PARİON ANTİK KENTİ KAZI, RESTORASYON VE KONSERVASYON

2015 SONUÇ RAPORU

GÜNEY NEKROPOLİS (27.07.2015-31.08.2015)

Parion Güney Nekropolisi’nde, 2015 yılı kazı çalışmaları, nekropolisin bugüne kadar açılan kuzey kısmının, batı uzantısının tamamen ortaya çıkarılması amacıyla, alanın batısında yer alan; 1530-2295, 1530-2300, 1535-2295, 1535-2300, 1535-2305 ve 1525-2300 numaralı açmalarda gerçekleştirilmiştir (Resim 1, 2).

1530-2300 numaralı açmada 8. 55 m derinlikten itibaren seviye inme çalışmalarına başlanmış (Resim 3); alanda parçalanarak dağılmış vaziyette girlandlı bir lahite ait tekne paçaları ile üzerinde “Ailesi ve çocukları için yaptırılmış ve başkalarının mezara zarar vermesi halinde şehir veznesine ceza ödemesi” ifadesi yer alan ve yazı tipine göre MS. 2. yüzyıl sonu - 3. yüzyıl başına tarihlenen bir başka lahite ait tekne parçaları ele geçmiştir (Resim 4).  Lahit tekne parçalarının üzerindeki kepçe izlerinden de anlaşıldığı üzere, alanın 2004 yılında yapılmak istenen okul inşaatı temel kazma işleminde dağıtıldığı belirlenmiştir. Devam eden çalışmalarda, bu lahit parçalarının 1525/1535-2300 nolu açmaya doğru genişlediği görülmüş ve açmanın doğusunda 1x5 m genişliğinde cep açılarak parçaların tamamı ortaya çıkarılmıştır. Ölçüleri alınarak fotoğraflanan bu lahit teknesi parçaları Güney Nekropolis’de mezar taşlarının konulduğu alana taşınmıştır (Resim 5). Aynı açmada, 7. 89 - 6. 41 m derinlikte de, bir mezar steline ait olduğu düşünülen parçalar (Resim 6) ile bu aralıkta,  7. 48 - 7. 05 m derinlikte, üst-orta kısmında harçlı moloz taş dolgunun kullanıldığı, mermer ve kum taşı bloklu basamaklardan oluşan, AM4 olarak numaralandırılan anıt mezar veya lahit podyumu (Resim 7),  AM4’ ün doğusunda 7 - 6. 41 m derinlikte, üzerinde 11 kenet yeri bulunan üst sırası tamamen kaldırılmış, üç basamaktan oluşan bir stel podyumu olduğu düşünülen yapı belirlendi (Resim 8).  AM4’ ün güneyinde ve 1525/1530- 2300 numaralı açmalar içerisinde, 6. 21 m derinlikte üzeri üç kumtaşı plaka ile kapatılmış, M201 olarak adlandırılan mezar açılmıştır. Mezar kuzeydoğu-güneybatı eksenli yerleştirilmiş olup, en az iki ya da üç kez kullanıldığı gözlemlenmiştir (Resim 9). Mezar içerisinde, orta kısmı taşlı iki kolye ucu, uç kısmına bronz halka geçirilerek yapılmış küçük bir deniz kabuğundan oluşan bir diğer kolye ucu, aşırı korozyonlu bir bronz sikke, bir altın küpe ve bir kandil ele geçmiştir (Resim 10) .  1525/1530- 2300 nolu açmada 8. 55- 6. 27 m derinlikte, 11 adet korozyonlu bronz sikke, üzerinde akik taşından ayakta duran giyimli bir kadın figürü yer alan altın bir yüzük, bir bronz halka yüzük ile Hellenistik ve Roma Dönemlerine ait seramik parçaları ve birkaç terrakotta figürin parçası ele geçen diğer buluntulardır (Resim 11) .

Alanda çalışılan bir diğer açma olan 1535- 2300 nolu açmada 8. 50- 7. 80 m arası derinlikte yapılan çalışmalarda,  yukarıda bahsedilen stel podyumunun doğusunda, 4 basamaktan oluşan, üzerinde kuzey kısmında iki kum taşı plaka dikili olan, AM5 olarak numaralandırılan anıt mezar belirlenmiştir (Resim 12).  Bu Anıt Mezarın batı tarafında, mezarın üçüncü basamağını tahrip ederek yerleştirilen M193 olarak numaralandırılan kiremit mezar, kafatası ve gövde üst yarısı aşırı tahrip olan yetişkin bireye ait iskelet ile kırık ve eksik parçalı iki cam unguentarium ve aşırı korozyonlu bir bronz sikkeden oluşan ölü hediyelerine sahiptir (Resim 13). M193 kaldırıldıktan sonra AM5’in batısındaki çalışmalarda bir tek kulplu testi ele geçmiştir (Resim 14) .

            Güney bölümde, 1535-2305 numaralı açmada, yüzey seviyesi olan, 8. 45 m derinlikten itibaren başlanan çalışmalarda, 7. 30- 6. 50 m derinlikte kapağı olmayan ( olasılıkla 2004 okul inşası temel kazısı sırasında tahrip edilen), L7 olarak numaralandırılan girlandlı bir lahit tespit edilmiştir (Resim 15).  Lahit teknesinin içi kapak seviyesine kadar moloz taş ve toprak dolu olan mezarın iç kısmındaki bu dolgu kaldırıldığında, lahit teknesinin batı kısmına üst ütse yığılmış ve aşırı tahrip olmuş, üç bireye ait kemiklerin olduğu gözlemlenmiştir. Bu kemiklerin alt kısmında MS 2 yüzyıla tarihlenen iki kandil, eksik ve kırık parçalı bir unguentarium ve bir tek kulplu kaptan oluşan ölü hediyeleri ele geçmiştir (Resim 16) . L7 numaralı lahdin doğusunda tespit edilen tahrip olmuş vaziyette olduğu belirlenen lahit podyumunun da bu mezara ait olduğu ve yine temel hafriyat çalışmalarında tahrip edildiği anlaşılmıştır (Resim 17) .

            Kuzey kısımdaki,1530-2295 numaralı açmada önceki dönem çalışmalarında bırakılan, 7. 95 m derinlikten itibaren yapılan çalışmalarda 8 mezar tespit edilmiştir. Bu mezarlardan, 7. 92 m derinlikte belirlenen,  İçbükey Semerdam Kiremit Mezar tipinde olup kiremitleri kısmen tahrip olmuş ve çocuk mezarı olduğu anlaşılan M196 içerisinde aşırı tahrip olmuş ve erimiş iki terrakotta figürine ait parçalar ile aşırı korozyonlu bir bronz sikke, aşırı tahrip olmuş bir kandil, kırık bir tek kulplu kap ve çocuk oyuncağı olduğunu düşünülen bronz bir zil ve çıngırak ya da düdük olabileceği düşünülen bronz halka ve kurşun saplı metal bir obje ele geçmiştir (Resim 18). Aynı açmada devam eden çalışmalarla 7. 72 m derinlikte tespit edilen M194 ise, birincil kremasyonun uygulandığı, Düz Semerdam Kiremit Mezar tipinde olup, bazıları kırık toplam 9 pişmiş toprak unguentarium, 1 cam unguentarium ile kırık ve eksik parçalı bir kandil den oluşan ölü hediyelerine sahiptir (Resim 19, 20). Aynı gömü uygulamasına ve mezar tipine sahip olup, inhumasyon gömünün uygulandığı, Ahşap Tabut Mezar tipindeki M197 tarafından tahrip edilen M195 nolu mezar (Resim 21içerisinden tek kulplu testi, kırık ve eksik parçalı  unguentarium ve kemik obje parçaları ele geçmiştir (Resim 22). 6. 82- m derinlikte yer alan, doğu- batı doğrultu M197 numaralı mezarda ise gövde üst yarısı aşırı tahrip olmuş ve dağılmış bireye ait kemikler,  8’i sağlam, 5’i kırık- eksik parçalı pişmiş toprak unguentarium, bir tek kulplu testi, kırık halde bir tabak, bir kandile ait parçalar, üç parça halinde kırık bir demir strigilis, olasılıkla ahşap bir objeyi tutturma amaçlı kullanılan, raptiye boyutlarında 27 adet çivi ve ahşap tabuta ait 18 adet çivi ele geçmiştir ( Resim 23, 24).

Açmanın güney yarısında “U” biçimli duvarın iç kısmında 7. 40- 6. 91 m derinlikte yer alan, İçbükey Semerdam Kiremit Mezar tipinde bir çocuk mezarı olan M198’de (Resim 25), ortalama 85x35 cm ölçülerinde ve 20 cm derinliğinde, ahşap tabut içerisinde yerleştirilen bireyin, etrafına yerleştirilmiş vaziyette tek kulplu testi, oturan kadın figürini tipindeki biri sağlam, diğerleri ise tamamen deforme olmuş birkaç pişmiş toprak figürin, bir bronz sikke ile kiremitlerin dışında bulunan 2 Eros ve kırık bir horoz figürininden oluşan ölü hediyeleri ele geçmiştir (Resim 26, 27). Bu mezarın kuzeyinde, 7. 78 - 7. 34 m derinlikte belirlenen, Düz Semerdam Kiremit Mezar tipindeki M199’un mezar kiremitleri kırılıp içe çökmüş ve bu çökmeler iskelete baskı yaparak mezarı tahrip etmiştir (Resim 28, 29). Yine  ‘U’ biçimli duvarın iç kısmında 6. 85 m derinlikte belirlenen,  Ahşap Tabut Mezar tipinde, inhumasyon gömünün uygulandığı çocuk mezarı olan M202’de, 80x45 cm ölçülerindeki ahşap tabut içerisinde, bireyin doğu ve kuzey kenarlarına yerleştirilmiş vaziyette, bazıları aşırı tahrip olmuş, Herme, Eros, güvercin, togalı erkek ve bir meyve’den oluşan pişmiş toprak figürinler ele geçmiştir. Mezar içerisinde doğu kısımda bulunan sikke ve birkaç dişten, çocuk bireye ait iskeletin baş kısmının kuzeyde olduğu ve dişler dışında kemiklerin tamamen eridiği anlaşılmıştır (Resim 30, 31).  Açmada 7. 30- 7. 20 m derinlikte kırık ve dağılmış kiremitler arasında M200/1 olarak numaralandırılan, dağılmış bir mezar daha tespit edilmiştir. Dağılmış kiremit parçaları içerisinde bir tek kulplu testi, iki unguentarium ve bir mızrak ucu ele geçmiştir ( Resim 32) .

