 2 adet mühürlü amphora kulpu, 1 adet mermer kabartma kadın figürü parçası, 1 adet yazıtlı mermer parçası, 8 adet ağırşak, 4 adet taş kap parçası ve çok sayıda seramik ve kiremit parçası şeklindedir (Resim 68).

 

  1. Kuzey Sur Duvarı

2017 kazı sezonunda Taşkule Mevkii’nde gerçekleştirilen, kentin tiyatro yapısına doğru uzanan kuzey-güney doğrultulu, bosajlı taşlarla örülmüş Hellenistik Döneme tarihlenen Sur Duvarını takip etmek amacıyla 2018 kazı sezonunda çalışmalara devam edilmiştir (Resim 69).  Alan içerisinde yoğun kök ve moloz taş haricinde ele geçen çok sayıda mimari blok taş alan dışına taşınmıştır (Resim 70).

Kuzey-güney doğrultulu duvarı açığa çıkarmak amacıyla gerçekleştirilen bu çalışma tek bir noktada birden fazla plankareye dâhil olduğu için kent plankaresine bağlı kalınmadan sürdürülmüştür. Yapılan çalışmalar ile duvarın açığa çıkarılan bölümünün devşirme mimari bloklarla geç dönemde yapıldığı tespit edilmiştir (Resim 71). 2018 kazı sezonunda duvarın doğu cephesinin 31.15 m lik uzunluğu, toplamda ise duvarın doğu cephesinin 40.95 m lik uzunluğu açığa çıkarılmıştır.

2017 sezonunda açığa çıkarılan payanda benzeri ikinci bir payanda açığa çıkarılmıştır (Resim 72). Sur Duvarının doğu cephesinde açığa çıkarılan, 2 payanda arasında konumlanan alanda, kapı aralığı olduğu düşünülen, sonradan mimari bloklarla kapatılan bölümün 4.65 m seviyesinde saptanan kapı eşiği olarak düşünülen mimari bloğun kuzey-güney doğrultusunda uzunluğu 2.10 m, bloğun üzerindeki kapatılan alanın kuzey-güney uzunluğu ise 2.50 m olarak ölçülmüştür. Payandaların doğu-batı doğrultusundaki uzunluğu 2.40 m, iki payanda arasındaki mesafe de 3.40 m olarak saptanmıştır.  Sur Duvarına ait payandaların,muhtemelen orijinal kullanımının sonrasında onarımlar gördüğü devşirme blokların varlığı ile anlaşılmaktadır. Bu iki payanda arasında duvar yüksekliğini tespit etmek amacıyla seviye inme çalışması gerçekleştirilmiştir. 1. payandanın güneyindeki alanda 3.60 m seviyesinde sıkıştırılmış topraktan oluşan bir zemin tespit edilmiştir (Resim 73). Bu zeminin bazı bölümlerinin aynı sertliğe sahip olmadığı gözlemlenmiştir. 2. payandanın kuzeyinde ise 3.60 m seviyesinde üstü ve yanları taşlarla örtülmüş doğu-batı doğrultusunda künk hattı tespit edilmiştir (Resim 74). 0.52 m (3.08 m)  kadar seviye inildiğinde etrafı moloz taşlarla sağlamlaştırılmış iki adet blok taşa rastlanmıştır (Resim 75). Bu blok taşların altlarında bulunan bir su kanalına ait kapaklar olduğu anlaşılmış ve kanal içerisinin belgelenmesi için kaldırılmıştır. Kanalda gerçekleştirilen çalışmalarda iki farklı zemin tespit edilmiştir (Resim 76). Ulaşılan ilk zemin seviyesi 1.97 m, ikinci zemin seviyesi ise 1.72 m olarak ölçülmüştür. Kanal içi genişliği 0.75 m, yüksekliği alçak zeminde 1.15 m, yüksek zeminde ise 0.90 m’dir. Kanalda eğimin doğuya doğru olduğu belirlenmiştir. Ayrıca kanalın üstünü kapatmak için kullanılan taşların çoğunlukla devşirme mimari blok olduğu anlaşılmıştır. Burada elde edilen başka bir veri de kanalın ilk evresinde tonozlu olduğu ve farklı evrelerde onarım görerek bazı değişikliklerin yapıldığıdır. Açılan kanal üzeri tekrar kapatılarak bu alandaki çalışma durdurulmuştur.

Alandaki 2. payandanın güneydoğusunda taşların düzensiz bir şekilde bir araya getirilmesiyle oluşturulmuş bir duvar belirlenmiştir (Resim 77). Bu duvar üzerinde korunmuş harç ve sıva kalıntıları saptanmıştır (Resim 78). Aynı zamanda duvar üzerinde taşıyıcı unsuru sabitlediği veya suyun akışını sağladığı düşünülen beş delik ortaya çıkarılmıştır (Resim 79). Bu deliklerin içinin sıva ile kaplanmış, dışının ise harç ile örtülmüş olması ikincil olarak kullanıldıklarını göstermektedir. Duvarın güneyinde, düzgün dizilimli duvar örgüsüne tezatlık oluşturan molozdan ve harçtan oluşturulmuş düzensiz dizilimli duvar yükseltildiği görülmüştür (Resim 80). Son olarak çalışılan alanın genelinde zemini aynı seviyeye getirmek amacıyla bir çalışma gerçekleştirilmiştir. Genel bitki ve çevre temizliği ile 2018 çalışmaları sonlandırılmıştır (Resim 81).

Çalışmalar sırasında 2 adet sikke, 1 adet terracotta figürin parçası, 8 adet heykel parçası, 1 adet pilaster başlık (Resim 82), 1 adet kabartma parçası (Resim 83), az sayıda seramik parçası, mimari parçalar, kiremit parçaları ve tuğla parçaları ele geçmiştir.

 

  1. Su Kemeri

Parion kazıları 2018 yılı çalışmaları bünyesinde Bakanlığa sunulan program kapsamında Kemer Köyü’nün girişinde ve birinci derece arkeolojik sit alanı içerisinde yer alan Parion Su Kemerinde çalışmalara 16.08.2018 tarihinde bitki örtüsü temizliği ile başlanmıştır.

SK 5 Plankaresi: Bitki örtüsü temizliği 3 numaralı ayak, yol kenarı ve bilgilendirme tabelaları çevresinde gerçekleştirilmiştir (Resim 84,85). 2017 yılında SK 3 plankaresi olarak nitelenen ve 3 numaralı ayağı güney ve doğu cepheleri açığa çıkaran plankarenın batısının bitişik olarak 4x5 m (KG-DB) ölçülerinde yeni bir plankare hazırlanmıştır (Resim 86). Bu plankarenin amacı, SK 3  plankaresinin tamamlayamadığı güney cephe takibi ve güneybatı köşesinin tespitine edilmesi ve bir önceki yıl tespit edilen künk parçalarının devamının bulunmasıdır. Elde edilecek sayısal ve fiziki veriler Su Kemerinin kullanımı ve Restitüsyonuna ilişkin önemli ipuçları sunacaktır.

Plankare içerisinde yapının köşesini bulmaya yönelik gerçekleştirilen çalışmalar sırasında yapılan duvar takibi ardından, plankare sınırlarının genişletilmesine karar verilmiş ve kademe kademe genişletilen plankare  5x7 m ölçülerine ulaşmıştır. Çalışmalar sonucunda yapının güney ve batı cepheleri tamamen ortaya çıkarılmış (Resim 87), yapının inşası hakkında detaylı bilgilere ulaşılmıştır.

Elde edilen verilere göre, yapı anakaya içerisine yerleştirilerek kemer altlarına gelen kesimlerinde kenetler ile birbirine sabitlenerek “U” biçiminde yerleştirilmiş rüstik bosajlı blok taşlar ile sağlamlaştırılmıştır (Resim 87,88,89). Yapının temeline ve anakayaya yakın olan kesiminde görülen bu mimari üslup yapının üst seviyesindeki üzengi taşlarına kadar sadece köşelere yerleştirilmiş olan blok taşlar ile devam etmiştir,. -1.7 m seviyeye ulaşan çalışmalar neticesinde yapılan temizlik ardından plankaredeki çalışmalar belgeleme odaklı olarak sürdürülmüş ve tamamlanmıştır.

Yapılan karşılaştırma sonrasında yapıdaki rüstik bosajlı blokların Parion Tiyatrosu ile gösterdiği benzerlik doğrultusunda ve bulunan su künklerinin tipolojisi açısından Su Kemeri’nin olasılıkla Flaviuslar Dönemi’ne veya MS 1. yüzyılın 2. yarısına ait olduğu düşüncesi oluşmuştur.

