PARİON 2017 SEZONU KAZI VE RESTORASYON ÇALIŞMALARI SONUÇ RAPORU

(02.08.2017-12.09.2017)

 

GÜNEY NEKROPOLİS (03.07.2017-01.08.2017)

2017 yılı kazı sezonunda, daha önceki sezonlarda bir kısmı kazılan 1565-2295/2300 açmasında Nekropolis’in ilk kullanım evresini belirleyebilmek ayrıca 1530-2305 açmasında tahrip edilmiş ve parçalar halinde çıkartılabilen lahite ulaşmak için kazılar başlatılmıştır (Resim 1).

Güney Nekropoliste ilk olarak 2016 kazı sezonunda 1565-2300 açmasında, 6.40 m’de ortaya çıkarılan UM 17 ve UM 18 nolu urne mezarların da çıkarıldığı alanda çalışmalara başlanmıştır (Resim 2). UM 17 ve UM 18’in olduğu kısmın altında 6.30-6.00 m’de birincil kremasyon mezar ortaya çıkarılmıştır. M 207 olarak adlandırılan mezarda yanmış odun ve yanmış kemik parçaları, kırık bir kandil, iki unguentarium ve bir unguentarium boyun parçası bulunmuştur (Resim 3).

1565/1570-2300 açmasında 6.30-5.90 m’de üstteki bir mezar tarafından tahrip edilen, kiremitleri kırılmış M 208 olarak adlandırılan birincil kremasyon gömünün uygulandığı bir mezar ortaya çıkarılmıştır. Kiremidin korunan boyu 15 cm, genişliği ise 1.66 m olarak ölçülmüştür. Mezarın orta kısmında bir kandil ve testi boyun parçasının ölü hediyesi olarak bırakıldığı görülmüştür (Resim 4). Mezardan sadece boyun parçasının çıkması kapların kırılarak mezara bırakılma ritüeli ile alakalıdır.

1565-2295 açmasında devam eden çalışmalarda 5.50 m’de kuzeydoğu-güneybatı doğrultulu basit toprak mezar bulunmuştur. M 209 olarak adlandırılan bu mezarın oldukça tahrip olduğu gözlemlenmiştir. 1.40 m boyunda, 35 cm omuz genişliğine sahip olan iskeletin iki yanında başka bireylere ait leğen kemiği ve bacak kemikleri olduğu görülmüş ve bu düzensiz üst üste gömülerin M 209 nolu mezarındaki iskeleti tahrip ettiği tespit edilmiştir. Mezardan herhangi bir ölü hediyesi ele geçmemiştir (Resim 5).

1565-2300 açmasında 5.90 m’den, 5.40 m’ye kadar inilmiştir. 5.40 m’de M 208 mezarında olduğu gibi üzeri taşlı toprakla kaplı bir mezar tespit edilmiştir. M 210 olarak adlandırılan mezardan, ölü hediyesi olarak MÖ geç 5. yüzyıla tarihlenen iki lekythos, iki ağırşak, bir tuzluk, bir pyksis ve bir istiridye kabuğu bulunmuştur. Mezarda ölü hediyelerinin bırakıldığı alanda yanık kemik parçaları ve toprağında kremasyon izi mevcutken, altında mezarın asıl sahibi olduğu düşünülen basit toprak gömünün uygulandığı bir iskelet bulunmuştur. İskeletin pelvisi üzerinden iki bronz iğne, bir bronz ayna, kafatasının sağ tarafında ise, deliği olan bronz bir iğne daha bulunmuştur (Resim 6).

1565-2300 açmasında 5.60-5.40 m’de ağız ve emzik kısmı kırık üç biberon bulunmuştur. Biberonların aynı alanda dağınık olarak bulunması burada bir bebek mezarının olduğunu, fakat daha sonradan tahrip edilerek dağıtıldığını göstermektedir (Resim 7).

1565-2295 numaralı açmada 5.53-5.36 m’de yer alan M 211 mezarının kiremitleri 175x65 cm, iskeletin boyu 1.25 m, en geniş yeri olan kol dirsekleri 35 cm ölçülerindedir. İskeletin boyutuna göre 12-13 yaşlarında bir çocuğa ait olabileceği düşünülmüştür. İskeletin kafatası ve göğüs bölümü üzerindeki düz semerdam kiremitlerin parçalanarak düşmesi sonucu ezilerek tahrip olmuştur. İskeletin sağ kolu üzerine ölü hediyesi olarak iğ gövdeli bir unguentarium bırakılırken, kafatasının solunda bir metal obje (iğne?) bulunmuştur. Kuzeydoğu-Güneybatı yönlü mezarın iskeletinin ayaklarının güneyinde alt kısımda aynı doğrultuda uzanan kiremit mezar levhaları görülmektedir (Resim 8).

1530-2305 açmasının kuzeydoğusunda 3x3 m’lik alanda 2015 yılında bulunan parçalanmış lahitlerin kesitten de görülebilen parçalarını çıkarabilmek için 8.10 m den 6.42 m’ye kadar inildi. Dolgu toprak içinden günümüze ait çöplerin bulunması buranın 2004 yılındaki okul temeli kazma çalışmaları sırasında açılıp dağıtıldığını göstermiştir. 7.10 m’de lahit teknesine ait parçalar ve bir sikke bulunmuştur (Resim 9). Çıkarılan lahit parçaları Nekropolisin girişindeki diğer lahit parçalarının arasına yerleştirilmiştir.

1565-2295 açmasında 5.53-5.36 m’de M 211 ve onun hemen altında M 211 tarafından tahrip edilen, 5.36-5.23 m’de M 212 nolu inhumasyon gömünün uygulandığı düz semerdam kiremit mezar bulunmuştur. Kuzeydoğu-güneybatı yönlü mezarın buluntusu yoktur (Resim 10).

1565-2295 açmasının güney batısında, doğu-batı doğrultulu 5.15 m’de M 213 olarak adlandırılan basit toprak mezar bulunmuş olup, iskeletinin muhtemelen üsteki mezarlar tarafından tahrip edildiği, pelvis alt kısmından itibaren eksik olduğu görülmüştür (Resim 11).

M 213’ün hemen güneyinde 5.15- 5.00 m’de bir bebek için iki amphoranın kullanıldığı, AMP 14 olarak adlandırılan amphora mezar bulunmuştur (Resim 12).

1565-2300 açmasında, 5.15 m’de inhumasyon gömünün uygulandığı M 214 olarak adlandırılan bir ahşap tabut çocuk mezarı bulunmuştur. Kuzey-güney doğrultulu çocuk mezarının batısının küçük taşlarla çevrildiği ve başının sağına bir kâse ve kâsenin iç kısmına tek kulplu bir kabın yerleştirilerek konulduğu görülmüştür (Resim 13).

1565-2300 açmasında 5.20 m’de M 215 olarak adlandırılan birincil kremasyon mezarda bir pişmiş toprak açıkağızlı tabak ve bir pişmiş toprak iğ gövdeli unguentarium bulunmuştur (Resim 14).

M 217’nin yanında ise, 5.00 m’de M 216 olarak adlandırılan yarı hocker tarzda gömülü basit toprak mezar daha bulunmuştur (Resim 15).

M 215’in hemen batısında kuzeybatısını M 215’in tahrip ettiği M 217 olarak adlandırılan 5.20 m’de yüzüstü yatar vaziyette gömülen iskelet bulunmuştur (Resim 16).

1565-2295 açmasında 5.20 m’de M 218 olarak adlandırılan oldukça tahrip olmuş basit toprak mezar bulunmuştur (Resim 17).

1565-2295 açmasında 4.70 m’de PM 6 olarak adlandırılan içerisinde bebek iskeleti bulunan bir pithos mezar bulunmuştur (Resim 18).

PM 6’nın hemen güneyinde 4.80 m’de M 219 olarak adlandırılan etrafı taşlarla çevrili içerisinde bir küpe parçaları, oinokhoe ve maşrapanın bulunduğu çocuk mezarı bulunmuştur (Resim 19).

1565-2295/2300 açmasında 4.50 m’de PTL 1 olarak adlandırılan pişmiş toprak lahit ve içerisinde tahrip olmuş bir iskelet bulunmuştur (Resim 20). Kırıkları ve çatlakları olan bu lahit yıl içinde bol miktarda yağmur suyuna ve güneşe maruz kalacağı için kazı evine getirilerek taş deposunda koruma altına alınmıştır.

Yapılan çalışmalarda istenilen sonuca ulaşılmış olup MÖ geç 7. yüzyıl tabakasına inilmiştir.


TİYATRO (02.08.2017-12.09.2017)

2017 yılı kazı sezonunda temel amaç caveaya ait oturma sıralarına in-situ olarak ulaşmaktır. Bu amaçla orkestranın güneyinde, batısında ve kuzeyinde çalışmalar gerçekleştirilmiştir.

Tiyatrodaki kazı çalışmasında 6 açmada çalışılmıştır. Bu açmalardaki çalışmalara ilk olarak çevre temizliği ile başlanmıştır. Çalışmalarımız 1275-1285, 1275-1290 1270-1275, 1270-1260, 1265-1275, 1260-1275 açmalarında gerçekleştirilmiştir (Resim 21).

1275-1285 açmasında orkestranın güneyindeki caveaya ait oturma sıralarına ulaşmak için geçen yıl başlatılan çalışmalara devam edilmiştir (Resim 22). Açmada öncelikle temizlik çalışması yapılmış olup, kazı çalışmaları 12.00-8.25 m (1. ve 2. tabaka) seviyesinde sürdürülmüştür (Resim 23). Bu çalışmalar sırasında az sayıda mimari bloklar bulunmuş ve açığa çıkarılmıştır. Burada ele geçen mimari bloklar genellikle sahne binasına aittir ve bunlar; arşitrav friz bloğu, kemer taşı, geison ve kesme taş bloklardır (Resim 24).

1275-1290 açmasında çalışmalarımız 13.00-9.00 m (1. ve 2. tabaka) seviyeleri arasında gerçekleştirilmiş olup, açmada yükselti ve moloz taş yığınının yoğun olmasından dolayı step trench (basamak) kazı tekniğiyle çalışmalar yürütülmüştür (Resim 25). Açmanın güney bölümündeki çalışmalarda 9.75 m seviyesinde ana kayaya ulaşılmıştır (Resim 26). Burada düzensiz biçimde, orijinal yerlerinden sökülmüş oturma sıraları bulunmuştur (Resim 27). Caveanın oturma sıralarına orijinal yerlerinde rastlanılmamasının temel sebebi, geç dönem duvarı inşa edilirken, oturma sıralarının da bu duvarın yapımında yerlerinden sökülüp kullanılmış olmasıyla ilgilidir.