Alanda sezonun çalışılan son açması olan, 1535-2295 numaralı açmada 7. 95 m derinlikten itibaren yapılan seviye inme çalışmalarında (Resim 33) 7. 20 - 6. 68 m derinlikte ortaya çıkarılan M200’de (Resim 34). içe çökmüş mezar kiremitleri tarafından tamamı tahrip olmuş bireyin sağ omuzunun yanında Geç Hellenistik Döneme ait iğ gövdeli unguentarium, baş kısmında ise aşırı tahrip olmuş ve dağılmış vaziyette, taç olabileceğini düşündüğümüz imitasyon takıya ait parçalar ele geçmiştir ( Resim 35) .

Çalışmalar sonunda gerekli kısımlarda destek duvarları örülmüş, alanı çevreleyen tel örgü kontrol edilerek çalışmalar sonlandırılmıştır.

            Güney Nekropolisin batı kısmında yapılan bu çalışmalarda elde edilen veriler, 2004 yılı okul inşaatı hafriyat çalışmalarında yapılan tahribatın bugün görülen yüzey seviyesinden dahi en az 3-4 m derinliğe kadar indiği ve özellikle bugünkü modern yerleşime ait evlerin sınırına kadar olan bölümde bu tahribatın çok daha yoğun olduğunu göstermiştir. Bununla birlikte 2005 yılından bu yana gerçekleştirilen çalışmalarda ortaya çıkarılan mezarlar ve elde edilen verilerin nekropolisin MS 2. yüzyılın ikinci yarısına kadar olan sürecini yansıtmasına karşın; batı kısımdaki verilerle MS 2. yüzyıl ile MS 3. yüzyılda da Anıt Mezar-Sunak ve üzerleri yazıtlı bezemeli lahitlerinde kullanıldığı zengin bir evreye daha sahip olduğunu da gözler önüne sermiştir. Bu durum özellikle MS 3 yüzyıl verilerinin ulaşılabileceği batı kısımda çalışmaların devam ettirilmesi gerektiğini de göstermiştir (Resim 36, 37).


TİYATRO (23.07.2015-11.09.2015)

2015 tiyatro çalışmalarında orkestranın bir bölümünün açılması, kuzey bölümde belirlenen açma sınırlarında caveanın gün yüzüne çıkartılması ve sahne binası güney sınırının belirlenmesi ile versuranın açığa çıkartılması hedeflenmiştir. Bu doğrultuda orkestra ve cavea için 1275- 1270, 1275- 1265, 1275- 1260, 1280- 1270, 1280- 1265, 1280- 1260 açmalarında, sahne binasının güneyinde 1280- 1295, 1285- 1295, 1290- 1300, 1295- 1300 açmalarında çalışılmıştır (Resim 38- 39).

Tiyatroda ilk çalışmalar orkestrada 2014 sezonunda bir bölümü kaldırılan geç dönem duvarının oturduğu tabakada yapılmıştır (Resim 40). Bu bölümde yürütülen çalışmalarda ele geçen Bizans seramikleri geç dönem duvarının Bizans Dönemine ait olduğunu kesinleştirmiştir. Ele geçen seramiklerin ante quem oluşturacak kesin tarihi ise yapılacak yüksek lisans tezi sonrasında netleşecektir. Bahsedilen tabakanın kaldırılmasından sonra çalışmalar 3. Tabaka seviyesinde kuzeye ve batıya doğru devam etmiştir. Bu çalışmalarda 2 adet torzo, bir kırık Herme başı ve kabartma parçası ele geçmiştir (Resim 41). Orkestrada yaklaşık 7x 15 m’ lik bir alan kazılmış ve orkestra zemininin tamamen tahrip edildiği görülmüştür. Çalışmalarda proscaenium duvarı önünde 40 cm genişliğinde üç tarafında mermer plakaların bulunduğu rigol (kanal) açığa çıkartılmıştır (Resim 42). Çalışmalar sırasında rigol içinde 2 adet sikke bulunmuştur (Resim 43). Kanalın şimdilik 6.80 m uzunluğundaki bir bölümü kazılmıştır. Bu kanal kuzeyde 1.80 m uzunluğunda harçlı zemin altına yerleştirilen künk ile birleştirilip hyposcaeniumda devam eden taş kanala bağlanmıştır (Resim 44). Bu kanalın kuzeyinde yer alan ve önceki kazı sezonlarında tespit edilen pulpituma (sahne) çıkışı sağlayan merdivenlerin kalan kısımları açığa çıkartılmıştır. Bu merdivenlerin genişliği 110- 120 cm arasında değişmektedir. Merdivenlerin doğuda proscaenium duvarına oturduğu önceki çalışmalarda bilinmekteydi; bununla birlikte bu merdivenlerin batısında da moloz bir taş duvar ile sınırlandırıldığı görülmüştür. Yeni bulunan bu duvarın genişliği 53 cm, uzunluğu 6.00 m ve korunan yüksekliği 2.00 m’ dir (Resim 45). Kazı çalışmalarında moloz taş duvarın ve merdivenlerin olduğu bölümün yaklaşık 2. 15 m batısında, 2014 kazı sezonunda üst bölümü açığa çıkartılan cavea cephe duvarının tamamı zemin seviyesine kadar kazılmıştır. Bu cephe duvarının önemli bir özelliği iyi işçilikli duvarlarının üzerinde gladiatör grafitilerinin işlenmesidir (Resim 46). Grafitiler modern dünyada olduğu gibi dönemin tanıklığını yapan çizimlerdir. Bu grafitiler de Roma Döneminde, Parion Tiyatrosunda, gladiatör dövüşlerinin yapıldığını göstermesi açısından büyük önem taşımaktadır. İki büyük mermer blok üzerinde işlenen figürler kazıma şeklinde yapılmıştır. 2’ si 2014 sezonunda bulunan 5 Gladiatör ve profilden verilen bir yüz bu grafitilerin en önemlileridir. Gladiatörler 16- 17 cm arası değişen bir yüksekliğe sahiptir. Yüz ise 8 cm genişliğinde, 17 cm yüksekliğindedir. Üstte bulunan gladiatörler birbirinden bağımsızdır. Altta bulunanlar ise mücadele öncesi bir anı anlatmaktadır. Profilden verilen yüz de bu mücadeleye tanıklık etmektedir. Bunlar dışında yarım bırakılmış ya da anlaşılmayan grafitilerde görülmektedir.

Caveada devam eden çalışmalarda caveanın oldukça tahrip edildiği, muhtemel proedrianın moloz taşlar ve devşirme bloklar kullanılarak oluşturulmuş bir duvar ile değiştirilmiş olduğu anlaşılmıştır (Resim 47). Bu duvarın 4.15 m batıya devam ettikten sonra 67 cm’lik bir girişle kuzeye yöneldiği görülmüştür. Bu duvarların planı ve işçiliği farklı dönemlerde caveada gladiatör oyunları için yapılmış değişiklikler olduğunu düşündürmektedir. Gelecek sezonlarda yapılacak çalışmalar caveadaki bu değişikliklerin nedenini daha net anlamamızı sağlayacaktır.

Belirlenen hedefler doğrultusunda kazısı yapılan bir bölümde tiyatronun güneyidir. Bu bölümün 2014 kazı sezonunda bir kısmı kazılmıştı ve mimari olarak sahne binasını taşıyan podyumun burada aynı plana sahip olduğu görülmüştü. Farklı olarak güneyde devam eden çalışmalarda kuzeyde kemerli bölümden geçiş yapılan odanın burada daha küçük olduğu ve kemerli bölüme geçişin burada yapılmadığı görülmüştür (Resim 48). Kapalı bu odanın batısında Bizans Dönemi eklentisi olan duvarın içinde devam eden çalışmalarda ise asıl mimariye ait postamentlerin kuzeyde olduğu gibi burada da korunduğu görülmüştür (Resim 49). Postamentlerden birisinin tam olarak ele geçmesi kazı çalışmalarında bulunan bazı blokların işlevini anlamamıza yardımcı olmuştur. Elde edilen bilgi ile postamentler arasına yerleştirilen parapetlerin üzerine diş sırası olan blokların geldiği anlaşılmıştır. Postamentlerin çevresinde yürütülen çalışmalarda kuzeyden farklı olarak muhtemelen üst kata çıkışı sağlayan uzunluğu ortalama 95-96 cm, yüksekliği 30 cm, genişliği ise 30 cm dir. merdivenler de ele geçmiştir (Resim 50). Kuzeyde bu bölüm bulunmamaktadır. Bu da bize Parion Tiyatrosunda temel seviyesinde bir simetrinin uygulandığını ancak yapının işlevine yönelik bazı değişikliklerin yapıldığını göstermektedir.

Kazı çalışmaları yanında tiyatro taş platformun bir bölümünde de düzenlemeler yapılmıştır. Platform alanının zeminine taşlar oynamasın diye mucur dökülmüş bloklar mimari işlevlerine göre dizilmiş ve yeni kayıt sistemlerine (3d) göre belgelemeleri yapılmıştır (Resim 51). Ayrıca blokların kazı çalışmalarında yazılan numaraları yenilenmiştir. Gelecek yıllarda bu düzenlemeye devam edilecektir.

Tiyatroda 2015 kazı sezonunda 46 adet sikke, 35 adet cam bilezik parçası, 13 adet terracotta figürin parçası, 13 adet taş kap parçası, 5 adet metal obje, 10 adet kemik toka, 3 adet mühürlü amphora kulbu, 3 adet güneş saati parçası, 1 adet olta,1 adet aplik, 1 adet kanca, 1 adet iğne,  2 adet torzo, 1 adet kırık Herme başı, 1 adet kadın kabartma parçası, 1 adet bileme taşı, 1 adet mermer tabak ve seramik parçaları ele geçmiştir.


 

ROMA HAMAMI (23.07.2015-11.09.2015)

Roma Hamamında yapılması planlanan 2015 sezonu kazı çalışmaları, 23.07.2015 tarihinde, öncelikle yapının açığa çıkarılan bölümlerinde ve çevresinde oluşan bitki tabakası ve kesit yıkıntılarının kaldırılması ile başlanmıştır (Resim 52). Bu işlemin ardından kentin birçok yerinde yapılması planlanan Jeoradar (GPR) çalışmalarına zemin hazırlamak amacıyla Roma Hamamı’nın çevresinde bitki tabakası ve moloz taşlar temizlenmiştir.

Roma Hamamı’nda geçen yıllarda yapılan kazı çalışmalarında, Praefernium, Calidarium ve Piscina bölümleri kısmen açığa çıkarılmıştır. 2015 kazı sezonunda ise bu bölümlerin tamamen açığa çıkarılmaları planlanmıştır.