SK 4 Plankaresi: 2017 kazı sezonunda çalışmalarına başlanan ve Su Kemeri’ne ait ikinci ayağın sınırlarını belirlemeye yönelik çalışmaların gerçekleştirildiği plankarede çalışmalara bu ayağın üst seviyedeki sınırlarını bulmaya yönelik olarak devam edilmiştir (Resim 90). Bu bağlamda ayağın güney kesiminde duvar takibi yapılarak ilerleme kaydedilmiş ve kemerin farklı bir kemerli katına ait olan beş adet in-situ konumdaki üzengi taşları tespit edilmiştir (Resim 91). Yapının ikinci ayağı ile üçüncü ayağı arasında görülen kemer başlangıcı ile bu üzengi taşlarının ilişkili olduğu düşünülmektedir. Üzengi taşlarının kemerin kilit taşı seviyesi üzerinde olması değerlendirildiği zaman bu taşların işlevsel olmaktan ziyade, görsel amaçlı yerleştirildikleri düşünülmektedir (Resim 92). Çalışmalar sırasında yapının üzerinde temizlik çalışmaları gerçekleştirilerek yapının iç özüne ait harçlı moloz mimari kısmen ortaya çıkarılmıştır (Resim 93).

SK 6 Plankaresi: SK 4 Plankaresinin zamanında bitirilemeyeceği anlaşılmış ve çalışmalar üzengi taşlarının tespit edilmesi ardından bırakılmıştır. Bu sebeple 1. ayak ile 2. ayak arasında 1. ayaktan 2 m mesafede, 1x1.5 m ölçülerinde bir sondaj yapılmasına karar verilmiştir (Resim 94). Gerçekleştirilen çalışmalar sırasında -1.5 m derinliğe ulaşılmış ve harçlı moloz yapıdaki mimariye ulaşılmıştır (Resim 95). Alanın darlığı sebebi ile bu mimarinin işlevi anlaşılamamıştır.

Çalışmaların ardından Parion Su Kemeri’nin mevcut hali resimlerde görüldüğü gibidir (Resim 96,97).

Çalışmalar sırasında ele geçen buluntular arasında; pişmiş toprak künkler, seramik parçaları, cam parçaları, demir kenet, demir çiviler ve terracotta obje (ağırşak?) yer almaktadır.

 

  1. Sondaj 10

Parion Antik Kenti’nin merkezi bölgesinde yer alan ve Odeion’un doğu-güneydoğu tarafında yer alan 41 parsel numaralı zeytinlik içerisinde bulunan yapı için muvafakat belgesi alınarak yapı 2017 kazı sezonunda kazılmaya başlanmıştır.  Roma Dönemi’ne ait olan yapının işlevini belirlemek ve mimarisini ortaya koymak üzere kazı çalışmalarına 2018 kazı sezonunda da devam edilmesine karar verilmiştir. 2017 kazı sezonunda tek plankare ile (4476523-505934 plankaresi) kazı çalışmaları gerçekleştirilmiş olan yapıda, 2018 kazı sezonunda dört plankare ile çalışmalara devam edilmiştir.

28.06.2018 tarihinde yapıda bitki örtüsü temizliği yapılarak kazı çalışmalarına başlanmıştır (Resim 98). Kazı çalışmaları ilgili plankarelere göre aşağıdaki gibidir.

505927.108 - 4476528.296 Plankaresi (2 Numaralı Plankare): 2 numaralı plankare yapıya ait iri molozların kazı çalışmalarına imkan tanımaması sebebi yapının kuzey cephesinde duvar takibine yönelik olarak başlanmıştır (Resim 99). 05.07.2018 tarihinde İÇDAŞ A.Ş. tarafından gönderilen vinç yardımı ile yapıya ait iri molozlar (Resim 100,101) kaldırılarak yapının kuzeyinde, sektörü çevreleyen tel çit içerisine yerleştirilmiştir[1]. 2.5x8 m ölçülerindeki plankare içerisinde gerçekleştirilen çalışmalar sonucunda yapının kuzey cephesine dik olarak gelen bir duvar tarafından ayrılmış iki ayrı mekan tespit edilmiştir.

Mekanlardan batıda bulunanın içerisinde freskli sıva kırıntıları gözlemlenmiş ve bir adet stucco parçası[2] bulunmuştur (Resim 102). Bu mekanda yapının ikinci girişine ait olan geçiş alanını kapatan ve olasılıkla MS 4. yüzyıla ait olan özenli ancak harçsız bir moloz duvar ve bu duvarın her iki tarafında yapının duvarlarına bitişik olarak yapılmış destek duvarları tespit edilmiştir. Destek duvarlarının geçiş alanını kapatan duvardan farklı olarak harçlı bir şekilde yapılmış olması onların kısmen önceki bir evreye ait olduğunu göstermektedir. Mekanın tabanı opus signinum yatak harcına sahip olmakla beraber üzerinde mermer kaplama elemanlarının olduğu ele geçen bazı in-situ örnekler eşliğinde anlaşılmıştır (Resim 103). Mekan içindeki taban, plankarenin batı kesiminde tahrip olmuş şekilde bulunmuştur.

Doğuda bulunan mekan ise yine opus signinum yatak harcına sahip olmakla birlikte çok tahrip olmuş bir şekilde bulunmuştur (Resim 104). Bu mekandaki önemli bulgulardan bir tanesi yapının kuzey cephesi boyunca devam ettiği düşünülen su kanalının çökmüş kapakları tarafından izlenmesi ve bir diğeri ise bu kesimde cam üretimi artıklarından oluşan bir kontekstin bulunmuş olmasıdır.

Plankare içerisindeki bir diğer bulgu ise yapıya dik olarak birleşen duvar üzerrindeki yatay delik ile bu deliğin bitişiğindeki üç sıra tuğladan oluşan opus testacum duvar örgüsü içerisindeki ortada bulunan tuğlaların düzenli bir şekilde tahrip edilerek bir oluk formuna getirilmesi ve 505930.345 - 4476523.448 Plankaresi içerisindeki apsisin merkezindeki açıklığa uzanmasıdır (Resim 104).

505930.345 - 4476523.448 Plankaresi (3 Numaralı Plankare): 2017 yılında çok küçük bir kısmı tespit edilen yapının apsisli kısmını ortaya çıkarmaya yönelik çalışmalara 06.07.2018 tarihinde başlamıştır (Resim 105). 4x4 m ölçülerindeki plankarede +13.10 m seviyede 1.85 m (K-G), 2.2 m (D-B) ve 0.07 m’ye ulaşan kalınlıktaki bir kireç kuyusu ortaya çıkarılmıştır (Resim 106). Belgelenerek kaldırılan kireç kuyusu ardından +12.09 m seviyede apsisin zeminine ait opus signinum yatak harcı ortaya çıkarılmıştır (Resim 107). Apsis duvarları boyunca dikey mermer kaplama elemanlarına ait in-situ parçalar yanı sıra tabandaki yatak harcı üzerinde taban kaplamasına ait izler gözlemlenmiştir (Resim 107). Apsisin güney kesiminde ise 2017 yılı çalışmaları sırasında (4476523-505934 plankaresi) yapının kuzeyinde tespit edilen su kanalının devamı izlenmiş ve bu kanalın güneyinde taban altından in-situ bir adet su künkü tespit edilmiştir (Resim 107).

505927.483 - 4476525.015 Plankaresi (4 Numaralı Plankare): 24.07.2018 tarihinde yapının ikinci (batı) kemerini ortaya çıkarmak için sınırları belirlenen plankare içerisinde çalışmalara başlanmıştır (Resim 108). Moloz tabakasının kaldırılmasından sonra ikinci kemerin duvarına ait olduğu düşünülen ancak sonradan Geç Bizans Dönemi’ne ait olduğu anlaşılan harçsız bir kuru duvar tespit edilmiştir (Resim 109). Bu duvarın etrafının açılması sonrasında Roma yapısı üzerine bindirildiği anlaşılan duvar belgelenerek kaldırılmıştır (Resim 110). Devam eden kazı çalışmaları sonucunda +12.19 m seviyede mermer bir zemin kaplamaları, payandalar ile çevrelenmiş bir kapı eşiği, kapakları çökmüş bir su kanalı ve opus signinum yatak harcı tespit edilmiştir (Resim 111). Taban kaplamaları yanı sıra korunmuş dikey kaplama elemanlarına ait parçalar da bulunmuştur (Resim 112).