1270-1275 açmasında 9.90-6.80 m (1, 2 ve 3. tabaka) seviyelerinde çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Bu açmada yoğun şekilde yanık tabaka ile karşılaşılmıştır. Olasılıkla burası geç dönemde kireç işliği olarak kullanılmıştır (Resim 28).

1265-1275 ve 1260-1275 açmalarında 10.70-7.40 m (1, 2 ve 3. tabaka) seviyelerinde çalışmalar sürdürülmüştür. 8.50-8.20 m seviyelerinde 26 cm çapında, 57 cm uzunluğunda yivli sütun gövdesi parçası bulunmuştur (Resim 29). Çalışmalar sırasında 8.10 m (2. tabaka) seviyesinde moloz taş yığınına rastlanılmıştır. Bu açmada da yanık tabakanın devam ettiği görülmüştür (Resim 30).

1270-1260 açmasında çalışmalar 10.50-6.90 m (1, 2 ve 3. tabaka) seviyelerinde gerçekleştirilmiştir (Resim 31-32). Çalışmalar sırasında ortaya çıkarılan mimari bloklar belgelenip kayıt altına alındıktan sonra kaldırılmıştır. Açmanın kuzeyinde 8.20 m seviyesinde caveaya ait duvar takibi yapılmıştır (Resim 33). Bu duvar daha önceki kazı çalışmaları sırasında tespit edilmiş olup, bu yılki kazı çalışmasında da duvarın nereye kadar gittiği ve orkestranın yarım daire şeklini sağlayıp sağlamadığını anlamaya yönelik gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak çok az bölümü kazılan bu duvarın yavaş yavaş ovalleştiğini gözlemleyebilmekteyiz. Tiyatronun genelinde temizlik ve düzenleme çalışmaları gerçekleştirilerek çalışmalar sonlandırılmıştır (Resim 34).

Yapılan çalışmalarda 14 adet cam bilezik parçası, 13 adet metal obje, 5 adet sikke, 5 adet terrakota figürin parçası, 4 adet kemik obje, 3 adet stel parçası, 2 adet taş kap parçası, 1 adet torso, 1 adet kabartma parçası (pan), 1 adet taş ağırşak, 1 adet testi, 3 adet amphora parçası ve seramik parçaları ele geçmiştir.


ROMA HAMAMI (04.07.2017-12.09.2017)

Parion Roma Hamamı 2017 yılı kazı çalışmalarında öncelikli amaç, yapıya ait duvarların sınırını belirlemek ve hamamın genel planını ortaya çıkartmaktır. Çalışmalara diğer sektörlerde olduğu gibi bitki örtüsü ve toprak yıkıntısı temizliği ile başlanmıştır (Resim 35). Bu doğrultuda 2 nolu mekânın kuzeybatısında yer alan bölümü belirlemek amacıyla çalışmalar devam etmiştir. Mekânın zemininin pilaelerle yükseltilerek asma zemin oluşturulduğu ve bu bölümün hypocaust sistemi ile ısıtıldığı gözlemlenmiştir. Fakat bölümün batı duvarında yer alan hypocaust sistemine sıcak hava geçişini sağlayan 2 adet kemerli servis koridorunun geç dönemde kapatıldığı belirlenmiştir (Resim 36). Mekânın güneybatı, güneydoğu ve kuzeybatı köşelerinde ise, 3 adet apsidal form veren bölüm ortaya çıkarılmıştır (Resim 37). Birbirine simetrik olarak yapılmış apsislerin harçlı zemininin korunduğu tespit edilmiş, zemininde ve duvarında mermer plaka izlerine rastlanılmıştır. 1 nolu mekânın sınırları içerisinde kuzey yönünde apsidal bir havuz ortaya çıkarılmıştır (Resim 38). Bu havuzun zemininde ve duvarında, yer yer korunan mermer plakalar tespit edilmiş; ancak bunların büyük bir bölümünün tahrip olduğu gözlemlenmiştir. Apsidal havuzun bulunduğu alandaki çalışmalarda 4.80 m kotta, 1 adet 43 cm yüksekliğinde, yiv akanthus bezemeli sütun başlığı ele geçmiştir (Resim 39). Havuzun kuzeyinde yapılan çalışmalarda apsisli havuzun pis su giderini sağlayan içerisinde künk bulunan bir kanal ortaya çıkarılmıştır. Kanalın doğusunda seviye inilmiş; ancak tanımlamaya çalıştığımız bölümün zeminine ulaşılamamıştır. 5 nolu mekândaki çalışmalarda büyük bir bölümü tahribata uğrayan yer yer korunmuş mermer plakalar ile kaplanmış zemin tespit edilmiş ve bölümün güney sınırı açığa çıkartılmıştır (Resim 40).

7 nolu mekânın kuzeyindeki çalışmalarda kuzey-güney doğrultusunda 2.75 m uzunluğa sahip bosajlı bir duvar ortaya çıkarılmıştır. Bu duvarın kuzeyinde, kuzeybatı güneydoğu doğrultulu her biri 47 cm uzunluğunda birbirine erkek ve dişi olarak geçme yapan araları harç ile sağlamlaştırılmış künk sırası bulunmuştur (Resim 41). Künk sisteminin açma sınırları içerisindeki toplam uzunluğu 4.45 m olarak ölçülmüştür. 6 nolu mekânda 2015 kazı sezonunda ortaya çıkarılan kireç ocağının ve praefernium’un batı duvarının sınırlarını belirlemek amacıyla seviye inme çalışmalarına devam edilmiştir. Bu alandaki çalışmalarda çok sayıda yanmış mermer parçaları tespit edilirken herhangi bir form veren mimari eleman ele geçmemiştir. Ocağın zeminine ulaşılarak kül tabakası ile karşılaşılmış olup, fotoğrafı çekildikten sonra çizimi plana aktarılmış ve bu bölüm kaldırılmıştır (Resim 42). Açmanın zemin seviyesine gelindiğinde ise, deniz seviyesinden 3.65 m kotta yüksekliği 80 cm, genişliği 97 cm, kalınlığı 15 cm olarak ölçülen, üzerinde birbirine simetrik olarak yapılmış rankeler arasında işlenen Medusa figürlü kabartma ele geçmiştir (Resim 43). Bu kabartma, Geç Hellenistik-Erken Roma Dönemi özelliklerini yansıtmaktadır. Kabartmanın kuzeybatısında ise, 5.45 m kotta M 4 olarak adlandırılan semerdam çatılı kiremit mezar ortaya çıkarılmıştır (Resim 44). Mezarda yer alan bireyin sol omuz kısmında kuzey yönünde 1 adet Bizans Dönemine tarihlendirilen minyatür kap ele geçmiştir. Çalışmaların devamında praefernium’un batı duvarının oldukça tahrip olduğu tespit edilmiştir. Bu alanda 4.65 m kotta araları harçla sağlamlaştırılmış kemerli bir yapı gözlemlenmiş ancak bu kemerin batısına geç dönemde duvar yapılmış ve açıklık kapatılmıştır (Resim 45). 4 nolu bölümün doğusunda yer alan kısmı belirlemek için yapılan çalışmalarda 3.80 m kotta mermer plakalar ile kaplanmış zemine ulaşılmıştır. Bu seviyede plakaların büyük bir kısmı korunmuş bir şekilde ortaya çıkarılmıştır. Çalışmaların devamında apodyteriuma doğudan girişi sağlayan kapı açıklığının kuzeydoğusunda kuzey-güney doğrultulu bir kanal tespit edilmiştir. Bu kanalın yüksekliği 20 cm olarak ölçülmüş ve zemini mermer plaka ile kaplanmıştır (Resim 46). Plakaların kuzeyinde geç dönem eklentili duvarın altında, kanalın geçtiği alanda çökme yapmış bir şekilde mavi ve krem renkli tesseralar kullanılarak yapılmış mozaikli bir zemin tespit edilmiştir (Resim 47). Mozaikli alanın güneyinde ise, 5.25 m kotta apodyterium’un doğu duvarına geç dönemde eklenmiş 3.65 m uzunluğunda, 62 cm genişliğinde, doğu batı doğrultulu duvar yapısına olasılıkla daha geç bir dönemde devşirme malzemeler kullanılarak yapılmış 2.20 m uzunluğunda, 62 cm genişliğindeki duvar örgüsü, fotoğraflama işlemi yapılmış ve plana aktarıldıktan sonra kaldırılmıştır (Resim 48). 4.80 m kota gelindiğinde 1 adet semerdam çatılı kiremit mezar tespit edilmiştir. Mezar açılmış ve içerisindeki bireyin bir çocuk olduğu tespit edilmiş ancak iskeletin oldukça tahrip olduğu gözlemlenmiştir (Resim 49). Mezar belgelenerek kaldırılmış mekânın zeminine ulaşılmış ve bu açmadaki çalışmalara son verilmiştir. 4 nolu bölümün doğu ve güney duvarının sınırını tam anlamıyla ortaya çıkartmak amacıyla yapılan çalışmalarda mekânın doğu sınırı belirlenmiştir. Güney duvarı tahrip olmasına rağmen alt seviyelerde korunmuş bir şekilde ortaya çıkarılmıştır.

Çalışmalar sırasında 180 adet Roma Dönemi seramik parçası, 146 adet sikke, 107 adet metal obje, 20 adet kemik obje, 10 adet terrakota figürün parçası, 10 adet spacer tube parçası, 10 adet taş kap parçası, 6 adet künk parçası, 5 adet cam parçası, 3 adet kiremit parçası, 2 adet ağırşak, 1 adet dış bükey mezar kiremidi ve 1 adet sütun başlığı ele geçmiştir.


ODEİON (02.08.2017-11.09.2017)

2010 yılı itibariyle kazı çalışmalarına başlanan ve büyük bölümü açığa çıkarılan Odeion’da, 2017 yılı kazı çalışmalarında öncelikli hedef, cavea kuzeyindeki 2 nolu tonozda 2016 yılında 9.50 m kotta bırakılan kottan zemin seviyesine erişilmesi ve bu tonozun doğusundaki 3 nolu tonozda kazı ve araştırma faaliyetlerinde bulunmak olmuştur (Resim 50). Bu bağlamda, daha kolay bir çalışma alanı oluşturulması adına, ilk olarak Odeion’un sınırlandığı bütün alanda, bitki tabakasının ve yağmur sonrası kesit kenarlarından açmalar içerisine akan toprak yığınının temizliği ve kazı çalışması yapılacak alanlarda gerekli ölçümlerin alınmasıyla çalışmalara başlanmıştır.