Çalışmalara 1330-1250, 1330-1255, 1330-1260, 1335-1250, 1335-1255 ve 1335-1260 no’lu açmaları kapsayan Praefernium bölümünden başlanmıştır (Resim 53). Yapılan çalışmalarda bu mekanın batı duvarı açığa çıkarılmıştır. Doğu kısmında Calidarium’a açılan kuzey külhana rastlanılmıştır (Resim 54). Mekanın zemininin ise sıkıştırılmış toprak ile kaplandığı görülmüştür. 1330-1255 no’lu açmada, deniz seviyesinden 4.75 m kotta, dış bükey semerdam çatılı kiremit mezar tespit edilmiştir. Doğu – batı doğrultulu mezar, M.S. 5. yüzyıl sonrasına ait olabileceği düşünülmektedir (Resim 55). 1330-1250 no’lu açmada yapılan çalışmalarda ise etrafı düzensiz taşlarla örülen duvar ile sınırlandırılmış geç dönem kireç kuyusuna rastlanılmıştır (Resim 56).

Calidarium bölümünde ise kuzey duvarını ortaya çıkarma amacıyla 1335-1250, 1340-1250 ve 1345-1250 no’lu açmalarda seviye inme çalışmalarına başlanmıştır. Kuzey duvarda iki adet kapıya rastlanılmıştır. Doğuda bulunan kapının genişliği 1.20 m, batıda bulunan kapının genişliği ise 1.30 m olarak tespit edilmiştir. Batıda tespit edilen kapının zemini mermer plakalar ile kaplı olup, iyi şekilde korunmuş olduğu görülmüştür (Resim 57).

1335-1250 no’lu açmada, 1. tabaka olarak değerlendirilen yüzey toprağından sonra, deniz seviyesinden 4.70 m kotta yoğun olarak çıkan istiridye kabukları, 2. tabakaya geçişi sağlamıştır (Resim 58). Bu tabaka içerisinde ele geçen seramiklerin tarihlenmesi ile yapının işlevini kaybettikten sonra M.S. 5. yüzyıldan itibaren çöplük olarak kullanılma savını desteklemiştir. 3. tabakada ele geçen mermer duvar kaplamaları ve duvar sıvaları, hypocaust sisteminin üzerinde bulunan zemin yıkıntısı ile iç içe girmiştir. Aynı zamanda, bu tabaka içerisinde zemini taşıyan yuvarlak ve kare formlu tuğlalardan oluşan pilayelere rastlanılmıştır. Calidarium’un kuzeyinde bulunan kapılar altında, kemer ile geçiş sağlanarak kapı eşiklerinin ısıtıldığı görülmüştür (Resim 59).  3. tabakada, deniz seviyesinden 3.10 m kotta kırık parça olarak, üzerinde [RICI] yazıtı bulunan mermer duvar kaplaması ele geçmiştir (Resim 60). Mekânın zemininden itibaren 5 cm yüksekliğinde, mekânı ısıtmak amacıyla Praefernium’da yakılan ateşin külleri saptanmıştır. Bu kül tabakası içerisinde hiçbir veriye rastlanılmamıştır.

Diğer bir çalışma ise önceki sezonlarda kısmen açılan Piscina’nın kuzeyinde, 1350-1250 ve 1355-1250 no’lu açmalarda seviye inme çalışmaları ile sürdürülmüştür. Yapılan çalışmalar esnasında, Piscina’nın kuzeybatısında deniz seviyesinden 5.30 m kotta yivli akantus yapraklı sütun başlığı ele geçmiştir (Resim 61). Bu sütun başlığı üst yapı elemanları hakkında yorum yapmamıza büyük katkı sağlamıştır.

Piscina bölümünün kuzey duvarında, 2.60 m genişliğinde, kuzey mekâna geçişi sağlayan geniş bir kapı ortaya çıkarılmıştır. 1350-1250 no’lu açmada piscina’nın kuzeyinde yapılan seviye inme çalışmaları sırasında yoğun şekilde irili ufaklı moloz taşlara ve mimari parçalara rastlanılmıştır. Açığa çıkarılan bu mekanlarda, restorasyon çalışmalarına başlanılmıştır (Resim 62). Mekânların mimari çizimleri yapılarak fotoğrafik kayıtları alındıktan sonra 11.09.2015 tarihinde Roma Hamamı sektöründe kazı çalışmalarına son verilmiştir (Resim 63).

2015 Roma Hamamı çalışmalarında 82 adet sikke, 22 adet metal obje, 2 adet terracotta figürin parçası, 4 adet kemik eser, 5 adet ağırşak, 1 adet cam boncuk, 1 adet yazıt parçası, çok sayıda seramik ve cam parçaları ele geçmiştir.


 

YAMAÇ HAMAMI(23.07.2015-11.09.2015)

2015 kazı sezonunda Hamamın giriş bölümünü ortaya çıkarmak amacı ile denizden 16.23 m yükseklikte, 5x5 m ölçülerine ve 1515-1260 No’lu açmaya sahip alanda kazı çalışmalarına başlanılmıştır (Resim 64). Ortaya çıkarılan Vestibulum bölümünün giriş açıklığı 273 cm’dir (Resim 65). Vestibulum bölümüne ait koridorun Batı kısmında 20 cm yüksekliğinde 133 cm genişliğinde düzensiz taşlarla oluşturulmuş bir basamak bulunmakta, ayrıca koridor geç dönemde 100 cm kalınlığında 75 cm uzunluğunda ve 120 cm yüksekliğinde bir duvar ile kapatılmıştır (Resim 66). Vestibulum bölümünün zemini, mermer kaplama olup oldukça iyi bir kondüsyona sahiptir. Ayrıca kazı çalışmaları sırasında üst kotlarda Güneydoğu-Kuzeybatı doğrultusunda uzanan kısmen tahrip olmuş 140 cm uzunluğunda ve yaklaşık 10 cm çapında künklere rastlanılmıştır (Resim 67). Ortaya çıkarılan künklerin hamama ait sarnıca su taşıdığı düşünülmektedir. Vestibulumun Doğu-Batı doğrultusunda uzanan duvarına geç dönemde yaklaşık olarak 20-25 cm genişliğinde destek amaçlı taşlar örülmüştür. Açmanın güneyinde Doğu-Batı yönde uzanan 63 cm genişliğinde 485 cm uzunluğunda bir duvar kalıntısı ortaya çıkarılmıştır. Bu duvar, temelde bir boşluk içerisine oturtulmuş olup 1,5 m yüksekliğinde ve çok iyi korunmuş, yaklaşık olarak 5 cm kalınlığında bir sıva tabakasıyla kaplanmıştır (Resim 68). Daha sonraki çalışmalarda denizden yükseklik 13.80 m 5x5 m ölçülerine 1510-1260  No’lu  açmaya sahip alana kaydırılmıştır. Kazı çalışmalarında vestibulum bölümünü sınırlandıran duvarın hemen alt kısmında su kanalına rastlanılmıştır. Kanalın orta kısmında Doğu-Batı yönde uzanan 13 cm genişliğinde 181 cm uzunluğunda bir oluk yer almaktadır. Doğu yönünde bir eğime sahiptir. Zemini taş döşeme şeklinde yapılmış olan kanalın üzerinde yer alan oluktan akan suların Kuzey-Güney tarafında bulunan bölümlerden tahliye edilmekte olduğu anlaşılmıştır. Kanal, 49 cm genişliğinde 157 cm uzunluğunda 74 cm derinliğindedir (Resim 69). Kanalın güney tarafındaki bölümde amphoralar, servis tabakları, kandiller, testiler, pişirme kapları, yonca ağızlı testiler gibi çeşitli ürün yelpazesine sahip seramikler ortaya çıkarılmıştır.  Ortaya çıkan seramikler aynı konteks buluntulardır. Seramikler genel olarak MS 5-7. Yüzyıla tarihlenmektedir. Bu seramiklerden yola çıkarak bu kanalın MS 5.yüzyılda aktif olduğu öngörülebilir. Aynı zamanda kanalın zemininde bir altın sikke ele geçmiştir (Resim 70). Kazı çalışmalarına denizden yüksekliği 13.30 m olan 1505-1260  No’lu açmada devam edilmiştir. Kazıda Doğu-Batı yönde uzanan tonozlu bir yapıya sahip, hamamın ana tahliye kanalına rastlanılmıştır (Resim 71). Kanal 110 cm yüksekliğinde, 85 cm genişliğindedir. Kanalın tonozlu çatısı oldukça sağlam durumdadır. Doğu-Batı yönde uzanan duvarın Güney kısmında 49,5 cm genişliğinde 40,5 cm yüksekliğinde 485 cm uzunluğunda üzeri blok taşlarla kapatılmış ve kenarları desteklenmiş atık su kanalı ortaya çıkarılmıştır. Kanalın giriş açıklığı 40,5 cm genişliğinde olup yanlarına yerleştirilmiş olan kesme taşlar suyun geliş yönüne doğru orantılı olarak yapılmıştır(Resim 72). Bu kanalın hemen güneyinde yer alan bir diğer kanal yapısına ait kesme taşlar, kanal işlevini yitirdikten sonra, ortaya çıkarılan diğer kanalın yapımında kullanılmıştır. 1500-1260 nolu açmada kazı çalışmalarına devam edilerek atık su kanalı ve tonozlu ana tahliye kanalının doğu-batı yönde devamı ortaya çıkarılmıştır (Resim 73).Yamaç Hamamı’nda çalışmalar kanalın devamının ortaya çıkarılması için 1495-1260 no’lu açmaya kaydırılmıştır(Resim 74). Açmanın Kuzey kısmında yapılan çalışmalarda doğu-batı yönde uzanan tonozlu kanalın tamamı ortaya çıkarılmıştır. 50 cm genişliğe, 130 cm yüksekliğe ve 11 m uzunluğa sahip tonozlu kanal yapısının, doğu tarafında çok küçük bir kısmı dışında tamamen sağlam olduğu tespit edilmiştir (Resim 75). Aynı açmada yapılan çalışmalarda Kuzey-Güney yönde uzanan 38 cm genişliğe 40 cm yüksekliğe 200 cm uzunluğa sahip, tek sıra blok taşlarla sınırlandırılmış bir bölüm ortaya çıkarılmıştır (Resim 76). Sınırlandırılmış bölümde ortaya çıkarılan seramik parçalarının MS 4-6.yüzyıllar arasına ait olduğu anlaşılmıştır. Daha sonraki kazı çalışmalarında 1510-1260, 1505-1260, 1500-1260 ve 1495-1260 açmaları boyunca Doğu-Batı yönünde devam eden kanalın,  1495-1260 açmasında ‘’L’’ profili çizerek güney yöne doğru döndüğü tespit edilmiştir (Resim 77). Kanalın genişliği yaklaşık olarak 100-120 cm, yüksekliği ise 80-100 cm arasında değişmektedir. Kanalın üzeri blok taşlarla kapatılmış olup; kanalın belli bir bölüme kadar duvar örgüsünde bağlayıcı olarak harç kullanılmadığı gözlemlenmiştir (Resim 78). Aynı açmada, daha önceki yıllarda ortaya çıkarılan antik yolun üzerine geç dönemde yapıldığı anlaşılan, Kuzey-Güney yönünde uzanan 70 cm genişliğe ve 60 cm yüksekliğe sahip olan kanalın devamı ortaya çıkarılmıştır (Resim 79). Kanalın üzeri blok taşlarla kapatılmış ve bağlayıcı olarak kanalın örgüsünde harç kullanılmıştır. 1495-1260 açmasında kuzey-güney doğrultuda uzanan antik yolun devamı ortaya çıkarılmıştır (Resim 80). Antik yolu sınırlandıran istinat duvarı devam etmekte olup 90 cm genişliğinde ve 60 cm yüksekliğindedir (Resim 81). Antik yolun belli bölümlerinde fonksiyonel kabarmaların mevcut olduğu görülmüştür (Resim 82). Bu kabarmaların fonksiyonlarının anlaşılması amacına yönelik çalışmalar gelecek sezonlarda gerçekleştirilecektir. Antik yol, yağmur sularının drenajını sağlamak amacıyla hafif eğimli, iç bükey formda yapılmıştır. Hamamın güney tarafındaki çalışmaların tamamen sona ermesinden sonra çalışmalar hamamın kuzey sınırını belirlemeye yönelik olarak kuzey tarafa kaydırılmıştır. 2014 kazı sezonunda kazısı tamamlanmamış, 15.87 m yüksekliğe ve 5x5 m ölçülerine sahip olan 1510-1240 no’lu açmada çalışmalara devam edilmiştir. Arazinin eğiminden dolayı basamaklı olarak seviye inme çalışmalarına yapılmıştır(Resim 83). Kazı süresinin tamamlanması sonucunda kazı çalışmalarına son verilmiş, tüm alan tekrar telle çevrilerek kapatılmıştır.