505939.581 - 4476526.282 Plankaresi (5 Numaralı Plankare): 4x1.5 ölçülerinde yapının kuzeydoğu köşesinde belirlenen plankare yapının köşesini ve olasılıkla buraya bağlanan bir mekan duvarını tespit etmeye yönelik olarak hazırlanmıştır (Resim 113). Plankarede gerçekleşen çalışmalar yapının opus spicatum duvar örgüsünü tamamen ortaya çıkaracak şekilde ve 1. tabaka ile kısmen 2. tabakası içerisinde seviye inilerek gerçekleştirilmiştir (Resim 114,115). +15.68 m seviyesinde başlanan çalışmalar tespit edilen duvarın batısında +14.28 m ve doğusunda ise +14.68 m seviyesinde bırakılmıştır.

Yapının ve alanın geneline bakıldığı zaman dört tabakası bulunan yapının büyük bir kamusal yapının, ortasında merkezi apsisli bir niş yanlarına yerleştirilmiş iki adet kemerden oluşan giriş alanı olduğu düşünülmektedir.

Yapıda görülen tabakalanmaya bakacak olursak, 1. Tabaka MS 12. yüzyıl sonrası - Günümüz; 2. Tabaka MS 9.-12. yüzyıllar; 4. Tabaka MS 4.-6. yüzyıllar, 5. Tabaka MS 2.-3. yüzyıllar arasına tarihlenir. 

Yukarıda tarih aralıkları verilen tabakalar içinde 3. tabaka, bünyesinde yapının tahribatına ait en çok veriyi sunması yanı sıra kireç kuyularını barındırması, 4. tabaka ise yapının son kullanım evresini sunması açısından önem arz etmektedir.

Çalışmalar sırasında ele geçen arkeolojik buluntular arasında; seramik parçaları, cam parçaları, kemik parçaları, kemik objeler, pişmiş toprak kandil, demir objeler, bronz objeler, stucco parçası, pişmiş toprak künk parçaları, tuğla ve kiremit parçaları yanı sıra mermer kaplama plakalarına ait parçalar ve 17 adet sikke bulunmaktadır.

Çalışmalar sonucunda alanın durumu hava fotoğrafındaki gibidir (Resim 116).

 

  1. Sondaj 11-1 (Akropol)

2018 kazı sezonunda Parion Antik Kenti sit sınırları içerisinde ve, bugün Kemer Köyü Burunucu mevkii olarak anılan ve  kentin akropolü olduğu düşünülen alanda bulunan 795 nolu parselde, yüzeyde görülen bir sütundan ve önceki kazı sezonlarında gerçekleştirilen arkeojeofizik çalışmalarından yola çıkarak kazı yapılması amaçlanmıştır.

Bu amaç doğrultusunda, Sondaj 11-1 (Akropol) olarak adlandırılan alanda, sözü edilen bu sütun baz alınarak 3x3 m lik sondaj çalışması başlatılmıştır (Resim 117). Birinci sütun parçasının kuzeybatısında ikinci bir sütuna rastlanılmıştır (Resim 118). Çalışmalar sırasında plankarenin kuzeybatı sınırında toprakta yanık izleri saptanmıştır. Bu alanda kayda geçen seramikler Klasik, Hellenistik ve Roma Dönemlerine tarihlenmektedir. Birinci sütunun kuzeybatı köşesinde bir erkek figüre ait heykel parçası kayda geçmiştir (Resim 119). Seviye inme çalışmaları devam ederken değişen malzemeninve toprak yapısının farklılığından dolayı 4. tabakada çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Bu tabakada çok sayıda farklı boyutlarda mermer plaka parçası,  çatı ve mezar kiremit parçası, tuğla parçaları, az sayıda renkli duvar sıvası örnekleri kayda geçmiştir. Alanda yapılan seviye inme çalışmaları sırasında plankarenin kuzeydoğusunda ve güneybatısında 25.38 m seviyesinde mermer kaplama zemine ulaşılmıştır (Resim 120). Çok sayıda çatı kiremidi, hayvan kemikleri ve farklı ebatlarda mermer parçaları kayda geçmiştir. 2. sütunun doğusunda mimari blok bulunmuştur.. Zemine ulaşılması sonrasında 4. tabakada çalışmalara, plankare genişletmesiyle devam edilmiştir. 25.38-25.05 m seviyeleri arasında, sütunların oturduğu düzlemi tespit etmek amacıyla dip sondaj çalışması yapılmış olup, çalışma sonrası sütunların anakaya üzerine yerleştirilen devşirme mimari blokların üzerinde yükseldiği tespit edilmiştir.

Sondaj 11-1 (Akropol) alanında 3x3 lük plankarede devam eden kazı çalışmalarına, geç dönem zemine ulaşılması ve elde edilen buluntular doğrultusunda alanın 3x5 olarak kuzey doğu – güney doğu yönünde genişletilmesi ile devam edilmiştir. Çalışmalar devam ederken , seviye ölçümleri yapılarak alanın deniz seviyesinden yüksekliği belirlenmiştir. Çalışmalar sırasında 3. sütun olarak adlandırılan sütunun kuzey kısmındaki kesitte muhtemelen Roma Dönemi’ne tarihli olduğu düşünülen bir adet heykel başı (portre) açığa çıkarılmıştır (Resim 121). Aynı alanın güneyinde doğu-batı doğrultulu rastgele gömüldüğü düşünülen 20-25 yaşlarında olduğu tahmin edilen iskelet parçaları antropologlar tarafından kaldırılmıştır (Resim 122). Plankarenin güneydoğusunda 3. sütun olarak adlandırılan sütuna bitişik olarak açığa çıkarılan geç dönem duvarı ile karşılaşılmış ve duvar belgelenerek kaldırılmıştır (Resim 123). Seviye inme çalışmalarının devamında doğu-batı doğrultusunda uzanan duvarın tabanına ulaşılmıştır. Zeminin tahrip olduğu saptanan alanında yapılan temizlik çalışmalarında nizami bir şekilde yerleştirildiği düşünülen MS 3. yüzyıla tarihli Kapitan II tipinde amphora boynu ve oluk görünümlü çatı kiremitleri tespit edilmiştir (Resim 124).

Sondaj 11-1 (Akropol) alanında devam eden çalışmalarda, plankare boyutları 5x5 m yapılarak bir önceki gün kısmen ortaya çıkarılan duvarın bulunduğu alanda seviye inilerek devam edilmiştir. Seviye inme çalışmaları sırasında ortaya çıkarılan duvarın güney yönüne doğru devam ettiği ve doğu-batı doğrultulu başka bir duvarla kesiştiği gözlemlenmiştir. (Resim 125). Duvarın yüksekliği 52 cm, genişliği ise 54 m dir. Aynı zamanda daha önceki çalışmalarda ortaya çıkarılan sütunların bulunduğu bölümde, seviye inilerek bu alandaki sütunların zeminin ortasında mimari bloklar üzerine oturtturulduğu tespit edilmiştir. Sütunların altında kaide görevi gören bu mimari blokların oturduğu yer ise ana kaya olarak saptanmıştır (Resim 126).

İlerleyen günlerde 5x5 m lik çalışma alanın güneydoğusundaki seviye inme çalışmalarına 2. tabakada devam edilmiştir. Kuzey-güney doğrultulu duvara bitişik geç dönem eklentili doğu-batı doğrultulu, toprak dolgu ve moloz taşlarla yapıldığı saptanan duvarın, belgelenmesi sonrası kaldırılma işlemi gerçekleştirilmiştir (Resim 127). Bu alanda devam ettikçe kuzey-güney doğrultulu duvarın doğusunda yürütülen çalışmalarda, 3. tabaka olarak belirlenen seviye aralığında ana kayaya ulaşılmıştır (Resim 128). Bu tespit sonucunda çalışmalar duvarın batı kısmında devam ettirilmiştir (Resim 129). 3. tabakada güneye doğru yapılan çalışmalarda tabakanın, daha önce çalışılan kuzey ve kuzeybatıdaki kesitlere göre daha geniş bir aralığı kapsadığı görülmüştür. Bu alanda seviye inme çalışmaları sırasında 4. tabakaya ulaşılmıştır.  Sondaj 11-1 (Akropol) plankaresinde zemine ulaşma amacıyla gerçekleştirilen seviye inme çalışmalarına kuzey-güney doğrultulu duvarın batısında devam edilmiştir (Resim 130). Burada yapılan çalışmalarda alanın zemini tahrip olmuş vaziyette açığa çıkartılmıştır (Resim 131).

Sondaj11-1 (Akropol) sektöründe 2018 sezonu içerisinde yapılan çalışmalar, alanın mimari çizimleri yapılarak (Resim 132) ve kazı alanının güvenliğini sağlamak amacıyla geçici kapatma işlemi gerçekleştirilerek 18.07.2018 tarihinde sonlandırılmıştır (Resim 133).

