PARİON 2016 SEZONU KAZI VE RESTORASYON ÇALIŞMALARI

SONUÇ RAPORU (13.07.2016-06.09.2016)

  Kültür ve Turizm Bakanlığının 10 Haziran 2016 Tarih ve 111054 Sayılı ruhsatnamesine göre başlayan Parion Kazısı 2016 yılı çalışmaları, 12 akademisyen, 15 arkeolog, 2 mimar, 8 Restoratör- Konservatör, 23 arkeoloji öğrencisi ve 18 işçiden oluşan bir ekip tarafından, 13 Temmuz- 06 Eylül 2016 tarihleri arasında aşağıda anlatılan sektörlerde gerçekleştirilmiştir.

 

GÜNEY NEKROPOLİS  

(13.07.2016-28.07.2016)

Parion Güney Nekropolisi’nde 2016 kazı sezonunda, daha önceki sezonlarda Roma Dönemi mezarları ortaya çıkarılan 1560/1565-2300, 1560/1565-2295 numaralı açmalarda ana kaya seviyesine inerek, Nekropolisin ilk kullanım evresini belirleyebilmek amacıyla kazılara başlanmıştır (Resim 1).

İlk olarak alanı kaplamış olan bitkilerin ve yağmur sonrası kesit kenarlarından açmalar içerisine akan toprak yığıntılarının temizliği yapılmıştır. Temizlik çalışmalarının ardından kazı çalışmaları için totalstation ile ölçümler yapılarak çalışılacak açmalar belirlenmiştir.

Öncelikle Güney Nekropolis’in doğusunda bulunan 1560-2300 ve 1565-2300 numaralı açmalarda seviye inme çalışmalarına başlanmıştır. 1560-2300 numaralı açmada 5.20 m’de AMP 12 olarak adlandırılan, gömü çukuru 0.53x0.51 m ölçülerinde bir amphora mezara rastlanmıştır.  0.46x0.34 m ölçülerinde ağız kısmı eksik olan sivri dipli amphoranın etrafının taşlarla desteklendiği ve taşların çevresinin deniz kumuyla doldurulduğu görülmüştür. Yan yatırılmış vaziyette bulunan amphoranın iç kısmında 1 yaşlarında bir bebeğe ait birkaç kemik parçası ve olasılıkla içine doldurulan toprağa karışmış olan Geç Arkaik Döneme tarihlenen 1 adet lekythos kaidesi bulunmuştur (Resim 2).

1560-2300 numaralı açmada 4.62-4.27 m kotta kuzeydoğu-güneybatı doğrultulu M 203 olarak adlandırılan basit toprak mezar bulunmuştur. 1.87x1.26 m ölçülerinde güneydoğu sınırı moloz taşlarla sınırlandırılan mezarda, ilk gözlemlere göre erkek bireye ait olduğu belirlenen gömü dorsal şekilde uzatılmış olup herhangi bir ölü hediyesine ele geçmemiştir (Resim 3).

1560-2295 numaralı açmanın güneydoğu çeyreğinde 5.75 m kotta doğu-batı doğrultulu M 204 olarak adlandırılan basit toprak mezara rastlanmıştır. 1.96x0.94 m ölçülerinde ana kayaya oyularak yapıldığı belirlenen, olasılıkla erkek bireye ait olduğu tespit edilen gömü dorsal şekilde uzatılmıştır (Resim 4). Ölü hediyesi olarak mezar içerisinde sol el parmağında aşırı korozyonlu eksik parçalı kaşlı demirden 1 adet yüzük bulunmuştur.

1560-2295 numaralı açmada M 204 olarak adlandırılan basit toprak mezarın hemen kuzeydoğusunda 5.54 m kotta bir amphora mezar bulunmuştur. Ana kayaya oyularak bırakılan 90x82 ölçülerindeki amphora mezarın etrafı kayrak taşları ile desteklenmiştir. Amphoranın içerisinde bebeğe ait kemikler bulunmuştur (Resim 5). Kaidesi eksik olan amphoranın, gövdeden kırılarak ölüyü içeriye yerleştirebilmek amacıyla bilinçli olarak kırıldığı kanısına varılmıştır. Mezar içerisinde ya da çevresinde herhangi bir ölü hediyesine rastlanmamıştır. Kolay birleştirilebilmesi için kırık parçaları numaralandırılan AMP 13 numaralı amphoranın restorasyonu kısmen yapılmıştır.

1565-2295 numaralı açmada 5.95-5.80 m kotta devam eden seviye inme çalışmaları esnasında, açmanın kuzeybatı çeyreğinde M 205 adı verilen basit toprak mezar bulunmuştur (Resim 6). Ölü ana kayaya oyularak kuzeydoğu güneybatı yönünde dorsal olarak yerleştirilmiştir. Mezar içerisinde biri iskeletin sol el kemikleri üzerinde diğeri ise mezarın kuzeybatı köşesinin 0.40 m güneyinde olmak üzere 2 adet korozyonlu sikke ele geçmiştir.

1565-2300 numaralı açmanın kuzeybatısında 6.60 m kottan itibaren seviye inilmiş, bu çalışmalar esnasında 6.52-6.26 m’de 2 adet khytra formunda urne mezara rastlanmıştır (Resim 7). 6.52 m kotta bulunan UM 18 mezarı, 6.30-6.00 m kotta ortaya çıkan UM 17 mezarının hemen güneydoğu üst tarafında yer almaktadır. UM 18 sıvalı bir zemine oturtulmuş olup, zeminin hemen altında urnelerin doğusuna kadar devam eden yanmış kemik parçaları ve küllerin olduğu alanın UM 17 ve UM 18 ile ilişkili olduğu ve bireylerin bu kremasyon alanında yakıldığı düşünülmüştür. UM 17’nin urnesinin üzeri pişmiş toprak eksik parçalı bir tabak ile kapatılmışken UM 18’in üzeri yine eksik parçalı bir pişmiş toprak kapak ile kapatılmıştır. Bu kapaklar kaldırıldığında içerisindeki yanmış kemiklere ulaşılmıştır (Resim 8). UM 17’nin doğusunda ölü hediyesi olarak 3 adet unguentarium, 1 adet kemik toka, 1 adet bronz unguentarium kapağı? eksik parçalı 1 adet bardak ve 1 adet maşrapa bulunmuştur. UM 18’de ise 2 adet unguentarium bulunmuştur (Resim 8). Ölü hediyelerinin restorasyonu tamamlanmıştır (Resim 9).

1560-2300 numaralı açmanın kuzey batısında kuzeydoğu güneybatı doğrultulu moloz taşlarla yapılmış tek sıra duvara ve çok sayıda Arkaik Dönem seramik parçasına rastlanmıştır. Bu taş sırasının kuzeyinde 300x150 cm ölçülerinde krematoryum tespit edilmiştir (Resim 10). Krm 5 olarak adlandırılan krematoryumun batı sınırının TSM 2 olarak adlandırılan taş sandık mezarın altına doğru devam ettiği görülmüş olup, güneyini sınırlayan taş sırasının ise, alanı desteklemek amacıyla yapıldığı düşünülmüştür. Krematoryum içerisinde yanmış odun, kemik ve çok sayıda Arkaik Döneme ait seramik parçası çıkmıştır.

Krm 5’in hemen alt kısmında 4.30 m derinlikte M 206 olarak adlandırılan bir basit toprak mezar bulunmuştur. Kafa hafif sağa dönük olan güneydoğu-kuzeydoğu doğrultulu dorsal olarak uzatılan iskeletin Güney Nekropolis’de daha önce bulunan Arkaik Dönem iskeletlerine göre daha iyi korunduğu gözlemlenmiştir (Resim 2). Mezar çukuru 230x80 cm olan iskeletin boyu 165 cm’dir. Mezara herhangi bir ölü hediyesi bırakılmamıştır. Ayak kısmı hariç iyi korunmuş olan M 206’nın iskeletinin üzeri Güney Nekropolis ziyarete açıldığı zaman in-situ olarak sergilenebilmesi için kapatılarak koruma altına alınmıştır.

Ayrıca bu açmanın batısında bulunan TSM 2 numaralı taş sandık mezarın altına doğru kuzeybatı güneydoğu yönünde uzanan 4.40 m kotta bir basit toprak mezar bulunmuştur (Resim 11). TSM 1’in altında kaldığı için kafatasının üzeri örtülerek koruma altına alınmıştır.

1560-2300 numaralı açmalarda seviye inme çalışmaları esnasında Arkaik Döneme ait seramik parçaları, 1 adet ağırşak, 1 adet kenet ve 1 adet kurşun obje, 1 adet metal obje, 1 adet kırık kandil ve 1 adet kırık kâse kaidesi ele geçmiştir.

1565-2300 numaralı açmada yapılan seviye inme çalışmaları esnasında seramik parçaları, 1 adet unguentarium ve 1 adet terrakotta figürin parçası bulunmuştur.

Kazı sezonunun başında amaçlanan doğrultuda devam edilen çalışmalarda Parion Güney Nekropolisi’nin kuzeydoğusunda ana kayaya ulaşılmış olup, Nekropolis’in erken dönemiyle ilgili bilgi verecek çok sayıda buluntu ele geçmiştir. Alanda yapılan temizlik ve düzenlemelerden sonra çalışmalara son verilmiştir (Resim 12).


TİYATRO

 (13.07.2016-30.08.2016)

2016 sezonunda sahne binasının güneyinde versura bölümünü açığa çıkarmak ve güney bölümün sınırlarını belirlemek amaçlanmıştır.

İlk olarak sahne binası güney bölümünde temizlik çalışmaları yapılmış ve sonrasında kazı çalışmalarına başlanmıştır (Resim 13-14). Buradaki çalışmalarda geç dönem duvar eklentileriyle karşılaşılmış olup, bu duvarlarla küçük odaların yapıldığı anlaşılmıştır (Resim 15). Bu bölümde ilk oda 1290-1300 numaralı açmada yer almaktadır. Bu odanın üç tarafında duvar kalıntıları ele geçmiştir. Odanın içten ölçüleri 1.67x2.69x2.97 m ve duvar kalınlıkları 65 cm ile 89 cm arasında değişmektedir. Bu odanın çatı kiremitleri çalışmalar sırasında bulunmuştur (Resim 16). Buradan yola çıkarak bu odanın üzerinin çatı kiremitleriyle kapatıldığı ve daha sonra yıkıldığı anlaşılmıştır. Ayrıca duvarlarda devşirme olarak plaster başlığın, kemer taşının ve kesme taş blokların kullanıldığı görülmüştür.

