2013 KAZI SEZONU

  2013 yılı Parion kazı ve restorasyon çalışmaları, 6 akademisyen, 5 restoratör-konservatör, 5 yüksek lisans- doktora öğrencisi, arkeoloji, mimarlık ve fotoğrafçılık bölümlerinden öğrenciler ve 60 işçiden oluşan bir ekip tarafından 04 Temmuz- 19 Eylül 2013 tarihleri arasında,  Bakanlığa sunduğumuz kazı programı çerçevesinde, Nekropol, Roma Hamamı, Tiyatro, Odeion ve Yamaç Yapısı olmak üzere antik kentin 5 ayrı bölgesinde gerçekleştirilmiş, çok sayıda etütlük ve 11 adet envanterlik eser ortaya çıkarılmıştır.

 

1.NEKROPOL

Parion Nekropolü’ndeki çalışmalarda, yağmur suları sonucunda yıkılan kesitlerden akan toprağın kaldırılması, koruma amaçlı taş setlerin yapılması ve alanın kuzeyinde en erken evreye ulaşılması hedeflenmiştir (Resim 1) .

Bu amaçla 1570-2290 numaralı açma içinde yağmur sularının biriktirmiş olduğu yığıntı toprak kaldırılmış ve önüne moloz taşlar dizilerek bir set oluşturulmuştur (Resim 2 ). 1550-2300 numaralı açmada ise yağmur sularının kesiti daha fazla etkileyeceği tahmin edildiğinden bu bölümde taş bir set yapılmıştır.

1565-2290 numaralı açmada seviye inilirken bir kremasyon alanı tespit edilmiş ve bu alanın alt kısmında UM16 olarak adlandırılan Urne Mezar’a ait amphoranın olduğu görülmüştür. İçinde kemik parçaları ele geçen UM16’nın üzeri ve etrafı yassı taşlarla çevrilirken olasılıkla yağmur suları sonucunda amphoranın yarısı kırılıp alan içerisine toprakla birlikte akmıştır (Resim 3  ).

UM 16’nın alt kısmında (6.70-5.75 m.) Pithos Mezar, PM3 ele geçmiştir. Ana kayaya oturtulmuş olan PM3’ün üzerinin açılıp ölü yerleştirildikten sonra tekrar kapatıldığı ve etrafına destek amaçlı ikinci bir pithosun kırılıp yerleştirildiği anlaşılmıştır. Herhangi bir buluntu ele geçmeyen mezarda, ana kayanın parçalanması ve mezarın içine dökülmesi nedeniyle iskelet oldukça tahrip olmuştur (Resim 4 ). Bu pithosun üst kırık parçaları alınarak ölünün yatırıldığı alt kısmı demir kafes içine alınarak alanda koruma altına alınmıştır.

1550-2290 numaralı açmada arkaik döneme ait seramikler ele geçmiş ve açmanın kuzey yarısında ana kayaya ulaşılınca bu alandaki çalışmalar sonlandırılmıştır. Güney yarıda devam eden çalışmalarda deniz seviyesinden 6.15-5.95 m.’de AMP10 olarak adlandırılan bir Amphora Mezar ele geçmiştir. Mezarın üzeri taşlarla kapatılmış ve ikinci bir amphora ile etrafı desteklenmiştir. AMP10 içinde bir bebeğe ait tahrip olmuş kafatası ve başının altına konmuş geniş bir kaide parçası ele geçmiştir (Resim 5 ). AMP10’un yan tarafında, 6.20-5.80 m.’de, içinde küçük kemikler bulunan etrafı taş döşeli AMP11 olarak adlandırılan bir Amphora Mezar daha ele geçmiştir (Resim 6 ).

1555-2290 numaralı açmada ana kaya tespit edilmiş ve bu alanda çalışmalara son verilmiştir.

1540-2290 numaralı açmada 1. Kremasyon Alanının yanında 6.57-6.17 m.’de PM4 adlandırılan Pithos Mezar gün yüzüne çıkarılmıştır. Ana kayaya oturtulmuş ve oldukça çok tahrip olarak erimiş durumdaki pithosun içinden çok küçük kemik parçaları ele geçmiştir (Resim 7 ). Kazılarda 2. Kremasyon Alanı (7.27-7.17 m.) nekropolün kuzey batısında belirlenmiştir. Kremasyon Alanının 1535-2290 açmasına doğru devam ettiği tespit edildiğinden bu alana bir cep açılmıştır (Resim 8  ). Bu alandan çok sayıda MÖ geç 7. yy’a ait tabak parçaları, eksik parçalı askos ve çok sayıda arkaik seramik parçası ele geçmiştir (Resim 9  ).

1540-2290 açmasının güney yarısında 5.70-5.40 m.’de bir lahit mezar (L5) tespit edilmiştir. Bu lahit içinde siyah figür tekniğinde yapılmış 1 kırık lekythos, tekstil parçaları ve 1 bronz iğne ele geçmiştir (Resim 10 ). Bulunan tekstil parçaları iskeletin vücudunu kapladığından ölünün kefen türü bir kumaşla sarıldığı ve iğne ile tutturulduğu söylenebilir.

1535-2295 numaralı açmada 8.35-8.25 m.’de M178 olarak adlandırılan çocuk mezarı bulunmuştur. Mezar içinden 4’ü envanterlik olmak üzere 15 terrakotta figürin, 1 geniş ağızlı kap ve 1 kırık testi ele geçmiştir (Resim 11  ). Aynı açmanın güneybatı köşesinde, doğu-batı doğrultusunda konumlanmış oldukça tahrip olmuş Taş Sandık Mezar, TSM13 ele geçmiştir (Resim 12  ). Mezar içinde iskeletin sol eli yanında alt kısmı erimiş 1 mermer alabastron, kafatasına bitişik 1 bronz iğne açığa çıkartılmıştır. Aynı alanda devam eden çalışmalarda iki kiremit mezar (M179-M180/8.00-7.90 m.) daha bulunmuştur. Bu mezarlardan M 179’da tahrip olmuş bir iskelet, M180’de Roma Dönemine ait iğ gövdeli bir unguentarium ele geçmiştir (Resim 13 ).