Sondaj 11-1 (Akropol) alanında, 2018 sezonunda gerçekleştirilen çalışmalarda, 2 adet heykel parçası, 18 adet sikke, 68 adet kemik obje, 12 adet metal obje, 9 adet terracotta figürin parçası, 5 adet amphora parçası, 3 adet kandil, 1 unguentarium, 17 adet cam obje parçası, 1 adet mermer taş kap parçası, çok sayıda çatı kiremidi, çok sayıda mermer plaka parçası, cam eser parçaları ve farklı formda Arkaik, Klasik, Hellenistik ve Roma Dönemlerine tarihli seramik parçaları da ele geçmiştir.

 

  1. Arazi Restorasyon ve Konservasyon

Parion Antik Kenti 2018 yılı kazı sezonu içerisinde planlanan alanlarda önleyici ve etkin koruma uygulamaları gerçekleştirilmiştir. Bu uygulamalar kapsamında temizlik, yatak harcı yenileme, bordür, derz, sıva sağlamlaştırma, enjeksiyon, drenaj uygulaması, taş yapıştırma ve kış mevsimi kapatma uygulamaları yer almaktadır. Bu alanların dışında acil müdahale gereken yerlerde gerekli önleyici koruma yöntemleri uygulanmış, söz konusu alanların durumu stabil hale getirilmiştir.

Arazide yapılan restorasyon ve konservasyon uygulamalarının amacı; bir sonraki kazı sezonuna kadar geçen sürede mevsim şartlarına bağlı oluşabilecek tahribatlara karşı önleyici koruma yöntemlerini uygulamaktır. Mevsimlerin neden olacağı olası tahribatlar şunlardır:

1) Yağmur/kar suyunun orijinal harcı aşındırarak yok etmesi.

2) Rüzgârın taşıdığı bitki tohumlarının boşluklara yerleşip o boşluklarda gelişmeleri sonucunda köklerin yaratacağı bozulmalar.

3) Gece gündüz sıcaklık farkının yaratacağı donma – çözülme olayının harçlarda oluşturacağı tahribat.

Uygulamada kullanılan harç malzemeleri ve oranları:

Bordür Harcı

1) 3 maşrapa dere kumu

2) 3 karton bardak taş tozu

3) 3 kapak okra sarısı pigment / 1 kapak kahverengi pigment

4) 3 maşrapa kireç kaymağı

Roma Hamamı, Agora ve Dükkanlar, Odeion, Güney-Tavşandere Nekropolisi, Yunan Haçı Planlı Kilise ve Yamaç Hamamı’nda genel ve detaylı temizlik işlemi gerçekleştirilmiştir. Bitki oluşumları bağ makası ile kesilmiş, toz ve toprak birikimi yumuşak uçlu fırçalar ile detaylı olarak temizlenmiştir.

9.1. Odeion

Kış kapatma uygulaması kontrollü bir şekilde kaldırılmıştır (Resim 134-135). Caveadan başlanarak orkestraya kadar bitki temizliği ile birlikte genel temizlik yapılmıştır. Orkestra non-iyonik deterjan (bitkisel) ile sabah, öğle ve akşam olmak üzere periyodik olarak silinmiştir (Resim 136).

Mermer plakalarda parça arama bulma işlemleri sırasında bulunan her bir plaka için ayrı bir numaralandırma yapılmış ve yapıştırmaya hazır hale getirilmiştir (Resim 137).

 Duvar sıvalarına enjeksiyon harcı uygulanarak sağlamlaştırılmış ardından bordür uygulanmıştır (Resim 138).

Geçen kazı sezonunda antik kenet yöntemi ile yerlerine yerleştirilen mermer plakaların bisturi ile mekanik temizliği yapılmıştır (Resim 139-140).

Sahne bölümünün güney paradosunda ve orkestra bölümünde kazıda bulunduğu mevcut haliyle koruma altına alınan mermer zemindeki çökme ve kalkmalar belgelenerek ve numaralandırılarak, kırık olan bütün parçalar kontrollü bir şekilde yerinden kaldırılmıştır (Resim 141). Kırık parçaların tüm kenarları bistüri ve tel fırça ile temizlenmiş; temizlenen parçalar sırasıyla kireç harçla yerine yerleştirilip plastik tokmak ile sabitlenmiştir (Resim 142-144). Harç ile yerleştirme uygulamasının ardından önce bordür daha sonra derz dolgusu yapılmıştır (Resim 145-146).

Odeion kapatma uygulaması: Orkestrada kapatma uygulaması için ilk olarak orkestranın tamamını örtecek şekilde jeotekstil serilmiştir (Resim 147). Ardından kuzey paradostan başlanarak 30 cm kalınlığında dere kumu serilmiştir (Resim 148-149). Son olarak ise kumun üzerine 10 cm kalınlığında çakıl serilmiştir (Resim 150).

9.2. Roma Hamamı

Duvar sıvasında kalker temizliği için %15 oranında EDTA çözeltisi hazırlanarak lokal olarak sıva üzerine uygulanmış ve mekanik temizlik yapılmıştır (Resim 151). Geçtiğimiz yılda apoditeriumun doğusunda yapılan sondaj sonucu tespit edilen ve bu sezon kazısı yapılarak ortaya çıkarılan mozaik zemin üzerinde bulunan toprak tabakası mala, spatül ve yumuşak uçlu fırça ile kontrollü bir şekilde kaldırılmıştır (Resim 152). Mozaik ortaya çıkarıldıktan sonra bordür uygulaması yapılmıştır (Resim 153-154). Bordür uygulaması yapılan mozaiğin daha sonra su ile temizliği yapılmıştır (Resim 155-156).

Taban mozaiğinde kapatma uygulaması: Mozaik, mermer seviyesi ile aynı seviyede olduğundan 25 cm kalınlığında kumun serilebilmesi için çevresi tuğlalar ile örülerek yükseltilmiştir (Resim 157). Ardından mozaikli alanın tamamı jeotekstil ile örtülmüştür (Resim 158). Sonrasında batı duvarından başlanarak doğu duvarına doğru 20 cm kalınlığında dere kumu serilip ardından kumun üzerine 10 cm kalınlığında elenmiş toprak serilmiştir. (Resim 159). Tesviye edilen kumun üzerine 10 cm kalınlığında çakıl serilmiştir (Resim 160-161). Bu uygulama ile kış mevsimi için taban mozaiği koruma altına alınmıştır.

9.3. Yamaç Hamamı

Apodyterium bölümündeki sıvalarda bordür uygulaması yapılmıştır (Resim 162-163). Arkası boş olan sıvalara enjeksiyon harcı uygulanmıştır (Resim 164). Apodyterium bölümündeki duvarın örgü sırasında parça kaybı olduğu gözlemlenmiş ve kireç harcı ile güçlendirme uygulaması yapılmıştır (Resim 165-166).

Caldarium ve laconicum bölümünde yer alan künk parçalarının mekanik temizliği yapılmış, kırık olan parçalar epoksi reçine ile yapıştırılmıştır (Resim 167-168). Yapıştırılan künkler yerlerine sabitlemek için harç ile dolgulanmıştır (Resim 169).

Apsisli piscinanın doğusunda ortaya çıkarılan cochiapesto  zemin döşemesi ortaya çıkarıldıktan sonra bordür uygulaması yapılmıştır (Resim 170).

Cochiapesto kapatma uygulaması:Zemin döşemesi bulunduğu konum itibari ile üç tarafı duvar ve dolgu toprak ile kapalı olduğu için  sadece ön tarafından iki sıra tuğla ile yükseltilmiştir. Alanın tamamı jeotekstil ile kapatıldıktan sonra 20 cm kalınlığında dere kumu serilerek koruma altına alınmıştır (Resim 171).

9.4. Oda Mezarlar

Geçen kazı sezonu ortaya çıkarılan ve önleyici koruma kapsamında kapatılan iskeletlerin üzerindeki kum tabakası kontrollü şekilde kaldırılmıştır (Resim 172-173).

9.5. Güney-Tavşandere Nekropolisi

Geçtiğimiz yıllarda kazısı yapılarak ortaya çıkarılan lahitlerde biyolojik ve fiziksel sebeplere bağlı bozulmalara engel olmak amacıyla önleyici koruma kapsamında çalışmalar yapılmıştır. Bu doğrultuda öncelikle lahitin etrafı, kaidesi görünecek şekilde ortaya çıkarılmış, lahit etrafında 30 cm’lik toprak kesit bırakılmıştır (Resim 174-175). Toprak kesitin dört tarafı lahitin özgün malzemesine yakın kesme taşlarla lahitin bulunduğu seviyeye göre bir ya da iki sıra olmak üzere örülmüştür (Resim 176). Ardından taş duvar ile lahit arasında kalan toprak bölümün üzeri lahitin kaidesi açık kalacak şekilde mıcır ile kapatılmıştır (Resim 177).