Parion Yamaç Hamamı 2015 çalışmalarında 1’i altın, 70 bronz sikke, 6 adet kemik obje, 11 adet terrakotta parçası, 4 adet mimari parça, 30 adet metal obje ele geçmiştir.


 

ODEION (23.07.2015-12.09.2015)

Parion Odeionu 2015 yılı çalışmalarında öncelikli hedef, yapının sahne binası dış cephesinin ve yapıyı çevreleyen analemma duvarının tamamen ortaya çıkarılması olarak belirlenmiştir. Bu doğrultuda, sahne binasının güney sınırının açılması için, yapının güney doğu dış kısmında (Resim 84 / 1 Nolu Kısım); yapının iç mekânlarının tamamen açılması için, kuzey kısımdaki üç tonozdan, batıdaki 1 nolu tonoz (büyük tonoz) (Resim 84 / 2 Nolu Kısım) ve bu tonozun hemen doğusuna bitişik 2 nolu tonuzun iç kısmında (Resim 84 / 3 Nolu Kısım); son olarak da yapının oturtulduğu yamacın üst kısmında yapıyı çevreleyen analemma duvarının tamamen açılması için, batı kısımda (Resim 84 / 4 Nolu Kısım) kazı çalışmaları gerçekleştirilmiştir.

            Yapının sahne binası güney doğu dış kısmındaki 1 nolu çalışma alanında 2014 yılı çalışmalarında kısmen ortaya çıkarılan moloz taş duvarlı geç dönem yapısının iç kısmındaki moloz yığını kısmen kaldırıldıktan sonra kuzey ve batı duvarlarının içe doğru şevli olmaları ve duvarlarının iç kısımlarının oldukça tahrip olduğu da göz önünde bulundurularak ortalama 10.30 m seviyeden itibaren iç kısmı bırakılmıştır (Resim 85). Devam eden çalışmalarda ortalama 8 m derinliğe kadar inilerek; güney yarısı kesit içerisinde kalan bu yapının doğu batı doğrultulu kuzey duvarı tamamen, kuzey-güney doğrultulu batı ve doğu duvarları ise  kısmen belirlendi. 2015-1 Nolu Moloztal Duvarlı Yapı olarak adlandırılan bu yapının en yüksek kısmı ortalama 2. 50 m yükseklikte olup, iç kısmındaki toprak alınmayarak yapı şimdilik koruma altına alınmıştır. Yapınn iç kısmında ve etrafında, yoğunlukla 2. ve 3. Tabakadan olmak üzere, MS 3. yüzyıl ile MS 10. yüzyıl aralığına tarihlenen amorf seramik parçaları, metal bir kemer tokası, bir kemik toka parçası ile bir kaç korozyonlu bronz sikke dışında buluntu ele geçmemiştir. Özellikle 2. Tabakadan ele geçen seramik parçaları, sikkeler ve yapının duvar tipi de göz önünde bulundurularak, yapının MS 5-10. yüzyıl aralığına tarihlendiği düşünülmektedir (Resim 86). Bu kısımdaki çalışmalar sonucunda sahne binası ön cephesinin güneydeki sekizinci ve son payandası ile analemma duvarının güney batı köşe kısmı da tamamen belirlenerek bu kısımdaki çalışmalar sonlandırılmıştır (Resim 87).

            İkinci çalışma alanı olan 1 nolu tonozun iç kısmında 13.40 m derinlikten itibaren başlanan çalışmalarda ortalama 40-50 cm’lik seviye aralıklarıyla 6 katman halinde seviye inme çalışmaları gerçekleştirilmiştir (Resim 88-89). Bu çalışmalarda tonozun güney yarısında parçalı vaziyette ele geçen kuş figürlü, boyalı sıva parçaları ile genel olarak MS 2-9. yüzyıl aralığına tarihlenen amorf seramik parçaları, Arkaik Döneme ait, üzerlerinde savaşçı veda sahnesi ve spor oyunlarının betimlendiği iki Attika siyah figür kylixine ait parçalar,  iki metal kapı tokmağı, küçük top boncuk biçimli bronz obje, kırık bir kemik kaşık parçası, korozyonlu bir bronz sikke ve birkaç terrakotta figürin parçası ele geçmiştir (Resim 90-91). 1 nolu tonozun iç kısmında yaklaşık 10.50 m derinliğe kadar inilen çalışmalar sonunda, tonozun kuzey yarıda kısmen ana kaya üzerine oturtulduğunu, mekana kuzey doğusundaki pencere benzeri açıklık dışında herhangi bir girişin olmadığı, dolayısıyla, orijinal kullanım evreleri içerisinde herhangi bir işlevsellik kazandırılmadığı anlaşılmıştır (Resim 92).   

Yapının kuzeyindeki 3 nolu çalışma çalışma alanı olan, 2 nolu (orta) tonozun kuzeyinde, analemma duvarında açılmış ve sonradan kapatılmış olan kemerli kısmın işlevini belirlemek için 12,80 m derinlikten itibaren seviye inme çalışmaları gerçekleştirilmiştir (Resim 93). Tonozun kuzey yarısında ortalama 12 m derinliğe kadar inildiğinde, kuzey analemma duvarının iç kısımda ortalama 12.50 m seviyeden itibaren kalınlaştığı ve kemerli kısmında kapatıldığı belirlenmiştir (Resim 94). Kemerli kısmın bu çıkıntılı kısımdan itibaren son bulduğu belirlendikten sonra, 2 nolu (orta) tonoz içerisinde 12 m derinlikte, bu sezonluk çalışmalar sonlandırılarak, yapının batı kısmında analemmanın belirlenmesi için tüm ekip bu alana yönlendirilmiştir.

         Yapının batısındaki yamacın üst kısmında analemma duvarının ortaya çıkarılması için ilgili görselde belirtilen 4 nolu kısımda, kuzey batıdan itibaren çalışmalara başlanılmıştır (Resim 95).  Bu alanda kuzeyden güneye doğru, analemmanın batı-dış kısmı ile doğu-iç kısmında 19.70-17.80 m arası seviyede gerçekleştirilen çalışmalarda,  iç kısımda basamak sırası izlerinin bitiminden analemma duvarı iç kısmına kadar olan 2-2.50 m’lik kısımda yangın katmanı içerisinde mermer kaplama levhası parçaları belirlenirken (Resim 96); dış kısımda ise yine yangın katmanı içerisinde, bol miktarda, üst yapıya ait olduğu düşünülen çatı kiremidi parçalarına ve büyük boyutlu çivilere rastlanılmıştır (Resim 97). Analemmanın dış kısmında yaklaşık 19.70-17.50 m arası seviyede girilen kısmın güneye doğru devam bölümünde 1365-1430 nolu açmadan itibaren yapının ikinci kullanım evresine ait drenaj kanalı belirlenmiştir (Resim 98-99). Kanalın belirginleştiği bölümün yaklaşık 10 m güneyinde, kanalın 30-40 cm üst seviyesinde itibaren kısmen korunmuş olan harçlı zemin tespit edilmiştir. Yapının güney batı uç kısmına kadar, analemma duvarına 1.5 m paralel olarak tamamen açılan bu bölümden elde edilen veriler sonucunda, yapının ikinci kullanım evresinde anelammanın batı duvarında, 1370-1435 nolu açmanın güney batı çeyreğinde yer alan yaklaşık 2.50 m’lik, ilk kullanım evresine ait açıklığının kapatıldığı ve analemmanın 0.50 m dış kısmından itibaren oldukça geniş bir drenaj kanalı çevrelendiği belirlenmiştir. Üzeri toprakla örtülen bu kanal, olasılıkla yapının üst bölümünü çevreleyen portikodan akan suyu kanalize etmek için basitçe ince bir harçla kaplanmış ve bu harçlı zemine basit bir rögar girişi açılmıştır (Resim 100).

Alandaki çalışmalar sonunda, retsorasyon-konservayon ekibi tarafından, önceki dönem çalışmalarında koruma altına alınıp, 2015 sezonununda açılarak temizliği yapılan orkestra opus sectilesi yeniden korum altına alınmış; yapıyı çevreleyen tel örgü elden geçirilip, açılan kısımlar plana dahil edilerek alandaki çalışmalar sonlandırılmıştır (Plan 101).

            Parion Odeionu 2015 çalışmaları sonucunda elde edilen veriler doğrultusunda, önceki dönem çalışmalarında sahne binası iç kısmından elde edilen verilerle saptanan kullanım evrelerini destekler nitelikteki verilere ulaşılmıştır.


 

AGORA VE DÜKKÂNLAR (23.07.2015-09.09.2015)

Agora ve dükkânlar alanında 2015 kazı sezonu boyunca 1375-1340, 1360-1355, 1365-1355, 1370-1355, 1375-1355, 1380-1355, 1385-1355 numaralı açmalarda çalışılmıştır (Resim 102).