İkinci oda 1285-1300 numaralı açmada yer almaktadır. Bu odanın üç tarafı devşirme moloz taşlardan oluşurken, bir tarafı sahne binasının orijinal duvarından oluşmaktadır (Resim 17). Bu odanın zemini sıkıştırılmış topraktandır. Odanın doğu-batı doğrultulu duvarı 11.15 m olup, bu bölümün 5.57 m’ lik kısmı ikinci odayı oluşturmaktadır. Diğer kalan 5.58 m’ lik duvarın üzerine ise daha geç olan bir mekân yapılmıştır (Resim 18).

İkinci odanın 5.57 m’ lik kısmında sıkıştırılmış toprak zemin bulunurken, 5.58 m’lik bölümünde çok az kısmı sağlam kalmış harçlı zemin açığa çıkarılmıştır (Resim 19). Bu ikinci odanın sağlam kalan duvar yüksekliği 1.00 m ile 1.30 m arasında değişmektedir.

1280-1300 numaralı açmada versura bölümünün girişini bulmaya yönelik yapılan 1.35x1.75 m’ lik sondaj çalışmasında 2.35 m derinliğe kadar inilmiş olup, burada ana kayaya ulaşılmıştır (Resim 20-21). Ana kayanın bu bölümde yüksekliğinin daha fazla olması versura bölümünün girişlerine ihtiyaç duyulmamasına sebep olmuştur.

1280-1300 numaralı açmada 10.95 m’ de üçüncü oda ile karşılaşılmıştır. Bu odaya kademeli olarak yükselen üç mimari blokla çıkılmaktadır (Resim 22). Üçüncü odanın zemini devşirme bloklardan yapılmıştır. Bu zeminde bukraniumlu ve kesme taş bloklar yer almaktadır (Resim 23). Total station ile ölçüleri alınıp plana aktarılan mimari blokların belirli bir bölümü çalışmaları engellediği için numaralandırılarak alan dışına taşınmıştır.

Güney bölümde tespit edilen üç odanın geç dönemde kullanıldığı tespit edilmiş olup, tiyatrodan bağımsız olarak, başka bir amaç için kullanıldığı düşünülmektedir (Resim 24). Birinci ve ikinci odanın ele geçen eserler doğrultusunda MS 6-7. yüzyılda kullanıldığı öngörülmektedir. Üçüncü oda ise MS 9. yüzyıldan sonraya tarihlendirilmektedir.

1275-1280, 1275-1285 numaralı açmalarda ise kaveaya ait in-situ oturma sıralarına ulaşılmak istenmiştir.

Orkestranın güney bölümünde geç dönem sur duvarı arkasında yürütülen çalışmalarda 1-2-3. tabakalarında çalışılmıştır (Resim 25). 1. tabakada yoğun şekilde moloz taş ile karşılaşılmıştır (Resim 26). Bu moloz taşların tiyatronun kaveasından sökülen oturma basamaklarının zemininde yer alan taşlar olabileceği düşünülmektedir.

Tiyatroda caveada yapılan son çalışmalar belli bölümlerde yapılan sondajlardır. Maalesef orijinal şekilde korunan hiçbir bloğa rastlanılmamıştır.

Yapılan çalışmalarda 6 adet terrakotta figürin parçası, 1 adet pinaks parçası, 1 adet yazıt (Resim 27), 8 adet sikke, 9 adet metal obje, 1 adet terazi (Resim 28), 1 adet aplik, 11 adet cam bilezik parçası, 2 adet ezme taşı, 2 adet ağırşak, 1 adet pitos, 1 adet bukranium (Resim 29), 1 adet aslan postu şeklinde heykel parçası (Resim 30), 2 adet taş kap parçası, 1 adet kemik obje ele geçmiştir.


ROMA HAMAMI

(13.07.2016-05.09.2016)

Parion Roma Hamamı 2016 yılı çalışmalarında öncelikli hedef, yapıya ait duvarların takibiyle hamamın genel planını ortaya çıkartmak olarak belirlenmiştir. Çalışmalara diğer sektörlerde olduğu gibi ilk olarak kış sezonundan kalan bitki örtüsü ve toprak yıkıntısının temizliği ile başlamıştır (Resim 31). Bu doğrultuda 4 numaralı mekânın sınırlarının belirlenmesi için yapının kuzeydoğu, güneybatı ve güney duvarının, 5 numaralı mekânla olan bağlantısını anlamak ve yine bu mekânın sınırlarını belirlemek için kazı çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Yapılan çalışmalarda mekânın güneydoğu ve güneybatısında açıklıkları 2.10 m. olan payeli duvarlara rastlanılmıştır. Bu duvarlar arasında bulunan sıvalar yer yer tahrip olmasına karşın kaliteli işçilikte olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca 4 numaralı mekânın güneybatı duvarından, 5 numaralı mekâna geçişi sağlayan üst kısmı tahrip olmuş 1.35 m genişliğe sahip kemerli bir giriş tespit edilmiştir (Resim 32). Bu kemerli girişin batı tarafında yer alan karşılığını bulmak ve 5 numaralı mekânın duvar sınırlarını tam anlamıyla ortaya çıkartmak için seviye inme çalışmaları yapılmıştır. Seviye inme çalışmaları sırasında kemerli girişin doğu bölümde korunduğu, güney bölümünün ise geç dönemde bir duvarla kapatıldığı ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca bu duvarın güneydoğusunda ve güneybatısında yer alan 1.40 m genişliğe sahip 2 kapı girişi tespit edilmiş ve güneybatıda bulunan kapı girişinin geç dönemde yapılan duvar ile kapatıldığı gözlemlenmiştir (Resim 33). Çalışmaların devamında yapının güney duvarı üzerinde yer alan kaba sıvalar üzerine kazıma ile yapılmış ikinci bir sıva kalıntısı ortaya çıkarılmıştır (Resim 34). 5 numaralı mekânın güneyindeki çalışmalarda kuzey-güney doğrultulu duvarı, doğu- batı yönünden kesen bir duvar ile karşılaşılmıştır. Bu mekânın sınırlarını ortaya çıkartmak ve işlevinin ne olduğunu anlamak için seviye inme çalışmalarına devam edilmiştir. Burada yapılan çalışmalarda 1.80 m genişliğe sahip kapı eşiği ve onunla bağlantılı merdiven basamaklarından birincisinin 0.98 m, ikincisinin 1.60 m genişlikte olduğu gözlemlenmiştir (Resim 35). Ayrıca bu basamaklar ve kuzey tarafında yer alan 1.75 m açıklığa sahip kapı girişinin irili ufaklı moloz taşlar kullanılarak sıkıştırılmış zemin ile kapatıldığı ortaya çıkarılmıştır. Bu mekânın işlevini anlamak için kapı eşiğinin güneybatı ve kuzeydoğusunda yapılan seviye inme çalışmalarında sıkıştırılmış zeminin tamamen tahrip edildiği tespit edilirken burada erken dönem seramik parçalarına rastlanılmıştır. 5 numaralı mekânın güney tarafında yapılan çalışmalarda ise 4 numaralı mekâna geçişi sağladığını düşündüğümüz 1.30 m genişliğe sahip kapı girişi ortaya çıkarılmıştır (Resim 36). Bu girişin güneyinde ve kuzeyinde bulunan üzengi taşlarından dolayı bu yapının kemer ile kapatıldığı ve ayakların bu üzengi taşlarına oturtulduğu düşünülmektedir. Daha sonra 4 numaralı mekânın sınırlarını tam anlamıyla belirlemek için çalışmalar doğu yönünde sürdürülmüştür. Bu kısımda ise yapının güneybatı duvarında yer alan payandanın oldukça tahrip edildiği tespit edilmiştir. Çalışmaların devamında 4 numaralı mekânın güney duvarında 7.70 m genişliğe sahip bir açıklık gözlemlenmiştir (Resim 37). Bu açıklığın hamamın ortaya çıkarılan diğer mekânlarına göre daha geniş tutulduğu ve bulunduğu mekânın boyutlarına göre yapıldığı anlaşılmaktadır. Kazı çalışmaları, 2016 sezonunda hamamdaki çalışmalar, mermer plaka parçaları, çatı kiremitleri, tuğla parçaları ve mimari parçaların platforma yerleştirilmesi ile sonlandırılmıştır. 

Çalışmalar sırasında 27 adet sikke, 17 adet metal obje, 4 adet kemik obje, 6 adet mermer kap parçası, 2 adet cam eser, 3 adet terrakotta figürün parçası, 2 adet kandil ve 2 adet plaster parçası ve MS. 5-7. yüzyıla tarihlenen seramikler ele geçmiştir.


ODEİON

 (01.08.2016-05.09.2016)

2010 yılından itibaren sürdürülen kazı çalışmalarında, büyük bir kısmı açığa çıkarılan Odeion’da, 2016 kazı sezonunda sürdürülecek olan çalışmalarda, öncelikli amaç yapının iç mekânlarından, kaveanın kuzeyindeki 2 numaralı tonozun iç kısmının açığa çıkarılması ve kullanım evrelerine ait verilere ulaşılması olmuştur. Bu doğrultuda, alanı kaplamış olan bitki tabakasının ve yağmur sonrası kesit kenarlarından açmalar içerisine akan toprak yıkıntılarının temizliği yapılmış ardından da kazı çalışmaları için ölçümler yapılarak çalışılacak açmalar belirlenmiştir (Resim 38).