9.6. Yunan Haçı Planlı Kilise

2016 yılı kazı sezonunda restorasyonu yapılmış olan kilisede, 2017 yılında iskeletler dışarıdan gelebilecek tahribatların önüne geçebilmek adına cam fanus ile korumaya alınmıştır. Sıcaklık farklılıkları ve su emilimi sebebi ile iskeletlerde yer yer bozulmalar gözlemlenmiştir. Bu bozulmaları stabil hale getirmek için koruma çalışması kapsamında drenaj uygulaması yapılmasına karar verilmiştir.

Drenaj uygulamasında ilk olarak cam fanusun kapakları dikkatli bir şekilde kaldırılmıştır. Ardından iskeletlerin üzeri çalışma sırasında oluşabilecek zararları engellemek amacıyla (toz, toprak birikimi) jeotekstil ile kapatılmıştır (Resim 178-179). İskeletler kapatıldıktan sonra fanusların etrafı 50-60 cm genişliğinde, yaklaşık olarak 1 metre derinliğinde kazılmıştır (Resim 180). Nem çıkışını kontrol altına almak için tabana 25-30 cm büyüklüğünde moloz taşlar belirli aralıklarla dizilmiş, üzerlerine ise boşluklar oluşturacak şekilde orta büyüklükte taşlar bırakılmıştır (Resim 181). Son olarak kilisede taban seviyesine denk gelecek şekilde mıcır ile örtülmüştür (Resim 182). Ardından jeotekstil kaldırılarak cam fanusun kapakları dikkatli bir şekilde kapatılarak belgelenmiştir (Resim 183).

9.7. Agora ve Dükkanlar

Agora ve dükkanlarda genel temizlik yapılmış ve duvarlarında derz dolgusu yapılmıştır (Resim 184-185).

 

  1. Parion Kazısı Laboratuvar Koruma Onarım Çalışmaları

Parion kazısı 2018 yılı çalışmalarında, Roma Hamamı, Yamaç Hamamı, Nekropol, Odeion,Kuzey Sur, Sondaj 10,  Sondaj 11, Oda Mezar 5, Su Kemeri, Beyoba Tümülüsü ve yüzey buluntuları da dâhil olmak üzere 363 bronz sikke,  213 adet metal buluntu, 50 cam buluntu, 55 seramik buluntu, 127 kemik buluntu, 83 terracotta, 9 taş/mermer buluntu ve 20 heykeltraşlık eser olmak üzere toplamda 920 adet buluntunun koruma onarım çalışmaları tamamlanmıştır.

Koruma onarımdaki amaç; buluntulara en az zararı vererek tanımlanmasına olanak sağlamaktır. Çalışılan tüm buluntuların belgelemesi üzerinde ehemmiyetle durulmuş ve çalışmalar sonucunda raporlama yapılmıştır. Buluntuların gelecek yıllara sağlıklı olarak aktarılması sağlamak amacıyla konservasyon çalışması titizlikle yürütülmüştür.

10.1. Bronz Sikke ve Bronz Buluntular Üzerindeki Bozulmalar

Kazı çalışmalarında ele geçen sikkeler üzerinde yoğun ve yumuşak toprak tabakası oluşumuyla birlikte genel olarak bakır klorür, bakır oksit ve bakır karbonat oluşumları gözlemlenmiştir.

Genel olarak kondisyonları sağlam olan bronz sikkeler üzerindeki patina tabakaları ince olup kimi sikkelerde hiç bulunmamaktadır (Resim 186A-B).

Bronz objeler üzerinde aktif ve aktif olmayan bakır klorür, bakır oksit ve bakır karbonat oluşumları gözlemlenmiştir. Tüm ya da kırık olarak ele geçen bronz objelerde zayıf patina tabakasına rastlanmıştır (Resim 187).

10.2. Bronz Sikke ve Bronz Buluntuların Koruma Onarmı

Buluntular üzerindeki toprak tabakası kontrollü olarak bisturi ile kaldırılmıştır. Toprağı kaldırılan buluntuların mikroskop altında bisturi ve seyrek olarak cam elyaf kalem kullanılarak ayrıntıları temizlenmiştir.

Ayrıntı temizlikleri biten nitelikli buluntulara BTA (Benzatriazol) uygulanarak mevcut korozyonun pasivazyonu sağlanmış ve yüzeylerinde koruma tabakası oluşturulmuştur. BTA’dan alınan buluntulara Paraloid B-72 çözeltisi seyreltik olarak uygulanarak oksijenle bağlantıları kesilmiş ve korumaya alınmıştır.

BTA işlemi görmeyen buluntular da Paraloid B-72 uygulanarak koruma altına alınmıştır.

10.2.1. BTA (Benzatriazol) Uygulama Prosedürü

%3 olarak hazırlananır.

BTA ethanol içerisinde çözdürülür.

Mümkünse vakumlu desikatör içinde vakum altında 24 saat bekletilerek uygulanır.

Vakumlu desikatör yokluğunda cam kavanozlarda hava almayacak şekilde 24 saat bekletilerek uygulanır.

Cam kavanozdan alınan buluntular bir süre kuruması için bekletilir.

10.3. Demir Buluntular Üzerindeki Bozulmalar

Demir buluntular üzerinde genel olarak gözlemlenen demir oksit oluşumları, çatlak korozyonu ve kabuk atlı korozyon oluşumudur. Demir çabuk bozulan bir metal olduğundan kazılarda ele geçen demir buluntular da düşük kondisyonlu olarak ele geçmektedir.

10.4. Demir Buluntuların Koruma Onarımı

Yüzeydeki toprak tabakası bisturi yardımı ile alındıktan sonra, düşük devirde dramel kullanılarak bozulmanın sertlik derecesine ve buluntunun mekanik dayanımına göre farklı özelliklerdeki uçlarla bozulma buluntu üzerinden uzaklaştırılır. Bu işlem kontrolsüz olduğundan buluntunun mekanik dirence dayanımını iyi gözlemlemek gerekir. 

Temizlik işleminden sonra asetonda %3 oranında çözdürülen Paraloid B-48N demir yüzeyine uygulanarak atmosferle bağlantısı kesilir ve uygun sıcaklık ve nem de depolanmasına özen gösterilir.

10.5. Cam Buluntuların Koruma Onarımı

Onarımı yapılan cam eser üzerinde gökkuşağı bozulması ve genel olarak irizasyon gözlemlenmiştir.  Yüzey hassas durumda olduğundan  %50 oranında alkol:saf su karışımına pamuklu çubuk daldırılarak cam parçaların yüzeyleri temizlenmiştir (Resim 188).

10.6. Kemik Buluntuların Koruma Onarımı

Ele geçen kemik buluntular üzerinde toprak tabakası ve seyrek olarak kalker  görülmüştür ve bu tabaka %50 oranında alkol:saf su karışımı ile pamuklu çubuk yardımıyla temizlenmiştir. %2 oranında seyretilmiş Paraloid B-72 uygulanarak koruma tabakası oluşturulmuştur (Resim 189).

10.7. Seramikve Terracotta Buluntuların Koruma Onarımı

Ele geçen seramik buluntular genelde kalkerli yüzeye sahiptir. Zayıf veya kuvvetli ve sert kalker oluşumları çok yoğun olmadığı sürece buluntuya mekanik veya fiziksel baskı yapmadığından zarar vermez. Yalnız bezemeli, boyalı, figürlü bir obje ise ayrıntıların görülmesini güçleştireceğinden seramik yüzeye zarar vermeden obje üzerinden kaldırılabilir. Seramik gözenekli bir yapıya sahip olduğundan asitli kimyasalların kullanımından kaçınılmalıdır.

Boyalı ve bezemeli seramikler zarar görebileceği düşüncesi ile yıkanmamış, %50 alkol:saf su karışımı ile temizlenmiştir. Temizliğe başlanmadan önce boya kayıplarının olup olmadığı küçük alanlarda test edilmiş ve birçok parçada boya kaybının olmadığı görülmüş, temizlik işlemine devam edilmiştir.

Kırık olarak ele geçen seramik parçaları eşleşiyorsa Paraloid B-44 ile %40 oranında aseton ile hazırlanan çözeltiden elde edilen yapıştırıcıyla birleştirilir.

Yüzeyde kabuklanma var ise, seramik az pişmiş ve dökülmeler mevcut ise veya boyalı, figürlü bir yüzeye sahip ise, depo koşulları olmasında gerekenden sıcak ve nemli olacaksa seramik yüzeye %2 oranında Paraloid B-72 emdirilir eğer yetersiz kalacak ise oran %5 e kadar çıkartılabilir (Resim 190).

