PARİON 2012 YILI KAZI ve RESTORASYON ÇALIŞMALARI

SONUÇ RAPORU

     2012 yılı Parion kazı ve restorasyon çalışmaları, başkanlığımdaki 6 akademisyen, 4 restoratör-konservatör, 2 jeofizik uzmanı, 1 antropolog, 1 doktora öğrencisi, 2 yüksek lisans öğrencisi ile 60 öğrenci-işçiden oluşan bir ekip tarafından 25 Haziran – 15 Ağustos 2012 tarihleri arasında,  Bakanlığa sunduğumuz kazı programı çerçevesinde, Parion Güney Nekropolü, Tiyatro, Odeion, Roma Hamamı, Yamaç Yapısı ve Sondajlar olmak üzere antik kentin 6 ayrı bölgesinde ve kentin yakınında yer alan İÇDAŞ Termik santral alanı içerisinde belirlenen ve arkeopark projesi kapsamında 2010 yılında çalışmalara başlanan 1446 parsel numaralı “Sevgiler Şapeli” olarak adlandırılan alanda gerçekleştirilmiş, çok sayıda etüdlük ve 27 adet envanterlik eser ortaya çıkarılmıştır. 

1.Parion Güney Nekropolü:Alanda öncelikli olarak, önceki yıl çalışmaları sonundan 2012 çalışma sezonuna kadar geçen süreçte meydana gelen bitki örtüsü temizlenmiş ve bazı kısımlarda tespit edilen tahribatlar giderilmiştir.     2012 sezonu çalışmaları ağırlıklı olarak, 2005 yılından 2011 sezonuna kadar çalışılan doğu batı doğrultulu 2295 ve 2300 bloklarının 1540-1545-1550-1555-1560 nolu karelejlarında, alandaki kullanımın en alt evresine kadar ulaşılması amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmalarda belirtilen karelajlarda toplam 14 mezar ortaya çıkarılmıştır. Bu mezarların büyük bir çoğunluğunu oluşturan Basit Toprak Mezar tipindeki M165, M166, M168, M169, M170, M174 ve M175 olarak adlandırılan 7 mezardan sadece M166 dan bir adet lekythos ve pişmiş toprak bir ağırşak ele geçerken bu tipteki diğer 6 mezardan herhangi bir ölü hediyesine rastlanılmamıştır (Resim1 - Resim2 - Resim3 - Resim4 ). Aynı alandan ele geçen bir kız çocuğuna ait L4 nolu lahit mezar mermer bir alabastron, askılı iki metal obje, bronz yüzük ve mezarın çevresinde bulunan aşık kemikleri ile nalbant iş aletleri olarak düşünülen üç metal objeden oluşan ölü hediyelerine sahipken (Resim5), etrafı moloz taşlarla çevrelenen ve içerisinden M.Ö.6. yy.’a tarihlenen birinin kulbu kırık diğeri sağlam iki aryballos ve kulpsuz olmasına rağmen işlevselliği açısından aryballos olarak değerlendirilen üç küçük boyutlu kap ile ayakucunda kırık vaziyette bir oinochoe ve baş kısmında mezar sahibinin bir bayan olduğunu gösteren tek bronz küpe parçası ele geçmiştir (Resim6 - Resim7).  Tamamı Arkaik Dönem ve öncesine tarihlenen bu mezarlardan M167’den iskeletin etrafında ahşap tabuta ait büyük boyutlu, aşırı korozyonlu demir çiviler dışında buluntu ele geçmezken; bebek gömüleri için kullanılan AMP6 ve AMP7’den ise bebeklerin konduğu kırık vaziyette ve eksik parçaları olan hydria (AMP7) ve amphora (AMP6) dışında ölü hediyesi ele geçmemiştir (Resim2). Belirtilen bu ki karelaj bloğundaki mezarlardan, yukarıda bahsedilenlerin tamamı nekropolün en erken kullanım evresini olan Arkaik Dönem ve öncesini yansıtmaktadırlar. Yukarıda bahsedilen iki karelaj bloğunun doğu devamında 1565-2295 nolu karelajda batı kısımdakilerden yaklaşık 1 – 1.5 m. daha üst seviyeden başlanan çalışmalarda da iki mezar ortaya çıkarılmıştır. Bu iki mezardan Hellenistik Dönem sonlarına tarihlenen M172 nolu Düz Semerdam Kiremit Mezar tipindeki mezardan bir iğ gövdeli unguentarium, olta iğnesi, ağ makarası olabileceği düşünülen objeye ait parçalar ve ayna yada madalyon olabileceği düşünülen bronz bir obje ele geçerken; Roma Dönemine tarihlenen Ahşap Tabut Mezar tipindeki M174 den ise bazıları kırık vaziyette pişmiş toprak ve cam unguentariumlar ile bir kandil ve kemik bir toka ele geçmiştir (Resim8 - Resim9) Alanın doğusunda 2012 sezonu itibariyle çalışmalara başlanan1535-2300 nolu kareljda yaklaşık 8.50 m. kottan itibaren yapılan çalışmalarda yaklaşık 7.25 m. kota kadar inilmiş ve iki mezar ortaya çıkarılmıştır. Bu mezarlardan M176 Dışbükey Semerdam Kiremit Mezar tipinde olup içerisinden bir unguentarium ve ağız kısmı kırık eksik parçalı testi, kadın figürini başı ve phallus olabileceği düşünülen pişmiş toprak bir parça ele geçerken (Resim10); etrafı, içerisinde harç kullanılmış moloz taş duvarlar örülerek yapılmış, taş örgü mezar, M177 içerisinden ise 3 kandil, 2 cam kap, 2 unguentarium, tabanı ve kulpu kopuk küçük bir bronz kap, 5 korozyonlu bronz sikke, bir metal çan, bir çift sarmal başlı altın küpe, bir çift baraık uçlu altın küpe ve bir de küçük altın yüzükten oluşan ölü hediyelerine sahiptir (Resim11- Resim12).Alanın güney kısmında lokal karolajın kent karolajına uyumu için eski karoljlardan parça kalanların alınması aşamasında 1550-2305 / 1555-2305 nolu karolajlarda yapılan çalışmada önceki yıllarda kumtaşı plakalı alanın doğusunda ortaya çıkarılan molz taş duvarlı kısımdaki çalışmalarda kuzey batı – güney doğu yönünde uzanan duvarın güney i kısmı tamamen temizlenerek bu duvar tamamen belirgin hale getirilmiştir (Resim13). Bu çalışmalarda duvarın güney iç kısmında yaklaşık 6.40 m. kotta 50-50 cm. kalınlıkta bir kil tabakası olduğu belirlenmiştir.Alanın kuzey batısında önceki dönem çalışmalarında seviye inilen 1540-2290 nolu karelajın kuzey doğusunda yağmur ve kar suyunun kısmen ortaya çıkardığı bir Amphora Mezar da kesit içerisine kısmen girilerek ortaya çıkarılmıştır. AMP9 olarak adlandırılan mezarda bebeğe ait birkaç kemik dışında buluntu ele geçmemiştir (Resim14).Bu çalışmaların yanı sıra alanın güney doğusunda yer alan lahit podyumuna, AM1 kodlu Anıt Mezarın basamaklarında, taş döşeli yol, kumtaşı plakalı alan ve bazı taş sandık mezarların etrafında restorasyon ve koruma çalışmaları gerçekleştirilmiştir.  Bunun yanı sıra 2011 yılı çalışmalarında ortaya çıkarılan TSM13 nolu Taş Sandık Mezarın güney kısmına alandan ele geçen moloz taşlar kullanılarak bir desek duvarı yapılıp mezarın etrafı sağlamlaştırılmıştır. Bunların yanı sıra alanın etrafı tamamen tel örgü içerisine alınmış ve kuzey yamacı ile doğu yamacına kum çuvallarla oluşturulan setle alanın yağmur sonucu oluşabilecek akıntılardan korunması sağlanmıştır.