Kent plankare sistemine göre, 1375/80-1410/15 numaralı açmaların içerisinde yer alan 2 numaralı tonozun kuzey kesiminde, 12.80 m kottan itibaren başlanan (Resim 39)  çalışmalarda, 12.80-12.50 m arası kotta belirlenen 1. tabaka, yangın tabakası olup, içerisinden, olasılıkla Hellenistik Dönem Parion sikkesi olduğu düşünülen, bir adet düşük kondüsyonlu bronz sikke ele geçmiştir. Yanık tabakasının hemen üst kısmındaki dolguda da, yapının işlevselliğini yitirerek, farklı mekânlarının depolama amaçlı kullanıldığı evre olan, MS 9-11. yüzyıllar arasına tarihlenen birkaç Bizans Dönemi seramik parçasına rastlanmıştır. Yanık tabakasının hemen altından devam eden 2. tabaka, genel yapısı itibarıyla yaklaşık 1-1.5 m kalınlıkta olmakla birlikte, tonozun batısına doğru derinleşip, kendi içerisinde a, b ve c olmak üzere üç farklı dolgu evresine sahiptir (Resim 40). Bu stratigrafi doğrultusunda çalışılan 2. tabakada Klasik, Hellenistik ve M.S. 2-4. yüzyıla ait seramik parçaları, yoğun olarak MS 2-3. yüzyıla tarihlenen 25 adet terrakotta figürin parçası, Hellenistik Döneme ait 1 adet terracotta figürin kalıbı parçası, metal obje, kemik toka parçası, kemik iğne parçası, sapan taşı ve düşük kondüsyonlu bronz sikkeler ele geçmiştir (Resim 41). 2 numaralı tonozun doğusunda, yaklaşık 11.20-10.65 m arası kotta belirlenen 3. tabaka da ise MS 2-3. yüzyıl seramiklerinin yoğunluğu azalmış, Hellenistik Dönem seramik parçalarının yoğunluğu artmıştır. Kuzeyden güneye 8.70 m uzunlukta olup, güneye doğru daralan tonozun güney ucunun 12.80 m kottan başlayarak 10.80 m kota kadar harçlı moloz taş duvarla örüldüğü, bu kottan itibaren tonoz iç kısmının orijinal kullanım evresinde toprakla doldurulduğu belirlenmiştir. Tonozun kuzey 7.00 m’lik kısmında, tonoz güney duvarının ön kısmı basamaklı bir şekilde bırakılarak inilen 12.80-10.65 m arası kotta belirlenen 3 tabakada ele geçen seramikler ve diğer küçük buluntuların yanı sıra, iki farklı evreye ait, iki duvar tespit edilmiştir. Yaklaşık 11. 75 m kottan itibaren görülen bu duvarlardan doğudaki Hellenistik Dönem özellikleri yansıtan, 10.65 m kottan daha alt kota kadar ve güneye doğru devam ettiği için, tonozun kuzey doğusunda, Hellenistik Dönem duvarının doğu-ön cephesi boyunca güneye doğru seviye inme çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmalarda tonozun güney dip kısmında, tonoz güney duvarının korunabilmesi amacıyla bırakılan yaklaşık 1.70 m’ lik, basamaklı bölüme kadar olan kısım, 10.65 m kottan, 10.00 m kota kadar inildiğinde, üst seviyede belirlenen 3. tabakanın bu seviyeye kadar devam ettiği, bununla birlikte, güney batı yönde devam eden Hellenistik Dönem duvarının güney sınırının, tonozun batı duvarı orta kısmına doğru son bulduğu tespit edilmiştir (Resim 42). Bu kot aralığında, 3. tabakanın genel konteksti ile paralel olup, Hellenistik Dönem parçalarının azaldığı, geneli MS 2-5. yüzyıl aralığına tarihlenen çok sayıda seramik parçası ele geçmiştir. Genel olarak 11.20-10.00 m aralığında belirlenen 3. Tabakanın tamamında Hellenistik ve Roma Dönemi seramik parçaları, 12 adet terrakotta figürin parçası, 4 metal obje, biri toka, biri boynuz, diğerleri net belirgin olmayan toplamda 4 kemik obje, 3 düşük kondüsyonlu bronz sikke ve 3 terrakotta ağırşaktan oluşan buluntular ele geçmiştir (Resim 43).

Tonozun güney 1.70 m’ lik kısmı dışında, 10.00 m kota kadar olan 3. Tabaka tamamen alındıktan sonra, tekrar tonozun kuzey doğu köşesinde, Hellenistik Dönem duvarının doğu-ön yüzünde, 10.00 m kottan itibaren, Hellenisitk Dönem duvarı ile 2 no’lu tonozun doğu duvarının temel seviyesine inmek amacıyla seviye inme çalışmalarına devam edilmiştir. Tonozun güney doğusundan yaklaşık 5.40 m güneye kadar, Hellenistik Dönem duvarı doğu-ön cephesi boyunca, 9.50 m kota kadar devam eden bu çalışmalarda, tonozun doğu duvarı temel seviyesinin 10.00-9.90 m kottan itibaren başladığı, bu kottan itibaren açılan temel çukuru içerisine moloz taş ve harç dökülerek tonoz duvarının temelinin oluşturulduğu, bununla birlikte tonozun temel seviyesinde de Hellenistik duvarın devam ettiği, Odeion analemma kuzey duvarının bu Hellenistik Dönem duvarı üzerine oturtulduğu belirlenmiştir (Resim 44- 45). Ayrıca, analemma duvarı ile Hellenistik Dönem duvarı arasında, analemma duvarı kuzey-iç kısmına doğru devam eden bölümün, tonoz iç kısmında bir kalipterin yer aldığı, basit bir su gideri olabilecek şekilde, dar bir açıklık olarak bırakıldığı da tespit edilmiştir (Resim 46). Ortalama 10.00-9.50 m arası kotta olup, 4. tabaka olarak adlandırılan bu tabakadan genel olarak MS 2. yüzyıla tarihlenen seramik parçaları ile 11 adet terrakotta figürin parçası, 7 adet düşük kondüsyonlu bronz sikke, 4 kemik toka parçası ve 1 kemik iğne parçası ele geçmiştir (Resim 47- 48).

2 no’lu tonozun iç kısmında, Hellenistik Dönem duvarı doğu-ön kısmında, 9.50 m kota kadar inilmekle birlikte, bu duvarın daha alt seviyelere kadar devam etmesi nedeniyle, sonraki çalışma sezonunda bu kısımda çalışmalara devam edilecektir (Resim 49).

Gerçekleştirilen çalışmalarda, 4. tabakadan ele geçen seramikler ile genel olarak Roma Kolonizasyon Dönemi içerisinde MS 1-2. yüzyıl aralığına tarihlenen sikkeler, MS 2. yüzyıla ait savaşçı kukla figürin parçaları, yapının ilk kullanım evresi için önceki çalışma sezonlarında tespit edilen MS 2. yüzyılın ilk yarısı veya ortaları tarihlendirmesini doğrular nitelikte veriler sunmuştur. Bu çalışma sezonunda daha üstteki 3. ve 2.  tabakadan ele geçen Hellenistik ve Roma Dönemi içerisine tarihlenen karışık kontekstin sebebi ise, iç kısımdaki Hellenistik Dönem duvarı doğu-ön kısmında, 2 no’lu tonoz duvarlarının temel kanalı için açılan çukurdan çıkarılmış malzemeler ile ilk yapım evresinden sonra tonozun içerisine dolmuş dolgu malzemenin karışmasından kaynaklandığı anlaşılmıştır. Bununla birlikte tonozun iç kısmında kuzey doğu - güney batı yönde uzanarak, güneyde tonozun batı duvarı ile kesiştiği kısımdan başlayarak, kuzeyde analemma duvarı içerisinde devam edip, çalışma sezonu sonunda 9.50 m kota kadar olan kısmı açığa çıkarılmasına karşın, daha alt kota doğru indiği anlaşılan Hellenistik Dönem duvarı, Odeionun tonozlarının bulunduğu kısımda Hellenistik Döneme ait başka bir yapının var olduğunu göstermiştir. Dolayısıyla, genel olarak MS 2. yüzyıla ait yapıların varlığı bilinen, bugünkü çalışma alanlarının bulunduğu sığ vadide, Agora ve Dükkânlar olarak adlandırılan sektörde tespit edildiği gibi, Hellenistik Dönem yapılanmasının da var olduğu bir kez daha pekiştirilmiştir. 

Yapıda kazı çalışmalarının büyük oranda tamamlanmasıyla birlikte, yapının orkestrası ve tamamını kapsayacak ayrıntılı bir restorasyon çalışması gerekliliği göz önünde bulundurularak, sponsor firmanın da önem vererek desteklerini sürekli dile getirdiği, çeşitli restorasyon ve konservasyon çalışmaları için de ön hazırlıklara başlanılmıştır. Bu kapsamda öncelikli olarak, zemini opus sectilerle döşeli orkestra ve paradosların cam ile kapatılması için, genel müdürlüğümüz uygunluk görüşüne sunulmak üzere proje taslağı üzerinde çalışmalar sürdürülmektedir. Aynı kapsamda, yapının tamamıyla ilgili genel bir restorasyon çalışması için de, mimar, arkeolog, zemin etüt uzmanları, restoratör-konservatörler gibi akademik bir interdisipliner katılımla yapılması planlanan çalıştay için de gerekli iletişimler kurularak, 2017 kazı sezonunda bahse konu çalıştayın düzenlenmesi hedeflenmektedir. Ancak yukarıda bahsi geçen restorasyon-konservasyon projelerinin gerçekleştirilmesindeki en önemli adımı oluşturan, yapının bulunduğu arazinin kamulaştırılması işlemi için de genel müdürlüğümüzün katkıları beklenmektedir. 

Genel Buluntular:

Tabaka 1:  1düşük kondüsyonlu bronz sikke.

Tabaka 2:  Klasik, Hellenistik ve Roma Dönemi seramik parçaları, 24 adet terrakotta figürin parçası, 1 adet terracotta figürin kalıbı parçası, 6 düşük kondüsyonlu bronz sikke, 1 metal obje, 2 kemik toka parçası, 1 kemik iğne parçası, 2 sapan taşı.

Tabaka 3: Hellenistik ve Roma Dönemi seramik parçaları, 12 adet terrakotta figürin parçası, 3 düşük kondüsyonlu bronz sikke, 4 metal obje, biri toka, biri boynuz, diğerleri net belirgin olmayan toplamda 4 kemik obje, ve 3 terrakotta ağırşak.

Tabaka 4: Genel olarak MS 2. yüzyıla tarihlenen seramik parçaları,  11 adet terrakotta figürin parçası, 7 adet düşük kondüsyonlu bronz sikke, 4 kemik toka parçası, 1 kemik iğne parçası.