2013 yılında, Nekropol çalışmaları sonucunda hedeflenen amaçlara ulaşılmış, gerekli koruma önlemleri alınmış ve kuzey bölümün en erken evresinin M.Ö. Geç 7. yy. olduğu tespit edilmiştir (Resim 14 ).

2.  ROMA HAMAMI 

Parion Roma Hamamı 2013 yılı çalışmaları; 1335-1260,1340-1260 numaralı açmalarda, 2010 yılında kazısı yarım bırakılan ve zemininde tahrip olmuş kare tuğla sütunlu pialeler gözlemlediğimiz Sıcaklık B odası olarak adlandırdığımız bölümde, güney, kuzey ve batı sınırlarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. 2012 yılında yapının üzerini kapatan geçici örtünün ayakları, doğrudan zemin üzerine konulduğu için geniş bir alanda çalışma yapılmasını engellemiştir. Bu nedenle alanda çalışmaların devamı için geçici örtü kaldırılmış ve seviye inme çalışmaları başlatılmıştır (Resim 15 ). Sıcaklık B odasında derinliğin artması ve çalışmaların zorlaşmasından dolayı sponsor firmadan getirilen vinç-calaskal sistemi kurulmuş ve oda içerisinde yoğun miktarda çıkan moloz taş ve toprak bu sistemle taşınmıştır.

Yapılan seviye inme çalışmalarında daha önceki yıllarda kazı sezonlarında diğer mekanlarda görülen çöplük olarak kullanılma aşamasını gösteren ibareler bu sezonda Sıcaklık B odasında -350 ile -300 cm kotları arasında gözlemlendi. Odanın hemen hemen her kesiminde görülen bu tabakada, hayvan kemikleri, istiridye kabukları, farklı formlarda M.S. 5-7. yy’ a ait çok sayıda seramik, cam kap parçaları ve metal çiviler ele geçmiştir (Resim 161718 ). Bu eserlerin yanında II. Julian’ a (M.S. 361- 363) ait Kyzikos basımı bir bronz (Resim 19 ) ve çok sayıda düşük kondisyonlu sikke (Resim 2021  ), mimari parçaların yanında bulunmuştur.

Sıcaklık B odasında yapılan çalışmaların sonucunda Sıcaklık A odasına açılan kuzey kapı girişinin dışında bu sezon güney duvarında 2, doğu duvarında 1 giriş tespit edilmiştir. Bu girişlerin kemerli bir yapıya sahip olduğu gözlemlenirken doğu girişin geç dönemde kapatılarak işlevini kaybettiği anlaşılmıştır (Resim 22232425 ). Çalışmaların devamında odanın kuzey ve batı duvarlarında sıcak havanın diğer bölümlere geçişini sağlayan dehliz?’ ler gözlemlendi (Resim 2627 ). Oda zemininde ise asma zemini kaldıran hypocaust sistemi mimari elemanlarına rastlandı. Çoğu tahribata uğramış künkler, yuvarlak ve kare formlu tuğla pialeler tespit edildi (Resim 28 ,2930 ). Zemin tamamen ortaya çıkarıldıktan sonra yapının temelini görmek amacıyla Sıcaklık A ya geçişi sağlayan dehliz’ in ön kısmında 100x150 cm ölçülerinde sondaj çalışması yapıldı. Deniz seviyesinden 50 cm yükseklikte yapının temeline ulaşılırken, hypocaustun taş ve topraklarla oluşturulmuş yığma bir tabakanın ve sıkıştırılmış bir zeminin üzerine oturduğu alınan kesitte gözlemlendi (Resim 31 )                                                                        

2013 Hamam çalışmaları yapının doğusunda 2007-2008 yılı kazı sezonunda ortaya çıkarılan havuz bölümünde de gerçekleşti. Bu alanda yapılan çalışmaların genel amacı açma kesitinde meydana gelen göçükleri gidermek ve kazısı bittikten sonra zamanla ortaya çıkan postementlerin tamamını ortaya çıkarmaktı. Yapının çizgisel kayıtları tutulacağı için bu alanın kazılması gereksinimini ortaya çıkarmıştır. Bu kapsamda piscinanın kuzeye bakan kesitinde 3x13 m lik bir alanda seviye inme çalışmaları yapılmış ve havuzun tamamı ortaya çıkarılmıştır. Yapılan çalışmalar esnasında havuzun mimari elemanlarında ve havuz zemininde yoğun bir tahribatın olduğu, bazı postement ve başlıkların muhtemelen götürüldüğü havuz içerisinden çıkan mermer plaka parçalarından, akanthus çiçeği desenli başlık kırıklarından ve bol miktarda ele geçen renkli sıva parçalarından anlaşılmaktadır.

Sonuç olarak 2008 yılında yol nedeniyle bir kısmı ortaya çıkarılamayan havuzun tamamı ortaya çıkarılmış 6.86x7.22 m ölçülerinde 4x4 sütunlu bir plana sahip olduğu anlaşılmıştır (Resim 3233 )

Hamamda bu sezon 2007-2008 yılı kazı sezonlarında ortaya çıkarılan havuz bölümünün güneyinde bulunan alanda, 1350-1260 numaralı açmada, kesitin düzenlenmesi ve yığıntı toprak tabakasının kaldırılması çalışmaları yapıldı. Bu alanda yapılan çalışmalarda açmanın doğu kesitinde oval bir yapıya sahip taşlarla örülmüş mimari bir örge gözlemlendi. Sıkıştırılmış zeminin mermer ve kesme taş plakalarla kaplandığı; fakat mermer plakaların çoğunun tahrip olduğu görüldü (Resim 34 ,3536 )

Hamamda bir diğer çalışma 2010 kazı sezonunda yapı planını ortaya çıkarmak için kazısı yapılan, yapının doğu kısmında geçici üst örtü ayaklarının oturduğu 1330-1260 ve 1335-1260 numaralı açmalar içerisinde kalan toprak tabakasını kaldırmak için yapıldı. Bu toprak tabakası kaldırıldıktan sonra alanın tamamında temizlik çalışmaları yapıldı. 2013 yılı kazı sezonu boyunca ortaya çıkan ve alanın güney bölümünde istiflenen tuğla ve hypocausta ait mimari elemanların, geçmiş yıllarda ele geçen ve istiflenen mermer blokların üzeri saç plaka ve geo-tekstil ile kapatılarak koruma altına alındı (Resim 37 )