Alanda kazı çalışmaları öncesi kış sezonunda oluşan yoğun bitki temizliği yapıldıktan sonra (Resim 103-104), çalışılması planlanan, 2014 sezonunda açığa çıkarılan odanın batı duvarına sınır olan 1375-1340 açma numaralı alanın yüzey temizliği yapılmıştır (Resim 105). Çalışmalar sırasında Bizans Dönemine tarihlenen, kiremit sıkıştırmalı moloz taşlarla örülmüş duvarları olan bir oda açığa çıkarılmıştır (Resim 106). Oda içerisinde, 6.10 m seviyesinde konumlamış depolama amaçlı kullanıldığı düşünülen bir pithos ele geçmiştir (Resim 107). Oda içerisinden Bizans sırlı seramik parçaları ele geçmiştir. Açmanın güney sınırında seviye inme çalışmalarına devam edilmiştir. Güney batı köşesinde işlevi belirlenemeyen, taşlarla oluşturulmuş bir yükselti açığa çıkartılmıştır. Ayrıca odanın giriş kapısının güney duvarı üzerinde olduğu saptanmıştır (Resim 108). Az sayıda renkli duvar sıva parçaları ve M.S 5-6. yüzyıla tarihlenen seramik parçaları ele geçmiştir. Bu alanda çalışmalar bu seviyede sonlandırılmıştır.

Ayrıca 2014 kazı sezonunda çalışılan, açmanın güney sınırı olan doğu-batı doğrultulu, geç dönem eklentili duvarın güneyinde konumlandığı düşünülen yolun zeminini açığa çıkarma amacıyla çalışılmıştır. Bu doğrultuda, 1360-1355, 1365-1355, 1370-1355, 1375-1355, 1380-1355, 1385-1355 açmalarında çalışılmıştır. Bu doğrultuda güney kısmında zemin plakalarının takibi yapılmıştır (Resim 109). Önceki kazı dönemlerinde ana yapının güneyinde çok iyi işçiliğe sahip kesme taş blokların zemin kaplaması olarak kullanıldığı görülmüştü. 2015 sezonunda bu zeminin üzerine gelen ve muhtemel yola ait kaplamalar açığa çıkartılmıştır. Bazı bölümlerde bu kaplamaların üst üste geldiği görülmüş ve bu da bize dönem farklılığını göstermiştir (Resim 110).  Güney bölümde diğer çalışmalarda ise, geç dönem duvarın kuzey ve güneyi açığa çıkarılmış ve doğu-batı doğrultulu geç dönem eklentili duvarın üzerinde çift kapının eşiği olarak kullanılan bir bloğa ulaşılmıştır (Resim 111).  Bu alanlarda zemin seviyesine yakın M.S 5- 6. yüzyıla tarihlenen seramik parçaları ele geçmiştir.

 Agora ve Dükkânlarda sürdürülen diğer çalışmalar içinde kazı evine su taşıyan borunun sınırlarının anlaşılması ve taşınabileceği uygun bir alanın tespitine yönelik yapılmıştır. Bu nedenle 2006 yılında kazılan SDJ 1-1 (Resim 112) ve SDJ 1-3 (Resim 113) alanlarının kuzeyinde kazı ve temizlik çalışmaları yapılmıştır. Bu çalışmalarda eski köy yolu seviyesinde geç dönem duvar kalıntıları tespit edilmiştir. Bu nedenle borunun taşınması için herhangi bir işlem yapılmamıştır (Resim 114).

Alan genelinde detay temizlik çalışmaları ve kış sezonunda karşılaşılabilecek tehlikelere karşı önlem amacıyla açma sınırlarını tel örgü ile çevreleme işlemi ile 2015 kazı sezonu sonlandırılmıştır (Resim 115).

2015 kazı sezonunda agora ve dükkânlarda, 8 adet sikke, 1 adet terracotta figürin parçası, 2 adet kemik ağırşak, 4 adet metal obje, metal çiviler, cam ve seramik parçaları ele geçmiştir.


 

SONDAJ 8 SONUÇ RAPORU (28.07.2015-08.08.2015)

Kemer Köyü, Taş Kule Mevkii olarak bilinen alanda 2014 yılında sondaj açma olarak 3x3 m. ölçülerinde başlanan çalışmalar, mimari duvar örgüsü ile karşılaşılması sonucunda kent karelajına alınarak 1125-1340 karelaj numaralı açma olarak anılmıştır. 2014 yılında mimari duvar örgülerinin açma içerisinde artması sonucunda yarım kalan açma 2015 yılında devam edilmesine karar verilmiştir. Parion Kazıları 2015 sezonunda sektör olarak çalışılmasına karar verilen alanda, çalışmalara 28.07.2015 tarihinde açmada arkeolojik ve arkeojeofizik çalışmalar için genel çevre temizliği yanı sıra bitki örtüsünün kaldırılması ile başlanmıştır (Resim 116).

Sondaj 8'deki çalışmaların sonucunda 10 duvar, 1 kireç söndürme kuyusu ve 1 Bizans Dönemi Caddesi bulunmuştur. Duvarlardan 1, 2, 3, 4, 5, 6 ve 7 numaralı duvarlar Bizans Dönemi duvarlarını ve 8, 9 ve 10 numaralı duvarlar ise Roma Dönemi duvarlarını temsil etmektedir (Resim 117, 118).

Bizans yapısı yüzeye yakın olması sebebi ile tahrip olmuş ve duvarları sadece iki sıra taştan ibaret olmakla beraber bir tabana sahip değildir. Bu taban olasılıkla daha yüksek bir kotda bulunmakta idi ve tahrip olmuştur.

1. Tabaka yapının kullanım evresi ile birlikte akıntı kültürel buluntular içermektedir. Bu tabakanın buluntuları Hellenistik Dönem ile M.S. 10. yüzyıllar aralığında olduğu çıkan malzemelerin uzmanları tarafından ifade edilmiştir (Resim 119).

2. Tabaka ise yapının kullanım evresi öncesi alanda bulunan kültürel dolguyu ifade etmekle birlikte yoğunluk olarak M.S. 2.-3. yüzyıllara denk gelmektedir. Yapının temel seviyesinin altına inen bu tabakadan sonra ise az kültürel buluntu içeren tabaka yer almaktadır (Resim 119).

3. Tabaka Roma Dönemi yapısının molozlarının azaldığı ve daha az buluntu veren bir yapıdadır (Resim 119).

1125-1335 açması 2. Tabaka'da tespit edilen iki adet duvarın Roma Dönemi bir yapıya ait olduğu (Resim 120) ve 2. Tabaka ile 3. Tabaka içerisinden ele geçen freskli sıva parçalarının yardımı ile beraber bu tabakalarda ele geçen buluntular eşliğinde MS 1. yy.'ın sonu ile MS 2. yy.'ın sonu arasına tarihlenen bir Roma yapısı bulunduğu anlaşılmıştır. Bu tabakalarda görülen moloz ve buluntuların ise bu yapının kullanım ve tahribat evresine aittir. 1125-1340 açmasında Bizans Dönemi duvarları sebebi ile derinleştirilemeyen alanda ise sıvası üzerinde korunmuş Roma Dönemi duvarı tespit edilmiştir (Resim 121).

1125-1335 açmasında başta duvar olarak nitelenen taşların ise bir Bizans Dönemi sokağına ait olduğu anlaşılmıştır. Bu sokağın taşları arasında bir sütun ve bir sütun başlığı bulunmaktadır (Resim 122).

Sondaj 8 Sektöründe bulunan duvarların planı çıkarılmış ancak yapının işlevi konusunda bir yorum yapmak için çalışmaların devam etmesi gerekmektedir.

28.07.2015-08.08.2015 tarihleri arasında Sondaj 8 sektörü içerisinden ele geçen buluntular; Seramik Parçaları, Cam Parçaları, demir objeler, freskli sıva parçaları, terracotta su künkü, 1 adet kurşun obje, 1 adet cam aplikli bronz broş, 1 adet demir kazma, 1 adet terracotta obje, 1 adet kurşun ağırlık, 1 adet Mermer Tabak, 14 adet sikke, 1 adet mermer oyun taşı'dır.

Sondaj 8 Sektöründe gerçekleştirilen çalışmalar 08.08.2015 tarihinde sonlandırılmış ve dokümantasyonu tamamlanan sektör tel örgü ile çevrilmiş ve uyarı levhaları yerleştirilmiştir (Resim 123).


 

SU DEPOSU (08.08.2015-15.08.2015)

Kemer Köyü, Kartal Yuvası mevkisinde yer alan antik Su Deposu'nda yapının mimarisinin, iç mekânının ve işlevinin net olarak anlaşılması için gerçekleştirilen çalışmalar 08.08.2015 tarihinde başlamış ve 15.08.2015 tarihinde bitirilmiştir.

Su biriktirmeye yarayan bir su deposu (=Castellum) veya kentin su şebekesinde suyun farklı hatlara ayrıldığı bir dağıtım deposu (=Castellum Divisorium) veya kente getirilen suyun içerisindeki tortunun çökeltildiği bir dinlendirme deposu (=Piscina Limaria) olduğu düşünülmektedir.

Deniz seviyesinden yüksekliği +22,28 m. olan Su Deposu'nun içinde yapı tabanına kadar kazılmıştır. Çalışmalar sonucunda denizden yüksekliği +21,73 m.’de harçlı zemine ulaşılmıştır (Resim 124). Kazı dolgusu içerisindeki ele geçen moloz taşlar arasında yapıya ait kalıntı gözlemlenmezken, yapının doğu yarısında olduğu gibi yapının içinde bulunduğu tarlanın sürülmesi ile ilişkili moloz taşlar gözlemlenmiştir. Çalışmaların sonunda güvenlik tedbiri olarak yapının güneybatı köşesindeki tahrip olmuş olan kısmına moloz taşlar ile harçsız olarak bir destek örülmüştür (Resim 125). Dokümantasyon çalışmaları ardından yapıdaki çalışmalar sonlandırılmıştır (Resim 130).

Toprak dolgunun kaldırılması sırasında dikkat çeken bazı durumlar ise şu şekildedir;

1.  Yapı içerisinde yapının tahrip olmuş güneybatı köşesi ile yapının kuzey duvarı üzerindeki kırığın molozu yapı içerisinde görülmemesi.