Kent plankare sistemine göre 1375/80-1410/15 açmalarının içerisinde yer alan ve 2016 yılı kazı sezonunda MS 2-3. yüzyıl buluntularının yoğun görüldüğü 4. tabakada çalışmalarına ara verilen 2 nolu tonozda gerçekleştirilen kazı çalışmaları kuzeydoğu-güneybatı doğrultulu Hellenistik Dönem duvarının doğu ön yüzünde 9.50-8.45 m kotta sürdürülmüştür. Çalışmalar sırasında, 9.50-9.15 m kotta önceki sezon çalışmalarında ele geçen buluntuların yoğun olduğu MS 2. yüzyıla ait seramik parçalarının yanı sıra, MS 1-2. yüzyıla ait olduğu düşünülen 2 adet kabartmalı seramik parçası, tabakanın söz konusu seviyede önceki sezondan farklı olmadığını göstermekle birlikte bu alandan ele geçen ve MÖ 45 yılına tarihlenen bronz sikke diğer buluntulardan elde edilen veriyi destekler niteliktedir. Devam eden çalışmalarda, 8.90 m kotta dolgu toprağın yerini orta irilikte taşlar ve aralarında küçük taş parçalarının yer aldığı sıkıştırılmış toprak yapısına bıraktığı anlaşılmış, MÖ 2. yüzyıla tarihlenen Gorgo başı betimli bronz sikke ve aynı dönemin tipik unsurlarını barındıran çok sayıda mühürlü amphora kulbuna ait parçalar ile seramik parçalarındaki farklılıklarla da desteklenen belirlemeler neticesinde stratigrafik yapının değiştiği doğrulanmış ve tabaka 5 olarak adlandırılmıştır. 2 nolu tonozdaki çalışmalar, zemini bulmaya yönelik olarak tonozun kuzeyinden 2.90 m mesafede 8.75 m kotta sondaj çalışması olarak sürdürülmüş, çalışmalar sırasında 8.45 m kotta tonozun ana kaya zeminine ulaşılmıştır (Resim 51). Bu veriler doğrultusunda söz konusu duvarın taban seviyesi belirlenmiş olsa da, tonoz içinde sonlanmadığı ve kuzeydoğuya doğru bir güzergâhı takip ettiği anlaşılmıştır.

Bir diğer çalışma alanı olan, 1380/85-1410/15 açmalarında yer alan 3 nolu tonozdaki çalışmalar ilk olarak kuzeyde bulunan 11.53-11.10 m kottaki geç eklenti moloz taş duvarı ve kuzeybatıda yer alan tuğla kiremit ve orijinal kullanım evresine ait taşlar kullanılarak yapıldığı anlaşılan, 11.64-11.40 m kottaki geç dönem odacığının kaldırılmasıyla başlamıştır. Geç eklenti duvarı içi ve kuzeybatı odacıktan ele geçen seramik parçalarındaki MS 9-11. yüzyıl aralığına ait yoğunluk sonucu bu tabaka stratigrafik olarak tabaka 1 olarak tanımlanmıştır. Tonozun güneyine doğru devam eden seviye inme çalışmaları sırasında tonozun güney kısmında 11.40-11.00 m kotta, doğu ve batı duvarlara bitişik vaziyette iki sıra moloz taşla örülmüş girişe sahip bir mekân belirlenmiştir. Tonozun, üst kısmı sağlam vaziyetteki güney bölümünde yer alan bu mekânın doğu ve batı kenarlarındaki, MS 9-11. yüzyıl aralığına tarihlenen Ganos Tipi amphoralara ait parçalar ile Bizans Dönemi beyaz ve kırmızı astarlı seramik parçaları, yine tabaka 1’e ait bu mekânın, taban taş dolgusu ve üst örtüsü ile soğuk kalan, şarap ya da zeytinyağı depolama alanı olarak kullanılmış olduğunu göstermiştir (Resim 52).  Tonozun tabaka 1 dolgusunun kaldırılmasının ardından devam eden çalışmalarda, 11.15-11.00 m arası kotta, çökme sonucu oluştuğu tahmin edilen ve tabaka 1’e ait soğuk depolama alanının çakıl taşı dolgulu tabanının yer aldığı, tonozun güney 2 m’lik bölümü ile tonozun doğu girişi arasında sınırlanan bir alanı kaplayan taş ve kiremit çöküntü-yığıntı tabakası belirlenmiştir (Resim 53). Yığıntı katmanını belirleme çalışmaları sırasında, tonozun doğu girişinde çökmeye ait herhangi bir veri bulunamamış, bununla birlikte olasılıkla tabaka 2’ye ait küçük bir çocuk mezarını andıran içbükey kiremitlerle çevrelenmiş kısım kaldırıldığında iç kısımda az belirgin bir yanık tabaka belirlenmiş, bu doğrultuda bu kısmın kiremitlerle çevrili bir ya da birkaç kez kullanılmış bir pişirme alanı (?) olduğu anlaşılmıştır. İç kısmından ele geçen az sayıdaki seramik parçaları ile MS 5-6. yüzyıla tarihlenen bu yığıntının tamamı açığa çıkarılarak orthophotoya aktarılıp dijital kayıtları tamamlanmıştır. Bunun ardından devam eden seviye inme çalışmaları sırasında, 11.00-10.10 kot aralığında MS 5-6. yüzyıla ait amphora parçaları, Phokaia, Çandarlı, LCW ve diğer seramik grupları ele geçmiş ve bu alanın Parion’un diğer yapılarında olduğundan farksız bir stratigrafik yapıda olduğu anlaşılarak, bu dolgu tabaka 3 olarak değerlendirilmiştir. 3 nolu tonozdaki kazı çalışmaları 2018 yılı kazı sezonunda sürdürülmek üzere, 9.80 m kotta doğu girişin açığa çıkarılması sırasında ele geçen yoğunluklu MS 2-3. yüzyıl buluntu grubundan dolayı değişen ve tabaka 4 olarak adlandırılan kısımda sonlandırılmıştır (Resim 54).

Yapıda gerçekleştirilen diğer kazı faaliyetleri ise, sahne binasının kuzeydoğu dış kısmının, güney devamı ile aynı kotta tamamen açığa çıkarılması ve sahne binası kuzeyindeki odacıkta 9.20 m kottaki kanalın üst seviyesinin ortaya çıkarılması olmuştur (Resim 55). Bunun yanı sıra,  sahne binası kuzeydoğu odası zemininde yer alan su kanalı ile bu odanın güneyindeki geç eklenti moloz taş duvarın tahribatını önlemek amaçlı modern malzemelerle desteklenmesi sağlanmış, alanın genelinde temizlik ve düzenleme çalışmaları gerçekleştirilerek çalışmalar sonlandırılmıştır (Resim 56).

Odeion araştırma faaliyetleri hususunda daha verimli sonuçlar elde edebilmek adına yapının farklı alanlarından arkeometrik analizlerinin yapılması için harç, sıva, dekoratif taş ve ana kaya örnekleri alınmıştır.

2017 yılı kazı çalışmaları sırasında alandan ele geçen buluntular, 28 adet terrakota figürin parçası, 12 adet sikke, 10 adet kemik obje, 7 adet metal obje, 4 adet bronz çivi, 7 adet mühürlü amphora kulp parçası, 2 adet kabartmalı seramik parçası, 1 adet yazıtlı mermer parçası, 1 adet ağırşak, 2 adet taş obje ve çok sayıda seramik parçası şeklindedir (Resim 57-58).


YAMAÇ HAMAMI (09.08.2017- 15.09.2017)

2017 yılı kazı sezonunda temel amaç, antik yolun devamını ortaya çıkarmak, 1 nolu tonozun içerisini boşaltarak temel işlevini öğrenmek ve 1515-1240 açmasında stratigrafi çalışması gerçekleştirerek her tabakanın ait olduğu dönemi tespit etmektir.

Yamaç Hamamı’nda üç açmada çalışılmıştır. Bu açmalardaki çalışmalara ilk olarak çevre temizliği ve tahrip olan duvarların temizliği ile başlanmıştır (Resim 59-61).

2008 yılı kazı sezonunda kazısı tamamlanamayan 1495-1245 açmasının kazısı tamamlanmış, antik yolun kuzey yönünde devamı ve üzerine geç dönemde eklenen güney-kuzey doğrultulu su kanalının devamı ortaya çıkarılmıştır. Bu kanal 90 cm genişliğinde, 80 cm yüksekliğindedir (Resim 62). Kanalın üst kısmı mermer plakalarla kapatılmış olup, yan yüzleri ise, düzgün kesilmiş taşların horasan harcıyla örülmesiyle oluşturulmuştur. Kuzey-güney doğrultuda devam eden kanalın, 1495-1240 açmasında, doğu-batı yönde yay çizerek 1495-1245 açmasındaki güneydoğu-kuzeybatı yönünde uzanan kanalla açmanın kuzeybatı köşesinde birleştiği görülmüştür (Resim 63).

2013 sezonunda kazılan 1500-1245 açmasında yer alan hamamın tahrip olmuş calidariumunun zemin seviyesinin altında tonozlu bir bölüm tespit edilmiştir. Beşik tavanlı tonozun iç kısmı 2.44 m genişliğe, 3.35 m uzunluğa, 2 m yüksekliğe sahiptir (Resim 64). Tonoz oldukça iyi korunmuş olup, tonoz içerisinde Geç Hellenistik döneme tarihlenen konteks malzeme bulunmuştur. Burada seramik, metal obje, terrakota figürin parçaları, sikkeler ve kemik objeler ele geçmiştir.

Tonozun, hamamın atık suyunu kanallar aracılığıyla toplayan ve daha sonra batısındaki kanala bağlanarak atık suyun tahliye edilmesini sağlayan bir işlevinin olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca arazi eğiminden kaynaklanan sorunların tonoz kullanılarak teraslandırma yöntemiyle aşıldığı belirlenmiştir. 1 nolu tonoz, güneyindeki 2 no’lu tonoza, 40 cm genişliğinde, 60 cm yüksekliğinde ve 1.20 m uzunluğunda bir kanal ile bağlanmıştır (Resim 65). Tonozun iç kısmında laconicum bölümünün zemin seviyesine yakın 20 cm genişliğinde 20 cm yüksekliğinde küçük bir kanal tespit edilmiştir (Resim 66). Tonozun iç kısmı, kötü hava koşullarından etkilenerek oluşabilecek çökmeleri önlemeye yönelik olarak ahşap hatıllarla güçlendirilmiştir (Resim 67).