Alanın etrafına koruma amaçlı tel çekilerek ve foto-grafik kayıtların alınmasıyla 2013 Hamam çalışmaları sona erdi (Resim 38  )

 

 

 3. ODEION

            2012 yılı çalışmaları sonunda 19 basamaklı ve 3 kerkidesli kavea oturma basamakları kısmı, opus sektile döşeli orkestrası ve sahne binasının büyük bir kısmı açığa çıkartılmış olan Odeion’da 2013 yılı çalışmalarında amaç yapının kuzey ve güneydeki bölümlerini tamamen ortaya çıkararak, oturtulmuş olduğu topoğrafiden soyutlanmasını sağlamak ve ön kısmındaki sahne binasının kesin sınırlarını belirlemek olmuştur.( Resim 39 40  )

            Öncelikli olarak, önceki çalışma döneminden bu sezon çalışmalarının başlangıcına kadar geçen süreçte oluşan bitki örtüsü ve doğal tahribatın giderilmesi amacıyla kazı çalışmaları öncesinde alanda genel bir temizlik yapılmıştır (Resim 41 ).   Daha sonra ise kazı programında uygun görülen amaç doğrultusunda, yapının güneyi ve kuzeyinde, arazinin eğimli olması da göz önünde bulundurularak, basamaklı bir şekilde batıdan doğuya doğru kazı çalışmalarına başlanılmıştır (Resim 42 ).

            Yapının güneyinde, kent karolaj sistemine göre 1385/1445, 1385/1440, 1385/1435, 1390/1440, 1390/1435, 1390/1430, 1395/1440, 1395/1435, 1395/1430, 1400/1435, 1400/1430 olarak adlandırılan 11 açmada gerçekleştirilen çalışmalarda, kısmen sahne binası arka duvarının güney devamı üzerine oturtulmuş, harçsız moloz taş duvarlara sahip L biçimli ve iki bölmeli yapı kalıntısına rastlanılmıştır (Resim 43 ). Bu yapı kalıntısının harçsız duvarında devşirme olarak kaveanın oturma sırasının da kullanıldığı görüşmüştür. Bu duvarlar içinde  ele geçen amorf seramik parçaları ve bir Anonim Follis sikke yardımıyla yapının Bizans Dönemine ait olduğunu anlaşılmıştır. Bu duvar kalıntıları tamamen ortaya çıkarılıp gerekli görsel kayıtlar tutularak, plana aktarılmış ve kaldırılmıştır. Güney kısımda devam eden çalışmalarda yapının sahne binasının güney köşe konsolu ortaya çıkarılarak sahnenin ön ve arka duvar sınırı tamamen ortaya çıkarılmış, ayrıca sahne binası güney sınırının ana kayaya yaslandığı ve ana kaya üzerinin harçla sıvandığı tespit edilmiştir. Bu kısımda konsolun doğu dış kısmında görülen eğimli pervaz, bu kısımdan sahneye geçişin bir rampayla sağlandığını ortaya koymuştur (Resim 44 ). Bununla birlikte sahne binası güney konsolunun hemen güneyinde basamaklı bir kısım ile yapının genelinde görülen yangın tabakası içerisinde kalan, kapı lentosu olabileceği düşünülen büyük boyutlu parçalanmış mermer bir bloğun ele geçmesi yapın güney girişi olduğu düşünülen bu kısmın aktör ya da sahne girişi olduğunu göstermiştir (Resim 45 ). Yapının güneyinde sahne binası güney bölümünün ortaya çıkarıldığı bu çalışmaların yanı sıra kaveanın oturduğu yamaç üzerinde 1385/1445, 1385/1440, 1385/1435 nolu açmalar içerisinde kalan kısımda  anelamma duvarının az bir kısmı ile oturma sıralarının oturduğu zemin ortaya çıkarılmıştır. Bu alandaki çalışmalar sonucunda kaveanın güney doğu sınırı belirlenmesinin yanı sıra, sahne binasının güney konsolunun karşısındaki kavea duvarına açılan küçük deliğin, kaveanın güney doğu köşesini destekleyen küçük bir tonoza açıldığı da tespit edilmiştir.

            Odeionun kuzey kısmında ise doğu – batı doğrultulu 1415, 1410, 1405 ve 1400 nolu karolaj bloklarında, yapının kuzey bölümünün ve bu kısımda yer alan tonozların ortaya çıkarılması amacıyla çalışmalar gerçekleştirilmiştir (Resim 46 ). Güney yamaçtaki çalışmalarda olduğu gibi bu kısımda da doğudan batıya doğru basamaklı bir şekilde gerçekleştirilen çalışmalar da yapıyı çevreleyen ortalama 1.40 m. kalınlığa sahip bir anelamma duvarının varlığı tespit edilmiştir. Yapının kuzey tonozların iç ve dış kısımlarında anelamma duvarının takibi ile devam edilen çalışmalar sonunda batıdaki en büyüğünü 1, ortadakini 2, batıdaki en küçük olanını ise 3 numaralı olarak adlandırdığımız tonozlardan 3 nolu tonozun kuzeyinde, anelamma duvarı üzerinde bir giriş tespit edilmiştir (Resim 47 ). Bu girişin tonoza devam eden batı kısmında ise kavea sahne binasına geçişi sağlayan bir geçiş yer almaktadır. Aelamma’nın 1. Büyük tonoza denk gelen kısmında da kemerli bir giriş olduğu ancak bu girişin daha sonra kapatıldığı görülmüştür (Resim 48 ). Bu girişlerin yanı sıra anelemma’nın kuzey dış kısmında, yapının kaveasının oturduğu yamaç üzerinden gelip etrafını dolaştığı anlaşılan, yaklaşık 0.40-0.50 m. genişliğe sahip bir drenaj kanalı ortaya çıkarılmıştır (Resim 49 ) . Bu drenaj kanalının anelamma duvarının kuzey batı kısımdaki payandasını tahribi ve 3 nolu tonoza açılan kemerli girişin iptali bu kanalın odeionun ilk kullanım evresinde yapılmadığını ortaya koymuş, ele geçen seramik parçaları da ilk izlenimlere göre bu tadilatın olasılıkla M.S. 3. yüzyılda yapıldığını düşündürmüştür. Bu ilk tadilat izlerinin dışında önceki dönem çalışmalarında ve güney kısımda bu sezon gerçekleştirilen çalışmalarda görülen yangın katmanına yine aynı alanda rastlanılmıştır. Bu kısmın devamında da kuzeye devam eden ve henüz işlevi belirgin olmayan küçük bir yapıya rastlanılırken, anelemma’nın kuzey dış kısmına bitişik ve sonraki bir dönemde olasılıkla toprak kaymasını önleme amaçlı küçük drenaj duvarları olduğu belirlenmiştir.