2.      Roma Dönemi'ne ait bir yapı olmasına karşın içerisinde hiçbir Roma Dönemi'ne ait buluntunun ele geçmemesi.

3.      Yapının bir su deposu olması ile beraber bu yapının tabanında beklenen sedimanın olmaması.

4.      Yapı içerisindeki buluntunun azlığı ve bu buluntuların Bizans ile Osmanlı Dönemlerine ait olmaları.

Dikkati çeken bu durumlar bir arada düşünüldüğüne sağlam bir şekilde ayakta kalmış olan bu yapının güneybatı köşesinin Bizans Dönemi'nde tahrip edilerek (buluntular eşliğinde bu tahribatın M.S. 10.-12. yüzyıllarda gerçekleştiği düşünülmektedir.) içindeki dolgu tamamen boşaltılmış ve bir hayvan barınağı olarak kullanıldığı düşünülmektedir. Yapının tamamen boşaltılması kentin su kaynağının tespitine yönelik yapılacak sediman analiz çalışmalarını da engellemiştir.

Yapı içerisindeki dolgu tekil bir tabakadan oluşmakta ve bu tabaka içerisinde ele geçen buluntular; Seramik Parçaları, Demir Çiviler, 1 adet Demir Obje, 1 adet Çukur Sikke, 1 adet Terracotta Osmanlı Piposu Lülesine ait parça, 1 adet Mermer mimari parça.

Yapının mimarisine bakıldığında ise yapının duvarlarının dört katmandan meydana geldiği anlaşılmaktadır. Yapının içinden dışarıya sırayla bu katmanlar;

1.      Su geçirmezliği sağlayan ve yer yer korunmuş olan 2 cm kalınlığındaki horasan harcından sıva (Resim 126).

2.      Yapının ana duvarını oluşturan ve kalıp ile yapıldığı düşünülen ±50 cm kalınlığa sahip çakıl katkılı dökme harç (Resim 126).

3.      Yer yer korunmuş olan ve ±60 cm kalınlığa sahip orta boy kaba moloz taşlarla örülmüş duvar (Resim 127).

4.      Yapının sadece kuzeyinde yüzeysel olarak görülen ve  ±50 cm kalınlığa sahip kaba kesme taşlarla örülmüş duvar (Resim 127).

Yapının planına bakılacak olursa yapı tabandan tavana 4 m. yüksekliğe ve 5,00 x 5,30 m. kenar uzunluklarına sahiptir. Yapının kuzey duvarında bütün duvar katmanlarının kırılması ile açılmış yuvarlak bir delik ve tabanda batı tarafta bir oluk yer almaktadır (Resim 124, 128). Bu oluk yapıdan dışarıya suyun aktarıldığı ve dışarıdan su künklerinin bağlandığı bağlantı lülesinin (=calix) geçtiği oluktur. Calix yuvası yapının hem dışında hem de içinde korunmuş olduğu görülmektedir. Calix yuvasının dışarıda kalan kısmının deniz seviyesinden yüksekliğinin +21,65 m. olması yapının Parion antik kentinde çalışmaların devam ettiği başta Roma Hamamı ve Yamaç Hamamı olmak üzere Agora ve Dükkânlar, Tiyatro ve Odeion gibi yapıların su ihtiyacını karşılayabilecek bir yüksekliğe sahip olduğunu göstermektedir. Yapının güney duvarında, doğu tarafında tabandan 2,70 m. yükseklikte bir adet tonoz biçimli açıklık mevcuttur (Resim 125). Bu açıklığın yapıya suyun girişini sağlayan bölüm olduğu anlaşılmış olmakla beraber yapıya suyun girişini ve yapıdan suyun tahliyesini sağlayan su kanalları/hatları korunmamıştır. Yapının güney ve batı duvarlarında büyük bir eksik bölüm mevcuttur. Yapıdaki bu eksik bölüm 1780'li yıllara ait bir gravürde de gösterilmiş olması yapının bu tarihlerden önce tahrip edildiğini gösteren bir başka veri teşkil etmektedir (Resim 129).

Yapının mimari özellikleri düşünüldüğü zaman su tahliyesi için tek bir calix yuvasına sahip olması ile Castellum divisorium olmadığı anlaşılmakta, ancak yapının iç mimarisinde her hangi bir bölme bulundurmaması ile Piscina limaria olma ihtimalini azaltmaktadır. Ancak yapıya suyun girişinin sağlanabileceği bir su girişine sahip olması yapının sade ve iç düzenlemesi bulunmayan bir yapı olduğuna işaret etmektedir.


 

TÜMÜLÜS (?) (14.08.2015-26.08.2015)

Çanakkale K.V.K.B. Kurulu’nun 9 Mayıs 2013 tarih ve B.16.0.KVM.4.17.00.02./17.03.649/995 Sayılı, Biga İlçesi, Kemer Köyü, Tümülüs tescili için görüş istenmesi konulu yazısı kapsamında, Kemer Köyü’nün hemen doğusundaki Değirmencik Köyü’ne giden yolun 3. km.'sinde, etrafındaki alana hâkim bir tepe üzerinde yer alan muhtemel Tümülüs(?) ortalama 20-25 m. çapında ve 5-6 m. yüksekliğe sahiptir (Resim 131).

2014 yılı kazılarından sonra alanda derinleşme çalışmalarına devam edilmiştir. Bu çalışmalar sırasında ana kaya üzerine işlenmiş bir oyuk tespit edilmiştir (Resim 132). Bu oyuğun devan eden bölümlerinin ortaya çıkarılması için tümülüsü kazarken uyguladığımız "çeyrek dilim tekniği" terk edilmiş ve alan dikdörtgen bir açmaya döndürülmüştür (Resim 133, 134). Ana kayaya oyulmuş işlevi belli olmayan oyuk kuzeybatı-güneydoğu yönünde 4.50 m. uzanmakta ve iki ucu kapalıdır. Bu oyuğun batı tarafında ana kaya yüzeyi üç seviye olarak tıraşlanmış ve daha düz bir yüzey oluşturulmuştur. Kayanın işlenmesi sonucunda ortada kalan kısım bir platform gibi yüksekte bırakılmıştır. Oyuğun doğu tarafı ise çok daha kaba bir şekilde işlenmiş ve yer yer ana kaya yüzeyine işlem yapılmadan bırakılmıştır (Resim 134, 136, 137).

Ana kaya üzerindeki oyuğun takibine yönelik kazı çalışmaları esnasında oyuğun kuzeybatı ucunda ele geçen ve aynı amphora'ya ait olan parçalar Hellenistik Dönem'e (M.Ö. 3. yüzyıl) aittir (Resim 138). Amphora'nın ağız, boyun, kulp ve omuz kısımlarına ait olan parçalar bir arada kırık olarak ele geçmiş olmakla birlikte kabın karın ve dip kısmı ele geçmemiştir. Bu amphora parçaları dışında alandaki çalışmalarda hiçbir buluntu ele geçmemiştir.

Amphora'nın tamamının ele geçmemesi yanı sıra kemik parçalarına veya küle rastlanılmaması üç sebepten kaynaklı olabilir;

1.      Kazı çalışmalarının gerçekleştirilen ve tümülüs olduğu düşünülen alanın merkezinin krater formundan anlaşılacağı üzere ağır bir tahribat geçirmiş olması.

2.      Alanın bir tümülüs olmayıp bir kenotaph olması.

3.      Alanda olması durumunda mezar alanının çalışmalar sırasında henüz tespit edilmemesi.

26.08.2015 tarihinde alandaki çalışmalara 2015 kazı sezonu içerisinde son verilmesi ardından Tümülüs olduğu veya olmadığı kesinlik kazanmayan alanın dikenli tel örgüleri kapatılarak 2016 kazı sezonunda çalışmalarına devam edilmesine ve sonlandırılmasına karar verilmiştir.


 

TERMİK SANTRAL 1516 NOLU PARSEL (23.07.2015 – 11.09.2015)

Termik santral 1516 numaralı parselde ilk günlerde sondaj yapılacak alanlarda detaylı bitki temizliği yapılmıştır. Zamanı daha verimli kullanmak adına açmaların boyutu 3x3 m olarak belirlenmiştir. Bu doğrultuda 3x3 m boyutlarında 14 açma kazılmıştır (Resim 139). Bunun yanında 14 açma dışında sadece bir yerde de açma sınırları genişletilerek 5x5 m ölçülerinde bir kazı yapılmıştır (Resim 140). Anakayaya kadar 80-100 cm derinliğindeki bu açmalarda herhangi bir mimari kalıntı ile karşılaşılmamıştır. Bununla birlikte kazı çalışmalarında 3 adet sikke, 1’ oldukça aşınmış, diğeri bir kuklaya ait 2 adet terracotta figürin parçasın ele geçmiştir (Resim 141). Çalışmalarda parsel sınırlarının hemen yakınında bulunan etütlük mahiyetteki seramiklerde kazı evinde kayıt altına alınmıştır.


 

ARAZİ RESTORASYON ve KONSERVASYON UYGULAMALARI (23.07. 2015- 12.09. 2015)

Parion Antik Kenti 2015 yılı kazı sezonu içerisinde Tiyatro, Agora ve Dükkanlar, Roma Hamamı, Yamaç Hamamı ve Odeion olmak üzere 5 yapıda restorasyon ve konservasyon çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Arazide yapılan restorasyon ve konservasyon uygulamalarının amacı; yıl içinde mevsim şartları göz önünde bulundurularak, buna bağlı oluşabilecek tahribatlara karşı önleyici koruma yöntemlerini uygulamaktır. Mevsimlerin neden olacağı olası tahribatlar şunlardır:

1) Yağmur/kar suyunun orijinal harcı aşındırarak yok etmesi.

2) Rüzgârın taşıdığı bitki tohumlarının boşluklara yerleşip o boşluklarda gelişmeleri sonucunda bitki tahribatı.

Söz konusu önleyici koruma uygulamaları kapsamında duvarlar üzerinde keeping; tabanda mevcut korunmuş durumda olan mermer plakalarda bordür ve derz uygulaması; sıvalarda ise enjeksiyon harcı ile sağlamlaştırma ve bordür uygulaması yapılmıştır.

TİYATRO: Parion antik kenti, 2015 yılı kazı sezonu restorasyon ve konservasyon çalışmalarına ilk olarak tiyatroda başlanmıştır. Yapı içinde genel ve detaylı temizlik yapılmıştır.  Hava koşullarına bağlı olarak duvarlarda orijinal harçların tahribatı sebebiyle oluşan boşluklarda bitki gelişimleri görülmüştür. Bu bitki oluşumları, bağ makası yardımı ile temizlenmiş; ardından yumuşak uçlu fırçalarla yapı taşları tozlardan arındırılmıştır. Temizlik işleminin ardında keeping uygulamasına geçilmiştir (Resim 142, 143).