YAMAÇ HAMAMI

(01.08.2016 – 01.09.2016)

2016 yılı Yamaç Hamamı çalışmaları 1505-1240, 1490-1250, 1515-1240 numaralı açmalarda yapının kuzey sınırını tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Öncelikle 2015 yılında kazılan bölümlerde meydana gelen yıkıntıların kaldırılması ve bitkileri temizliği gerçekleştirilmiştir (Resim 50- 51- 52- 53). Hamamın apoditerium kısmının giriş bölümünü bulmaya yönelik olarak hamamın kuzey kenarının dış tarafında yer alan toprak tabakasının kaldırılması gerektiği düşünülerek çalışmalar başlamıştır.  Yamaç Hamamı’nın bir üst terasında yer alan bir kısmı ortada olan duvarın, Yamaç Hamamı’nın kuzey duvarıyla birleştiği gözlemlenmiştir (Resim 54). Burada kesişen duvarların özellikle üst teras duvarının genişliğini tespit etmeye yönelik olarak kesit içinde yapılan küçük sondaj sonucunda üst teras duvarının istinat duvarı olmadığı; duvarın açma kesitinin iç kısmına doğru devam ettiği tespit edilmiştir. Hamamın kuzey duvarının üst teras duvarına homojen bir şekilde birleşmediği; duvarın üst teras duvarına dayandırıldığı görülmektedir. Ayrıca üst teras duvarı ile Yamaç Hamamı’nın kuzey duvarının örgü tekniği birbiriyle uyuşmamaktadır ve üst teras duvarının dış yüzeyi sıvalı, Yamaç Hamamı’nın kuzey duvarının dış yüzeyi sade bırakılmıştır.  Kuzey duvarının Yamaç Hamamı’nın tamirat evrelerinden birine ait olduğu düşünülürse, eklenti olan duvarın üst teras duvarından daha geç bir tarihte yapıldığı anlaşılmaktadır. Üst teras duvarının kesit içine doğru devam etmesi, duvarın başka bir yapıya sahip olduğunu ortaya koymuştur. Bu durum hamamı da içinde barındıran yamaçta teraslamanın daha üst seviyelerde de mevcut olduğunu ve yamacın üst seviyesinde yer alan bu teraslara hamam haricinde başka yapıların da yapıldığını işaret etmektedir. 1515-1240 numaralı açmada teras duvarının takibi yapılarak seviye inme çalışmalarına devam edilmiştir. Teras duvarının silme yaptığı seviyenin 60 cm altında tuğla zemine oturtulmuş bronz çeşme ortaya çıkarılmıştır (Resim 55). 50 mm ağız çapına ve 2,1 mm cidara sahip olan çeşmenin tepe kısmında ise bir tıpa in-situ halinde ele geçmiştir. Çeşmenin oturtulduğu 110 cm uzunluğunda 17 cm genişliğindeki tuğla platform, üst teras yapısının duvarına açı yaparak örülmüştür. Çeşmenin iç yapısı incelendiğinde, suyun geçtiği bölümün çeşmenin cidarına oranla daha dar olduğu anlaşılmıştır. Çeşmede dikkat çeken bir detay ise çeşmenin içinin ve tıpasının harç ile eriyik kurşundan yapılan bir karışımla kapatılmış olmasıdır (Resim 56). Bu durumun çeşmenin belli bir süre sonra kullanımını iptal etmeye yönelik bir uygulama olduğu anlaşılmaktadır. Çeşmenin 15 cm doğusunda, 10 cm altında, 11,5 cm çapa 10 mm kalınlığa sahip su künkü yer almaktadır (Resim 57). Künkün hemen altında künkten akan suyun döküldüğü, kuzey-güney yönünde uzanan, 35 cm genişliğinde, 110 cm uzunluğunda oluk tespit edilmiştir (Resim 58). Oluğun içerisindeki dolgu toprağın kaldırılması işlemi sırasında oluk içerisinde çok fazla sayıda bir çeşit deniz salyangozu (Bolinus Brandaris) kabuklarına rastlanmıştır (Resim 59). Bu deniz canlılarının antik dönemde yenildiği ve soylulara ait kıyafetlerin boyanmasında kullanıldığı bilinmektedir. Yoğun bir şekilde ortaya çıkan deniz salyangozları, bu alanda mureks işliğinin varlığını işaret etmektedir. Su oluğunun nasıl bir noktaya döküldüğünü tespit etmeye yönelik olarak, oluğun bittiği noktada çalışmalara yoğunluk verilmiştir. Devam eden çalışmalar sonucunda dar bir dikdörtgen forma sahip, sıkıştırılmış toprak üzerine tuğla plakalarla döşenmiş bir zemine sahip bir bölüm ortaya çıkarılmıştır (Resim 60). Bölümün zemini batı kenarına doğru yükseltilerek künkten boşalan suyun akarının doğuya doğru yönelmesi sağlanmıştır. Dikdörtgen bölümün batı duvarında devşirme bir sifon taşı ortaya çıkarılmıştır (Resim 61). Çalışmalarda 250 cm uzunluğunda, 75 cm genişliğinde duvara sahip, dar dikdörtgen formlu bölüm ele geçen seramik ve sikkeler yardımıyla MS 2-3. yüzyıla tarihlenmiştir. Zeminine kadar kazılan mekânın batısında çalışmalar sonucunda başka bir bölüm tespit edilmiştir. Çalışmalar sonucunda buranın açmanın en doğusunda yer alan dar dikdörtgen formlu bölümü de içine alan büyük bir mekân olduğu anlaşılmıştır (Resim 62). Ortaya çıkarılan mekânın doğu duvarı tahrip edilerek yerine dar dikdörtgen formlu bölümün batı duvarı yapılmıştır. Bölüm içerisinde dikkat çekici ayrıntı kuzey taraftaki duvarda görünmektedir. Duvar iki evreye sahip olup, üstteki duvar düzensiz taşlardan, alttaki duvar ise düzgün kesilmiş taşlardan örülmüştür. Harçsız örülen duvarın üstüne harçlı duvar 20 cm çıkıntı yaparak oturmaktadır. Harçsız örülen duvarın önünde ele geçen küçük buluntular Hellenistik döneme tarihlenmiştir (Resim 63). Burada devam eden çalışmalarda zemine ulaşılmıştır. Zeminde 80 cm genişliğinde, 330 cm uzunluğunda doğu-batı yönde uzanan yeni bir kanal ortaya çıkarılmıştır (Resim 64). Kanalın üstündeki son tabakanın MS 1. yüzyıla ait olduğu ele geçen eserler sayesinde tespit edilmiştir. Kanalın hemen kuzey tarafında ise Hellenistik döneme ait duvarın önünde iri dere taşlarıyla harçsız bir şekilde sıkıştırılmış toprağa örülmüş bir zemine daha ulaşılmıştır (Resim 65). Zeminin Hellenistik dönem duvarı ile aynı döneme ait olduğu, duvarın zemin ile düzgün bir şekilde birleşmesinden anlaşılmaktadır. Bu bölümün hemen batısında dolgu toprak kaldırıldığı zaman 70-80 cm kalınlığındaki apoditeriumun kuzey duvarı üzerinde iki adet 20 x 15 cm ölçülerinde iskele deliği ortaya çıkmıştır (Resim 66).

Yamaç Hamamı’nda çalışma yapılan bir diğer nokta ise apsisli bölümün dış kuzey tarafıdır. 2014 yılında ortaya çıkarılan hamamın kuzeyindeki apsisli bölümü içinde barındıran açmada yer alan doğu-batı yönünde uzanan su kanalının devamını ortaya çıkarmak amacıyla seviye inme çalışmalarına devam edilmiştir (Resim 67-68). Apsisli bölümü oluşturan havuz ile su kanalının bağlantısını çözebilmek amacıyla yapılan çalışmalar sonucunda, kanalın havuzun içerisinde bulunan ve tahliye deliği olduğu düşünülen bölümle bağlantılı olduğu ortaya çıkarılmıştır (Resim 69). Su kanalının yer aldığı açmadaki seviye inme çalışmaları sırasında muhtemelen lakanikumun alttan ısıtılmasını sağlayan praefurniumun neticesinde oluşan yanma izlerinin varlığı gözlenmiştir. Burada yer alan üç kanaldan batı tarafta yer alan Kanal 1'in kapak taşlarından 3 tanesinin kaldırılması ile çalışmalara başlanmıştır (Resim 70). Kapakların kaldırılması ardından hamamın piscina tahliyesinin in-situ olarak bulunan bir kurşun boru ile bu kanala verildiği anlaşılmıştır (Resim 71). Devam eden çalışmalarda kanal içindeki toprak dolgu kaldırılmış ve kanal tabanındaki tahribata uğramış kısımdaki dolgu toprak elenmiştir. Dolgu içerisinde çok sayıda MS 4-5. yüzyıla ait sikke ele geçmiştir. Bu durum kanalın en son kullanım evresinin MS 4-5. yüzyıl olduğunu ve dolayısıyla psicinanın tahliyesinin MS 4-5. yüzyıla kadar aktif olarak devam ettiği anlaşılmıştır.  Ortaya çıkarılan sikkeler, piscina için MS 4-5. yüzyılın terminus ante quem’idir. Kanal 1'in doğusunda yer alan Kanal 2, Kanal 1 tarafından tahrip edilmiş ve kapak taşları bulunmamaktadır (Resim 72). Kanalın tabanını bulmaya yönelik olan çalışmalarda toprak dolgu kaldırılmıştır. Yoğun bir tahribata maruz kalmış olan Kanal 3, Kanal 2'nin güneyinde yer almaktadır (Resim 73). Hamamın apodyterium kısmındaki tahliyeyi sağlayan kanal üzerinde yerleştirilen apodyteriumun kuzey duvarı ve piscinanın yapımı ile tahrip edildiği düşünülmektedir.

2016 kazı sezonunda Yamaç Hamamında 131 adet sikke, 33 adet terracotta figür parçalası, 28 adet metal obje, 1 adet yüzük taşı, 1 adet altın takı parçası, 3 adet boncuk, 1 adet cam unguentarium, 2 adet mermer tabak, 1 adet taş havan parçası, 2 adet kandil parçası, 1 adet seramik haç mühür, 5 adet kemik obje ele geçmiştir.


AGORA VE DÜKKÂNLAR

(31.08.2016/05.09.2016)

Agora ve Dükkânlarda, 2016 kazı sezonu içinde 1380-1340 numaralı açmada çalışılmıştır (Resim 74). 5 numaralı oda olarak adlandırılan odada, erken dönem mimarisinin devamını saptamak amacıyla seviye inme çalışmaları yapılmıştır. 4.80 x 4.50 m ölçülerindeki oda doğu-batı doğrultusunda ikiye bölünmüştür. Kuzey cephedeki alanda 3.50-3.35 m seviyesinde çalışılmıştır (Resim 75). Daha sonra duvar takibi amacıyla bu alan da 2.40 x 2.25 m’lik daraltılarak seviye inilmiştir (Resim 76). Çalışmalar sırasında 3.15 seviyesinde kuzey-güney doğrultulu erken dönem mimarisi olduğu düşünülen, doğu cephesi düzgün taşlarla örülmüş 55 cm genişliğinde harçlı bir duvar saptanmıştır (Resim 77). Bu duvarın yanında 2.45 m seviyede muhtemel duvar yıkıntısı temizlenip çalışmalar sonlandırılmıştır (Resim 78 - 79). Agorada 2016 sezonunda Hellenistik- Roma dönemi çok sayıda seramik parçası, 5 adet terrakotta figürün parçası, 2 adet sikke ve 2 adet metal eser ele geçmiştir.