1515-1240 açmasında, Yamaç Hamamı’nın kuzey duvarının dışında, stratigrafisinin kontekst malzemeyle beraber değerlendirilmesine yönelik çalışmalar yapılması amaçlanmıştır. 2x2 m ölçülerinde belirlenen açmanın üst kotlarında kuzey-güney yönünde uzanan, çamur harçlı, düzensiz taşlarla örülmüş geç döneme ait bir duvar tespit edilmiştir. 1.55 m uzunluğa, 85 cm genişliğe, 2 m yüksekliğe sahip geç dönem duvarı, hamamın doğusunda yeni tespit edilen ve henüz işlevi bilinmeyen yapının doğu-batı doğrultusunda uzanan duvarının üzerine bindirilmiştir (Resim 68). 2016 yılı kazı sezonunda bir kısmı ortaya çıkarılan ve 1510-1240 açmasının sınırından itibaren hamamın doğusuna doğru devam eden 2.80 m uzunluğunda, 82 cm genişliğinde 1.05 m yüksekliğinde olan mureks işliğine ait havuzun devamı tespit edilmiştir. İşliğin havuzuna üç adet basamakla inilmektedir (Resim 69). Basamakların üzerine daha sonraki dönemde bir duvar örülerek basamaklar kapatılmıştır. Yeni tespit edilen yapının kuzey duvarının Yamaç Hamamı’nın kuzey duvarıyla birleştiği yere yakın bir noktada ortada çıkarılan bronz musluğun ve musluktan akan suyun boşaldığı dar kanalın, mureks işliğine ait havuz ile bağlantısı tespit edilmiştir (Resim 70).

Yapılan çalışmalarda, 14 adet metal eser, 6 adet kemik eser, 18 adet sikke, 15 adet figürin parçası, 5 adet mühürlü amphora kulp parçası, az sayıda mimari parça ve çok sayıda seramik parçaları ele geçmiştir.


AGORA VE DÜKKÂNLAR (03.07.2017-30.07.2017)

Agora ve Dükkânlar yapısında 2017 kazı sezonu çalışmalarında öncelikli hedef yapının önünden geçen ve kentin ana yollarından biri olduğu düşünülen yolu açığa çıkartmak ve bu yolun üzerindeki geç dönem eklentili duvarları, yapıyla ilişkilendirerek yapının orijinal dönemine ait daha önceki kazı sezonlarında açığa çıkarılan girişin takibi ile 5 nolu mekân olarak adlandırdığımız odadaki erken dönem mimarisini saptamaktır (Resim 71-72).

İlk olarak bu alanlarda temizlik çalışmaları yapılmış ve daha sonra kazı çalışmalarına başlanmıştır. 1360-1360 ve 1360-1355 açmalarında yolu açığa çıkartmak için seviye inme çalışmaları sırasında, geç döneme ait duvarların yanı sıra bu alanda, taş, tuğla ve topraktan oluşan sıkıştırılmış zemin tespit edilmiştir (Resim 73).

1360-1340, 1360-1345, 1360-1350 açmalarında orijinal yapıya ait girişin takibinde 9.20 m seviyesinde mermer zemin, 8.90 m seviyesindeki çalışmalarda ise, yoğunluğu çatı kiremitlerinden oluşan bir alan tespit edilmiştir (Resim 74). Bu alanın doğal afet veya saldırı sonucunda yıkıldığı düşünülmektedir. Burada yapılan seviye inme çalışmaları sırasında 3 adet trapezophoros? olarak adlandırdığımız ayak ele geçmiştir (Resim 75). Ayrıca yapının ilk evresindeki girişin solunda daha geç döneme tarihlenen ocak, ocağın altına kadar giren bir kanal ve girişin sağında dinlendirme havuzu olabileceğini düşündüğümüz bir alan tespit edilmiştir (Resim 76). Bu yapının işlevinin tam olarak anlaşılması, ayrıca yapılacak çalışmaların bir bütün olarak değerlendirilebilmesi için mekân basit üst kapama yöntemi ile koruma altına alınmıştır (Resim 77).

1380-1340 açmasında 4.80x4.50 m ebatlarındaki odada step-trench sistemiyle seviye inme çalışmalarına başlanmıştır (Resim 78). Seviye inme çalışmaları sırasında kuzey-güney doğrultulu erken döneme tarihlenen duvar tespit edilmiştir. Duvarın temeline ulaşmak amacıyla yapılan çalışmalar sırasında çok sayıda erken döneme tarihlenen seramik parçaları ve mühürlü amphora kulp parçaları ele geçmiştir. Çalışmalar ana kayaya ulaşana kadar devam etmiş ve buradaki çalışmalar sonlandırılmıştır (Resim 79).

Agora ve Dükkânlar yapısındaki son çalışma ise, 5 nolu odanın yanında yeni bir oda yapısını tespit etmek amacıyla 1380-1345 açmasında gerçekleştirilmiştir.  Bu açmada 1x1 m’lik bir bölümde duvar takibi için çalışma yapılmıştır (Resim 80).

Yapılan çalışmalarda 47 adet sikke, 28 adet metal obje, 18 adet kemik obje, 7 adet terrakota figürin parçası, 7 adet mühürlü amphora kulp parçası, 5 adet cam bilezik parçası, 3 adet ağırşak, 1 adet kiremit parçası, 3 adet taş kap parçası, 1 adet boncuk ve seramik parçaları ele geçmiştir.


SU KEMERİ (03.08.2017-28.07.2017)

Kemer Köyü girişinde yer alan ve Kemer Köyü’ne adını veren Parion Su Kemerinde gerçekleştirilen çalışmalar 03.07.2017 tarihinde bitki örtüsü temizliği ile başlamıştır (Resim 81). Gerçekleştirilen çalışmalar köye girişi sağlayan yolun kenarında bulunan kemer ayağının ortaya çıkarılmasına ve kemer ayaklarının boyutları ile kemer açıklığının sayısal veri olarak alınmasına yöneliktir. Bitki örtüsü temizliğinin tamamlanmasının ardından kuzeydoğu-güneybatı istikametinde uzanan su kemerinin 3 numaralı kemer ayağının güneydoğu cephesini ortaya çıkarmaya yönelik olarak 04.07.2017 tarihinde 4x2 m ölçülerindeki SK-3[1] açmasında çalışmalara başlanmıştır (Resim 82). Kemer ayağının cephesinin açılmasının ardından açma, kemer ayağının kuzeydoğu köşesini tespit etmek için 9x2 m ölçülerine gelecek şekilde genişletilmiştir (Resim 83). Kuzeydoğu köşesini tespit ettikten sonra açmanın bu sefer kuzey köşesini tespit etmek için 9x5 m ölçüsünde olacak şekilde açma genişletilmiştir.

Kazı çalışmaları sırasında su kemerine ait büyük blokların açığa çıkarılması sonucunda bu taşlar yerlerinde korunarak kodlanmıştır (Resim 84). Taşların bulunduğu alanlarda seviye inme çalışmaları bırakılarak açmada step trench kazı tekniği uygulanmıştır. 3 basamaklı yapıdaki açmada derinlikler yüzeyden aşağı 3.5 m, 3 m, 1.9 m’dir (Resim 84).

SK-3 açmasında devam eden çalışmalar sırasında açmanın kuzey köşesine yakın olan 70 cm genişliğe sahip bir kireç kuyusu tespit edilmiştir (Resim 85). Kireç kuyusu üzerinde bulunan kireçli ve küllü tabaka içerisinden MS 12-13. yüzyıllara tarihlenen yeşil ve sarı sırlı Bizans seramikleri ele geçmiştir. Bu veri bizlere mermer üzengi taşlarına ve mermer köşe bloklarına sahip olan su kemerinin bu tarihte kireç hammaddesi için tahrip edildiğini ve artık bu tarihte işlev dışı bir durumda olduğunu göstermektedir. Kireç kuyusu yakınlarında ele geçen sikke MS 10-11. yüzyıl aralığına tarihlenmekte olup, bu alanın kireç kuyusu olarak kullanıldığını destekler niteliktedir. Kesit düzenleme çalışmalarının ardından buradaki çalışmalar sonlandırılmıştır (Resim 86).

SK-3 açmasında yer alan ve su kemerinin 3 nolu ayağı olduğu tespit edilen ayağın hemen kuzeydoğusunda, yüzeyde gözlemlenen yapı kalıntılarının tespiti için duvar takibi yapılan çalışmalarda bu bölüm, SK-4 açması olarak adlandırılmıştır (Resim 87-88). Bu çalışmalar sırasında yapının 2 nolu ayağına ait kalıntıların güneybatı kesimi ortaya çıkarılmıştır. SK-4 açmasındaki çalışmalar 6.8 m uzunluğa ve 4 m genişliğinde bir alana yayılmış olup, 50 cm ile 1.2 m arasında değişen derinliklere kadar inilerek duvar takibi yapılmıştır.

SK-3 ve SK-4 açmaları arasındaki kesitin tehlike arz edecek nitelikte olması sebebi ile iş güvenliğini sağlamak için aradaki toprak dolgu kaldırılarak açmalar birleştirilmiştir.

SK-3 açmasının güneybatı kesiminde su kemerinin 3 nolu ayağının güneydoğu köşesini bulmak için devam eden çalışmalar sırasında yapının duvarı takip edilmiş ve bittiği düşünülen kesimde çalışmalar sonlandırılmıştır (Resim 89). Bu kesimde gerçekleşen çalışmalar sırasında yoğun bir şekilde pişmiş toprak su künklerine ait parçalar ele geçmiştir. Yapının kemer ayakları üzerinde gözlemlenen kalker tabakası yapının su sızdırdığını göstermektedir. Künklerin de bulunması, su kanalındaki sızıntıları önlemek için künk döşenmiş olabileceğini göstermektedir.

28.07.2017 tarihinde yapıdaki çalımalar sonlandırılmış olup, su kemerinin açıkta olan bütün alanı tel çit ile kapatılmıştır (Resim 90).

Çalışmalar sırasında 1 adet sikke, sırlı Bizans seramik parçalarının yanı sıra künk parçaları ele geçmiştir.


SU KUYUSU 1 (AKROPOL) (25.08.2017-06.09.2017)

Kemer Köyü sınırları içerisinde yer alan ve Bodrum Burnu olarak adlandırılan kesimde yer alan Su Kuyusu 1 Parion antik kentinin akropolünde yer alması açısından önem arz etmektedir. 25.08.2017 tarihinde bitki örtüsü temizliği ve alan hazırlığı ile başlayan çalışmalar (Resim 91-92) 06.09.2017 tarihinde kuyunun ana kaya oygusu tabanının ortaya çıkarılması ile son bulmuştur (Resim 93).