Keeping uygulaması; keeping uygulanacak alan önce yumuşak uçlu fırçalarla temizlenmiştir, fırçanın yetersiz kaldığı yerlerde puar kullanılarak bütün toz tabakasından arındırılmış, daha sonra harcın kalıcılığını sağlamak için temizlenen alan ıslatılmıştır. Duvar örgüsüne uygun olan büyüklükte seçilen taşlar ıslatılan alana harç ile yerleştirilmiş ve taşı sabitlemek için plastik tokmak ile merkez noktadan taşın üzerine vurulmuştur. Aynı işlem alanın etrafına yerleştirilen taşlarda da uygulanmış ve daha sonra uygun spatüllerle harç düzeltilmiştir.

Keeping uygulamasının ardından tiyatronun orkestrasında ortaya çıkarılan mermer plakanın konservasyonu yapılmıştır. İlk önce yumuşak uçlu fırçalarla toz tabakasından arındırılmıştır. Yatak harcı korunmuş durumda olan mermerler için bordür uygulaması yapılmıştır. Yatak harcı tahrip olmuş mermerler için yeniden yatak harcı hazırlanmıştır. Daha sonra bu mermer parçalarına bordür uygulanmıştır. Mermer üzerinde bulunan çatlaklarda derz uygulaması yapılmıştır.

Orkestra bölümünden sonra sahne binası güneyinde pulpitumun üzerindeki kaplamalarda derz ve bordür uygulaması yapılmıştır.

Tiyatroda geçmiş yıllarda yapılan kazı çalışmalarında gün yüzüne çıkarılmış künklerin restorasyonu yapılmıştır. Öncelikle künkün kırılan parçaları bulunduğu yerden alınmıştır, daha sonra künkün çevresi ve içi fırça ve spatül yardımı ile temizlenmiştir. Temizleme işleminden sonra kırılan parçalar %60 lık paraloid kullanılarak yapıştırılmış ve künk üzerine aynı oranda paraloid kullanılarak yerleştirilmiştir. Bu işlemden sonra künk üzerinde mevcut bulunan eksik alanların tamamlanması işlemine geçilmiştir. Bu çalışma için çabuk donan alçı malzemesi kullanılmıştır. Künkün renginden bir ton daha açık olacak şekilde uygun renkte (bruno cassel) pigment su ile karıştırılıp harç hazırlanmıştır. Tamamlanacak bölgenin dışındaki alan, harcın künk üzerine taşmaması ve sınırları belirlemek için kâğıt bantlarla çevrilmiştir. Bu işlemin devamında künk içine bir balon yerleştirilerek kırık bölgenin kalıbı alınmıştır. Ardından hazırlanan harç eksik olan alanlara spatül yardımı ile uygulanarak harç kurumaya bırakılmıştır. Harç kuruduktan sonra harcı ve künkü çevreleyen bantlar dikkatli bir şekilde kaldırılmıştır. Bu işlemin devamında bisturi ve zımpara kullanılarak, harcın taşan bölümleri temizlenmiş, uygulanan harç künk ile aynı seviyeye getirilmiştir. Künkün zamanla oluşan topraksı rengini tam anlamıyla yakalayabilmek amacı ile tamamlanan kısma fırça ile toprak sürülmüştür. Son olarak künkün çevresi ve altı yine toprakla doldurulmuştur (Resim 144).

AGORA ve DÜKKÂNLAR: Agora ve dükkanlarda restorasyon ve konservasyon uygulanacak alanlarda temizlik yapılmıştır. Hava koşullarına bağlı olarak beden duvarları üzerinde, bitki oluşumları, harç tozumaları görülmüştür. Bitki oluşumları, bağ makası yardımı ile temizlenmiş, ardından yumuşak uçlu fırçalarla yapı taşları tozlardan arındırılmış, uygun olan taşlar seçilmiş ve keeping uygulaması yapılmıştır. Geç dönem eklentili Bizans duvarında ve kuzey batı sınırındaki odanın duvarlarında keeping uygulaması yapılmıştır (Resim 145, 146).

ROMA HAMAMI: Roma hamamının havuz bölümünde restorasyon ve konservasyon çalışmalarına başlanmıştır. Havuz içerisinde detaylı temizlik yapılmıştır. Taban mermerleri için bordür uygulaması yapılmıştır. Sıvasından ayrılan kaplama mermerler temizlenmiş, daha sonra kırılan parçalar yıkanmıştır. Yıkama işleminden sonra kireç harcı, kırık parçanın arkasına spatül yardımı ile uygulanmıştır. Daha sonra kırık parçalar yerlerine tokmak yardımı ile yerleştirilmiştir.

Daha sonra hamamın soyunma odası bölümüne geçilmiştir. Yapılan genel temizlik ardından hamamın, süpürgelik ve mermer plakaları detaylı temizlenmiş ve bordür uygulaması yapılmıştır.

Roma hamamında soğuk su havuzunun olduğu bölümde ortaya çıkarılan sıvalarda sağlamlaştırma uygulaması yapılmıştır. Bu uygulama için ilk olarak sıvanın harcından ayrılan bölümleri tespit edilmiştir. Bu alanlar puarla toz tabakasından arındırılmıştır. Daha sonra alkol- su karışımı ile yıkanmıştır. Sağlamlaştırmada kullanılan malta harcı hazırlandıktan sonra bu alana enjeksiyon ile kontrollü bir şekilde uygulanmıştır. Enjeksiyon harcı uygulamasının ardından sıvanın bütün kenarlarında bordür uygulaması yapılmıştır (Resim 147, 148).

YAMAÇ HAMAMI: Yamaç hamamında restorasyon ve konservasyon uygulanacak alanlarda genel detay temizlik yapılmıştır. İlk önce duvarlarda ve nişlerde rüzgârın taşıması sonucu boşluklara yerleşip gelişen bitkiler bağ makası yardımı ile kesilmiştir. Bitki temizliğinden sonra duvar ve nişlerin üzerindeki toprak tabakası yumuşak uçlu fırçalarla temizlenmiştir. Toprak tabakasının sert olduğu yerlerde spatüllerle toprak tabakası kaldırılmıştır. Daha sonra oturma yerleri ve beden duvarlarında keeping uygulaması yapılmıştır.

2015 kazı sezonu içinde devam eden kazı çalışmaları sırasında gün yüzüne çıkarılan duvar resiminin sağlamlaştırması yapılmıştır. Orta sertlikte bir fırça kullanılarak alkol – su karışımı ile sıva detaylı ve kontrollü bir şekilde fırçalanmıştır. Daha sonra sınırları belirginleştirilip bordür uygulanmıştır. Sağlaştırma uygulamasının ardından duvar resmini tamamen kapatacak şekilde jeotekstil serilmiştir. Daha sonra duvar resminin etrafını kapatacak şekilde 5 cm aralık bırakılarak tuğla dizilmiştir. Bu işlemin ardından tuğla ve jeotekstil arasında kum doldurulmuştur (Resim 149, 150).

YAMAÇ HAMAMI / KIŞ MEVSİMİ KAPATMA UYGULAMASI: Tepidarium bölümünde ve havuzlarda kapatma uygulaması yapılmıştır. Kapatma uygulamasına tepidarium bölümünün apsisli havuzundan başlanmıştır. İlk önce havuzun tamamını örtecek şekilde jeotekstil serilmiştir. Daha sonra yaklaşık 10 cm kalınlığında kum serilmiş ve tırmık ile düzgün bir seviye oluşturulmuştur. Havuzun ardından tepidarium bölümü ve kalan diğer 2 havuz için alanın tamamını kapatacak şekilde jeotekstil serilmiştir. Daha sonra kontrollü bir şekilde kum serme işlemine devam edilmiştir. Alanın tamamı yaklaşık 10 cm kalınlığında kum tabakası kapatılıp korumaya alınmıştır (Resim 151, 152).

ODEİON: Odeionda temizleme çalışmaları yapılmıştır. İlk olarak caveada başlanmıştır. Yumuşak uçlu fırçalar yardımı ile cavea üzerindeki toprak tabakası temizlenmiştir. 2013 yılı kazı sezonu içinde koruma amacı ile kapatılan orkestra 2015 yılı kazı sezonu içerisinde bakım çalışmaları için yeniden açılmıştır. İlk olarak orkestra üzerindeki çakıl tabakası kaldırılmıştır. Daha sonra kum tabakası jeotekstil ile birlikte kontrollü bir şekilde orkestra üzerinden alınmıştır. Opussectilaların üzerinde biriken kum ve toz tabakası yumuşak uçlu fırçalarla detaylı şekilde temizlenmiştir. Odeionun orkestra bölümünün detaylı temizliğine geçilmiştir. Ardından opussectilelerin üzerinde mevcut bulunan çatlakların ve boşlukların derz dolgusu işlemi yapılmıştır. Devam eden günlerde periyodik olarak sabah, öğle ve akşam olmak üzere günde üç kez silinmiştir (Resim 153, 154).

ODEİON/ KIŞ MEVSİMİ KAPATMA UYGULAMASI. Odeionun orkestrasında kapatma uygulaması yapılmıştır. İlk önce orkestranın tamamını örtecek şekilde jeotekstil serilmiştir. Daha sonra koridordan başlanarak kum serilmeye başlanmıştır. Serilen kum kalınlığı yaklaşık 15 cm’dir. Kum serme işlemi kontrollü ve eşit şekilde sürdürülmüştür. Orkestranın tamamı kum ile kapatıldıktan sonra kumun üzerine çakıl serilmiştir (Resim 155, 156).


 

LABORATUVAR KORUMA ONARIM ÇALIŞMALARI (23.07.2015-15.09.2015)

Parion Kazısı 2015 yılı çalışmalarında Yamaç Yapısı, Odeion, Tiyatro, Hamam, Agora ve Dükkan ve Sondajlar da dâhil olmak üzere 357 bronz sikke ve 101 adet metal, 1 adet cam, 7 adet pişmiş toprak objenin belgeleme çalışmaları yapılmış olup koruma onarım çalışmaları tamamlanmıştır.

Koruma onarımdaki amaç; buluntulara en az zararı vererek tanımlanmasına olanak sağlamaktır. Çalışılan tüm buluntuların belgelemesi üzerinde ehemmiyetle durulmuş ve çalışmalar sonucunda raporlama yapılmıştır. Buluntuların gelecek yıllara sağlıklı olarak aktarılması sağlamak amacıyla konservasyon ve depo çalışması titizlikle yürütülmüştür.

Bronz Sikkeler ve Bronz Objeler Üzerindeki Bozulmalar: Genel olarak bronz sikkeler ve bronz objeler üzerinde bakır klorür, bakır oksit, bakır karbonat ve bakır (I) klorür – nantokit bozulamalarına rastlanmıştır. Yapışkan veya sert toprak tabakasıyla kaplı olan sikkelerde zayıf patina tabakası oluşumu gözlemlenmiş olup kimi sikkelerde hiç bulunmamaktadır (Resim 157).