Kuzey kısmın batısına, yamaca doğru yapılan bu çalışmaların ardından kuzey doğu kısımda, önceki dönem çalışmalarında sahne binası dış kısmında bırakılan 9.80 m. kottan itibaren, yapının temel seviyesine ulaşmak amacıyla da çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmalarda sahne binasının kuzeyinde yapının taban seviyesi 9.60 m. kotta yer alan köşe kısmı belirlenirken, bu kısmın kuzeyindeki duvarda, sahne binasında bulunan kanalın çıkışı olduğu tahmin edilen bir kemer tespit edilmiştir (Resim 50 ). Bu alanda yaklaşık 8.30 m. kota kadar inildiğinde yapının euthynteriası, kuzey batı köşenin 6.50 m. güneyinde yaklaşık 2 m. genişliğe sahip dört basamaklı ana giriş kapısı ve sahne binası dış duvarını destek amacıyla yapılmış payandalar ortaya çıkarılmıştır.

Kazı çalışmalarının yanı sıra önceki dönemlerde ve yeni açılan kısımlarda yapının korumasına yönelik konservasyon çalışmaları yapılmış, kuzeydeki 2 ve 3 nolu tonozların üzerini kaplayan incir ağacı kökleri tamamen kaldırılmış; çalışmalarda çıkan mimari parçalardan bezemeli olanlar ve mermer kaplama parçaları sandıklar içerisine yerleştirilerek, büyük boyutlu olanlar ise alt kısımlarına zeminle temaslarını kesecek kalaslar yerleştirilerek alandaki uygun bir yerde muhafaza altına alınmıştır (Resim 51 ). Çalışmalar sonunda sonraki dönem çalışmaları da göz önünde bulundurularak yapının etrafı tel örgü içerisine alınmıştır.

 Yapı koruna gelmiş haliyle dahi dikkate değer bir mimari görsellik yansıttığından, bugün için, Parion Antik Kentin’nin en göze çarpan yapısı durumundadır. Öyle ki Troas bölgesi antik kentlerinin en sağlam ele geçen odeionudur. Bu özelliği de yapıya gereken hassasiyetin gösterilmesi gerektiğini ve tahmini olarak önümüzdeki bir veya iki sezon kazı çalışması sonunda tamamen ortaya çıkarılmasının ardından ciddi manada bir restorasyon projesiyle hem bilim dünyasına hem de turizme kazandırılması gerekliliğini gözler önüne sermektedir.

4. TİYATRO

Tiyatroda 2013 sezonunda, sahne binasının bir bölümünün daha açığa çıkartılması, kaveanın korunmuş bölümlerinin bulunması ve mimari plana aktarılması hedeflenmiştir. Bu doğrultuda 01.07.2013- 19.09.2013 tarihleri arasında sahne binası kuzeyinde, sahne binası güneyinde ve sur duvarının batısında 11 açmada çalışılmıştır (Resim 52 ).

Sahne binasının kuzeyindeki çalışmalardan biri geçen sezon küçük bir bölümü açığa çıkartılan kuzeydoğu köşedeki çalışmadır. 1290-1255 açma numaralı bu bölümde 2012 sezonunda orijinal kesme taşlar kullanılarak eklenen bölümün batıya yönelen bir eklentinin girişi olduğu, kesme taş üzerine işlenerek oluşturulan lentodan anlaşılmaktadır.(Resim 53 ) Bu girişin hemen yanında zemininin çok azı korunan düz taşlarla kaplandığı görülmüştür (Resim 54 ). Bu bölümde geç dönem zemininin altında devam eden çalışmalarda 6.55 m’de orijinal döneme ait olması muhtemel harçlı zemin ve çalışmalar sırasında bir geyik terracotta figürin ile karşılaşılmıştır (Resim 55  ).

Sahne binasının kuzeyinde sürdürülen çalışmalarda tespit edilen giriş bölümü, 2013 sezonu içinde mimari anlamda en önemli verilerden birisidir. Bu giriş bölümü geçen yıllarda iç kısımda bulunan sütun dizilerine yani muhtemel sahneye (podyum) açılmaktadır (Resim 56 ,57 ,58 ). Parados ya da versura olarak adlandırabileceğimiz bu girişin kuzey bölümü 164 cm genişliğinde 285 cm yüksekliğinde ve 147 cm derinliğindedir. Bu giriş içinde doğu odaya bağlantı ve daha güneyinde sahneye açılan bölümde üç farklı mimari gözlemlenmektedir. Girişin kuzey cephesinde oluşturulan kemer yatay ancak içte eğim verilerek oluşturulmuş ve kuzey cepheden bakıldığında diğer taşları ile güçlü bir mimarinin göstergesi olmaktadır. Bu giriş daha sonraki bir dönemde değişikliğe uğratılmış alt kısmına lento eklenmiş ve kapı eklenmesi için orijinal taş yüzeyine bazı uygulamalar yapılmıştır. Bu bölümde yer alan lentonun hemen güneyinde ise orijinal zemine ait kanal tespit edilmiştir. Giriş içinde doğuda kapalı bir alana açılan bölüm 125 cm genişliğinde, 240 cm yüksekliğinde ve 125 cm derinliğindedir. Bu giriş diğer bölümlerden farklı olarak kemer şeklinde değil düz bir kesme taş ile kapatılmıştır. Girişin sahne binasına bakan bölümü ise 172 cm genişliğinde, 229 cm yüksekliğinde ve doğudaki girişten itibaren 257 cm derinliğindedir. Bu bölümdeki kemer ise birbirine paralel 7 dikey taştan oluşturulmuştur (Resim 59 ).