Yüzeyden aşağı -4.82 m kotta başlayan çalışmalar -5.90 m kotta taban tespit edilmiş olup, aşağı doğru daralarak bir omphalos ile sonlandığı görülmüştür (Resim 93). Omphalos, 27 cm çapa ve 8 cm derinliğe sahiptir. Kuyunun daralması ise -5.10 m derinlikte başlamış olup, bu kesimde kuyunun çapı 2.15 m’dir.

Kuyu içerisinde ışık azlığı sebebi ile toprak sertliğine göre derinliği değişen ünite sistemi uygun görülmüş ve üniteler sonradan tabakalara göre ayrılmıştır. Ünitelerin tabakalara bağlanması sonucunda oluşan tabakalanma ise şu şekildedir;

Tabaka

Tarihi

Menşei

1 (Ünite 1-8)

MÖ 6-3

Su Kuyusu 2’den akıntı

2 (Ünite 9-13)

MS 1-3

Yüzeyden akıntı/dolgu

3 (Ünite 14-19)

MS 4-6

Kuyu 1’in son kullanım evresi

Yukarıdaki tabakalanma göz önüne alındığında Hellenistik Döneme tarihlendiği düşünülen veya en azından Roma öncesi bir döneme mimari açıdan tarihlenen kuyunun Roma veya Geç Roma Dönemi’nde bir tadilattan geçerek harç sıva ile sıvandığı bu tadilat sırasında bu kuyunun içindeki dolgunun tamamen temizlendiği anlaşılmıştır.

Buradaki çalışmaların bitirilmesinin ardından kuyunun belgelenmesi tamamlanmış ve etrafı tel örgü ile kapatılmıştır (Resim 94-95).

Çalışmalar sırasında 1 adet altın küpe, 2 adet küpe, 1 adet taş tıpa, 1 adet ezgi taşı, 1 adet kandilin yanı sıra taş kap parçaları, seramik parçaları, mermer kaplama parçaları, metal parçaları, cam parçaları ve kemik parçaları ele geçmiştir.


SONDAJ-8 (07-11.09.2017)

Parion antik kentinde Taş Kule mevkii olarak bilinen yerde bulunan Sondaj 8, 2014 ve 2015 yıllarında kazılmıştır. Alanın kent içindeki işlevini anlamaya yönelik olarak gerçekleştirilen çalışmalarda 2015 yılında 1125-1335 numaralı açmanın batı kesitinde tespit edilen olasılıkla bir caddeye veya yola ait olduğu düşünülen devşirme malzeme ile döşenmiş olan tabanın 1125-1330 numaralı açmadaki devamını bulmaya yönelik bu yıl da çalışma başlatılmıştır (Resim 96-97).

07.09.2017 tarihinde bitki örtüsü temizliği ve alan hazırlığı ile başlanan çalışmalarda açma içerisinde 3.60x3.40 m ölçülerindeki taban döşemesi 38 cm kotta ortaya çıkarılmıştır (Resim 98). Yol olarak düşünülen tabanın, açmanın batısında toprak altında çökmüş olabileceği düşünülmektedir.

Çalışmalar sırasında 2 adet sikke, seramik parçaları ve cam parçaları ele geçmiştir.

Alandaki çalışmaların tamamlanmasının ardından hava fotoğrafı çekimi için hazırlıklar yapılmış ve alan tel çit ile kapatılmıştır (Resim 99).


SONDAJ-10 (28.7-25.08.2017)

Parion antik kenti’nin merkezi bölgesinde yer alan ve Odeion’un doğu-güneydoğu tarafında yer alan 41 parsel numaralı zeytinlik içerisinde ve kentin su sistemi ile ilişkili olabileceği düşünülen yapının ortaya çıkarılması için muvafakati alınarak bitki örtüsü temizliği 20.07.2017 tarihinde başlamıştır (Resim 100). Gerçekleştirilen temizlik çalışmaları sonrasında anıtsal çeşme olabileceği düşünülen yapıda kazı çalışmaları 28.07.2017 tarihinde başlatılmıştır (Resim 101).

Yapının işlevi tam olarak anlaşılamadığı için Sondaj-10 yapısı olarak adlandırılmıştır. Doğu-batı doğrultulu olan yapının güney cephesini ortaya çıkartmak üzere 5x2 m ölçülerindeki açmada çalışmalar başlatılmıştır. Çalışmaların başladığı kot 15.15 m olup, sonradan açma, yapının kemeri altındaki dolguyu kaldırmak ve kemer altındaki tabana ulaşmak için 5x5 m ölçülerinde genişletilmiştir.

Sondaj 10’da gerçekleştirilen çalışmalarda MS 9.-12. yüzyıllara tarihlenen 1. tabaka içerisinde yapıya güneyden dik bir şekilde birleşen kuzey-güney doğrultulu bir duvar tespit edilmiştir (Resim 102). Yapının kemeri altındaki dolguda çalışma gerçekleştirilebilmek için açma kuzeye doğru 3 m genişletilerek 5x5 m ölçülerine getirilmiştir (Resim 103).

08.08.2017 tarihinde 12.83 m kotta MS 5.-6. yüzyıllara tarihlenen 3. tabaka doğu-batı doğrultulu, 50 cm uzunluğunda ve içerisinde inhumasyon defin gerçekleştirilmiş hediyesiz kiremit mezar ortaya çıkarılmıştır. SDJ 10-M 1 olarak adlandırılan mezar içerisindeki iskeletin henüz 1 yaşını doldurmamış bir bebeğe ait olduğu düşünülmektedir (Resim 104). Devam eden seviye inme çalışmalarında 12.19 m kotta opus signinum taban tespit edilmiş olup, bu taban üzerinde mermer plakalara ait izlerin yanı sıra in-situ mermer taban plakaları ile karşılaşılmıştır (Resim 105).

Kemer altında yer alan bu tabanın güneyinde ise, kapakları kısmen tahrip olmuş bir su kanalı tespit edilmiştir. Taş ve harç ile yapılmış olan kanalın duvarları üzerine yerleştirilen tuğlalar ile kapatılan kanal üzerinde tabana ait yatak harcının varlığı bu kesimde de mermer plakaların yerleştirildiğini göstermektedir (Resim 105). Bu plakalar üzerine yerleştirilmiş ve tahrip olmuş moloz taş ve harç ile yapılmış olasılıkla bir basamak sistemi (?) ortaya çıkmaya başlamıştır.

Yapı üzerinde tuğla kuşaklar arasında kalan kesimlerde sırası ile farklı duvar örgü tekniklerinin uygulandığı yapının üzengi noktası üzerinde kalan kesimleri moloz taş ve harç ile örülmüşken, üzengi noktasına tekabül eden kesimi opus spicatum duvar örgüsü ile üzengi noktası altı ise, kemer şu anda sadece kemer ayaklarından izlendiği üzere yer yer bosajlı (tarak veya murç ile işlenmiş) taşların bulunduğu blok taşlı bir mimari yansıtmaktadır. Yapının tamamen mermer plakalar ile kaplandığı, bulunan in-situ kenetler ve kenet yuvalarının yanı sıra dolgu içerisinden çıkan mermer plaka parçaları ile batı kemer ayağının güneydoğu köşesi yakınında bulunan in-situ dikey kaplama elemanından anlaşılmaktadır (Resim 106). Yapı ile ilgili olarak söylenebilecek bir diğer veri ise, payanda gibi görülen kemer ayakları üzerindeki kemerin tuğladan yapılmış bir başka kemer ile desteklenmiş olmasıdır.

Çalışmaların sonunda yapının kemeri altındaki taban tamamen ortaya çıkarılmıştır. Bu çalışmalar sırasında bir önceki raporda belirtilen mermer kaplama plakalarının yapının kuzey sınırına kadar devam ettiği tespit edilmiştir. Bu mermer taban üzerinde batı kesimde bir su oluğu ve doğu kesiminde ise bir su yivi tespit edilmiş olup (Resim 107-108), yapının güneyinde paralel uzanan su kanalının doğuya doğru devam ettiği ve açma kesiti altında da devam ettiği gözlemlenmiştir (Resim 108-109). Bu kanala güneydoğu yönünden birleşen ve kuzey-kuzeybatı yönüne uzanan bir başka kanalın birleştiği ve bu kanalı kestiği anlaşılmıştır (Resim 109).

Yapının mermer tabanı üzerinde doğu ve batı kemer ayaklarına bitişik olarak bulunan moloz taş ve harç ile yapılmış olan mimarinin yürüyüş zeminini 2.2 m genişlikten 1.2 m genişliğe kadar daralttığı görülmüştür (Resim 107-108). Bu mimari öğelerin mermer kaplama ile kaplandığı anlaşılmış olup, işlevleri tam olarak anlaşılamamıştır.

Açmanın batı kesiminde niş altında yer alan dolgu toprakta gerçekleştirilen kazı çalışmaları sonucunda dolgu toprak içerisinde nişin devamı tespit edilmiş olup, tuğla ve taş örgüleri dizisinden oluşan duvar örgüsünün burada da devam ettiği görülmüştür (Resim 110).

25.08.2017 tarihinde alandaki çalışmalar sonlandırılmış ve yapının kemerinde meydana gelebilecek yıkılmayı önlemek için batı ayağına metal destek yapılmıştır (Resim 111). Temizlik ve fotoğraflama işleminin ardından alanın etrafı tel çit ile kapatılmıştır (Resim 112).

Gerçekleştirilen çalışmalarda ele geçen buluntular; 1 adet akanthus bezemeli mermer parça, 6 adet sikke, 1 adet demir obje, 1 adet kurşun objenin yanı sıra çeşitli mermer kaplama parçaları, seramik parçaları, cam parçaları, madeni parçalar ve kemik parçalarıdır.

Yapıdaki tabakalanma:

Tabaka

Tarih/Dönem

1

MS 12. yüzyıl sonrası (Bizans-Osmanlı-Cumhuriyet)

2

MS 9-12. yüzyıl (Bizans)

3

MS 4.-6. yüzyıl (Geç Roma)

4

MS 2./3.-4. yüzyıl (Roma)


SUR DUVARI (26.07.2017-31.07.2017)

2017 yılı Sur Duvarı çalışmalarında öncelikle çevre temizliği ile yıkıntıların kaldırılması ve otların temizliği gerçekleştirilmiştir. Sur duvarı taş kule mevkiinde yer alan kuzey-güney doğrultulu sur duvarının tespiti amacıyla çalışmalara başlanmıştır. İlk olarak bitki örtüsü temizliği yapılmıştır (Resim 113). Temizlik çalışmalarının son bulmasıyla 5x5 m’lik alanda kazı çalışmaları başlamıştır.