SU KEMERİ

(16.7.2016-01.08.2016)

Kemer Köyü girişinde yer alan su kemeri, Parion antik kentinin su sisteminin önem taşıyan ve gözlemlenebilen birkaç elemanlarından biri olmakla beraber, Kemer Köyü'ne adını vermiştir. Arş. Gör. Michael Deniz YILMAZ' ın doktora tez konusu kapsamında araştırılmakta olan "Parion Su Sistemleri" dâhilinde çalışmalara 16.07.2016 tarihinde bitki örtüsü temizliği ile başlanmıştır (Resim 80). 19.07.2016 tarihinde bitki örtüsü temizliği (Resim 81) sonrasında su kemerine ait kalıntılardan daha yüksek kotta bir kaçak kazı çukuru tespit edilmiştir (Resim 82). Çukurda gözlemlenen duvarların su kemeri kanalı ile ilişkili olması sebebi ile 20.07.2016 tarihinde SK 1 açması olarak adlandırılan alanda kazı çalışmalarına başlanmıştır (Resim 83).

2,80 x 3 m ölçülerindeki açma içerisinde, bir su kemeri üzerindeki kanaldan Parion'a su sevkiyatını sağlayan su haznesi açığa çıkarılmıştır (Resim 84). Bahsi geçen haznenin iç ölçüleri 1,55 x 2,20 x 1,59 x 2,25 m olmakla beraber 2,15 m duvar yüksekliğine sahiptir. Bu bölüme gelen su kanalının genişliği 55 cm, uzunluğu ise 1.62 m’ dir (Resim 85). Su kanalının takibini mümkün kılmak için açma 2,80 x 5 m ölçülerinde güney-güneybatı yönünde genişletilerek çalışmalara devam edilmiştir. Su haznesinden Parion' a su sevkiyatını sağlayan tonozlu kanal ise 70 cm yüksekliğinde ve 55 cm genişliğe sahip olmakla beraber günümüze fazla tahribata uğramadan ulaşmıştır (Resim 86).

Çalışmalar sırasında yapıdan ayrılarak Parion antik kentine su sevkiyatını sağlayan tonozlu kanalın çalışma alanından 20 m mesafede tahrip olduğu 25.07.2016 tarihinde tespit edilmiş ve 29.07.2016 tarihinde bu kanalın yapım tekniğini anlamak için üzerindeki toprak dolgunun kaldırılmasına yönelik çalışmalar gerçekleştirilmiştir (Resim 87). SK 2 açması olarak nitelenen alandaki çalışmalar sonucunda ana kaya üzerine oturtulduğu anlaşılan tonozlu kanalın 6 m' lik bir kısmı açığa çıkarılmıştır (Resim 88).

Çalışmalar sırasında yapı içerisinden 1 adet 47x64x36 cm ölçülerinde kırık mermer su borusu, 1 adet pişmiş toprak künk parçası, MS. 5-7. yüzyıla tarihlenen seramik parçaları, pişmiş toprak ağırşak, hayvan kemikleri ve kaprolit buluntularına rastlanmıştır.

Çalışmalar 02.08.2016 tarihinde bir sonraki sezonda devam edilmek üzere sona erdirilmiştir. Kazı alanı etrafı tel ile örülerek gerekli güvenlik önlemleri alınmıştır (Resim 89).


SU KUYUSU 1 (AKROPOL KUYUSU)

 (02.08.2016-18.08.2016)

Su Kuyusu 1, Kemer Köyü'nün Bodrum Burnu mevkiinde yer alan kentin akropolünde bulunmaktadır (Resim 90). Kuyudaki çalışmaların amacı içerisindeki toprak dolguda tarihlemeye yardımcı buluntu elde etmek, antik kentin su sistemleri üzerine bilgi sahibi olmak ve Yunan mimarisi özellikleri taşıyan kuyunun sunacağı bilgileri elde etmektir.

İlk günlerdeki temizlik çalışmaları ardından (Resim 91 - 92) kuyu içerisindeki toprak dolguda arkeolojik kazı çalışmaları başlamıştır (Resim 93).

Kuyu içinde toprak dolgu, kuyunun ağız bölümünden itibaren 3.81 m derinlikte başlamaktadır (Resim 94 - 95). Çalışmalar sırasında 1.52 m daha derine inilmiş ve 2 ayrı tabaka tespit edilmiştir. Bu tabakalardan steril olmayan 1. Tabaka, MÖ 6-3. yüzyıllar arasına tarihlenen seramikler ve MS 2. yüzyıla tarihlenen bir adet sikke buluntusu vermiştir. 2. Tabakada ise MS 2-3. yüzyıllar arasına tarihlenen seramik buluntuları yanında aynı tarih aralığına ait bezemeli mermer parçalarını tespit edilmiştir

Kuyunun mimari özelliklerine bakıldığında Roma Dönemi öncesinde yapıldığı anlaşılmıştır. Kuyu levha biçimindeki taşların dairesel formda harçsız olarak örülmesi ile oluşturulmuştur. Ağız çapı 1 m olan kuyunun ulaşılan derinlikte çapı 2,1 m olarak değişmektedir. Kuyu ağzından 2 m aşağıda kuyunun taş örgü duvarları sona ermekle beraber kuyunun duvarları ana kaya oygusu olarak devam etmektedir. Kuyunun taş örgü ve ana kaya duvarları üzerinde yer yer korunmuş sıva mevcut olup kireç bazlı yapıdaki sıvanın özelliklerine bakıldığında Roma Dönemi'nde kuyunun içinin sıvandığı anlaşılmaktadır. Kuyu içindeki ilk steril tabaka olan 2. Tabaka ile kuyu ağzının çevresindeki alanın çalışma için hazırlanması sırasında ele geçen seramiklerin de MS 2-3. yüzyıllara tarihlenmesi akropolün bu kesiminin en son bu tarihte kullanıldığını göstermektedir.

Çalışmalar sırasında elenen toprak içerisinde Parion antik kentinin erken tarihini (Arkaik Dönem) aydınlatabilecek parçaların da bulunduğu seramik parçaları yanı sıra kemik parçaları, cam parçaları, demir cürufları ile kuyunun ağzına ait taş parçalar, mermer kaplama levha parçaları, 1 adet sikke (MS 3. yüzyıla ait), 1 adet kurşun obje, 1 adet taş obje, bezemeli mermer parçaları (MS 2.-3. yüzyıllara ait), mermer süpürgelik parçaları, mermer kaplama parçaları ele geçmiştir. Kuyunun etrafı tel örgü ile kapatılarak gerekli güvenlik önlemleri alınmıştır (Resim 96).


ODA MEZARLAR (TOPRAK KULELER MEVKİ)

 (16.08.2016-31.08.2016)

 

2011 yılında illegal kazılarla soyularak tahrip edilen Toprak Kuleler Mevkii’ndeki OM 1, 2, 3 olarak adlandırılan 3 adet tonozlu oda mezarın, geçen sezonlarda mezar içi kazı çalışmaları bitirilmiş, ardından mimari çizimleri yapılarak fotoğraflanmıştır. 2016 kazı sezonunda ise bu mezarların etrafı açılarak, yapıların dış cepheleri hakkında fikir sahibi olmak ve tarihlendirilmeleri amaçlanmıştır.

Toprak Kuleler Mevkii’nde bulunan oda mezarlarda çalışmalara alanı kaplamış olan bitki örtüsünün ve yağmur sonrası kesit kenarlarından OM 1, 2, 3 mezarları içerisine akan toprak yıkıntılarının temizliği ile başlanmıştır (Resim 97). Temizlik çalışmalarının ardından kazı çalışmaları için ölçümler yapılarak çalışılacak olan 2095/2075-1775/1755 numaralı açmalar belirlenmiştir (Resim 98).

İlk çalışmalara 2080/75-1770/65 numaralı açma sınırlarında bulunan OM 2 mezarında başlanmıştır. Mezarın çevresi ve tonozun açılması amacıyla deniz seviyesinden 42.50 m kotunda seviye inme çalışmalarına devam edilmiştir (Resim 99). Tepe yamacında bulunan alanın kuzeyi deniz seviyesinden 42.50 m yükseklikte iken güneyinde ise yükseklik 41.25 m olarak ölçülmüştür.

OM 2 mezarını içerisine alacak şekilde hazırlanan 5x5 m ölçülerindeki açmanın kuzeybatı köşesinde sürdürülen seviye inme çalışmalarında 42.30 m kotta harçlı duvara rastlanmıştır. Duvarın mezarların kuzeyinde olması, yamaçtan akabilecek olan toprak için destek duvarı mahiyetinde yapılmış olabileceğini akıllara getirmiştir.

OM 2’nin girişinde başlatılan çalışmalarda tekne pervazından 42 cm yükseklikte kapı eşik taşına rastlanmıştır. Kapı yanında bulunan duvarlar eşik taşından 75 cm yükseklikte korunmuş, kapının üzerinden itibaren ise üst yapı tahrip olmuştur. Kapı girişinin güneyinde 60x60x45 cm ölçülerinde, devrilmiş vaziyette, muhtemelen girişi kapamak amacıyla kullanılan kapı blok taşı ortaya çıkarılmıştır (Resim 100). İllegal kazılarla açılan kapı taşı, güneye devrilmiş vaziyette bulunmuştur. Kapı taşının hemen altında, eşik taşıyla aynı seviyede zemin taşına rastlanmıştır.

OM 2’nin güney duvarı, dıştan batıya doğru 2.45 m takip edilerek OM 4 adı verilen diğer bir mezarın kapı girişi ve eşik taşı ortaya çıkarılmıştır (Resim 101). OM 2 ve OM 4 mezarının kapı eşikleri arasındaki mesafe 1.90 m olarak ölçülmüştür. OM 4’ün kapı girişinde yıkıntı taş ile karşılaşılmıştır. Bu yıkıntı, mezarın üst yapısının içeri doğru çöktüğünü ya da antik dönemde tahrip edilmiş olabileceğini akıllara getirmiştir.