2.Tiyatro:Tiyatroda 2012 sezonunda sahne binasının bir bölümünün daha kazılması ve mimari plana aktarılması hedeflenmiştir. Bu doğrultuda 26.06.2012- 10.08.2012 tarihleri arasında sahne binası önünde, iç kısmında ve dışa açılan kuzey bölümde 6 açmada çalışılmıştır (Resim15).1290- 1255: Sahne binasının kuzeyinde 2011 sezonunda bir bölümü tespit edilen kesme taş blokların gidiş yönünün tespitine yönelik yapılan çalışmada açma içinde kuzey-güney doğrultulu orijinal kesme taşlarla yapılmış bir duvar tespit edilmiştir. Açma kesitinde de görüldüğü gibi duvarın üst bölümünde bulunan yoğun bitki tabakası nedeniyle çalışma başka alana kaydırılmıştır (Resim16).1290/1295- 1260: Çalışma alanı, 2 açmanın sonlandığı ve başladığı bölümde yapılmıştır. 2011 yılında bulunan ve tiyatronun yapıldığı dönemde büyük ihtimalle plan değişikliği nedeniyle kapatılan cephe duvarının doğusunda kazı çalışması başlatılmıştır. 6.70- 6.25 seviyesinde sürdürülen çalışmalarda M.S.2- 4. yy’ a tarihlenebilecek seramikler bulunmuştur. Devam eden çalışmada bir kısmı korunmuş zemin ve zemin altı sıkıştırılmış toprak açığa çıkartılmıştır (Resim17)1280- 1265: Çalışma batıya Geç Roma Sur duvarına doğru devam etmiştir. Bu açmada önemli buluntular denizden 8.70- 7.60 m yüksekliğindeki 2.Tabakadan itibaren görülmeye başlanmıştır. Bu açmada yürütülen çalışmalarda mimari blokların diğer yıllara göre daha üst seviyelerde çıktığı görülmüş; çalışmalarda oturma sıraları ve diğer kesme taş bloklar yanında plaster başlıklar, bir yazıtlı sütun (Resim18) ve Nike Kabartmalı alınlık parçası (Resim19)  ele geçmiştir. Bu açmada yürütülen çalışmalarda zeminde güneyde çıkarılan sütunların altına konulan sabun taşı bloklardan 3 tane tespit edilmiştir. Güneydekilerden farklı olarak bu bölümdeki altlıkların farklı düzende yerleştirildikleri görülmüştür. Bu bölümde son olarak sahne binasının kuzeybatı köşesinde caveaya ait merdivenler açığa çıkartılmıştır (Resim20). Bu merdivenlerin bulunması ile 2006 yılından itibaren sürdürülen tiyatro çalışmalarında caveaya ait insitu ilk verilere ulaşılmıştır (Resim21).1285- 1265: Bu açma kuzey küçük kapının üst bölümünü ve batıda sahne binasına açılan bölümünü içermektedir. Batıya doğru devam eden çalışmalarda güney bölümün daha fazla tahrip edildiği, kuzey bölümün ise kısmen daha fazla korunduğu gözlenmiştir. Bu açmada zemin seviyesine inilmiş kuzey küçük kapının cephesi açılmıştır (Resim22).1290- 1265: Bu açmada 2011 yılında bir kısmı kazılan bölümden çalışılmaya devam edilmiş; çalışma alanının batı bölümünde geçen sezon bulunan güney küçük girişin simetriği olan kuzey küçük giriş bulunmuştur. Bu açmada yürütülen çalışmalarda, tiyatronun dış duvarlarının aktör odalarına bakan cephesinde 7.40- 7.20m seviyesinde bir kenthauros (triton?) heykeli bulunmuştur (Resim23). Heykelin başı bulunduğu bölümde muhtemelen üstüne gelen bloklar nedeniyle kırılmıştır. Bununla birlikte heykelin bu bölüme taşınarak getirildiği kırılan kolların bulunamamasıyla açıklanabilir. Aynı açmada kuzey küçük kapının iç kısma açılan bölümünde daha önceden bir bölümü tespit edilen kabartma mask (Resim24) ve alanda ters duran ve iç kısmında silenus bulunan bir tavan kaseti (Resim25) açığa çıkartılmıştır. Bu açmada yürütülen son çalışmalarda zemin seviyesine ulaşılmış ve aktör odalarında batıya doğru köşe yapan bölüm kazılarak temizlenmiştir (Resim26).1290- 1290: Bu açma sahne binasının güneyinde aktör odalarının içinde yer almaktadır. 2011 sezonunda üst kısmı temizlenen açmada çok sayıda mimari blok ele geçmiştir (Resim27). Bu blokların içinde korniş blokları, arşitrav friz blokları ve oturma sırası parçaları tiyatro taş listesine göre kodlanmıştır. Alanda taşların kaldırılmasından sonra temizlik çalışmalarına geçilmiş ve aktör odalarının güneyde bu açma sınırında bir duvarla kapatıldığı görülmüştür (Resim28).  10.08.2012 tarihine kadar sürdürülen çalışmalarla sahne binasının geçen seneki kazılan bölümleriyle birlikte büyük bir bölümü açığa çıkartılmıştır. Sahne binasının açığa çıkartılan bölümlerinin plan ve cephe çizimleri yapılmış; hava fotoğrafıyla kayıt altına alınmıştır. Çalışma sırasında bulunan mimari bloklar taş listesine, seviyelerine ve kent plankaresine göre işlenmiş; tiyatronun karşısındaki platforma taşınmıştır. Ele geçen mimari blokların içinde kabartma alınlık parçası, yazıtlı sütun ve kabartma mask güvenlik nedeniyle kazı evi bahçesine getirilmiş, üzeri jeotekstiller ile kapatılarak korumaya alınmıştır.    