Sur duvarlarının yapılış amacı, şehir sınırlarını ve şehri korumanın yanı sıra taşkınlara, sel sularına karşı set görevi görmesidir. Hellenistik Dönem duvarının harç kullanılmaksızın bosajlı-isodom şeklinde yontulan ve ana kaya üzerine yerleştirilen bloklar ile oluşturulduğu tespit edilmiştir. Sur duvarının ön cephesinde geç dönem devşirme malzemeler kullanılarak kuzey-güney 2.70 m doğu-batı 2 m ölçülerinde payanda yapıldığı ve bu şekilde sur duvarının desteklendiği anlaşılmıştır (Resim 114). Bu devşirme malzemeler içerisinde bir adet postament ele geçmiştir (Resim 115). Daha sonraki çalışmalarda sur duvarının ön cephesinde 1.50 m genişliğindeki alanda seviye inme çalışmalarına başlanmıştır (Resim 116). Bu çalışmalar sonucunda duvarın, düzgün bir şekilde devam ettiği görülmüştür (Resim 117-119).

Sur Duvarında yapılan çalışmalar belgelenerek kayıt altına alındıktan sonra çalışmalara son verilmiştir.

Çalışmalar sırasında yüzeyde 1 adet taş kap, 1 adet metal obje, 1 adet fildişi obje ele geçmiştir. Aynı zamanda çalışmalar sırasında az sayıda seramik ve mimari parçalarda ele geçmiştir.

 

ODA MEZARLAR (TOPRAK KULELER MEVKİİ) (02.08.2017-13.09.2017)

Toprak Kuleler Mevkiindeki OM 1, 2, 3 ve OM 4 olarak adlandırılan 4 adet tonozlu oda mezarların geçen sezonlarda mezar içi kazı çalışmaları bitirilmiş, ardından mimari çizimleri yapılarak fotoğraflanmıştır. 2017 kazı sezonunda ise, bu mezarların ön cepheleri açılarak, mimarileri hakkında fikir yürütmek, olası ritüel alanı ve teras sisteminin tespiti ve dönemsel olarak tarihlendirilmesi amaçlanmıştır.

Oda mezarlarda çalışmalara, alanı kaplamış olan bitki tabakasının ve yağmur sonrası kesit kenarlarından mezarlar içerisine akan toprak yıkıntılarının temizliği ile başlanmıştır (Resim 120). Temizlik çalışmalarının ardından kazı çalışmaları için ölçümler yapılarak çalışılacak olan 506 425/30/35/40-4 476 225/30 açmaları uluslararası yersel referans sistemine göre belirlenmiştir (Resim 121).

İlk olarak çalışmalara OM 4 adlı mezarın batısında illegal kazılar yoluyla tonozu ve eşik taşı kırılarak tahrip edilen OM 5 adlı mezarın ön cephesini görmek amacıyla başlanmıştır (Resim 122). 506 425-4 476 225 numaralı açmanın kuzey kesiminde 5x3 m ölçülerindeki açmada 41.40 m kottan itibaren 40.30 m kota kadar inilerek mezar önü yürüme zeminine ulaşılmıştır. Kök ve moloz taşların bulunduğu 1. tabakada kiremit parçaları haricinde herhangi bir buluntuya rastlanmamıştır. Deniz seviyesinden 41.00 m kotta başlayan kültür dolgu toprağın bulunduğu 2. tabakanın 40.65 m kota kadar indiği belirlenmiştir. 40.70 m kotta MS 2.-3. yüzyıllara tarihlenen 1 adet terrakota kukla bacağı ele geçmiştir. 3. tabakada (40.65-40.60/55 m), açmanın kuzeydoğu köşesinde 40.60 m kotta doğuya eğimli olarak ana kayanın başladığı görülmüştür. Ana kayanın hemen üzerinde MS 2. yüzyıla tarihlenen bitkisel ve hayvan bezemeli, Pontus Sigillatası olarak bilinen tabak parçaları ele geçmiştir.

OM 5 adlı mezarın kapı dışında 41.40 m kottan itibaren seviye inme çalışmalarına devam edilmiştir. Seviye inme çalışmaları esnasında kök ve moloz taşlardan oluşan 1. tabaka toprağı alınmıştır. 1. tabaka sonunda muhtemelen tonoza ait harçlı moloz taşların çıktığı 2. tabakanın 41.00 m kotta başladığı tespit edilmiştir. 40.70 m kotta rastlanan eşik taşının defineciler tarafından tahrip edilerek mezarın girişinden 10 cm güneye doğru kaydırılmış olduğu görülmüştür (Resim 123).

Çalışmalar esnasında 2016 kazı sezonunda ortaya çıkarılmış olan OM 4 adlı mezarın ön cephe duvarı batıya doğru takip edilerek, OM 5 adlı mezarın ön cephesi açılmıştır. Yoğun şekilde tahribata uğrayan duvarda yer yer sıvaya rastlanmıştır. Mezarın ön cephe duvarlarının, tonozun oturduğu seviyeye kadar korunduğu tespit edilmiştir. OM 4 ile OM 5 mezarının arasında bulunan ortak duvarda yapılan temizlik çalışmalarında OM 4 adlı mezarın batı cephesinin sıva ile kaplı olduğu görülmüştür. Bu gözlem sonucu OM 5 mezarının OM 4 mezarından daha geç bir tarihte inşa edilmiş olabileceğini söylemek yanlış olmayacaktır (Resim 124).

OM 5 adlı mezarın girişinde gerçekleştirilen seviye inme çalışmasında 40.55 m kotta, etrafı küçük moloz taşlarla desteklenmiş ve üzeri kapak ile örtülmüş çömleğe rastlanmıştır (Resim 125). İn-situ olarak bulunan kabın ritüel ya da mezar hediyesi ile ilgili bir kap olabileceği düşünülmektedir. Kabın etrafında bulunan moloz destek taşları çizimi yapıldıktan sonra bulunduğu yerden kaldırılmıştır. İn-situ malzeme barındırması nedeniyle 40.65 m kottan itibaren 3. tabakaya geçiş yapılmıştır.

OM 5 adlı mezarın tonozu üzerinde 41.80 m kottan itibaren seviye inilerek dolgu toprağında yer alan moloz ve köklerin kaldırılması ile tonozun doğu ve batı duvarında radyuslara kadar yıkıldığı, ön cephede ise sıvaların tahribata uğradığı tespit edilmiştir (Resim 126). İllegal kazılar ile mezar içerisinde açılan oyukta yapılan seviye inme çalışmasında 40.95 m kotta insan iskeletine ait kırık femur ve tibia kemiklerine rastlanmıştır (Resim 127). Moloz taşlar arasında bulunan kırık kemikler, mezar içerisindeki kontekstin bu seviyede karıştırıldığını gözler önüne sermektedir.

Mezar içerisinde yapılan seviye inme çalışmasında mezar tonozunun tamamen tahrip olduğu görülmüştür (Resim 128). İç ölçüleri 2x2.06 m olarak belirlenen mezarın dış cepheden korunan yüksekliği doğu duvarda 55 cm, batı duvarda ise 70 cm olarak belirlenmiştir. Mezarın batı ve doğu duvarının tonoz ile birleştiği noktada kalınlığı 70 cm, ön cephe duvarlarında ise, 50 cm olarak tespit edilmiştir. OM 4 ile OM 5 mezarların tonozları arasında yapılan seviye inme çalışmasında, OM 4 mezarının tonozu üzerinde 40.20 m kotta bir adet terrakota figürin kaide parçası ele geçmiştir.

Mezar içi yapılan çalışmalarda 40.20 m kotta domuz iskeletine ait kemik parçalarına rastlanmıştır. Aynı kotta mezarın doğu duvar önünde bütünlüğünü kaybetmiş, MS 6. yüzyıla tarihlenen amphoraya ait parçalar ele geçmiştir (Resim 129). 42.20-40.20 m kot arası 1. tabaka olarak belirlenmiş ve mezar işlevini kaybettikten sonra kullanım gördüğü tespit edilmiştir.

2. tabaka olarak belirlenen 40.20-39.50 m kot arasında mezarın güneybatı ve kuzeydoğusunda yetişkin birey iskeletlerine ait radius, ulna, pelvis kemiği ve iki adet kafatasının varlığı tespit edilmiştir (Resim 130). Ortaya çıkan kafataslarının herhangi başka bir kemikle bağlantısı olmaması mezarların bu seviyede dağıtıldığını ve kontekstin bozulduğunu doğrulamaktadır.

Mezarın doğu kesiminde 39.50-39.40 m kotta kuzey-güney doğrultulu dorsal olarak gömülmüş yetişkin bir birey iskeletine rastlanmıştır (Resim 131). İskeletin baş kısmı güney yönde olup, duvara dayandırıldığı için kemiklerin üst üste binmesi ile tahrip olduğu gözlemlenmiştir. Ölü hediyesi olarak herhangi bir buluntu ele geçmemiştir. 3. tabakada bulunan iskelet, mezar içerisinde farklı zamanlarda çoklu gömü tipinin uygulandığını göstermektedir.

Devam eden seviye inme çalışmaları esnasında 39.40 m kotta mezarın kuzeybatı ve kuzeydoğu köşelerine çoklu gömü uygulaması yapmak amacıyla toplanan 15 adet kafatasına,  6 adet doğu-batı doğrultulu olarak dorsal yatırılmış yetişkin birey gömüsüne ve mezarın kuzeydoğusunda 1 adet çocuk gömüsüne rastlanmıştır (Resim 132). Kafataslarının mezar köşesinde ele geçmesi akıllara çoklu gömü tipini getirmiştir. Birden fazla bireyin mezar içerisine üst üste ya da eski bireyin kemiklerini bir yere toplayarak yeni bireyin gömülmesi olarak bilinen çoklu gömü uygulamasının gerçekleşmiş olabileceği düşünülmüştür. Kafataslarının hemen bitişiğinde (doğu) 39.40 m kotta, 16 nolu bireyin sol kolu üzerinde ve bacak arasında 2 adet testi ve 39.35 m kotta 10 nolu bireyin bacakları arasında bir adet lagynos ele geçmiştir. Mezarın batı ve doğu kesiminde bir araya toplanan önceki gömülere ait kafatasları ve kemikleri arasında ise, 39.35 m kotta 1 adet boncuk, 1 adet tabak, 1 adet strigilis, 1 adet unguentarium, 2 adet cam unguentarium ve 1 adet kandile rastlanmıştır. Mezarın kuzeydoğu köşesinde kısmen korunmuş olan çocuk iskeletinin çene kemikleri arasına 1 adet kharon sikkesi bırakıldığı görülmüştür. Ön yüzünde profilden Roma İmparatoru Elagabalus’un (MS 218-222) büstü, arka yüzünde ise iki elinde meşale taşıyan Artemis Phosphoros’un tasvir edildiği görülmüştür.