OM 4’ün tonozunu görmek amacıyla önceki günlerde sınırları belirlenen açmanın batısına 5x1 m ölçülerinde cep açılması uygun görülmüştür. Bu alanda yapılan çalışmalarda mezar tonozuna ulaşılmıştır. Tonozun, kapı girişine yakın kısımları çökmüştür. OM 4’ün kuzeyinde, diğer mezarlarda olduğu gibi istinat duvarının devam ettiği görülmüştür (Resim 102).

OM 4’te devam eden seviye inme çalışmaları esnasında muhtemelen tonoza ait harçlı moloz taşların çıktığı 1. tabakanın 39.65 m kotta sona erdiği tespit edilmiştir. Çok sayıda kırık kemik parçası, seramik parçaları ve cam parçalarının çıkması ile 2. tabakaya geçiş yapılmıştır. Bu tabakada muhtemelen illegal kazıların tahribatı sonucu kontekstin karıştığı saptanmıştır. Taşlı toprak içerisinde 39.45-39.05 m kotta birden fazla bireye ait çok sayıda kemik parçası kırık halde ele geçmiştir (Resim 103). 39.05 m kotta, anakayanın düzleştirilerek kuzey-güney doğrultuda ölü yatağı yapıldığı tespit edilmiştir (Resim 104). Mezar zemininde bulunan 5 adet sikke arasında en erkeni Iulius Caesar (MÖ 45) dönemine, diğer sikkelerin ise Hadrinus (MS 117-138), Geta (MS 198-209), Maximus Thrax (MS 235-238) ve III. Gordianus (MS 238-244) dönemlerine ait olduğu belirlenmiştir. Iulius Caesar, Hadrianus, Geta ve Maximus Thrax dönemi sikkelerinin Parion darbı (otonom) oldukları, III. Gordianus dönemine ait olan sikkenin ise İlion darbı olduğu tespit edilmiştir. OM 4 içerisinde karşılaşılan en geç tarihli arkeolojik buluntu olan III. Gordianus dönemine ait olan sikkedir ve mezarın son kullanım evresinin MS 3. Yüzyıl olduğunu işaret etmektedir.

 Mezar içerisinde ele geçen seramik parçalarının ise MS 1-2. yüzyıla ait olduğu saptanmıştır. Ayrıca çok sayıda küçük boyutlu çivi ele geçmesi defni yapılan kişileri basit ahşap bir sal ile birlikte yatağa bırakıldığını akıllara getirmektedir. İllegal kazıların tahribatı ile kontekstin karışması sonucunda ölü gömme gelenekleri hakkında kesin yargılara varmak yanlış olacaktır. Fakat OM 4 içerisinde en az iki bireye ait olduğu düşünülen kırık halde kemik parçalarının varlığı tespit edilmiştir.

Bu alanda sıralı olarak dizilmiş olan dört adet oda mezarların inşa edildikleri dönemin muhtemelen MS 1-2. yüzyıl olduğu, gerek mezar mimarilerinden, gerek arkeolojik veriler doğrultusunda belirlenmiştir.

Oda Mezarlar’da gerçekleştirilen çalışmalar 31.08.2016 tarihinde sonlandırılmış ve dokümantasyonu tamamlanan sektör tel örgü ile çevrilerek uyarı levhaları yerleştirilmiştir (Resim 105).

 OM 4’te yapılan çalışmalarda 40.25 m kotta 1 adet kırık rölyef parçası (CFH 1), 39.15-39.05 m kotlar arasında ise 1 adet yüzük parçası (CFM 2), 1 adet kırmızı jasper yüzük taşı (CFM 4) (Resim 106), 2 adet bronz düğme (CFM 5, 10), 2 adet strigilis parçası (CFM 1, 20) ve 5 adet sikke (CFM 3, 6, 7, 8, 9) ele geçmiştir.


MOZAİKLİ YAPI KURTARMA KAZISI

(08.08.2016-11.08.2016)

T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığının 04/08/2016 tarih ve 141001 sayılı yazısı kapsamında, Çanakkale İli, Biga İlçesi, Kemer Köyü, Parion Antik kentinin 1. Derece Arkeolojik sit alanı içerisinde yer alan kaçak kazı çukurunda rastlanan Geç Roma-Erken Bizans Dönemlerine tarihlenen mozaik kalıntılarını kurtarma amaçlı 08/08/2016 tarihinde arkeolojik kazı/belgeleme çalışmalarına başlanılmıştır.

Kaçak kazı alanı yaklaşık 0,25 m derinliğinde, 1 m genişliğinde ve 1,80 m uzunluğundadır.  Öncelikli olarak alan dijital ortamda 1540-1645/1945-1645 numaralı kent plankaresine oturtulmuş, 5x5 m ölçülerindeki açmada çalışmalara başlanmıştır (Resim 107). Çalışmalarda -25 cm derinlikte tessera parçalarına ulaşılmıştır. Ancak mozaiğin tarım faaliyetleriyle aşırı derecede tahrip olduğu, alan geneline dağılan tessera ve zemin harcı parçalarıyla anlaşılmıştır. Mozaikteki tahribatı ve bozulmayı azaltmak için kazı çalışmalarıyla eş zamanlı olarak mozaik üzerinde restorasyon işlemlerinin uygulanmasına karar verilmiştir. 1540-1645/1945-1645 numaralı açmada çalışmalar bittiğinde, mozaik zeminin 2,50x1,50 m’ lik bölümü açığa çıkartılmıştır (Resim 108). Ancak bu zeminin güney yönünde devam ettiği anlaşılmıştır. Bu doğrultuda alanda açık alan kazı sistemi uygulanmasına karar verilerek, güney bölümde 5x5 m lik 1945-1645/1945-1650/1950-1650 numaralı açmanın açılmasına ve alanın güney yönde genişletilmesine karar verilmiştir. Bu açmada yapılan çalışmalarda, mozaik zeminin güneye devam ettiği ancak bulunduğu yapının doğu-batı doğrultusunda uzanan ve açmada yapılan kazı çalışmalarıyla 2 mermer bloğu ele geçen güney duvarında son bulduğu kesinlik kazanmıştır (Resim 109). Ele geçen duvar kalıntısında yapının genelinin ve mozaik zeminin dikdörtgen bir plana sahip olduğu, doğu-batı doğrultusunda uzandığı anlaşılmıştır. Güney bölümde yapılan çalışmalarla, yapı duvarının dışında kare formda 25x25 cm ölçülerinde terrakota plaka döşeli bir zemin ve bu alandan bağımsız bir adet mermer blok tespit edilmiştir (Resim 110). Ayrıca güney duvarın batı yöndeki kalıntısında CEN 1 kodlu Anastasius Dönemine (MS 491-518) tarihlenen 1 adet bronz sikke ele geçmiştir. Alanda ele geçen seramik parçaları da sikke buluntularıyla örtüşmektedir. 1945-1640/1945-1645/1950-1645 numaralı açmada yapılan çalışmalarla mozaik zeminin batı yönünde devam ettiği tespit edilmiştir. Bu doğrultuda batı yönde 2,50x10 m alanın genişletilmesi kararı verilmiştir. Bu alanda yapılan çalışmalarla yapının ve mozaik zeminin batı yönde tamamıyla tahrip olduğu ve son bulduğu kesinlik kazanmıştır (Resim 111).

Çalışmalar neticesinde, mozaik zeminin büyük bir bölümünün tarımsal faaliyetler ile tahrip edildiği ve yaklaşık olarak 5x7 m (35 m²) lik bir kısmının korunduğu netlik kazanmıştır (Resim 112).  Mozaik zemin üzerinde genel olarak geometrik motifler görülmekle birlikte, en dışta kesişen dairelerle oluşturulmuş bir bordür, onun içinde hasır bezeme şeklinde yapılmış ikinci bir bordur, onun içinde ise dış bükey şerit ve iki kollu menderes motifi ile bir çerçeve oluşturulmuştur (Resim 113). Bu çerçeve içinde ise daire, kare, dikdörtgen, üçgen ve sekizgen çerçeveler içinde geometrik haç motifleri ve bezeme öğeleri görülmektedir (Resim 114). Bezeme özelliklerine bakıldığında mozaik zeminin MS 6. yüzyıl özelliklerini yansıttığı anlaşılmış olup, ele geçen sikken de yapının tarihi hakkındaki bu görüşü desteklemektedir.   Yapının bulunduğu konum ve ikonografik özellikleri dönemin dinsel yapılarında görülen motiflerle benzerlik gösterdiği, bu nedenle kalıntıların dini bir yapıya ait olabileceği düşünülmektedir.

Açığa çıkartılan küçük yapı kalıntısı ve mozaik, gerekli konservasyon önlemleri alınarak kapatılmıştır (Resim 115). Kapatma uygulamasından sonra kazı yapılan alanın çevresi de tel örgü ile çevrilmiştir (Resim 116).


SİT İRDELEMESİ

(10.08.2016-11.08.2016)

Çanakkale Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’ nün 30.09.2015 tarih ve 2132 sayılı yazıları kapsamında kazı başkanlımızca İÇDAŞ Bekirli Santrali eski kapalı olan giriş yolunun yaklaşık 200 m. ilerisinde Bekirli Köyü istikameti ana yol kenarındaki kaçak kazı alanında sit irdelemesi yapılması için çalışmalara başlanmıştır. Yapılan çalışmalara başlanmadan önce 120x85x105 boyutlarında bir kaçak kazı çukuru tespit edilmiştir (Resim 117). Öncelikle kaçak kazı çukurunun etrafında temizlik çalışmaları yapılmıştır (Resim 118). Çukurun iç tarafında ana kayaya yaslanmış olan kuzeydoğu-güneybatı doğrultulu duvar kalıntıları olduğu gözlemlenmiştir. Yapının ne olduğunu anlamaya yönelik çalışmalar duvarın kuzey-doğu yönünde duvarın takip edilmesiyle başlamıştır. Duvarın kuzeydoğu yönünde apsidal bir şekilde doğuya doğru dönüş yaptığı gözlemlenmiştir. Duvar dönüş yaptığı kısımdan doğuya doğru 204 cm korunmuştur. Çalışmalar apsidal şekilde devam eden duvarın hemen alt kısmında seviye inilerek devam etmiştir. Duvarın kaçak kazı çukurundan 340 cm boyunca kesintiye uğramadan güneybatı yönde devam ettiği gözlemlenmiştir.  Seviye inme çalışmaları sırasında Geç Roma dönemine tarihlenen az sayıda seramik parçası ve 1 adet kandil ele geçmiştir. -64 cm kotta ana kayaya rastlanılmış, duvarın arka ve ön cephesinin ana kaya üzerine açılan oyuğa oturtulduğu gözlemlenmiştir. Apsidal kıvrımın başladığı noktanın 80 cm güneyinde ana kaya içine oyulmuş bir kanala rastlanılmıştır. Kazı çalışmaları sona eren yapının ölçüleri alınarak mimari çiziminin yapılması ve fotoğrafik kayıtların alınması ile bu alandaki arkeolojik çalışmalar sonlandırılmıştır (Resim 119 - 120). Yapılan çalışmalar sonucunda sadece mevcut kısmı kalabilmiş diğer kısımları büyük ihtimalle hemen yanından geçen yol nedeniyle tahrip olan kalıntı, bu haliyle etrafındaki herhangi bir arkeolojik kalıntı ile bağı yoktur. Bu nedenle yapı kalıntısı ve kalıntının bulunduğu alanın sit yapılması uygun değildir.