3.Odeion: Temizlik çalışmaları ile başlanan Odeion’da, kuzeyde bulunan küçük tonoz ile alanın genel yüzeyi temizlenmiş, bu çalışmalar sırasında yüzeyde iki adet sikke ele geçmiştir. Temizlik çalışmaları ardından, 1385-1420 karolajında 17. basamak yüzeyi ile 18. basamak yüzeyi arasında seviye inme çalışmalarına başlanan alanda aşağıdaki karolajlarda çalışılmıştır.   1390-1425:  Karolajda 18. basamak yüzeyi ile 19. basamak yüzeyi arası ve 19. basamak yüzeyi ile orkestra yüzeyi arasında Artemis-Diana olarak tanımlanan heykele ait parçalar ele geçmiştir (Resim29Resim30Resim31). İlk bulgulara göre M.S.2. yüzyıla ait; bazı parçaları kayıp, giysili kadın heykelinin, sol elinde tuttuğu yay ve sol el orta parmağı altına sıkıştırılmış ok ile sol yanında duran kütüğün üzerine yerleştirilmiş sıçrar durumdaki köpek-tazı ve önündeki geyik-ceylan başı ve olasılıkla sırtındaki sadak dolayısıyla, Tanrıça Artemis’e ait olduğu tahmin ediliyor. Tanrıçanın, panter postlu sandalet giydiği sol ayağıyla destek yaptığı kütüğün üstüne yerleştirilmiş, boynunda tasma bulunan tazı; ön ayaklarıyla önündeki geyiğin boynuzlarına basmakta.  Odeion’un sahne binası üzerindeki yangınla sonlanmış tahribat tabakası içinde, bazı parçaları henüz ele geçmeyen heykel, yaklaşık 1.70 m. yüksekliğinde, kaliteli beyaz mermerden yapılmış. Olasılıkla yangında yok olmuş üst gövde parçaları da dikkate alındığında, bugüne kadar ele geçen Tanrıça Artemis heykelleri arasında çok yakın bir benzeri bulunamayan grupta, özgün bir kompozisyon ortaya konulmaktadır. 1390-1425 karolajında (logeoion kısmı) iki yanında delik bulunan ince cidarlı mermer obje, yanarak kireçleşmiş yaklaşık 33 cm taban çapında, 46 cm yükseklikte çift yaprak çelenkli abakusun dip kısmında dil yaprak olan korinth sütun başlığı tespit edilmiştir (Resim32). Üzerinde bulunan çatlak kısımlardan parçalanmış olan sütun başlığı yerinde fotoğraflanarak kayıt altına alınmış ve restore edilmek üzere tüm parçaları toplanmıştır. Yapılan çalışmalar sırasında skene duvarının alt kısmında bir kanal olduğu tespit edilmiştir (Resim33).Bu karolajda odeionun logeion bölümünde orkestra zemini seviyesinde, üzerinde çok ender rastlanan bir betimlemeye sahip bronz sikke ele geçirilmiştir (Resim34). ASJ 5 olarak kodlanan ve Numismat  Doç. Dr. Vedat KELEŞ tarafından “M.S. 180-192” olarak tarihlendirilen sikke üzerinde: Ön yüzde  [IMP CAIM AVR COMMODUS] lejandı ve İmparatorun sağa dönük defne çelenkli büstü;  Arka yüzde ise D [EO AESC SVB-CGIHP] lejandı ve taht üzerinde himation giyimli sağa dönük Asklepios,ile onun önünde ayakta sola dönük, sağ ön ayağını Asklepios’a uzatmış boğa betimi yer almaktadır. 1385-1420 : 19. basamaktan itibaren -35 cm derinlikte orkestra zeminine ulaşılmıştır. 1385-1420 karolajının kuzeybatısında bol miktarda yanık ve kırık kiremit parçaları ele geçmiştir. Ayrıca terakota kukla figürin bacağı, metal çiviler ve mimari parçalar ile 70x49,3 cm ölçülerinde, kırık vaziyetteki çatı kiremidi de ele geçen buluntular arasındadır  (Resim35). Orkestra zemininin orta kısmında mermer kareler oluşturulmuş ve ortasında ve etrafında opus sectileler ile süslenmiş yuvarlaklar oluşturulmuştur (Resim36). 1385-1415: Karolajda bir kadın heykeline ait ayak (parmak ucu) parçası ve heykel koluna ait kırık bir parça bulunmuştur (Resim37).  Bu karolaj içerisinde kalan güney paradosun sahneye yakın bitiminde solda yer alan pedestalin başlığı çok parçalı halde bulunmuştur (Resim38).  Ayrıca aynı karolajda paradosun batı duvarında boyu  45 cm.,  baldır çapı 70 cm olan ve muhtemelen  bir imparatora ait olduğu düşünülen  heykel bacağı parçası, ayak kısmı ve 2 adet parmağı ele geçmiştir (Resim39, Resim40).1395-1425: Bu karolaj içerisinde yer alan logeionun zemininde yanık ahşap parçaları olduğu tespit edilmiştir (Resim41). Aynı kısımda daha önce bulunan kadın heykelinin dirsek-kol kısmıyla,  45 cm. yükseklikte yaklaşık 36 cm çapında ion sütununa ait bir kaide parçası ele geçmiştir (Resim42).1385-1405/1410: Karolajlarda parados duvarının dış kısmında daha önce bacak ve ayak parçaları bulunan ve muhtemelen imparator Marcus Aurelius heykeline ait olduğu düşünülen mermer parmak parçası bulunmuştur. 