Girişin kuzeyinde dış kısımda yapılan çalışmalarda orijinal zeminin yaklaşık 165 cm yüksekliğinde geç dönem eklentileri ve bir pişirme kabı tespit edilmiştir (Resim 60 ). Yine bu bölümde batıda sürdürülen çalışmalarda sahne binasının kuzey batı köşesi açığa çıkartılmıştır (Resim 61 ).

Kuzeyde giriş bölümünün hemen üzerinde yürütülen çalışmalarda doğu-batı doğrultusundaki sahnenin giriş bölümüne doğru bir eğim yaptığı görülmüştür (Resim 62 ). Sahneye açılan kemerin üzerinde batıda geç dönem sur duvarına doğru tiyatronun üst yapısına ait ilk kalıntılara rastlanmıştır (Resim 63 ). Üst yapının taşıyıcıları olan postamentler ve arasındaki parapetlerin üzerine geç dönem sur duvarının bir kısmı oturmaktadır. Bu bölümde ele geçen postamentlerin yüksekliği 148 cm, genişliği 76 cm, parapetlerin yüksekliği 121 cm, uzunluğu da 151 cm’dir. Bu bölümde yürütülen çalışmalarda geç sur duvarının devam etmediği görülmüştür. Kesin olmamakla birlikte bu bize geç dönem sur duvarının kaveayla birlikte bir kale gibi kullanılmış olabileceğini düşündürmektedir.

Kuzeyde 1285-1260 açma numaralı alanda bulunan ana giriş ile bağlantılı oda ise çok sayıda küçük buluntusuyla dikkat çekicidir. Bu oda tam bir simetriye sahip değildir. Odanın kuzey cephesi 478 cm, doğu cephesi 380 cm, içe kavisli güney cephesi 490 cm, girişin bulunduğu batı cephesi 188 cm’dir (Resim 64 ). Bu oda içinde sürdürülen çalışmalarda 3. tabakada yüksek kabartma tekniğiyle yapılmış, toga giymiş Romalı bir erkek figürü bulunmuştur (Resim 65 ). Bu kabartmanın altında başlayan yangın tabakası yaklaşık 100 cm kazılmış ve içinden çok sayıda Çandarlı seramiği, maşrapalar, pişirme kapları, kırık kandiller, kırık terracotta figürin parçaları, metal, cam ve kemik objeler bulunmuştur. M.S. 3. yüzyıl olması muhtemel bu eserler, çöplük olarak kullanıldığını düşündüğümüz bu odaya atılmıştır.

2013 tiyatro çalışmalarında önemli bir kazı alanı da 1280-1260 plankareli alandır. Bu alan girişin güneyinde bulunmakta ve 2012 sezonunda bir bölümü kazılmıştır. Bu alanda zemin seviyesinde 286 sikke bulunmuştur. Genelde Licinius dönemine (M.S. 308- 324) ait olan sikkeler oldukça tahrip olmuştur.

Roma geleneği düşünülerek sahne binasının güneyindeki girişin açığa çıkartılması için başlatılan çalışmalarda mimarinin tam bir simetri gösterdiği ancak bu girişin M.S 4. yüzyılda kuzeyinde ki duvar destek alınarak kapatıldığı ve üzerinin mermer plakalar kaplanarak bir zemin oluşturduğu görülmüştür (Resim 66 ).

2013 sezonunun son çalışma alanı geç dönem sur duvarının batısıdır. Burada kaveaya ait orijinal oturma sıralarına ulaşılmaya çalışılmış ancak yoğun dolgu nedeniyle bu gerçekleştirilememiştir. Bununla birlikte sur duvarı kuzeybatı köşesinde işlevi açıklanamayan ancak oturma sıralarına ait alt yapı olabilecek taş bloklar ile karşılaşılmıştır (Resim 67 ).

Tiyatro’da geçen yıllarda bakanlık uzmanlarınca yapılan incelemelerde taş platformun yolu daralttığı ve taşların bu düzende yerleştirilmesinin problem yaratacağı belirtilmiş, bu konuda çalışma yapılmış ve tiyatronun tüm mimarı blokları kazı evinin yanında yer alan yeni taş platformuna yerleştirilmiştir (Resim 68  ).

 