2018 sezonunda antropolojik olarak detaylı bir şekilde araştırılması ve analiz edilmesi için iskeletlere ait kemiklerin üzeri jeotekstil ve dere kumu ile kapatıldıktan sonra yağmur sularına ve sert geçen kış şartlarına maruz kalmaması için üzeri çatı ile örtülerek koruma altına alınmıştır.

Alanda yapılan temizlik ve fotoğraflama işlemlerinin ardından 2017 kazı ve restorasyon çalışmalarına son verilmiştir (Resim 133-134).


MOZAİKLİ YAPI  (24.08.2017)

Parion antik kenti 2017 yılı kazı ve restorasyon çalışmaları programı dahilinde kazılması planlanan Mozaikli Yapıda kazı çalışmaları, 24.08.2017 tarihinde alandaki bitki örtüsünün temizlenmesiyle (Resim 135) başlamıştır.

2017 yılı çalışmalarında temel amaç, 2016 yılında tespit edilen ve kazısı yarım kalan mozaikli zeminin tamamını açığa çıkartmak olmuştur. Bu doğrultuda 1910-1700 nolu açmada 5x5 m ölçüsünde mevcut mozaikli zemini genişletme amacıyla çalışmalar devam etmiştir. Bu alanda 40.5 m seviyesinde mozaik zeminin devam ettiği tespit edilmiştir (Resim 136). Mozaik zemin üzerinde CJO 1 kodlu Gallienus (MS 267-268) (Resim 137) ve CJO 2 kodlu Phocas (MS 602-610) (Resim 138) Dönemi’ne ait 2 adet sikke, Geç Roma Dönemine tarihli çok sayıda seramik parçası ve mozaik zemine ait farklı renkte tessera parçaları ele geçmiştir. Bu yılki kazı çalışmaları temizlik ve kapatma uygulamaları ile son bulmuştur.


RESTORASYON KONSERVASYON  (03.07.2017- 13.09.2017)

Parion Antik Kenti 2017 yılı kazı sezonu içerisinde planlanan alanlarda (Odeion, Roma Hamamı) önleyici ve aktif koruma uygulamaları gerçekleştirilmiştir. Bu uygulamalar kapsamında temizlik, yatak harcı yenileme, bordür, derz, sıva sağlamlaştırma, taş yapıştırma ve mermer plakalarda insitu konumu dikkate alınarak yerleştirme ile kış mevsimi kapatma uygulamaları yer almaktadır. Bu alanların dışında acil müdahale gereken yerlerde gerekli önleyici koruma yöntemleri uygulanmış, söz konusu alanların durumu stabil hale getirilmiştir.

Uygulamada kullanılan harç malzemeleri ve oranları:

 Derz Harcı: Krem rengi (Mermer rengine en yakın ton)

1) 2 maşrapa taş tozu

2) 1 maşrapa elenmiş dere kumu

3) 3 kapak okra sarısı pigment

4) 2 maşrapa kireç kaymağı

Bordür Harcı: Kırmızımsı

1) 2 maşrapa elenmiş dere kumu

2) 750 ml tuğla tozu (maşrapa üzerindeki ölçek)

3) 2 bardak taş tozu

4) 3 kapak okra sarısı pigment

5) 2,5 maşrapa kireç kaymağı

Roma Hamamı, Agora ve Dükkânlar, Odeion, Tiyatro ve Yamaç Hamamında genel ve detaylı temizlik işlemi gerçekleştirilmiştir. Bitki oluşumları bağ makası ile kesilmiş, toz ve toprak birikimi yumuşak uçlu fırçalar ile detaylı olarak temizlenmiştir.

Roma Hamamı: Roma Hamamında duvar sıvalarında sağlamlaştırma (bordür uygulaması) ve zemindeki taş plakalarda bordür ve derz uygulaması yapılmıştır. Kanal üzerindeki taş plakalar alttan ahşap desteklerle geçici olarak sağlamlaştırılmıştır. Havuzlu bölümde yer alan mermer plakaların yatak harcında yenileme, bordür ve derz uygulaması yapılmıştır. Mermer plakalarda enjeksiyon harcı ile (PLM-AL) sağlamlaştırma işlemi yapılmıştır. Postamentlerin taban desteğin harç ile dolgulanmıştır. Duvar sıvasında kalker temizliği için %10 oranında EDTA çözeltisi hazırlanarak lokal olarak sıva üzerine uygulanmıştır ve mekanik temizlik yapılmıştır (Resim 139). Hypocaustun tahrip olan harçlarının temizliği ve derz uygulaması yapılmıştır (Resim 140).

Duvar sıvasında kapatma uygulaması; sıva üzerine jeotekstil serilip tuğlalar 5-6 cm. ara verilerek yerleştirilmiş ve tuğla ile jeotekstil arasına dere kumu koyulmuştur. Daha sonra kiremit yerleştirilmiştir (Resim 141).

Odeion: Orkestranın kazı sezonu içinde rutin bakımı yapılması için üzeri açılmıştır. Zemine serilen üstten alta sırasıyla çakıl, kum ve jeotekstil kontrollü bir şekilde kaldırılmıştır. Kum tabakası kaldırıldıktan sonra kontrollü basınçlı su cihazıyla caveaların en üstünden başlanarak orkestraya kadar yıkama ve fırçalama işlemi yapılmıştır. Yumuşak uçlu fırçalarla temizlik yapıldıktan sonra non-iyonik deterjanlı su ile sabah, öğlen ve akşam olmak üzere günde 3 defa orkestra silinmiştir.

Odeionda mermer plakaların yatak harcında yenileme, bordür ve derz uygulaması yapılmıştır. Opus sectile ve cavealarda derz uygulaması yapılmıştır. Odeion’un cavealarındaki çatlaklarda dolgu uygulaması gerçekleştirilmiştir. Duvar sıvasında %20 Primal AC33 ile sağlamlaştırma uygulaması ve sağlamlaştırma sonrasında bordür uygulaması gerçekleştirilmiştir.

Odeionun sahne binasına ait mermer plakalar antik dönemde kullanılan kenet yöntemi ile orijinal yerlerine yerleştirilmiştir (Resim 142).

Mermer plakaların yapıştırılması: Kırık yüzeylerde taşın yapışmasını engelleyecek parçalar bisturi ile temizlenmiştir. Daha sonra çift bileşenli yapıştırıcı olan Araldite AY-103 hazırlanıp fırça ile kırık olan iki yüzeye, taşmayacak şekilde sürülmüştür (Resim 143). Kenetler için mermerlerin yerleştirileceği duvarda referans noktaları belirlenip, maktap ile 8-10 cm derinliğinde delikler açılmıştır (Resim 144). Duvarda açılan delik ölçüsünde fiberglass çubuklar spiral motor ile kesilip açılan yuvalara epoksi reçine ile yerleştirilmiştir. Mermer plakalar yerlerine yerleştirildikten sonra kenetlerin plaka ile birleştiği noktadan plastilin ile havuz oluşturulmuştur. Havuzun içine Araldite dökülerek plaka kenetlere sabitlenmiştir (Resim 145). Yerlerine yerleştirilen bütün mermer plakaların önce yan kenarlarından derz dolgusu yapılmıştır. Daha sonra bordür harcına enjeksiyon harcı eklenerek sıvı bir harç elde edilerek yatak harcı uygulanmıştır (Resim 146). Kırık sınıra kadar sıvı dolgu harcı ile dolgulanmış son olarak bordür uygulaması yapılmıştır (Resim 147).

Mermer plaka yüzeylerinde bisturi ile mekanik temizlik yapılarak yüzeydeki kalker tabakası temizlenmiştir (Resim 148).

Kış Mevsimi Kapatma Uygulaması

Su Kemeri: Su Kemerinde duvar sıvasında kapatma uygulaması yapılmıştır. Sıva üzerine jeotekstil serilip tuğlalar 5-6 cm ara verilerek yerleştirilmiş ve tuğla ile jeotekstil arasına dere kumu koyulmuştur. Daha sonra kiremit yerleştirilmiştir.

Odeion: Orkestrada kapatma uygulaması yapılmıştır. İlk önce orkestranın tamamını örtecek şekilde jeotekstil serilmiştir. Daha sonra güney koridordan başlanarak 30 cm kalınlığında dere kum serilmiştir. Orkestranın tamamı kum ile kapatıldıktan sonra kumun üzerine 10 cm kalınlığında çakıl serilmiştir.

Oda Mezarlar: Mezar açması üzerine önce jeotekstil serilmiştir. 40 cm kalınlığında elenmiş dere kumu serilmiştir. Kumun üzerine tekrar jeotekstil serilip elenmiş toprak serilmiştir.


LABORATUVAR KORUMA ONARIM ÇALIŞMALARI (03.07.2017-14.09.2017)

Parion kazısı 2017 yılı çalışmalarında, Roma Hamamı, Yamaç Hamamı,  Tiyatro, Nekropol, Odeion, Agora, Mozaikli Yapı, Taş Kule, Sondaj 8, Sondaj 10, Oda Mezarlar ve yüzey buluntuları da dâhil olmak üzere 300 bronz sikke,  210 adet metal obje, 38 cam obje, 87 seramik obje, 66 kemik obje, 78 terrakota, 3 taş obje ve 2 mermer objenin koruma onarım çalışmaları tamamlanmıştır. Önceki yıllarda çalışması tamamlanmamış olan 28 adet metal objenin  (16 demir, 12 bronz) koruma onarım çalışmaları 2017 kazı koruma onarım çalışmalarının başladığı ilk hafta ve devamındaki günlerde (03.07.2017-14.09.2017) tamamlanmıştır.

Koruma onarımdaki amaç; buluntulara en az zararı vererek tanımlanmasına olanak sağlamaktır. Çalışılan tüm buluntuların belgelenmesi üzerinde ehemmiyetle durulmuş ve çalışmalar sonucunda raporlama yapılmıştır. Buluntuların gelecek yıllara sağlıklı olarak aktarılmasını sağlamak amacıyla konservasyon çalışması titizlikle yürütülmüştür.