1385-1410 karolajında sahne ön duvarının arkasındaki 2.53 m. genişlikteki alanın logeion olduğunu kanıtlar nitelikte uç kısmı aşınmış 253x29x20 cm. ölçülerinde mermer basamak ele geçmiştir.1390-1410: Karolajda 49 cm. çapında yarı işli bir sütun kaidesi ele geçmiştir (Resim43). 1390-1415: Karolajda mermerden yapılmış bir kadın figürin başı ele geçmiştir (Resim44).  1390-1420: Karolajda sütun kaidesi ve yivli gövdesinin bir bölümü ile 1390-1425 nolu karolajda ele geçen Artemis-Diana heykeline ait el, parmak, mızrak, bacak parçaları ile Marcus Aurelius heykeline ait olduğu düşünülen, kollassal heykelin kenetle tutturulduğu anlaşılan sağ ayak uç kısmı ile ayak üst kısmının bir bölümü ele geçmiştir.  Kazı çalışmaları sonlarına doğru 2010 yılından bu yana çalışmalar sırasında elde edilen atık toprak köy muhtarlığınca belirlenen alana taşınmıştır.  Yukarıda bahsi geçen karolajlar dışında diğer karolajlarda da çalışmalar sürdürülmüş olup önemli bir buluntu ele geçmemiştir. Çalışma yapılan tüm karolajlarda seramik parçaları, mimari parçalar, çiviler, kenetler, cam parçaları ve sikkeler ele geçmiştir. Orkestra yüzeyi seviyesinde kazı çalışmaları tamamlanmış, açma içinde biriken suyun tahliye edilmesi amacıyla drenaj açılmıştır. 22.07.2012 tarihi itibarıyla odeion kazı çalışması tamamlanmış restorasyon çalışmalarına başlanmıştır. Kuzeyde bulunan küçük tonozun üzerindeki incir ağacının yeşil kısmı temizlenip, köklerinin kurutulması amacıyla ilaçlanmıştır (Resim45).  Son olarak ise kuzeyde yer alan küçük tonozun görülebilen kısmı temizlenmiştir. 2012 yılında yapılan kazı çalışmalarında ortaya çıkan orkestra ve sahne binası kısaca tanımlanacak olursa; Roma dönemi özelliği olarak orkestra zemini yarım daire şeklinde yapılmış olup, orkestra zemininin orta kısmında mermer kareler oluşturulmuş ve ortasında ve etrafında opus sectileler ile süslenmiş yuvarlaklar oluşturulmuştur. Sahne binasının ortaya çıkarılan uzunluğu ortalama 18,5 m olup,  ön cephe duvarının mermer plakalarla kaplandığı kaplamalar arasına tespit edilebildiği kadarıyla yaklaşık 1.07 ile 1.25 cm aralıklarla yerleştirilmiş yivler bulunmaktadır. 1385-1415 karolajında bulunan kuzey paradosun önünde tonoza destek amacıyla oluşturulmuş 60x3.10 cm kalınlığında ve uzunluğunda moloz taş olasılıkla mermer kaplama duvar bulunmuştur. Paradosun girişinde 90 cm kalınlığında harç dolgulu moloz taş duvarın altına basit profilli silmeye dayalı mermer kaplamalarla kaplanıldığı tespit edilmiştir. Sahnenin ön cephe duvarını oluşturan bu duvarın arkasında 2.50 cm uzaklıkta 1.15 cm kalınlıkta taş dolgu ikinci bir duvar olduğu tespit edilmiştir. Bu duvar içeriye doğru 1.70 cm girinti yaptıktan sonra batıya doğru dönmektedir. Sahne ön cephe duvarı ile arka duvar arasında tam ortada olmayan yarı işli 50 cm çapında kare taban üzerine oturan sütun kaidesi olduğu görülmüştür. Sahnenin ön cephe duvarının güneye doğru tonoz boyunca uzandığı 1. Basamak 7.76 cm sonra doğuya doğru döndüğü 90 cm kalınlıkta ve mermer harç sıvalı kaplama olduğu tespit edilmiştir. Bu duvar kuzeyden 2.70 cm güneye doğru gidildiğinde içeriye bir girinti yapmakta 66 cm genişlikteki mermer kaplama bu girinti içerisinden sağdan 40 cm genişlikte ve 23 cm yükseklikte basamağa sahip olasılıkla logeiona doğru yükselen bir merdiven olduğu görülmüştür. Ön cephe sahne duvarının, arkasındaki duvara göre yaklaşık 2.10 cm içeri doğru giren profilli silme ve mermer plakalarla kaplandığı buradan itibaren duvarların harç dolgusunun değiştiği görülmüştür. Ön sahne binasının arkasında yer alan içe doğru çıkıntı, kaplamalarının bittiği kısma denk gelmektedir (Resim46,  Resim47).