RESTORASYON- KONSERVASYON ÇALIŞMALARI

(13.07.2016- 05.09.2016)

Parion Antik Kenti 2016 yılı kazı sezonu içerisinde planlanan alanlarda (şapel, odeion ve tiyatro) önleyici koruma uygulamaları gerçekleştirilmiştir. Bu uygulamalar kapsamında keeping, bordür, derz, sıva sağlamlaştırma, taş yapıştırma ve kış mevsimi kapatma uygulamaları yer almaktadır. Bu alanların dışında acil müdahale gereken yerlerde gerekli önleyici koruma yöntemleri uygulanmış, söz konusu alanların durumu stabil hale getirilmiştir.

Arazide yapılan restorasyon ve konservasyon uygulamalarının amacı; bir sonraki kazı sezonuna kadar geçen sürede mevsim şartları göz önünde bulundurularak, buna bağlı oluşabilecek tahribatlara karşı önleyici koruma yöntemlerini uygulamaktır. Mevsimlerin neden olacağı olası tahribatlar şunlardır:

1)Yağmur/kar suyunun orijinal harcı aşındırarak yok etmesi.

2)Rüzgârın taşıdığı bitki tohumlarının boşluklara yerleşip o boşluklarda gelişmeleri sonucunda bitki tahribatı.

3) Gece soğuyan gündüz ısınan havanın ortamda yaratacağı donma – çözülme olayının harçlarda oluşturacağı tahribat.

Uygulamada kullanılan harç malzemeleri ve oranları:

Not: 1 birim, 1 maşrapa olarak belirlendi

1) 3 maşrapa elenmiş dere kumu

2) 1 maşrapa kiremit tozu

3) 7.30 g okra sarısı pigment

4) 16.50 g kahverengi pigment

5) 2,5 maşrapa kireç kaymağı

Şapel: Yapı içinde genel ve detaylı temizlik yapılmıştır.  Hava koşullarına bağlı olarak duvarlarda orijinal harçların tahribatı sebebiyle oluşan boşluklarda bitki gelişimleri görülmüştür. Bu bitki oluşumları, bağ makası yardımı ile kesilmiş; ardından yumuşak uçlu fırçalarla yapı taşları üzerinde biriken bütün tozlar temizlenmiştir. Temizlik işleminin ardından keeping uygulamasına geçilmiştir.

Keeping uygulaması; keeping uygulanacak alan önce yumuşak uçlu fırçalarla temizlenmiştir. Fırçanın yetersiz kaldığı yerlerde puar kullanılarak bütün toz tabakasından arındırılmış, daha sonra harcın kalıcılığını sağlamak için temizlenen alan su ile ıslatılmıştır. Duvar örgüsüne uygun olan büyüklükte seçilen taşlar ıslatılan alana harç ile yerleştirilmiş ve taşı sabitlemek için plastik tokmak ile taşın merkez noktasından üzerine vurulmuştur. Aynı işlem duvar üzerine yerleştirilen bütün taşlarda uygulanmış ve daha sonra uygun büyüklükte spatüllerle harç düzeltilmiştir (Resim 121 - 122 - 123 - 124 - 125 - 126 - 127 - 128).

Tuğla duvarlarda derz ve bordür uygulanmıştır. Oda içinde yerinden ayrılmış bir mermer parçası yeniden harç ile yerine yerleştirilmiştir.  Apsisin önündeki tuğla örülü duvar içinde sıva sağlamlaştırılmıştır. İlk önce puar ve yumuşak uçlu fırça ile kontrollü bir şekilde sıvanın arkasında biriken topraklar temizlenmiştir. Daha sonra alkol-su karışımı ile sıvanın arkası ıslatılmıştır. Enjeksiyon harcı hazırlanıp sıvanın arkasına kontrollü bir şekilde enjekte edilmiştir. Sağlamlaştırma uygulamasının ardından bordür uygulanmıştır (Resim 129 - 130 - 131 - 132). Apsisin önündeki oda içinde zeminde yer alan kırılmış zemin taşları harç ile yeniden yerine yerleştirilmiş ve bordür uygulanmıştır. Oda içinde yerleri bilinen tuğlalar harç ile yerine yerleştirilmiştir. Şapelde keeping uygulamaları tamamlanmıştır. Bütün duvarların koruma uygulamaları bittikten sonra yapı içinde ve çevresinde detaylı temizlik çalışmaları yapılmıştır.

Tiyatro: Orkestra bölümünde rigolün(kanal) mermer kaplamalarında bordür uygulanarak sağlamlaştırma yapılmıştır. Postamentin kırık parçası Araldite AY-103 (çift bileşenli taş yapıştırıcısı) ile yapıştırılmıştır. Taş yapıştırma uygulaması; kırık yüzeylerde taşın yapışmasını engelleyecek kopan parçalar bistüri ile tamamen temizlenmiştir. Daha sonra oranı 5’e 1 olan (5 birim Araldite AY- 103, 1 birim Ren HY 956) yapıştırıcı hazırlanıp fırça ile kırık olan iki yüzeye, taşmayacak şekilde sürülmüştür. Yapışan parçanın kaymaması için kâğıt bantlar ile desteklenmiştir. 24 saat sonra kâğıt bantlar çıkarılmıştır (Resim 133 - 134 - 135 - 136 - 137 - 138 - 139).  Sahnenin zeminindeki yatak harcı tahribat sonucu kaybolan mermer plakalar harç ile yerinde sabitlenmiş, daha sonra derz ve bordür ile sağlamlaştırması yapılmıştır.

Odeion: Orkestranın kazı sezonu içinde rutin bakımı yapılması için üzeri açılmıştır. Zemine serilen üstten alta sırasıyla çakıl, kum ve jeotekstil kontrollü bir şekilde kaldırılmıştır. Yumuşak uçlu fırçalarla temizlik yapıldıktan sonra non-iyonik deterjanlı su ile sabah, öğlen ve akşam olmak üzere günde 3 defa orkestra silinmiştir (Resim 140).

Odeionda eksik basamaklardan örnek olarak sadece 2 basamak için yatak harcı yapılmıştır (Resim 141 - 142). Sahne binasının duvarında keeping uygulaması yenilenmiştir. Sahne binası dış cephede yer alan sıva, enjeksiyon harcı ile sağlamlaştırılmıştır.

Acil Müdahale Gereken Alanlar

Yamaç Hamamında laconicum iç duvarından düşen mermer plakalara bordür uygulanarak sağlamlaştırılmıştır. Laconicum üzerine geçici koruyucu çatı uygulaması yapılmıştır. Bu koruyucu çatının amacı: yağmur/ kar suyunun oda içine, duvarlarına ve zeminine direk temasını engellemektir. Böylece yoğun tahribata karşı önlem alınmıştır.

Nekropolde basit toprak mezarda kapatma uygulaması yapılmıştır. İlk aşamada elenmiş dere kumu 30 cm kalınlığında mezarın üzerine eşit seviyede serilmiştir. Kumun üzerine jeotekstil,  jeotekstilin üzerine sinek teli koyulmuştur. Daha sonra hızlı donan alçı yaklaşık 10 cm kalınlığında sinek telinin üzerine dökülmüştür. Son olarak alçının üzerine 30 cm kalınlığında elenmiş kum serilmiştir (Resim 143 - 144 - 145 - 146 - 147).

Kış Mevsimi Kapatma Uygulaması

Mozaikli Yapı: Mozaikli alanın tamamına ilk önce jeotekstil serilmiştir. Mozaiğin eğimli arazide olması sebebiyle eğimin bittiği sınıra büyük taşlar ile set yapılmıştır böylece serilen kumun yağmur suyu ile akması engellenmiştir. Jeotekstil üzerine 40 cm kalınlığında dere kumu serilmiştir (Resim 148 - 149 - 150).

Yamaç Hamamı: Apodyterium bölümünde kapatma uygulaması yapılmıştır. Alanın tamamına önce jeotekstil serilmiştir. Daha sonra odanın en köşesinden oda girişine doğru 40 cm kalınlığında dere kumu serilerek kapatma uygulaması yapılmıştır (Resim 151 - 152 - 153 - 154).

Odeion: Orkestrada kapatma uygulaması yapılmıştır. İlk önce orkestranın tamamını örtecek şekilde jeotekstil serilmiştir. Daha sonra güney koridordan başlanarak 30 cm kalınlığında dere kum serilmiştir. Orkestranın tamamı kum ile kapatıldıktan sonra kumun üzerine 10 cm kalınlığında çakıl serilmiştir (Resim 155 - 156 - 157 - 158 - 159 - 160).

LABORATUVAR KORUMA ONARIM ÇALIŞMALARI

 (13.07.2015-06.09.2016)

Parion Kazısı 2016 yılı çalışmalarında Yamaç Yapısı, Odeion, Tiyatro, Roma Hamamı, Agora-Dükkânlar ve Sondajlardan ele geçen 1 tanesi gümüş, diğerleri bronz 252 sikke, 82 adet metal, 9 adet cam, 122 adet pişmiş toprak, 22 adet kemik objenin belgeleme çalışmaları yapılmış olup koruma onarım çalışmaları tamamlanmıştır.

Koruma onarımdaki amaç; buluntulara en az zararı vererek tanımlanmasına olanak sağlamaktır. Çalışılan tüm buluntuların belgelemesi üzerinde ehemmiyetle durulmuş ve çalışmalar sonucunda raporlama yapılmıştır. Buluntuların gelecek yıllara sağlıklı olarak aktarılması sağlamak amacıyla konservasyon ve depo çalışması titizlikle yürütülmüştür.