5- YAMAÇ YAPISI

2013 sezonu Yamaç Yapısı kazıları denizden seviyesinden yüksekliği 16.50 m olan, 1500-1245 karolaj numarasına sahip ve 5x5 m. ölçüsündeki alanda çalışmalara başlandı. Kazı çalışmalarında 14.60 cm kotta, yapıya ait olan hypocaust sisteminin kalıntılarına ulaşıldı (Resim 69 ). Ortaya çıkarılan hypocaust sisteminde genellikle Geç Roma dönemi hypocaust sisteminde kullanılan altı adet künk payeye rastlanmıştır. Kazı çalışmaları esnasında çok sayıda spacer tube parçası ortaya çıkarılmıştır. Spacer tubelerin ortaya çıkarılması, Yamaç Yapısı’nda yerden ısıtma sistemiyle birlikte duvardan ısıtma sisteminin varlığına kanıt niteliğindedir. Bu sektörün kazısı tamamlandıktan sonra çalışmalar deniz seviyesinden yüksekliği 17.46 m olan 1505-1245 nolu açmaya kaydırılmıştır. Devam eden çalışmalarda 15.06 m kotta yuvarlak bir forma sahip, 252 cm çapında bir havuz kalıntısı ortaya çıkartılmıştır (Resim 70 ). Havuzun doğu duvarı yaklaşık 120 cm yüksekliğine kadar korunmuştur. Havuzda yapılan incelemelerde havuzun alttan ısıtma sistemine sahip olduğu ve asma zeminin kısmen içine çöktüğü gözlenmiştir (Resim 71 ). Kısmi çöküntünün içi temizlendikten sonra havuzun alttan ısıtmasının tıpkı 1500-1245 nolu açmada ortaya çıkarılan künk payeler gibi olduğu anlaşılmıştır. Havuzun zemini ve duvarı mermer ile kaplanmıştır. Havuzun kuzeydoğu tarafında yer alan sıcak havanın başka odaya geçmesini sağlayan dehlizin varlığı, hypocaust sisteminin kuzeye doğru devam ettiğini göstermekte olup; yapının praefurnium kısmının kuzey tarafta yer alma ihtimalini güçlendirdiği söylenebilir. Havuzun doğu taraf duvarının hemen arkasında karına kadar kırık,  130 cm çapında bir pithos ortaya çıkmıştır. Açmanın güneyinde yer alan ikinci evreye ait girişin kuzeyinden 90 cm mesafede birinci evreye ait 165 cm genişliğinde, kemerli ikinci bir giriş tespit edilmiş olup günümüze bu girişe ait doğu ve batıdaki paye kalıntıları gelebilmiştir. Söz konusu payelerin mermer plakalarla kaplı olduğu batı payedeki çok az kısmı günümüze gelebilmiş olan mermer plakadan yola çıkılarak saptanmıştır. Bu sektörde kazı çalışmaları tamamlanmış olup deniz seviyesinden yüksekliği 19.04 m 5x5 m ölçülerine sahip 1510-1245 nolu açmada kazı çalışmalarına devam edilmiştir. Kazı çalışmalarında 18.40 m kotta akıntı toprak içerisinde 9.06 cm boyunda metal bir erkek figürüne rastlanılmıştır. Eser döküm tekniğinde yapılmış olup arka kısmında aplik deliği yer almaktadır. Figür erkek olup çıplak betimlenmiştir. Dans eder şekilde verilmiş figürün, sol ayağı parmak uçlarında durur şekilde, sağ bacağını ise dizden kırarak yukarı doğru kaldırmış şekilde işlenmiştir. Eserin dans eder şekilde verilmiş olması akla Dionysos kültünü getirmektedir. Dans eden figür muhtemelen Dionysos’la ilişkili olarak satyr ya da silen olmalıdır (Resim 72 ). Bir önceki açmanın kuzey tarafında ortaya çıkan erken döneme ait duvar kalıntısının bu açmada da devam ettiği görülmüştür. Yapılan çalışmaların sonucunda kuzey tarafta taşlardan oluşturulmuş ve arasında harç bulunan duvar kalıntısına rastlanılmıştır. Çalışmaların zorluğu nedeniyle çalışma 1515-1245 nolu açmaya kaydırılmıştır. Kot farkının yüksek olmasından dolayı yeni açma basamaklı hale getirilerek çalışmalara devam edilmiştir. Devam eden çalışmalarda bir önceki açmanın kuzey tarafında ortaya çıkan erken döneme ait duvar kalıntısının 1515-1245 nolu açmada da da devam ettiği görülmüştür. 1515-1245 nolu açmada yapılan kazı çalışmalarında, doğudaki duvarın destek payandaları açığa çıkartılmıştır (Resim 73 ). Ortaya çıkarılan payandalar, istinat duvarı olduğu düşünülen duvardan 50 cm dışa çıkıntı yapmıştır. Payandaların genişliği 90 cm olup; kuzey-doğu tarafta yer alan payanda duvarda köşe yapmıştır. Payandaların arasındaki mesafe eşit olup 200 cm’dir. Payandaların arası, yapının daha sonraki kullanım evresinde duvar örülerek kapatılmıştır. Kuzey ve doğu tarafta ortaya çıkarılan duvarların sıva ile kaplandığı görülmüştür. Duvarların üzerinde yer alan sıvanın birkaç noktasında görülen boya izleri, freskonun varlığına işaret niteliğindedir.  Çalışmalara, denizden yükseklik 19.04 m olan, 5x5 m ölçülerinde 1510-1245 nolu açmada devam edilmiştir. Kazı çalışmalarında 15.35 m kotta üzerinde 3 satır Grekçe yazı olan kırık bir mermer parçasına rastlanılmıştır (Resim 74 ). Bu objenin günümüze gelen uzunluğu 47 cm; genişliği 26 cm boyutlarında olup kalınlığı 10 cm dir. 1505-1245 nolu açmada ortaya çıkarılmış olan doğu-batı doğrultusundaki biri geç biri de erken olmak üzere tespit edilen iki duvarın sınırladığı alanda 13 cm yüksekliğinde kuzey-güney doğrultusunda 90 cm uzunluğunda mermer bir bölüm ortaya çıkarılmıştır. Söz konusu açmada birinci evreye ait kemerli girişin doğudaki payesi ile açmanın kuzeyindeki duvarın sınırladığı alanda ise daha önceki çalışmalarda çok az kısmı ortaya çıkmış olan ve zeminden yüksekliği 19 cm’ye sahip mermer levhanın tamamına ulaşılmıştır. Açmada erken evreye ait kemerli girişin doğudaki payesi ile açmanın kuzeyindeki duvarın sınırladığı alanda ise daha önceki çalışmalarda çok az kısmı ortaya görünen ve zeminden yüksekliği 19 cm ye sahip mermer levhanın tamamı ortaya çıkarılmıştır. 1515-1245 nolu açmada yapılan kazı çalışmalarında açmanın doğu kısmında yer alan geç dönem dolgu duvarından güneydekinin dip kısmında ve 13.65 m kotta yangın tabakasına rastlanılmıştır. Çalışmalar sonucunda zeminin dikdörtgen formunda mermer plakalar ve yerel taşlarla kaplı olduğu açığa çıkan derz izlerinden anlaşılmıştır (Resim 75 ). Zeminin alt kısmında ise bu bölümü kuzey, batı ve doğu olmak üzere üç taraftan dolanan su kanalının varlığı tespit edilmiştir. Çalışmalar neticesinde odanın 9,25x8,67 m ölçülerinde dikdörtgen bir forma sahip olduğu ve odaya girişin 1,28 m genişliğinde, 1,05 m genişliğinde bir kapı aralığından sağladığı anlaşılmıştır. Zeminin üst kısmındaki toprak tabakasının elenmesi sonucunda çok sayıda bronz sikke ele geçmiştir. Eleme sonucunda toplam sikke sayısı 154’e ulaşmıştır. Açmanın kuzeyinde yer alan duvarın dip kısmında daha önce çalışmalarda açığa çıkarılmış sekinin üst kısmındaki taş ve toprak kalıntısı ortadan kaldırılmıştır. Söz konusu seki temizlendikten sonra yüksekliği 20 cm olduğu tespit edilmiştir. Burada dönüşümlü olarak yapılmış ve iki taşın sınırladığı alanda 36x36 boyutlarındaki terakota plakaların yatay bir şekilde yerleştirildiği görülmüştür. Ayrıca bu bölümlerden birinin alt kısmında bir adet künk açığa çıkmış olup çapı 10 cm’dir. Sonuç olarak, ortaya çıkarılan bölümün işlevi konusunda net bilgiye sahip olmamakla birlikte odanın kuzey, doğu ve batı sınırları ortaya çıkarılmıştır. Çalışmalar, 2008 yılında kazısı tamamlanamayan, denizden yüksekliği 10,60 m olan, 1495-1245 açmasına kaydırılmıştır. 2008 yılında açma içerisinde ortaya çıkarılan kanal ile bağlantılı olduğu gözlemlenen başka bir kanal yapısına rastlanmıştır. Kanal 76x56 cm ölçülere sahiptir. Güneydoğu-kuzeybatı doğrultusunda uzanan kanal kavis yaparak daha önceki yıllarda ortaya çıkan kanal ile birleşmiştir. 1495-1245 açmasında kazı çalışmaları verilerin kayıt altına alınmasından sonra tamamlanmıştır. Yamaç Yapısında tüm çalışmalar tamamlandıktan sonra çevre düzenlenmesine başlanmış ve yapının etrafı tamamen açılarak hava fotoğrafı çekimine hazır hale getirilmiştir (Resim 76 ).