Bronz Sikkeler ve Bronz Objeler Üzerindeki Bozulmalar

Yüzey buluntularıyla ele geçen sikkeler üzerinde yoğun ve yumuşak toprak tabakası oluşumuyla birlikte genel olarak bakır klorür, bakır oksit ve bakır karbonat oluşumları gözlemlenmiştir.

Genel olarak kondisyonları sağlam olan bronz sikkeler üzerindeki patina tabakaları ince olup, kimi sikkelerde hiç bulunmamaktadır.

Bronz objeler üzerinde aktif olmayan bakır klorür, bakır oksit ve bakır karbonat oluşumları gözlemlenmiştir. Tüm ya da kırık olarak ele geçen bronz objelerde zayıf patina tabakasına rastlanmıştır  (Resim 149).

Koruma Onarım Yöntem Seçimi ve Yöntemler

Çalışmalardan ele geçen bronz sikke ve objeler stereo zoom mikroskop altında incelenmiş ve mekanik temizlik yönteminde karar kılınmıştır.

Bölgedeki hava sıcaklığı ve nem göz önüne alınarak kimyasal koruma yöntemlerinden BTA ve Paraloid B-72 uygulamalarında karar kılınmıştır.

Koruma Onarım Uygulamaları

Buluntular üzerindeki toprak tabakası kontrollü olarak bisturi ile kaldırılmıştır. Toprağı kaldırılan buluntuların mikroskop altında bisturi ve seyrek olarak cam elyaf kalem kullanılarak ayrıntıları temizlenmiştir.

Ayrıntı temizlikleri biten nitelikli buluntulara BTA (Benzatriazol) uygulanarak mevcut korozyonun pasivasyonu sağlanmış ve yüzeylerinde koruma tabakası oluşturulmuştur. BTA’dan alınan buluntulara Paraloid B-72 çözeltisi seyreltik olarak uygulanarak oksijenle bağlantıları kesilmiş ve korumaya alınmıştır.

BTA işlemi görmeyen buluntular da Paraloid B-72 uygulanarak koruma altına alınmıştır.

Demir Objeler Üzerindeki Bozulmalar

Demir buluntular üzerinde genel olarak gözlemlenen demir oksit oluşumları, çatlak korozyonu ve kabuk atlı korozyon oluşumudur. Demir, çabuk bozulan bir metal olduğundan kazılarda ele geçen demir buluntular da düşük kondisyonlu olarak bulunmaktadır (Resim 150).

Demir Objelerin Onarımı

Yüzeydeki toprak tabakası bisturi yardımı ile alındıktan sonra, düşük devirde dişçi motoru kullanılarak bozulmanın sertlik derecesine ve buluntunun mekanik dayanımına göre farklı özelliklerdeki uçlarla bozulma buluntu üzerinden uzaklaştırılır. Bu işlem kontrolsüz olduğundan buluntunun mekanik dirence dayanımını iyi gözlemlemek gerekir. 

Temizlik işleminden sonra asetonda %3 oranında çözdürülen Paraloid B-48N demir yüzeyine uygulanarak atmosferle bağlantısı kesilir ve uygun sıcaklık ve nem de depolanmasına özen gösterilir.

Cam Objelerde Görülen Bozulmalar ve Onarım

Onarımı yapılan cam eser üzerinde gökkuşağı bozulması görülmüştür. Yüzey hassas durumda olduğundan  %50 oranlarında alkol, saf su karışımına pamuklu çubuk daldırılarak cam parçaların yüzeyleri temizlenmiştir (Resim 151).

Kemik Obje Onarımı

Ele geçen kemik toka üzerinde toprak tabakası görülmüştür ve bu tabaka %50 oranlarında alkol:saf su karışımı ile pamuk çubuk yardımıyla temizlenmiştir. %2 oranında seyretilmiş Paraloid B-72 uygulanarak koruma tabakası oluşturulmuştur  (Resim 152).

Seramik ve Terrakota Objeler Üzerindeki Bozulmalar ve Onarım

Kazılarda ele geçen seramik buluntular genelde kalkerli yüzeye sahiptir. Zayıf veya kuvvetli ve sert kalker oluşumları çok yoğun olmadığı sürece buluntuya mekanik veya fiziksel baskı yapmadığından zarar vermez. Yalnız bezemeli, boyalı, figürlü bir obje ise ayrıntıların görülmesini güçleştireceğinden seramik yüzeye zarar vermeden obje üzerinden kaldırılabilir. Seramik gözenekli bir yapıya sahip olduğundan asitli kimyasalların kullanımından kaçınılmalıdır.

Boyalı ve bezemeli seramikler zarar görebileceği düşüncesi ile yıkanmamış, %50 alkol, saf su karışımı ile temizlenmiştir. Temizliğe başlanmadan önce boya kayıplarının olup olmadığı küçük alanlarda test edilmiş ve birçok parçada boya kaybının olmadığı görülmüş, temizlik işlemine devam edilmiştir.

Kırık olarak ele geçen seramik parçaları eşleşiyorsa Paraloid B-44 ile %50 oranında aseton ile hazırlanan çözeltiden elde edilen yapıştırıcıyla birleştirilir.

Yüzeyde kabuklanma var ise, seramik az pişmiş ve dökülmeler mevcut ise veya boyalı, figürlü bir yüzeye sahip ise, depo koşulları olmasında gerekenden sıcak ve nemli olacaksa eğer seramik yüzeye %2 oranında Paraloid B-72 emdirilir eğer yetersiz kalacak ise oran %5 e kadar çıkartılabilir (Resim 153).

Eksik parçaya sahip olan seramik buluntular 2/3 oranında tamamlanabiliyorsa alçı tümleme yapılabilir. Tercihen cidarlardan yarım santim aşağıda veya eşit yükseklikte olmalıdır. Uygun renge akrilik boya ile boyanarak işlem tamamlanır.

Kırık olarak ele geçen terrakota eserler aseton ile hazırlanan %50 oranında Paraloid B-44 ile birleştirilmiştir. Daha iyi bir sonuç almak için yapıştırılan kısımlara ahşap kenetler uygulanmıştır (Resim 154).

Taş ve mermer objeler üzerinde mekanik temizlik uygulandı. Kırık olarak ele geçen taş ve mermer objeler 5 dakikalık epoksi ile birleştirildi (Resim 155).

Depolama

Metal ve kemik objeler etafoamda açılan yuvalara yerleştirilir, etafoam ve obje arasına ara yüzey oluşturmak için asitsiz kâğıt kullanılmıştır.

Sikkeler şimdilik küçük kilitli poşetlerde muhafaza edilmektedir. Önümüzdeki günlerde sikke dolaplarına yerleştirilecektir.

Seramikler duruş yönüne göre etafoam ile taban oluşturularak saklanmaktadır. Önümüzdeki günlerde asitsiz kâğıt ile desteklenecektir.

Genel olarak nem alma silika jeller ile sağlanmaktadır, bu yıl temin edilen nem alma cihazı kurularak depoda nem kontrolü sağlanacaktır.


HARİTA MÜHENDİSLİĞİ FAALİYETLERİ (03.07.2017-01.08.2017)

 2017 sezonu Parion Kazı Çalışmaları çerçevesinde gerçekleştirilen Harita Mühendisliği faaliyetlerinde bu yılki yapılacak çalışmalarda temel amacımız; Parion Antik Kenti’nde haritacılık faaliyetlerini günümüz teknolojisiyle birleştirmektir. IHA ve DRONE kullanarak Digital Fotogrametri yöntemi ile Arkeolojik Alanların Haritalandırması ve 3B modelinin oluşturularak dokümantasyonunun sağlanmasıdır. Bu doğrultuda kentte, teknolojik yöntemler ile yürütülen Arkeolojik, Jeozdezik, Fotogrametrik ve Mimari Çalışmalara katkı sağlayarak akademik veri alt yapısını oluşturmaktır. Önceki yıllarda yapılan haritacılık ve mimari etüt-projeleri, dokümantasyonları incelenmiştir.

Kentte yerel koordinat ağı, Biga Kadastro Müdürlüğünden alınan veriler doğrultusunda ulusal koordinatlara bağlanmıştır. Kentin Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü TuSaGa Aktif Kaydı oluşturulmuştur. Cors için aylık veriler satın alınmıştır. Sektörlerin, alanlardan çıkarılan buluntuların konum bilgisi ve mevcut koordinatı bilinen noktaların aplikasyonunun gerçekleştirilmesi amaçlanmıştır (Resim 156-157).                  

Dokümantasyon Çalışmaları kapsamında; alanlarda Totalstation ve Cors kullanılarak konumsal ölçümler yapılmıştır. DJI GSP, DroneDeploy ve DJI GO yazılımlarıyla desteklenerek planlanan uçuşlar sonucunda Drone ile hava fotoğrafları alınmıştır. Arazi çalışmaları sonucunda ölçümler ve hava fotoğrafları Ortofoto ve 3B Modelleri oluşturulmak üzere öncelikle arşivlenmiştir. Kayıtlı arazi verileri yapılan çalışma planı doğrultusunda Pix4D ve Agisoft PhotoScan yazılımlarıyla işlenmiştir. İşlem sonucunda alanların Koordinatlı Nokta Bulutu Verileri, 3B Modelleri, ortofotoları oluşturulmuştur. Alanların oluşturulan ortofotoları NetCAD ve AutoCAD programlarına export edilmiştir (Resim 158-159-160-161).                  

2017 Kent Planı oluşturulmaya başlanmıştır. Tamamlanan çalışmalar plana işlenmiştir. Çalışmalar NetCAD ve AutoCAD yazılımlarıyla kayıt altına alınmıştır.

Figür ve obje modellemeleri yapılmıştır. Örnek altlık teşkil etmesi amacıyla Herme ve Priapos eserleri modellenmiş ve parça birleştirme çalışmaları 3ds Max yazılımıyla yapılmıştır (Resim 162).               

Gün doğumunda ve gün sonunda sektörlerin Drone ile havadan çekimleri alınmıştır. Kent havadan görüntülenmiştir. Genel görünüm ve kent fotoğrafları sosyal ağ platformlarını aktifleştirilmesi için kayıt altına alınmıştır (Resim 163).

[1] Su Kemeri’nde henüz karelaj sistemi bulunmadığından dolayı açmalar SK-# şeklinde isimlendirilmiştir.

0
0
0
s2sdefault
powered by social2s