4.Roma Hamamı:2012 sezonu Roma Hamam çalışmalarında, öncelikli olarak 1330-1260 nolu karolaj ve kazı alanı çevresinde temizlik çalışmaları gerçekleştirildi. Temizlik çalışmaları ardından,  önceki kazı sezonunda yapının planını ve yayılım alanını belirleme çalışmaları sırasında 1330-1260 nolu karolajın ortasında kalan kazılmamış alanda seviye inme çalışmalarına başlandı (Resim48). Bu çalışmalar sırasında duvarda sağlam olarak duran duvar sıvaları ele geçti. Bu alanda bulunan ve Hypacoust sisteminin bulunduğu plan kareye sınır olan duvar takip edilerek seviye inildi ve kesit alındı. Bu alanda Geç Roma Dönemi’ne tarihlenen seramik parçaları, küçük mimari elemanlar ve toplamda 6 adet Bizans sikkesi ele geçti. Çalışmaların devamında bir önceki yılda -1 m. kota inilen, dar koridorların bulunduğu duvarların sınırları genişletilerek derinlik -1,5 m.’ye indirildi. Son gün çalışmalarında açılan duvarların en uç noktası olan ve kuzey-güney doğrultuda ilerleyen duvarın etrafındaki seviye inme çalışmalarında -100, -150 cm. kotta, büyük taş bloklardan oluşan bir zeminle karşılaşıldı. Daha sonra yapılacak olan çalışmalarda da aynı sistem düşünülerek çalışma alanı bu kapsamda düzenlendi. (Resim49).Bu alandaki çevre düzenleme çalışmaları tamamlandı ve yapının havuz bölümünün doğusunda kalan 1360-1255 numaralı plan karede seviye inme çalışmalarına başlandı. -50 cm. kotta doğu batı doğrultusunda uzanan birbirine paralel iki duvar gözlemlendi. Bu duvarların yapı malzemesi ve teknik yapısı bakımından Bizans dönemine ait olabileceği düşünülmekte. Seviye inme çalışmalarında -50 cm. ve -150 cm. arasında eğime göre değişkenlik gösteren yoğun taş dolgu tabakaya rastlanıldı. Bütün bu çalışmalarda Geç Roma dönemine tarihlenen çok sayıda seramik parçası, mimari parçalar ve Bizans dönemine tarihlenen 2 sikke ele geçti. Çalışmaların devamında -200/-250 cm. kotta büyük oranda tahrip olmuş mermer zemine rastlanıldı. Mermer zeminin doğusundaki kısımda stylobat benzeri bir yapı gözlemlendi. Aynı zamanda Roma Hamamının önceki kazı sezonlarında ortaya çıkarılan mekânlarında restorasyon çalışmaları yapıldı. Duvarların üzerine keeping sistemi uygulanırken duvar aralarına da derz, dolgu işlemi uygulandı (Resim50,Resim51,Resim52).  Alanın genel temizliği ve fotoğrafik kayıtların alınmasıyla bu sezonki kazı ve restorasyon çalışmaları sona erdi.

5. Yamaç Yapısı:Yapısının bulunduğu alan yoğun şekilde otla kaplanmış olduğundan bu alandaki ilk çalışma arazinin üzerini kaplayan bitki örtüsünün temizliği ve geçmiş yıllarda kazılan açmaların içerisini dolduran akma toprağın temizlenmesi olmuştur. Bu temizlik işlemlerinin tamamlanmasından sonra kazı çalışmalarına geçilmiştir. Yamaç Yapısındaki çalışmalar 1490-1255 ve 1485-1255 karolajlarında gerçekleştirilmiştir.1490-1255: 1490-1255 nolu karolaj doğu yönünden batı yönüne doğru eğimli olup, doğu yönünde deniz seviyesinden yükseklik + 10.35 m. iken batı yönünde deniz seviyesinden yükseklik + 10.00 m.’dir (Resim53).Çalışmalarda yürüme zemininden - 0.24 m. kotta güney-kuzey doğrultusunda uzanan önceki sezonda yapılan kazı çalışmalarında 5.00 m.’lik bölümü ortaya çıkarılan duvarın güney yönünde 5.00 m. uzunluğundaki bir bölümü daha ortaya çıkarıldı. Böylece duvarın toplamda 10.00 m.’lik bölümü ortaya çıkarılmış oldu. Genişliği 1.05 m. olan duvarın bu seneki çalışmalarımız sonunda 4.50 m. yüksekliğindeki bir bölümü ortaya çıkarılmıştır. Bu duvar kireç harçla inşa edilmiş olup sert kireçtaşı bloklar kullanılarak örülmüş ve aralarında kalan boşluklar ise küçük ve yassı taş parçaları, tuğla ve seramik parçaları ile doldurulmuştur.   Karolajda -0.35 m. kotta yine bu duvara paralel 5.00 m.’lik bir bölümü daha önceki kazı sezonlarındaki çalışmalarda ortaya çıkarılmış kuzey-güney yönünde uzanan su kanalının, güney yönünde 5.00 m.’lik bir bölümü daha ortaya çıkarıldı. Bu su kanalının genişliği 0.75 m. olup su kanalının üzeri irili ufaklı moloz ve kayrak taşlarla kireç harç kullanarak kabaca kapatılmıştır. Karolajın doğu sınırında kuzey güney yönde uzanan su kanalı ile duvar arasındaki kalan 1.10 m. genişliğindeki alanda yürüme zemininden - 1.10 m. kotta moloz ve kumtaşı bloklardan oluşturulmuş bir zemin ortaya çıkarıldı. Bu kumtaşı bloklardan oluşan zeminin 5.00 m.’lik bir bölümü önceki kazı sezonunda yapılan çalışmalarda ortaya çıkarılmıştı. Bu sezonki çalışmalarda güney yönünde 5.00 m.’lik bir bölümü daha ortaya çıkarılarak zeminin kuzey güney yönde uzunluğu 10.00 m. ye ulaşmış oldu. Ayrıca bu zemin doğusundaki su kanalının altından devam etmekte olup, hemen doğu bitişiğindeki önceki kazı sezonlarında açılmış olan 1495-1255 nolu karolaj sınırları içerisinde de görülmektedir (Resim54). Karolajın batı bölümünde yapılan kazı çalışmalarında - 2.00 m. kota gelindiğinde doğu-batı yönünde uzanan önceki kazı sezonunda 0.80 m.’lik bölümü ortaya çıkarılan duvarın doğu yönünde 3.20 m. uzunluğundaki bir bölümü daha ortaya çıkarıldı. Duvarda inşaa malzemesi olarak irili ufaklı değişik cinslerde moloz taş, yer yer sert kireçtaşı bloklar, çatı kiremidi ve seramik parçaları ile çamur harcı kullanılmıştır. Duvar örgüsünde kullanılan moloz taşlar ve kireçtaşı bloklar öncelikle çamur harcı ile birbirine tutturulmuş olup aralarda kalan boşluklar ise, küçük taşlar, tuğla ve seramik kırıkları ile doldurulmuştur. Bu duvarın toplam uzunluğu 4.00 m. olup doğu ve batı sınırının bitiminde bulunan kuzey güney yönde uzanan duvarlarla birleşerek bir mekân oluşturmaktadır. Duvarın batı ucunun 1.60 m. doğusunda 1.00 m. genişliğinde 0.65 m kalınlığında bir giriş bulunmaktadır.  