Koruma Onarım Yöntem Seçimi ve Yöntemler: Çalışmalardan ele geçen bronz sikke ve objeler stereo zoom mikroskop altında incelenmiş ve mekanik temizlik yönteminde karar kılınmıştır.

Bölgedeki hava sıcaklığı ve nem göz önüne alınarak kimyasal koruma yöntemlerinden BTA ve Paraloid B-72 uygulamalarında karar kılınmıştır (Resim 158).

Koruma Onarım Uygulamaları: Buluntular üzerindeki toprak tabakası kontrollü olarak bisturi ile kaldırılmıştır. Toprağı kaldırılan buluntuların mikroskop altında bisturi ve seyrek olarak cam elyaf kalem kullanılarak ayrıntıları temizlenmiştir.

Ayrıntı temizlikleri biten nitelikli buluntulara BTA (Benzatriazol)  uygulanarak mevcut korozyonun pasivizasyonu sağlanmış ve yüzeylerinde koruma tabakası oluşturulmuştur. BTA’dan alınan buluntulara Paraloid B-72 çözeltisi seyreltik olarak uygulanarak oksijenle bağlantıları kesilmiş ve korumaya alınmıştır. BTA işlemi görmeyen buluntular da Paraloid B-72 uygulanarak koruma altına alınmıştır (Resim 159).

Kırık olarak ele geçen bronz objeler Araldit 2020 kullanılarak kesişen kenarlarından yapıştırılmış ve sonrasında Paraloid B-72 uygulanmıştır. Çok ince olan bazı parçalarda ( cidarlara Paraloid B-72 uygulanmak şartı ile ) daha hızlı reaksiyona girip tutunmayı sağladığı için UHU Plus Schnellfest kullanılmıştır (Resim 160).

Demir Objeler Üzerindeki Bozulmalar: Demir buluntular üzerinde genel olarak gözlemlenen demir oksit oluşumları, çatlak korozyonu ve kabuk atlı korozyon oluşumudur. Demir çabuk bozulan bir metal olduğundan kazılarda ele geçen demir buluntular da düşük kondisyonlu olarak bulunmaktadır (Resim 161).

Demir Objelerin Onarımı: Yüzeydeki toprak tabakası bisturi yardımı ile alındıktan sonra, düşük devirde dişçi motoru kullanılarak bozulmanın sertlik derecesine ve buluntunun mekanik dayanımına göre farklı özelliklerdeki uçlarla bozulma buluntu üzerinden uzaklaştırılmıştır. Bu işlem kontrolsüz olduğundan buluntunun mekanik dirence dayanımını iyi gözlemlemek gerekir. 

Kazılarda ele geçen demir buluntulardan mekanik direnci düşük olanlar bisturi ile temizlenmiştir, mekanik direnci iyi olanlar buluntular ise dişçi motoru kullanılarak temizlenmiştir.

Temizlik işleminden sonra asetonda % 5 oranında çözdürdüğümüz Paraloid B-48N demir yüzeyine uygulanarak atmosferle bağlantısı kesildi (Resim 162).

Seramik Objeler Üzerindeki Bozulmalar ve Koruma Onarım: Kazılarda ele geçen seramik buluntular genelde kalkerli yüzeye sahiptir. Zayıf veya kuvvetli ve sert kalker oluşumları çok yoğun olmadığı sürece buluntuya (Resim 163) mekanik veya fiziksel baskı yapmadığından zarar vermez yalnız bezemeli, boyalı, figürlü bir obje ise ayrıntıların görülmesini güçleştireceğinden seramik yüzeye zarar vermeden obje üzerinden kaldırılabilir. Seramik gözenekli bir yapıya sahip olduğundan asitli kimyasalların kullanımından kaçınılmalıdır.

Yüzeyde kabuklanma var ise, seramik az pişmiş ve dökülmeler mevcut ise veya boyalı, figürlü bir yüzeye sahip ise, depo koşulları olmasında gerekenden sıcak ve nemli olacaksa eğer seramik yüzeye %3 oranında Paraloid B-72 emdirilir eğer yetersiz kalacak ise oran %7 ye kadar çıkartılabilir.

Eksik parçaya sahip olan seramik buluntular 2/3 oranında tamamlanabiliyorsa alçı tümleme yapılabilir. Tercihen cidarlardan yarım santim aşağıda veya eşit yükseklikte olmalıdır. Uygun renge akrilik boya ile boyanarak işlem tamamlanır.

Kazılarda ele geçen pişmiş toprak buluntulardan tüm olanlar üzerindeki topraklar %50 alkol saf su karışımı ile alınmıştır. Yumuşak kalker birikintileri ise mekanik olarak bisturi ile yüzeyden uzaklaştırılmıştır. Topraklarından arındırılan buluntulara orta pişmiş olduğu için ve yüzeyde kayıplar oluştuğundan %5 oranında hazırlanmış parçaları %50 oranında hazırlanmış Paraloid B-72 ile yapıştırılmıştır (Resim 164, 165).

Cam Objeler Üzerindeki Bozulmalar ve Koruma Onarım: Cam objeler toprak altında maruz kaldıkları nem ve oksijenden dolayı bozulmaya uğrarlar ilk olarak gökkuşağı olarak adlandırdığımız bir bozulma tabakası kısmen ya da genel olarak camın yüzeyini kaplar. Bu bozulma camı koruyucu niteliktedir. Toprak üstün de nem ve oksijenle reaksiyonu devam eden camın konservasyonu yapılmaz ise oluşan bozulma kağıt kırılganlığına kadar ulaşır.

            Kazılarda ele geçen camlar genel olarak kırık olarak ele geçmektedir. Camlar %50 alkol saf su karışımı ile pamuklu çubuk kullanılarak topraklarından arındırılmıştır. Yüzeydeki kalker oluşumları ise mekanik olarak bisturi ile temizlenmiştir (Resim 166) Parçaları eşleşen camlar Araldit 2020 kullanılarak yapıştırılmıştır. 

Kemik Objeler Üzerindeki Bozulmalar ve Koruma Onarım: Kazılarda ele geçen kemik objeler üzerinde ince yapışkan toprak tabakası ve ince kalker oluşumu mevcuttur. Toprak tabakası ve kalker mekanik olarak bisturi kullanılarak mikroskop altında yüzeyden uzaklaştırılmıştır. Mekanik uygulamanın zarar vereceği noktada pamuklu çubuk ve etil alkol ile objeler temizlenmiştir (Resim 167).

Kemik objeleri nemden ve oksijenden korumak için Paraloid B-72 %3 oranında çözdürülerek uygulanmıştır.

Depo Çalışmaları: Konservasyonu tamamlanan metal objeler Ethafoamdan kesilerek yapılan yuvaların içine yerleştirilerek kutulanmıştır. Burada hedeflenen metallerin birbirine üzerine gelip birbirlerine fiziksel direnç uygulamasını engellemektir. Her kutu içerisine fazla nemi bünyesine alması için Silika jel yerleştirilmiştir. Sikkeler de buluntu yerlerine göre ayrılarak kutulanmış ve kutulara Silika jel yerleştirilmiştir. Geçen yıllardan kalma neme doymuş Silika jeller yenileri ile değiştirilmiştir.


 

MİMARİ ÇALIŞMALAR (23.07.2015- 14.09.2015)

Parion Antik Kenti’nin önemi ve tarihsel süreçteki yeri yapılan kazı çalışmaları ve bilimsel araştırmalar sayesinde anlaşılmaktadır. Kentin Roma Dönemi yapıları olan Tiyatro, Odeion, Roma Hamamı, Agora&Dükkânlar ve Yamaç Hamamı farklı plan tipi ve mimari özellikleri ile kent içindeki mimari çeşitliliği bize göstermektedir.

2015 yılı Parion Antik Kenti Kazı Sezonunda; Parion’ da bulunan yapıların Röleve çizimleri, Restitüsyon çalışmaları ve 3D çizimlerinin yapılması amaçlanmıştır.

TİYATRO: Parion Tiyatrosunda kazı çalışmaları sonrasında açığa çıkan yapının, plan ve kesitleri çizilerek rölevesi tamamlanmıştır (Resim 168). Tiyatroda devam eden çalışmalarda büyük bölümü ortaya çıkartılan sahne binasının restitüsyon çalışmalarına başlanmıştır (Resim 169). Sahne Binasının ileride yapılması planlanan restorasyon çalışmasına zemin hazırlaması için kazıda çıkartılan geison bloklarının 3D çizimleri yapılarak bilgisayar ortamında reconstruction çalışmalarına başlanmıştır (Resim 170).

ROMA HAMAMI: Parion Roma Hamamında kazı sezonu boyunca ortaya çıkartılan calidarium ve praefernium bölümünün plan ve kesitleri çizilerek rölevesi tamamlanmıştır (Resim 171). Sonrasında skechUp programında planı çıkartılan yapının 3D çizimi yapılmıştır (Resim 172). Bu yıl yapılan jeoradar tarama sonucuna göre yapının tepidarium kısmının çizimi yapılarak yapı sınırları belirlenmiş, yapının çatısının geçmiş dönemde nasıl kapatıldığına dair araştırmalar yapılmıştır.

YAMAÇ HAMAMI: Yamaç Hamamının kazı sezonu boyunca ortaya çıkartılan apoditerium’un, yapının giriş kısmının ve ortaya çıkan kanal sisteminin plan ve kesitleri çizilerek röleveleri tamamlanmıştır (Resim 173). Yapının hemen hemen tüm mekanlarının ortaya çıkmasıyla birlikte SkechUp programı ile 3D çizim yapılmıştır (Resim 174). Yapının geçmiş dönemde üst yapı örtüsünün nasıl olduğu araştırılıp bununla ilgili reconstruction denemesi yapılmıştır (Resim 175).

ODEION: Odeion ’da kazı sezonu boyunca ortaya çıkan analemma duvarı ve geç dönem duvarının plan ve kesitleri çizilerek röleveleri tamamlanmıştır (Resim 176). Yapının geçtiğimiz yıllarda yapılan cavea bölümünün 3D çiziminin üzerine sahne binası verileri değerlendirip araştırılarak sahne binasına ait reconstruction denemesi yapılmıştır (Resim 177).

AGORA&DÜKKÂNLAR: Agora ve Dükkânların kazı sezonu boyunca ortaya çıkartılan alanlarının plan ve kesitleri yapılarak rölevesi tamamlanmıştır (Resim 178).

NEKROPOLİS: Kazı sezonu boyunca açığa çıkartılan kiremit mezarlar, tuğla örgülü mezarlar ve anıt mezarların çizimleri yapılıp deniz seviyeleri alınarak dijital ortama aktarılmıştır. Bu veriler Parion Kent Planına aktarılarak güncellenmiştir (Resim 179).