 

KONSERVASYON VE RESTORASYON ÇALIŞMALARI

1-Yapılar

Parion Antik Kenti Kazı sezonu içerisinde restorasyon ve konservasyon uygulamaları ağırlıklı olarak yamaç yapısı ve odeionda gerçekleştirildi. Yamaç yapısında geçen kazı sezonu içinde ortaya çıkarılan duvarlarda keeping uygulaması yapıldı. Keeping uygulamalarının amacı; duvar üzerinde var olan orijinal sıvanın kış şartlarında korunmasını sağlamak, duvar arasındaki boşluklarda bitki veya kök gelişimini önlemek, sürüngenlerin yuva yapmamasını sağlamak ve yağmur/kar suyunun orijinal harcı aşındırmasını engellemektir. Çalışılan alan içinde rutin olarak temizlik yapıldı. Uygulamanın bütün aşamaları fotoğraflarla belgelendi  ( Resim 77 78 79 80 81 82  ).

Odeionda yapılan restorasyon konservasyon çalışmaları ise şöyledir: İlk olarak geçen kazı sezonu içinde bir kısmı gün ışığına çıkarılmış ve bu kazı sezonu içinde devamı gün ışığına çıkarılan duvarda keeping uygulamaları yapıldı. Duvar için uygun olan büyüklükte taşlar seçildi ve keeping uygulamasında bu taşlar kullanıldı. Çalışma alanlarında rutin temizlik yapıldı ve uygulamalar fotoğraflarla belgelendi (Resim 8384858687 ). Odeion yapısının geçen kazı sezonu içinde ortaya çıkarılan orkestra bölümünün üzerindeki koruma amacıyla uygun yükseklikte serilen kum ve çakıl kaldırıldı. Kum kaldırma işleminin ardından en üst kaveayadan başlanarak tazyikli su ile yıkandı. En üstten başlanarak sırasıyla alt kaveaya geçildi. Akan suyun orkestrada birikmesini engellemek amacıyla zemine akan su süngerlerle kovalara alındı. Kolonlarda duvar sıvalarının sağlamlaştırılması yapıldı. Sağlamlaştırma için % 20 oranında Primal AC 33 kullanıldı. Odeion yapısında bu kazı sezonu için restorasyon uygulamaları bittikten sonra orkestra yeniden kapatıldı (Resim 8889909192 ). Kapatma uygulamasında 0,5 mm kalınlığında kaya tozu kullanıldı. Orkestraya ilk olarak jeotekstil serildi. Jeotekstil serilirken dikkat edilen nokta; serilen jeotekstilin üzerine diğer jeotekstil en az 5 cm olacak şekilde uygulanmasıydı. Bunun amacı kum kaldırılırken mümkün olan en az miktarda kumun zemine dökülmesidir. Jeotekstilin üzerine el arabaları ile taşınan kum 40 cm kalınlığında serildi. Kum serildikten sonra çakıl da 10 cm kalınlığında kumun üzerine serildi. Kapatma uygulamasının aşamaları fotoğraflarla belgelendi.

Restorasyon ve konservasyon uygulamaları bu kazı sezonu içinde hedeflenen alanlarda amacına uygun şekilde gerçekleştirilmiştir.

2-Küçük eser

2013 yılı Parion Arkeolojik Kazısı Konservasyon Laboratuvarı çalışmalarında, laboratuvar ekibine çalışılmak üzere teslim edilen buluntular ağırlıklı olarak parçalar halinde seramik, sikkeler, demir, bakır alaşımı, kurşun, cam parçaları, az miktarda işlenmiş kemik ve yine az sayıda taş buluntudan oluşmaktadır. Kazı ekibi tarafından laboratuvara çalışılmak üzere teslim edilen buluntular standart temizlik, stabilizasyon, çizim, fotoğraf ve gerekiyorsa restorasyon işlemleri tamamlandıktan sonra, etüdlük, envanter ya da depolanacak malzeme olarak ilgili elemanlara teslim edilmiştir.

2013 sezonunda ele geçen sikkelerden 25 adedi mikroskop altında el aletleri kullanılarak mekanik yöntemlerle temizlendikten sonra Benzotriazole çözeltisinde bekletilerek sağlamlaştırılmış ve Incralac ( akrilik reçine) ile yüzey kaplaması yapılmış ve her biri çift yönlü fotoğraflanmıştır. Ayrıca 13 adet sikke temizlenerek bir sonraki sezonda sağlamlaştırma ve yüzey kaplama işlemlerine devam edilmek üzere pasif konservasyonu yapılarak paketlenmiştir. Sezon boyunca gelen malzemenin yoğunluğu ve iş yükü nedeniyle çok sayıda sikke sonraki sezonda çalışılmak üzere pasif konservasyonu yapılarak depoya kaldırılmıştır.

Bakır alaşımı buluntular genelde sikkeler gibi temizlendikten sonra kondisyonlarına bakılarak gerekli görüldüğü durumlarda sağlamlaştırma ve yüzey kaplama (cilalama) işlemlerine tabi tutulmuşlardır. Sağlamlaştırma ve yüzey kaplama uygulamaları sikkelerde olduğu gibidir.