Bu giriş bölümünün kuzeyinde olasılıkla girişin üst kısmından düşmüş yatay konumda 1.10 m uzunluğunda 0.55 m genişliğinde 0.22 m kalınlığında üzerinde kapı sövesi bulunan bir blok taş ortaya çıkarılmıştır.Karolajda  -2.40/-2.50 m. kotta  Geç Roma Dönemi’ne tarihlenen burun kısmı kırık iki kandil ile bir terrakota figürin parçası ele geçirilirken; -2.70 m. kota gelindiğinde. Karolajın kuzey bölümünde kuzeybatı-güneydoğu yönünde uzanan beyaz mermerden tam ortasından dikey bir şekilde kesilmiş devşirme olarak kullanılmış bir yarım sütun gövde parçası ortaya çıkarıldı. Bu yarım sütun gövde parçası 0.80 m. yüksekliğinde 0.33 m. çapındadır. Çalışmalarda yürüme zemininden – 3.05 m. kotta, duvar freskine ait parçalar (Resim55) ile - 3.20 m. kotta lavabo şeklinde üzerinde 0.10 m. çapında iki su gideri bulunan 0.40 m. genişliğinde 0.41 m. uzunlukta 0.17 m. derinlikte bir mimari parça daha ortaya çıkarıldı (Resim56).Yürüme zemininden - 3.60 m. kotta  Geç Roma Dönemi’ne tarihlenen bütün bir kandil ortaya çıkarıldı. Bu kandilin alt kısmında kandile yapışmış durumda Geç Roma Dönemine tarihlenen bir sikke bulunmaktadır. – 3.60 m. kotta beyaz mermerden 0.10 m. yüksekliğinde bir heykel ayağı ve altlığı ele geçirildi. Yuvarlak bir kaidesi bulunan heykel parçasının kaidesi 0.20 m. çapındadır. Heykelin ayağı 0.13 m. uzunluğunda ve 0.04 m. yüksekliğindedir. Sol ayak bilek bölümünden kırık, sağ ayağın ise yarıya yakın kısmı kırık durumda olup iki ayağında da serçe parmakları kırık durumdadır (Resim57).  – 3.70 mkotta  terrakotta ayak ve baş kısmı eksik bir savaşçı kuklası ve birbirinden farklı kil özellikleri gösteren iki terrakotta ayağı ele geçirildi. Karolajda  -3.75 m. kota gelindiğinde, kuzey-güney ve doğu-batı yönünde uzanan duvarların birleştiği yerden başlayarak 1.10x1.10 m. ölçülerinde kenarları düzgün sert kireçtaşı bloklarla oluşturulmuş iç tarafında kesme ve kayrak taşları bulunan bir alan tespit edildi. Bu alanın kuzey doğusunda 0.06 m. genişliğinde bir gider bulunmaktadır. - 4.20/ -4.45 m. arası  kotta Geç Roma Dönemi’ne tarihlenen bir kandil, parçalar halinde ancak tümlenebilir durumda bir unguentarium ve baş kısmı sağlam, başının üstünde kabartma şeklinde yaprak motifi bulunan bir terrakotta figürün parçası ele geçirilirken; - 4.50 m. seviyede, 4.00 m uzunluğunda kuzey-güney yönde uzanan bir su künkü ortaya çıkarıldı. Bu su künkü önceki kazı sezonlarında ortaya çıkarılan su künklerine göre daha küçük ölçülerde ve farklı kil özelliklerine sahip olup daha erken döneme aittir. Su künkü kuzeye doğru eğimlidir ve künklerin kenarlarına kırılmaması için destek olarak pişmiş topraktan parçalar konulmuştur. Kuzey ve güneyindeki duvarların altından devam eden su künklerinin küçük olmasından temiz su kullanımı için yapılmış olduğunu söyleyelenebilir (Resim58).1490 – 1255 nolu karolajda + 10.35 m kotunda başlayan çalışmalarda + 5.35 m. kotuna kadar inilmiştir. Çalışmalar sırasında kaldırılan toprağın içerisinde üzerinde yivler bulunan devşirme malzeme olarak kullanılmış mermerden küçük ebatlarda 6 adet süpürgelik parçası, 11 adet terrakotta parçası, 8 adet terrakotta kukla ayağı, Geç Roma Dönemi’ne ait kaba seramik parçaları, cam kadeh altlıkları, bronz çivi ve objeler, olasılıkla boşluk tüplerini duvara monte etmeye yarayan ve Parion Roma Hamamı’nda da sıkça karşılaşılan korozyonlu durumda demir çiviler ve 176 adet bronz düşük kondüsyonlu follis biriminde Geç Roma Dönemi sikkeleri ele geçen diğer buluntuları oluşturmaktadır. 1485-1255:  2011 kazı sezonunda seviye inme çalışmalarına başlanmış olup çalışmalar zaman yetersizliğinden dolayı -2.75 m. kotta bırakılmış olan bu karolajda da seviye inme çalışmalarına kaldığı yerden devam edilmiştir. Bu çalışmalarda yürüme seviyesinden -3.05 m. kotta,  1.00 m. genişliğinde, 0.42 m. derinliğinde, 0.36 m. yüksekliğinde üzerinde çiçek ve yapraklardan oluşan kıvrık dal (ranke) motifleri ile bezenmiş yapıda devşirme malzeme olarak kullanılmış bir arşitrav parçası ele geçirilirken; -3.50 m. kotta 1.20x0.60 m. ölçülerinde çamur harçla inşa edilmiş doğu-batı yönünde uzanan bir destek duvarı ortaya çıkarılmıştır. Bu destek duvarının güney-doğu köşesinde devşirme malzeme olarak kullanılmış sert kireçtaşından bir havan bulunmaktadır. Havan 0.32 m. yüksekliğinde, 0.25 m. çapında, 0.03 m. kalınlığındadır. -3.80 m. kotta 1 adet üzeri okunabilen Maximianus dönemine ait Roma sikkesi bulundu. Karolaj içerisinde kuzey güney doğrultusunda uzanan çamur harçla inşa edilmiş duvarda devşirme malzeme olarak duvar taşı olarak kullanılmış 0.24x0.15 m. ölçülerinde üzerinde 2 satır, 2.5 cm. harf büyüklüğünde Grekçe yazıt bulunan sert kireçtaşından bir mimari parça ortaya çıkarılmıştır. Yazıt Helenistik döneme ait olup üzerinde “ARKHEBIOS’UN OĞLU IPHIADES” yazmaktadır (Resim59). 1485 – 1255 nolu karolajda deniz seviyesinden + 9.60 m. kotta başlayan çalışmalarda + 6.00 m. kota kadar inilmiştir. Çalışmalar sırasında kaldırılan toprağın içerisinde 2 adet terrakotta parçası, 1 adet terrakotta kukla ayağı, plaka şeklinde olasılıkla duvar kaplaması olarak kullanılmış mermer parçalar, Geç Roma Dönemi’ne tarihlenen az sayıda kaba seramik parçaları ve 7 adet düşük kondüsyonlu bronz (Follis) Geç Roma Dönemi sikkeleri ele geçirilmiştir.