Eksik parçaya sahip olan seramik buluntular 2/3 oranında tamamlanabiliyorsa alçı tümleme yapılabilir. Tercihen cidarlardan 0.5 cm aşağıda veya eşit yükseklikte olmalıdır. Uygun renge akrilik boya ile boyanarak işlem tamamlanır.

Kırık olarak ele geçen terracotta buluntular aseton ile hazırlanan %50 oranında Paraloid B-44 ile birleştirilmiştir. Daha iyi bir sonuç almak için yapıştırılan kısımlara ahşap kenetler uygulanmıştır (Resim 191).           

10.8. Taş ve Mermer Buluntuların Koruma Onarımı

 Taş ve mermer buluntular üzerinde yoğun olarak kalker oluşumları gözlemlenmiştir. Genelde kırık ve eksik parçalı olarak ele geçirilmiştir.

Buluntuların temizlenmesinde mekanik yöntemlerin seçilmesine özen gösterilmiştir. Kavitron ve dramel buluntuların ihtiyacına göre farklı uçlar ile kullanılarak kalker oluşumları mümkün olduğunca buluntu yüzeyinden uzaklaştırılmıştır. Mekanik işlemlerden sonra akan su da veya atomize su püskürtme cihazı kullanılarak buluntular yıkanmış ve temizleme işlemleri sonlandırılmıştır (Resim 192).

Kırık olan buluntuların yapıştırılmasında farklı yöntemler kullanılmıştır. Boyut olarak küçük ve ağırlık olarak düşük olan buluntular 30 min epoksi kullanılarak yapıştırılmıştır. Büyük boyutlu ve daha ağır olan buluntuların yapıştırılmasında araldit tercih edilmiştir.

10.8.1. Paraloid B-72 ve Paraloid B-48N Uygulama Prosedürü

%3 olarak hazırlanır.

Paraloid B-72 aseton içerisinde çözdürülür.

Koruyucu film tabakası oluşturmak için kullanılır.

Yumuşak fırça veya daldırma yöntemi ile uygulanır.

Dikkat edilmesi gereken husus eser üzerinde parlak bir tabaka oluşturmamasıdır, bu sebeple oranına dikkat edilmelidir.

Fotoğraf ile yapılacak olan belgeleme PB-72 uygulamasından önce yapılırsa daha iyi sonuçlar alınacaktır.

10.9. Depolama

Metal ve cam objeler ethafoamda açılan yuvalara yerleştirilir, ethafoam ve obje arasına ara yüzey oluşturmak için tyvek kullanılmıştır.

Sikkeler boyutlarına göre özel olarak hazırlanmış dolaplarda muhafaza edilmektedir.

Seramikler duruş yönüne göre ethafoam ile taban oluşturularak saklanmaktadır. Gerektiğinde asitsiz kağıt kullanılarak desteklenmektedirler.

Genel olarak nem alma silika jeller ile sağlanmaktadır. Depoda güvenli bir şekilde yerleştirilmiş olan nem alma cihazı kullanılmaktadır. Kontrolü depo dışından sağlanmaktadır.

10.11.Koruma Onarımda Kullanılan Malzemeler

Stereo Zoom Mikroskop, Sicco Star Desikatör, Vakumlu Desikatör, 3, 4no bisturi sapı, 10, 15, 21 no bisturi ucu,0.3, 0.5 uçlu cam elyaf kalem ve uçları, Dramel 4000 ve uçları, Kavitron, Micro Motor, Ph Ölçer, Hassas Tartı, Dişçi alçısı, Akrilik boya, Samur fırça, Ethanol, Aseton, Saf Su, BTA, PB-72, PB-44, PB-48N 

  1. Harita Mühendisliği

2018 yılında çalışmalar ağırlıklı olarak 1. derece sit alanı içerisinde mevcut olan sektörlerin haritalandırma ve belgelemesine yönelik gerçekleşmiştir. Buna dayalı olarak öncelikle İÇDAŞ’dan temin edilen sabit alıcılı CORS ile Hızlı Statik Yöntem kullanılarak kente ITRF96 datumunda poligon ağı dağıtılmıştır (Resim 193). Daha sonrasında ise oluşturulan bu poligon ağı kullanılarak sektörlerde detay alımları yapılmıştır. Detay alımları yapılan alanlarda yeterli bindirme oranları hesaplanmış ortofotoluk çift grid güzergah uçuşları gerçekleştirilmiştir. Yapılan uçuşların ardından Pix4dmapper programında alanların hem 3D modelleri, hem de ortofotoları oluşturulmuş oldu. Oluşturulan ortofotolar NetCAD programında altlık olarak kullanıldı ve kent planının oluşturulması için gerekli çizimler yapılmıştır. Bunların dışında sektörlerde gün sonu hava fotoğrafları alınmıştır.

Sektörlerde ayrıca yapılan çalışmalar şu şekildedir;

Odeion’un  ITRF96 datumunda oluşturulacak karelaj ağına oturtmak için detay alımı yapılmış (Resim 194), yeni karelajlı çizimi tamamlanıp sektör sorumlusuna teslim edilmiş (Resim 195), ortofotosu oluşturulmuştur (Resim 196). Ayrıca 2018 yılında kazılan 1. tonoz çizimleri yapılmıştır (Resim 197-198). Bunların dışında sahne duvarı üzerindeki mermer plakaların belirtildiği bir kesit çizimi yapılmıştır (Resim 199-200).

Roma Hamamı’nın ITRF96 datumunda oluşturulacak karelaj ağına oturtmak için detay alımı yapılmış (Resim 201), yeni karelajlı çizimi tamamlanıp sektör sorumlusuna teslim edilmiş (Resim 202), ortofotosu oluşturulmuştur (Resim 203).

Yamaç Hamamı ITRF96 datumunda oluşturulacak karelaj ağına oturtmak için detay alımı yapılmış (Resim 204) ve yeni karelajlı çizimi tamamlanıp sektör sorumlusuna teslim edilmiştir (Resim 205). Ortofotosu oluşturulmuştur (Resim 206).

Sondaj 11-1 ITRF96 datumunda oluşturulacak karelaj ağına oturtmak için detay alımı yapılmıştır (Resim 207). Yeni karelajlı çizimi tamamlanıp sektör sorumlusuna teslim edilmiştir. (Resim 208). Ortofotosu oluşturulmuş (Resim 209). Kuzey yönünde iki sütunu da karşıdan gören, kuzey-güney yönünde uzanan duvarı karşıdan gören ve duvarın zıttı yönünde tek sütunu gören üç adet kesit alınmıştır (Resim 210-213).

Beyoba Tümülüsü ITRF96 datumunda oluşturulacak karelaj ağına oturtmak için detay alımı yapılmış (Resim 214), Yyeni karelajlı çizimi tamamlanıp sektör sorumlusuna teslim edilmiştir (Resim 215). Ortofotosu oluşturulmuş (Resim 216), iki boyutlu dik çizimi ve oluşturulan model üzerinden mezar odası içerisindeki lahitin iki boyutlu dik çizimi, mezar odası batı ve ön dış cephe çizimleri, mezar odası güney yönlü iç kesit çizimi ve dromosun kısa cephesini kesen ön ve arka kısmı için kesit çizimleri tamamlanmıştır (Resim 217).

Oda Mezarlar yeni karelajlı çizimi tamamlanmıştır (Resim 218).

Sondaj 10 ITRF96 datumunda oluşturulacak karelaj ağına oturtmak için detay alımı yapılmıştır (Resim 219). Yeni karelajlı çizimi tamamlanıp sektör sorumlusuna teslim edilmiş (Resim 220), ve ortofotosu oluşturulmuştur (Resim 221).

Nekropol yeni karelajlı çizimi tamamlanıp sektör sorumlusuna teslim edilmiş (Resim 222) ve ortofotosu oluşturulmuştur (Resim 223).

Kuzey Sur ITRF96 datumunda oluşturulacak karelaj ağına oturtmak için detay alımı yapılmış (Resim 224) ve ortofotosu oluşturulmuştur (Resim 225).Yeni karelajlı çizimi tamamlanıp sektör sorumlusuna teslim edilmiştir (Resim 226).

Bunların dışında Agora ve Dükkanlar, Tiyatro ve Su Kemeri için gerekli veriler alınmıştır. Kazı sonrasında veriler işlenip kazı arşivine yüklenecektir.