Demir buluntular aseton ya da etil alkol içinde fırçalanarak toprak tabakasından arındırılmış daha sonra mekanik yöntemlerle el aletleri kullanılarak ya da basit motorlu aletler yardımıyla temizlenmişlerdir. Kırık parçaların yapıştırılmasında Paraloid B 48 N çözeltisi yapıştırıcı olarak kullanılmıştır.

Kazı çalışmaları sırasında yüzey buluntusu olarak ele geçen 1 adet kurşun figürin mekanik olarak temizlendikten sonra kırık olan parçası Paraloid B 48 ile yapıştırılmış ve kazı temsilcisi tarafından envanterlik eser olarak değerlendirilmiştir.

2013 yılı sezonunda ele geçen ve laboratuvarda işlem görmesi istenen seramik buluntular sağlamlıkları, üretim teknikleri ve içerdikleri boya, sır vs. dikkate alınarak genelde suyla ve mekanik yollarla temizlenmiş, ancak kalkerli tabakaların temizliği gerektiğinde düşük yüzdeli asit çözeltileri ile temizlik tamamlanmıştır. Malzemenin gereksinimleri dikkate alınarak bazı durumlarda buhar makinesi ile temizlik uygulanmıştır. Asitle temizlenen buluntuların PH değerleri normale dönene kadar yıkama işlemleri sürdürülmüştür. Seramik buluntuların sağlamlaştırılması ve yapıştırılmasında değişik yüzdelerde Paraloid B 48 N kullanılmıştır.

2013 çalışma döneminde 2 adedi 2012 sezonuna ait olmak üzere toplam 6 adet amphoranın temizlik ve yapıştırma işlemleri tamamlanmıştır. Amphoralar dışında çok sayıda figürin ve değişik formlarda kapların konservasyonu ve gerektiğinde restorasyon işlemleri tamamlanmıştır.

Cam buluntuların temizliği etil alkol ile yapılmıştır. Pamuklu çubuk ya da yumuşak fırçalarla etil alkol içinde temizlenen buluntular kurutulduktan sonra birleşebilen parçalar profil oluşturmak amacıyla Paraloid B 48 N ile yapıştırılmış ve paketlenmiştir. Konsolidasyona gereksinim duyan cam parçalarının sağlamlaştırılmasında Paraloid B72 seyreltik çözelti halinde mikro pipetle uygulanmıştır.

Kemik buluntular %50 etil alkol-su ile temizlenerek kirlilik tabakaları uzaklaştırılmış, kırık ve çatlak durumdaki buluntular Primal WS 24 ile sağlamlaştırılmış ve yapıştırılmıştır.

Kireçtaşı, mermer ve diğer taş buluntular genelde su ile temizlenip kalker tabakaları mekanik yöntemlerle uzaklaştırılmıştır. Kirlilik tabakalarının yoğunluğuna bağlı olarak temizlik sırasında buharlı temizleyici kullanılmış ve envanterlik eser olarak seçilen 1 adet buluntunun kırık olan kaidesinin yapıştırılmasında Paraloid B48 N kullanılmıştır.

2013 kazı sezonunda Parion Kazısı deposu yeniden düzenlenmiş ve metal buluntuların depolama koşullarını iyileştirmek amacıyla metal malzeme sınıflandırılarak silikajel ilave edilen hava geçirmez kutular içinde metal raflara yerleştirilmiştir.

Sezon içinde ayrıca 2005 Yılı Parion Kazısında mezar buluntusu olarak ele geçtikten sonra envanter eser olarak Çanakkale Müzesine teslim edilen ve 2010 yılında Çanakkale Müzesinde restorasyonu yapılan bronz amphora’nın bozulma belirtileri gösterdiği tespit edilerek esere müdahale edebilmek amacıyla müze yetkililerinden izin alınmış ve bu amaçla iki kez Çanakkale Müzesine gidilmiştir. Müzede teşhirde bulunan eserin pasif konservasyon sorunları nedeniyle bozulmaya başlayan kısımlarına müdahalede bulunulmuş ve ilgililer sorunun nedeni ve alınacak önlemler konusunda bilgilendirilmiştir.

Parion 2013 kazı ve restorasyon çalışmaları yukarıda ayrıntılarıyla anlatılmaya çalışılmış olup bu çalışmaların yanında koruma, tanıtım vb konularda aşağıdaki çalışmalar yapılmıştır.

Öncelikli olarak kentin girişinden başlayarak, tüm yapıların ve kazı alanlarının bilgilendirme levhaları ve yön levhaları ayrıca sponsorluk ve ören yeri tabelaları bakanlık yönergesine uygun olarak yenilenmiş ve eksik olanlar tamamlanmıştır (Resim 93 , 949596 ).

Kazı çalışmalarının bitirilmesinden sonra alanlara yakın istiflenen tüm atık toprak kaldırılmış ve alanlar güvenlik amacıyla telle çevrelenmiştir.

Çalışmalarda çıkan eserlerin yoğunluğu düşünüldüğünde yetersiz kalan etütlük eser deposu değiştirilmiştir. Bu amaçla sponsor desteğiyle büyük bir konteyner alınmış, eserlerin saklanacağı en uygun koşullarda raflar eklenmiş ve eserler yeni depoya bakanlık temsilcisi gözetiminde taşınmıştır (Resim 97 ).

Geçen yıllarda bakanlığımızın görüşü doğrultusunda çalışma alanlarının yeri arttırılmış, bu amaçla yeni bir oda konteynır alınmış, yatakhane olarak kullanılan bir bölümde çalışma odası haline getirilmiştir (Resim 98 ).

Kazı sezonu içinde işçilere ve kazı teknik ekibine İş Güvenliği Kursu verilmiştir (Resim 99100 ).

Kentin bulunduğu Biga- Kemer Köyü halkına Parion Kazıları 2013 yılı sezonu çalışmaları anlatılmıştır.

TÜBİTAK tarafından organize edilen çalışma kapsamında kenti ziyaret eden öğrencilere bilgi verilmiş, deneysel arkeolojik çalışmalar yapılmıştır (Resim 101102 ).

 

0
0
0
s2sdefault
powered by social2s