6.Sondaj 1: Çalışmalara alanın tamamında temizlik yapılarak başlandı. Çalışılacak olan 1375-1345, 1380-1345 ve1370-1350 nolu karolajların etrafındaki moloz tabaka kaldırıldı (Resim60). 1375-1345: Karolajda yapılan çalışmalar sırasında kuzey-güney doğrultusunda uzanan iki geç döneme ait duvarın kaldırılmasına karar verildi. İki duvarın da ölçüleri alınıp çizimleri yapıldıktan sonra fotoğraflanarak kaldırıldı. Batıdaki duvarın arka kısmında güney batı köşesinde ele geçen ve +5.30 m. kotta pişmiş topraktan yapılmış, yaklaşık 9 cm. yüksekliğinde olan bir kartal figürini olduğu ile doğudaki duvarın kaldırılması esnasında +6.91m. kotta  ucu kırık,  yaklaşık 8 cm. uzunluğunda kemik bir saç iğnesi ile yaklaşık 9 cm. uzunluğunda ve iğne deliğinin bir kısmı kırık olan kemik bir  iğne ele geçti. 1380-1345: Karolaj çevresinde yüzeyde bulunan taşlar toplanırken üzerinde bir erkek figürü bulunan kabartmalı bir parça ele geçti (Resim61). Sol tarafı tamamen kırık olan parçanın üzerinde sol elinde uzun bir mızrak tutan çıplak bir erkek figirü tasvir edilmiştir. Başı ve sağ elinde tuttuğu obje oldukça tahrip olmuştur.  Kabartmalı parça sitilistik özelliklerine göre muhtemelen İ.Ö. 4 yy. tarihlenmektedir.  Karolajda devam eden alışmalarda 5.83 m. - 5.85 m. kotta geç döneme ait, oldukça korozyonlu 3 sikke, 5.69m. kotta ise sapı kırık olan kemik bir kaşık ele geçti. Karolajda künklerin bulunduğu alanda devam eden çalışmalar sırasında açma içinde yer alan kuzey-güney ve doğu-batı yönünde uzanan duvar içinde yer alan kuzeybatı köşedeki künkün etrafı açıldı. 6.08m. kotta yangın tabakasının var olduğu gözlendi. Künkün bulunduğu duvarın arkasında 5.46m. kotta kadın figürin başı ele geçerken; künklü alan içinde duvarın köşesinde 5.95 m. kotta oldukça korozyona uğramış geç döneme ait bir sikke bulundu. Aynı alan içinde 5.86 m., 5.80 m. ve 5.40m. kotta korozyonlu ve geç döneme ait korozyonlu 3 sikke daha bulundu.  Künkün bulunduğu duvarların dışındaki kısımda yapılan çalışmalarda ise, 5.13m.  ve 4.98m. kotta oldukça korozyonlu birer tane geç dönem sikkesi ile seramik parçaları ele geçti.Sondaj 1 nolu alanda genel anlamda, önceki kazı sezonunda 1375-1345, 1380-1345 karolaj numaralı açmalarda ortaya çıkarılan ve geç dönemde dükkan olarak kullanıldığı düşünülen odaların (bölmelerin) devamını ve işlevini tespit etmek amacıyla 26 Haziran 2012 tarihinde başlayan çalışmalar sonucunda, önceki kazı sezonunda tespit edilen odaların duvarları takip edilmiş ve aynı zamanda seviye inilerek zemine ulaşılmaya çalışılmıştır. Yapılan çalışmalar sonunda bu açmalarda odalar ortaya çıkarılmış ve 17 Temmuz 2012 tarihinde temizlik yapılıp fotoğrafları çekilerek açmada çalışmalara son verilmiştir (Resim62).