Bronz Sikkeler ve Bronz Objeler Üzerindeki Bozulmalar: Genel olarak bronz sikkeler ve bronz objeler üzerinde bakır klorür, bakır oksit, bakır karbonat ve bakır (I) klorür – nantokit bozulmalarına rastlanmıştır. Yapışkan veya sert toprak tabakasıyla kaplı olan sikkelerde zayıf patina tabakası oluşumu gözlemlenmiş olup kimi sikkelerde hiç bulunmamaktadır  (Resim 161).

Koruma Onarım Yöntem Seçimi ve Yöntemler: Çalışmalardan ele geçen bronz sikke ve objeler stereo zoom mikroskop altında incelenmiş ve mekanik temizlik yönteminde karar kılınmıştır.

Bölgedeki hava sıcaklığı ve nem göz önüne alınarak kimyasal koruma yöntemlerinden BTA ve Paraloid B-72 uygulamalarında karar kılınmıştır (Resim 162).

Koruma Onarım Uygulamaları: Buluntular üzerindeki toprak tabakası kontrollü olarak bisturi ile kaldırılmıştır. Toprağı kaldırılan buluntuların mikroskop altında bisturi ve seyrek olarak cam elyaf kalem kullanılarak ayrıntıları temizlenmiştir.

Ayrıntı temizlikleri biten nitelikli buluntulara BTA (Benzatriazol)  uygulanarak mevcut korozyonun pasivizasyonu sağlanmış ve yüzeylerinde koruma tabakası oluşturulmuştur. BTA’ dan alınan buluntulara Paraloid B-72 çözeltisi seyreltik olarak uygulanarak oksijenle bağlantıları kesilmiş ve korumaya alınmıştır. BTA işlemi görmeyen buluntular da Paraloid B-72 uygulanarak koruma altına alınmıştır (Resim 163) .

Kırık olarak ele geçen bronz objeler Araldit 5 min. kullanılarak kesişen kenarlarından yapıştırılmış ve sonrasında Paraloid B-72 uygulanmıştır.

Gümüş Sikkeler Üzerindeki Bozulmalar ve Koruma Onarım Çalışmaları: Gümüş sikkeler üzerinde nem ve oksijene bağlı olarak mineral bozulmaları görülmektedir. En sık görülen mineral bozulmaları küprit ve azurittir. Bronz ile müdahale etmesi sonucunda üzerinde malahit görülebilir. Gümüş keskin cisimlerle müdahale edilmemesi gereken bir metaldir, bu sebeple bambu çubuklar yardımıyla üzerindeki bozulmalar alınmıştır. Son olarak %2 oranında hazırlanan Paraloid B72 ile koruma altına alınmıştır  (Resim 164).

Demir Objeler Üzerindeki Bozulmalar: Demir buluntular üzerinde genel olarak gözlemlenen demir oksit oluşumları, çatlak korozyonu ve kabuk atlı korozyon oluşumudur. Demir çabuk bozulan bir metal olduğundan kazılarda ele geçen demir buluntular da düşük kondisyonlu olarak bulunmaktadır  (Resim 165).

Demir Objelerin Onarımı: Yüzeydeki toprak tabakası bisturi yardımı ile alındıktan sonra, düşük devirde dişçi motoru kullanılarak bozulmanın sertlik derecesine ve buluntunun mekanik dayanımına göre farklı özelliklerdeki uçlarla bozulma buluntu üzerinden uzaklaştırılmıştır.

Kazılarda ele geçen demir buluntulardan mekanik direnci düşük olanlar bisturi ile temizlenmiştir, mekanik direnci iyi olanlar buluntular ise dişçi motoru kullanılarak temizlenmiştir.

Temizlik işleminden sonra asetonda % 3 oranında çözdürdüğümüz Paraloid B-48N demir yüzeyine uygulanarak atmosferle bağlantısı kesilmiştir (Resim 166).

Seramik Objeler Üzerindeki Bozulmalar ve Koruma Onarım: Kazılarda ele geçen seramik buluntular genelde kalkerli yüzeye sahiptir. Zayıf veya kuvvetli ve sert kalker oluşumları çok yoğun olmadığı sürece buluntuya mekanik veya fiziksel baskı yapmadığından zarar vermez yalnız bezemeli, boyalı, figürlü bir obje ise ayrıntıların görülmesini güçleştireceğinden seramik yüzeye zarar vermeden obje üzerinden kaldırılabilir. Seramik gözenekli bir yapıya sahip olduğundan asitli kimyasalların kullanımından kaçınılmalıdır. (Resim 167).

Yüzeyde kabuklanma var ise, seramik az pişmiş ve dökülmeler mevcut ise veya boyalı, figürlü bir yüzeye sahip ise, depo koşulları olmasında gerekenden sıcak ve nemli olacaksa eğer seramik yüzeye %3 oranında Paraloid B-72 emdirilir eğer yetersiz kalacak ise oran %7 ye kadar çıkartılabilir.

Eksik parçaya sahip olan seramik buluntular 2/3 oranında tamamlanabiliyorsa alçı tümleme yapılabilir. Tercihen cidarlardan yarım santim aşağıda veya eşit yükseklikte olmalıdır. Uygun renge akrilik boya ile boyanarak işlem tamamlanır.

Kazılarda ele geçen pişmiş toprak buluntulardan tüm olanlar üzerindeki topraklar %50 alkol saf su karışımı ile alınmıştır. Yumuşak kalker birikintileri ise mekanik olarak bisturi ile yüzeyden uzaklaştırılmıştır. Topraklarından arındırılan buluntulara orta pişmiş olduğu için ve yüzeyde kayıplar oluştuğundan %5 oranında hazırlanmış parçaları %50 oranında hazırlanmış Paraloid B-72 ile yapıştırılmıştır (Resim 168 - 169).

Cam Objeler Üzerindeki Bozulmalar ve Koruma Onarım: Cam objeler toprak altında maruz kaldıkları nem ve oksijenden dolayı bozulmaya uğrarlar ilk olarak gök kuşağı olarak adlandırdığımız bir bozulma tabakası kısmen ya da genel olarak camın yüzeyini kaplar. Bu bozulma camı koruyucu niteliktedir. Toprak üstün de nem ve oksijenle reaksiyonu devam eden camın konservasyonu yapılmaz ise oluşan bozulma kağıt kırılganlığına kadar ulaşır.

            Kazılarda ele geçen camlar genel olarak kırık olarak ele geçmektedir. Camlar %50 alkol saf su karışımı ile pamuklu çubuk kullanılarak topraklarından arındırılmıştır. Yüzeydeki kalker oluşumları ise mekanik olarak bisturi ile temizlenmiştir. Parçaları eşleşen camlar Araldit 2020 kullanılarak yapıştırılmıştır.

Kemik Objeler Üzerindeki Bozulmalar ve Koruma Onarım: Kazılarda ele geçen kemik objeler üzerinde ince yapışkan toprak tabakası ve ince kalker oluşumu mevcuttur. Toprak tabakası ve kalker mekanik olarak bisturi kullanılarak mikroskop altında yüzeyden uzaklaştırılmıştır. Mekanik uygulamanın zarar vereceği noktada pamuklu çubuk ve etil alkol ile objeler temizlenmiştir (Resim 170).

Kemik objeleri nemden ve oksijenden korumak için Paraloid B-72 %3 oranında çözdürülmek suretiyle uygulanmıştır.

Depo Çalışmaları: Konservasyonu tamamlanan metal objeler ethafoamdan kesilerek yapılan yuvaların içine yerleştirilerek kutulanmıştır. Metallerin ethafoam ile temasını engellemek için arayüz olarak asitsiz kağıt kullanılmıştır.  Burada hedeflenen metallerin birbirine üzerine gelip birbirlerine fiziksel direnç uygulamasını engellemektir. Her kutu içerisine fazla nemi bünyesine alması için silika jel yerleştirilmiştir. Sikkeler de buluntu yerlerine göre ayrılarak kutulanmış ve kutulara silika jel yerleştirilmiştir. Geçen yıllardan kalma neme doymuş silika jeller yenileri ile değiştirilmiştir. Seramikler polietilen boxlarda asitsiz kâğıt ile desteklenerek depoya yerleştirilmiştir.

BTA (Benzatriazol) Uygulama Prosedürü

%3 olarak hazırlanır.

BTA ethanol içerisinde çözdürülür.

Vakumlu desikatör içinde vakum altında 24 saat bekletilerek uygulanır.

Paraloid B-72 ve Paraloid B-48N Uygulama Prosedürü

%3 ve %2olarak hazırlanır.

PB-72 aseton içerisinde çözdürülür.

Yumuşak fırça veya daldırma yöntemi ile uygulanır.

Dikkat edilmesi gereken husus eser üzerinde parlak bir tabaka oluşturmamasıdır, bu sebeple oranına dikkat edilmelidir.

Fotoğraf ile yapılacak olan belgeleme PB-72 uygulamasından önce yapılırsa daha iyi sonuçlar alınacaktır.

Yamaç Hamamında Bulunan Çeşmenin Koruma ve Onarımı: Yamaç Hamamında insitu halde bulunan bronz çeşme yoğun olarak harç ile kapatılmış ve ilk gözlemlere göre çeşme yüzeyi üzerinde yoğun malahit tabakası yer almaktadır. Sert harç tabakası Dramel 4000 ve Kavitron kullanılarak uzaklaştırılmış çeşmenin yüzeyi temizlenmiştir. Çeşmenin içinde bulunan harç ve kurşun tabakası kavitron kullanılarak temizlenerek çeşmenin su akış deliğine ulaşılmıştır. Çeşme insitu halde alanda üzeri kapatılarak koruma altına alınmıştır (Resim 171).


SOSYAL SORUMLULUK FAALİYETLERİ

(11.08.2016-12.08.2016)

            T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi adına Prof. Dr. Vedat KELEŞ başkanlığında yürütülen Parion Antik kenti 2016 yılı çalışmaları çerçevesinde sosyal sorumluluk amacıyla, 11.08.2016 tarihinde ‘’Yaz Bilim Kampı-2016 Mitolojik Tarih ve Arkeoloji etkinlikleri’’ başlığıyla 6-14 yaşlarında kişilik çoçuk grubuna, ekip üyesi Arş. Gör. İsmail AKKAŞ rehberliğinde antik kent ve kent yapıları hakkında bilgilendirme yapılarak çocukların arkeolojik bir kazıyı gözlemlemesi sağlanmıştır (Resim 172). 12.08.2016 tarihinde ise, 5-12 yaş aralında 20 kişiden oluşan çocuk grubuna aynı bilgilendirme ve arkeoloji etkinlikleri yapılmıştır (Resim 173).

 

 

0
0
0
s2sdefault
powered by social2s