 

  1. Çizim ve Belgeleme Çalışmaları

2018 yılı kazı sezonu boyunca çeşitli dönemlere ve formlara ait seramik parçaları, kandil parçaları, unguentariumlar, ağırşaklar, metal eserler, cam eserler, kemik eserler, künk parçaları ve çatı kiremiti parçalarının çizim ve belgeleme çalışmaları tamamlanmıştır. Eş zamanlı olarak 2018 yılı öncesi Agora-Dükkânlar, Su Kemeri, Yamaç Hamamı, Roma Hamamı, Odeion ve Güney-Tavşandere Nekropolis sektörlerindeki kazılarda açığa çıkarılan Roma Dönemi su künkleri, MÖ 3.-MS 11. yüzyıllara tarihlendirilen amphoralar, MÖ 1.-MS 6. yüzyıllara tarihlenen kemik parçaları, kandil ve Roma Dönemi cam parçalarının çizim ve belgeleme çalışmaları da bitirilmiştir. Bunların yanı sıra 2018 yılı çalışmalarında ele geçen envanterlik ve etütlük mahiyetteki eserlerin ve lisansüstü tezler kapsamında çalışılan buluntuların çizimleri tamamlanmıştır.  Çizim ve belgeleme çalışmaları kapsamında öncelikle buluntuların çizimleri yapılarak, Munsell kataloğundan astar, boya ve hamur renkleri belirlenip, daha sonraki aşamada ise mikroskop yardımıyla hamur katkı maddeleri incelenerek mika, kalker, kum, kireç, taşcık gibi parçacıkların hangi miktarda bulunduğu hakkında bilgiler verilmektedir. Buluntular üzerinde gerekli yerlerde gölgelendirme yapılarak eserler üzerindeki bezemelerin ve ince detayların daha rahat bir şekilde anlaşılmasına olanak sağlanmıştır.

Çizim ve Belgeleme Çalışmaları 2018 Yılı Sayısal Verileri; Metal Eserler: 195, Hellenistik Dönem Seramiği: 111, Ağırşak: 46, Taş-Mermer Kap: 37, Roma Dönemi Seramiği: 104, Beyoba Tümülüsü (2018 çeşitli buluntular): 67, Oda Mezarı (2018 çeşitli buluntular): 17, Künk Parçaları: 38, Cam Eserler: 165, Kandil Parçaları (Tüm Sektörler): 171, Arkaik-Klasik Dönem Seramikleri: 278, Roma Hamamı 2018 çeşitli buluntular: 7, Kemik Eser: 500, Amphora: 261, Kiremit: 3   Toplam çizilen buluntu sayısı:  2000

 

  1. Antropoloji Çalışmaları

03.07.2018 tarihinde Roma Hamamının batı duvarında bulunan iskelet çıkarılmıştır. Bireyin genç erişkin kadın olduğu tespit edilmiştir (Resim 227). 03.07.2018 tarihinde depoda bulunan geçmiş yıllarda çıkarılmış olan iskeletleri incelemek üzere depodan çıkarılmış, yıllara göre tasnif edilerek temizleme işlemlerine başlanmıştır. 04.07.2018 tarihinde 2017 yılından çıkarılmış olan iskeletlerin temizlenme işlemleri sürdürülmüştür. 05.07.2018 tarihinde ise Oda Mezar-5 içerisindeki iskeletlerin çıkarılması işlemlerine başlanmıştır (Resim 228). İlk olarak mezar içindeki iskeletlere birey numaraları verilmiştir. Akabinde 2 numaralı bireyin çıkarılması işlemlerine başlanmıştır. 06.07.2018 tarihinde 2 numaralı ve 3 numaralı bireyler üzerindeki çalışmalar sürdürülmüştür. Kazı evine dönüldüğünde ise daha önce temizliği yapılan iskeletlerin onarılma işlemleri yapıldıktan sonra kaldırılmıştır. 07.07.2018 tarihinde ise 5 numaralı bireyin göğüs hizasında gözyaşı şişesine rastlanmıştır (Resim 229). Parion 2018 kazı dönemi 2. Hafta kazı çalışmaları 09.07.2018 tarihinde Oda Mezar-5’te sürdürülmüştür. Kazı çalışmaları mezar içinde karışık halde bulunan iskeletlerin bireylerin tespit edilmesiyle başlanmıştır. Oda mezar içindeki haftalık çalışma mezarın güneyinde (giriş kısmında) sürdürülmüştür (Resim 230). 09.07.2018 tarihindeki çalışma 1-2-4 numaralı bireyler üzerinde yoğunlaşmıştır. Bireylerin cinsiyeti erkek olarak tespit edilmiş olup yaşları erişkin olarak belirlenmiştir. 10.07.2018 tarihinde 1-4-5-6 ve 7 numaralı bireyler üzerinde çalışmalar sürdürülmüştür. 5 ve 7 numaralı bireylerin genç erişkin kadın olduğu tespit edilmiştir. 6 numaralı bireyin ise cinsiyeti henüz belirlenememiştir. 11.07.2018 tarihinde çalışmalar 1-4-5-7-8 numaralı bireyler üzerinde sürdürülmüştür. 8 numaralı bireyin erişkin bir kadın olduğu belirlenmiştir. Ayrıca 5 numaralı bireyin yakınlarında bebeğe ait iskelet parçalarına rastlanmıştır. 7 numaralı kadın bireyin göğüs hizasında bronz kolye ucuna ve boncuklara rastlanmıştır. Boncukların ikisi altındır (Resim 231-232). 12.07.2018 tarihinde 5-7-9-10 numaralı bireyler üzerinde çalışmalar sürdürülmüştür (Resim 233). 15 numaralı bireyin bacak kemiğinin alt kısmında cam koku şişesine rastlanmıştır (Resim 234). 5 numaralı bireyin etrafından boncuklar çıkmaya devam etmiştir. Yine boncukların iki tanesi altındır. 10 numaralı bireyin alt kısmından ise sikke bulunmuştur. Sikke araştırmacılar tarafından MS 3. yüzyıla ait olduğu belirtilmiştir (Resim 235). 13.07.2018 tarihinde 5-7-9-12 numaralı bireyler üzerinde çalışmalar sürdürülmüştür (Resim 236). 5 numaralı bireyin alt kısmında bir adet kolye ucu ve boncuk bulunmuştur (Resim 237) 14.07.2018 tarihinde 4-9-12-13 -14-15 numaralı bireyler üzerinde çalışmalar sürdürülmüştür (Resim 238). 7 nolu bireyin altında, 14 nolu bireyin tibiasının yanında altın küpe ve 13 tane boncuk çıkmıştır ve boncukların biri altındır. 15 nolu bireyin pelvis yakınlarında gözyaşı şişesi çıkmıştır (Resim 239). 16.07.2018’de 12 numaralı bireye ait vertebralar, costa, sağ humerus, clavicula, sağ radius, sol scapula; 15 numaralı bireye ait sol Radius, ulna, sağ humerus; 2 numaralı bireyin sağ humerusu ve 14 numaralı bireyin sağ femuru, sağ tibiası ve sol patellası çıkarılmıştır (Resim 240). 17.07.2018’de 7 numaralı bireye ait boncuk bulunmuştur. 14 numaralı bireye ait sol ulna ve Radius çıkarılmıştır. 12 numaralı bireye ait sağ scapula çıkarılmıştır. 18.07.2018’de 14 numaralı bireye ait vertebra, sternum, costa çıkarılmıştır; bu bireyin vertebrasının altından bir adet yüzük ve gözyaşı şişesi çıkmıştır (Resim 241). 16 numaralı bireyden kolye ucu çıkarılmıştır (Resim 242). 17 numaralı bireye ait cranium ve tohum çıkmıştır. 6 numaralı bireye ait mandibula çıkmıştır. 18 numaralı bireye ait çocuk kemikleri çıkarılmıştır. 19.08.2018’de 17 numaralı bireye ait karışık kemikler ve bu kemiklerin yanında 6 adet boncuk çıkmıştır. 19 numaralı bireyden bir adet çivi ve mandibulasının yanından bir adet sikke kayda geçmiştir (Resim 243). 20 numaralı bireye ait femur parçalarının yanında izole altın küpe (Resim 244-245) ve iki adet izole boncuk çıkarılmıştır. 20.07.2018’de 12 numaralı bireyin parmak kemiği, 14 numaralı bireyin tibiasının yanında çıkan altın küpenin eşi bulunmuştur. 19 numaralı bireyin yanında kırık vertebralar, humerus parçası, coxae parçası, femur ve kırık tibia çıkmış, bu kemiklerin yanında sikke, gözyaşı şişesi ve çivi çıkmıştır. 20 nolu çocuk bireye ait kırık femur ve tibia; 21 numaralı bireye ait kırık sağ ve sol humeruslar; 22 numaralı çocuk bireye ait pelvis ve humerus parçaları; 23 ve 24 numaralı çocuk bireylere ait kırık tibia parçaları; 25 numaralı kadın bireye ait kırık tibia, fibula ve parmak kemikleri ayrıca bu bireye ait yüzük; 26 numaralı bebeğe ait kemik parçaları çıkarılmıştır. 21.07.2018’de 27 numaralı bireye ait cranium ve mandibula çıkarılmıştır 24 yada 23 numaralı bireylerden birine ait olan göz yaşı şişesi çıkarılmıştır. 25 nolu bireyin bilek ve parmak kemikleri çıkarılmıştır. Doğu duvarı yakınlarından henüz birey numarası verilmemiş yerden gözyaşı şişesi çıkarılmıştır. 23.07.2018’de 30 numaralı erkek bireye ait sağ-sol humeruslar, sol ulna, sol Radius, costae parçaları çıkarılmıştır (Resim 246). 31 nolu kadın bireye ait cranium ve sağ humerus, 32 numaralı çocuk bireye ait costae parçaları çıkarılmıştır. 25.07.2018’de 30 numaralı bireye ait cranium, 33 numaralı bireye ait femur, tibia, fibula, ulna ve radius çıkarılmıştır (Resim 247). 26.07.2018 de 33 numaralı bireye ait sacrum, costa, sağ coxa, sol humerus; bu bireyin pelvisinden bir adet bebek dişi çıkmıştır. 27.07.2018 de 33 numaralı bireye ait sağ clavicula, 34 numaralı bireyden altın küpe çıkarılmıştır (Resim 248). 28.07.2018 de 23 numaralı bireye ait kemik parçaları çıkarılmıştır. Güney-Tavşandere Nekropolisi’nde TSM 6’nın altında M1 numaralı bireyin femur, tibia ve ayak bilek ve parmak kemikleri çıkarılmıştır. Bu bireyin üst vücut kemikleri daha önceki çalışma döneminde alınmıştır. 30.07.2018 tarihinde Parion Antik Kenti Oda Mezar 5’in üst seviyesinden 2017 yılında çıkarılan 1 numaralı bireyin iskeleti temizlenmiştir. 31.07.2018’de Birey 35 in vücut iskeletleri (cranium, mandibula, throcalvertebrae, sol femur, fibula,tibia,calcaneus ve talus-ayak parmak kemikleri) çıkarıldı. Sol mandibula tarafında M3 hizasında bir adet sikke (Resim 249), tibianın proximal hizasında sikke (Resim 250) ve femurun proximal kısmında bir adet bilezik (Resim 251) ele geçmiştir. Birey 36’nın üst seviyesinde ve yanında bulunan izole kemikler toparlanmıştır. 01.08.2018’de erişkin kadın olan Birey 36’nın craniumu, kırık sağ humerusu, sağ ve sol kırık femurları, sağ tibia parçası ve sol kırık tibiası ve calcaneusu çıkarılmıştır (Resim 252). Birey 36’nın sağ humerusunun alt seviyesinden bir adet sikke bulunmuştur (Resim 253). Birey 37 sadece bir adet craniumdan oluşmaktadır. Erkek yetişkin bireye ait olan iskelet kaldırılmıştır. Birey 38 tespit edilmiş etrafı temizlenmiştir. Femurlarının proximal kısımlarına yakın alt seviyede bir adet yüzük bulunmuş ve çıkarılmıştır (Resim 254). 02.08.2018’de 39 numarası verilen bireyin craniumu temizlenip kaldırılmasıyla başlanmıştır. Daha sonra birey 38’in etrafı temizlenmiştir. Temizleme sırasında bireyin sağ claviculanın sonunda, craniumun sağ tarafında ve bireyin son throcal vertebrasının geleceği hizada olmak üzere toplam üç adet sikke bulunmuş ve çıkarılmıştır (Resim 255). Birey 38 (cranium, sağ clavicula, lumbal vertebrae, costae parçaları, sol coxae, femur sağ-sol ikisi de kırık, patella sağ-sol sağlam, tibia sağ-sol kırık, humerus sağ kırık) tamamen hazır hale getirilip fotoğraflama işlemi gerçekleştirildikten sonra kaldırılmıştır. Birey 40’a ait cranium, sağ humerus ve sol claviculası temizlenmiş ve kaldırılmıştır. 03.08.2018’de 41 numaralı bireyin etrafı açılmıştır. Craniumun alt hizasında 2 adet sikke bulunmuş ve çıkarılmıştır (Resim 256). Mezarın kuzey batı köşesinde temizleme işlemleri aşamasında bir adet bronz obje bulunmuştur (Resim 257). İskelet çıkarıldıktan sonra mezarın zemini düzeltilmiş (Resim 258), çıkan topraklar elenmiştir. Toprak elemesi sırasında bir adet küpeye benzer bir obje ve 3 adet boncuk bulunmuştur. 04.08.2018’de Parion Antik Kenti Oda Mezar 5 kazısında çıkarılan toprak elenmiştir. Alan temizlenerek kazı çalışmaları sonlandırılmıştır.

06.08.2018 tarihinde Parion Antik Kenti Roma Hamamı 1365-1260 açmasında bir mezar bulunmuştur. Bu mezarda Batı-Doğu doğrultusunda elleri çapraz biçimde birleştirilerek gömülmüş çocuk iskeleti (M-7) çıkarılmıştır (Resim 259). İskeletin korunma durumu ortadır. Sağ femurunun distal hizasında bir adet deniz kabuğu, ayakucunda bir adet çivi (Resim 260), bir adet unguentarium parçası ve sol kulak hizasında bir adet bronz küpe (Resim 261) çıkarılmıştır.

07.08.2018 tarihinde nekropolde 1545-2290 L 5’in doğusunda tahrip olmuş iskelet 2’ye ait cranium çıkarılmıştır. Mastoid ve orbitallere göre kadın birey ve diş aşınmasına göre erişkin diyebiliriz (Resim 262).

07.08.2018-10.08.2018 tarihleri arasında Oda Mezar 5’ten çıkarılan iskeletlerin ve Roma Hamamı’ndan 2015 ve 2017 yıllarında çıkarılmış olan iskeletlerin temizleme işlemleri yapılmış, yaş ve cinsiyet tayini rapor edilmiştir (Resim 263). 11.08.2018 tarihinde temizleme ve demografik analiz işlemleri tamamlanan Roma Hamamı iskeletlerinin fotoğraf çekimleri yapılmış (Resim 264), 2017 yılında Nekropolde Mezar 210’dan çıkarılmış olan iskeletin temizleme işlemleri yapılmıştır.

13.08.2018 tarihinde BeyobaTümülüsünden gelen iskeletlerin temizleme işlemiyle çalışmalara başlanmıştır. Çıkarılan iskeletler değerlendirildiğinde iki farklı bireye ait inhumasyon gömü (Resim 265-266), bir bireye ait kremasyon gömü olduğu (Resim 267) ve hayvan kemiklerinin karışık bir biçimde (carnivor, ruminant, rodent, kuş) gözlemlenmiştir (Resim 268-269).

14.08.2018 tarihinde temizlenen BeyobaTümülüsü iskeletlerinin onarımları yapılarak fotoğraflanmış ve laboratuvara götürülmek üzere hazırlanmıştır. Öğleden sonra Parion Antik Kenti Güney Nekropolü’nde TSM 13’ün güney köşesinde bir adet mezar bulunmuştur (Resim 270). Mezar 221’de doğu batı doğrultusunda uzanmış olan iskeletin craniumundanpelvisine kadar toprak yapısı sebebiyle korunamamıştır ancak femurlardan itibaren iyi korunmuştur. İskeletin elleri pelvis üzerinde, dorsal biçimde gömülmüştür. Bireyin sağ humerus üst seviyesinden bir adet lekytos ve sternumun üst seviyesinden bir adet bronz iğne çıkarılmıştır. Erişkin kadın bireye ait iskeletin fotoğrafları çekilip ölçümleri alındıktan sonra mezardan toplanarak çalışmalara son verilmiştir.

15.08.2018 tarihinde Parion Antik Kenti Oda Mezar 5’in üst seviyesinden 2017 yılında çıkarılmış iki farklı bireye ait craniumlarn temizlik çalışması yapılmıştır.

16.08.2018 tarihinde temizlik işlemi bitmiş olan 2 farklı bireye ait craniumun onarımları yapılmıştır. Öğleden sonra restorasyon ve koruma ekibiyle birlikte Yunan Haçı Planlı Kilise’ye gidilerek iskeletlerin korunma durumu değerlendirilmiştir.

17.08.2018 tarihinde Parion Antik Kenti Sondaj 10/ M1’den 2017 yılında çıkarılan kiremit içerisindeki fetüs toplanmıştır. Kazı evinin deposundan 2017 yılında çıkarılmış olan iskeletler toparlanarak Çorum Hitit Üniversitesi Antropoloji Laboratuvarı’na götürülmek üzere hazırlanmıştır. Öğleden sonra PTL1 kodlu iskeletin temizlik işlemleri yapılarak antropolojik çalışmalara son verilmiştir.