7.Parion Sevgililer Şapeli:Sevgililer Şapeli 2012 kazı sezonu yapının iç kısımlarında ve çevresinde temizlik çalışmaları ile başladı. Kış sezonu boyunca yapı etrafında ortaya çıkan yoğun bitki örtüsü temizlenerek kazı çalışması için uygun hale getirildi (Resim63).Kazı çalışmaları 2011 sezonunda yarım bırakılan, yapının kuzey batısında bulunan yaklaşık 3x5 m ölçülerinde ki alanda başladı. Çalışmalar sonucu burada yapının doğu batı doğrultusunda devam eden duvarı tespit edilirken bu duvarın batıya doğru yaklaşık 3 m. kadar devam ettikten sonra bu yönde son bulduğu gözlemlendi. Yine bu alanda yapılan çalışmalarda doğu batı doğrultusunda uzanan duvara paralel bir duvar daha tespit edildi. Bu iki duvar arasında 50 cm. kotta ele geçen tuğla parçalarının kemer şeklinde birbirine harç ile yapıştırılmış olduğu ve buraya düştüğü gözlemlendi. Bu tuğlaların ortaya çıkarılması iki duvar arasında bir giriş olduğu ve bu girişin üzerinin kemerle kapatıldığı düşüncesini ortaya çıkardı.İlerleyen günlerde planın tam olarak ortaya çıkarılması amacıyla yapının kuzey bölümünde 5x5 metrelik sınırları belirlenen karolajlarda çalışmalara başlandı. Bu karolajlardan kuzey doğu kısımdakinde, 30 cm. kota ulaşıldığında 2011 kazı sezonunda ortaya çıkarılan apsis ile bağlantılı kuzey güney doğrultusundaki duvar ile bu sezon ortaya çıkarılan doğu batı doğrultusundaki duvarın kesiştiği ve yapının burada son bulduğu ortaya çıktı.Yapı planının ve sınırlarının tam olarak ortaya çıkarılmasından sonra arkeopark projesi kapsamında 1958.850 metrekarelik alanda temizlik çalışmaları başladı. Bu kapsamda öncelikle yapının kuzeyinde bulunan yoğun bitki örtüsünün temizlenme işlemi yapıldı. Kuzey alanda yapılan bitki örtüsünün kaldırılması işlemi sona erdikten sonra yapının bulunduğu alanın tamamının aynı seviyeye getirilmesi amacıyla çalışmalar başladı. İlk olarak 2011 kazı sezonunda tam olarak ortaya çıkarılmayan güney duvarının görülmesi ve bu alanın diğer bölgelerle aynı seviyeye getirilmesi amacıyla çalışmalar başladı.Arkeopark projesi kapsamında yapının kuzeyinde bulunan alanda 5x5 m boyutlarında sınırları belirlenen karolajlarda ana kayaya ulaşılıncaya kadar kazı ve temizlik işlemi devam etti. Kuzeye doğru yaklaşık 600 metrekarelik alanda 5x5 m ‘lik karolajlarda ana kayaya ulaşıldıktan sonra yapılan temizlik ve fotoğrafik kayıtların alınmasıyla alandaki 2012 kazı sezonu çalışmaları sonlandırıldı (Resim64).

8.Restorasyon Çalışmaları: Odeion: 2012 kazı çalışmaları sırasında Odeion’da ortaya çıkarılan mermer kaplamalı duvar üzerinde kış koşullarına uygun olan harçla keeping uygulaması yapıldı. Kırık parçalar numaralandırılarak laboratuvara taşındı. Kırık olan diğer parçalar yerinde kaybolma riskine karşı duvar üzerinde numaralandırıldı. Numaralandırılan bütün plakalar çift bileşenli bir yapıştırıcı olan Araldite (epoksi reçine) 5/1 oranında hazırlanarak yapıştırıldı. Bu dönemki kazı çalışmaları sırasında ortaya çıkarılan orkestra zeminindeki opus sectilelerdeki yoğun tahribat, kırıklar, çatlaklar ve kayıp parçalar tespit edildi. Yerinden çıkan bütün parçaların yatak harcı temizlendi ve yeniden bu yerlere harç uygulandı. Zeminde var olan çatlakların araları önce buhar makinesi ile temizlendi daha sonra derz dolgusu yapıldı. Zemin ortaya çıkarıldığında 1 plaka kabartma var olduğu anlaşıldı. O kabartmaya ait olan bütün parçalar laboratuvar ortamında temizlenerek araldite ile yapıştırıldı. Zeminde çıkan bu kabartmalı plakanın orijinal yerine diğer taşların seviyesiyle eşit olacak şekilde yatak harcı yapıldı.Basamaklarda bitki kökleri bağ makası ile temizlendi ve yeniden derz dolgusu yapılıp, en son olarak bütün basamaklar 2 kez uygun bar (basınçta) tazyikli su ile yıkandı.Sağlamlaştırma ve derz dolgusunda kullanılan harç : 3 maşrapa elenmiş kum, 1 maşrapa kiremit tozu, 2 maşrapa kireç kaymağı, ½ kâğıt bardak mermer tozu, 1 pet şişe kapağı sarı pigment.Nekropol: 2012 çalışmalarında ortaya çıkarılan, L4 nolu çocuk lahdinin sağlamlaştırılması yapıldı. Lahit üzerinde bulunan bütün çatlaklar temizlendi ve kötü hava şartlarında bozulmalar devam etmemesi için derz uygulaması yapılıp bozulmalar stabil hale getirildi.2004 Müze Kurtarma Kazılarında ortaya çıkarılan AM1 nolu Anıt Mezar/ Sunağın podyumuna ait basamaklar ve Taş Döşeli Yol üzerinde derz dolgusu yapıldı.Derz dolgusu için kullanılan harç: 3 maşrapa elenmiş kum, 1 maşrapa kiremit tozu, 1,5 maşrapa kireç kaymağı, ½ kağıt bardak mermer tozu, 1 pet şişe kapağı sarı pigment.

9.Jeofizik Çalışmaları:Antik Kentin akropolünde belirlenen 6 farklı alanda ve kentin güneyinde yer alan nekropolde gerçekleştirilen jeofizik çalışmalarında Magnetometry yöntemi ve Ground Penetrating Radar yöntemi olmak üzere iki farklı yöntemle tarama çalışmaları gerçekleştirilmiştir (Resim65). Bu çalışmalarda 1 nolu alanda kayda değer bir veri elde edilmemesine rağmen 2, 3, 4, 5 ve 6 nolu alanlarda çeşitli yapı kalıntıları olduğu tespit edilmiştir (Resim Resim66, Resim67). Akropoldeki, bu 6 alandan özellikle 2 nolu alanın güney doğusunda çok belirgin bir biçimde görülen küçük yuvarlak yapı ile 4 nolu alanın güneyinde görülen dikdörtgen planlı yapı çalışmanın verimliliğini gözler önüne sermiş; kazı çalışmalarının bundan sonraki dönemlerinde bu verilerin dikkate alınması gerekliliğini ortaya koymuştur.Jeofizik çalışmalarının bir diğer bölümünü oluşturan Güney Nekropolü’nde GPR yöntemiyle gerçekleştirilen çalışmalarda da önemli veriler elde edilmiştir (Resim68). Bu çalışmalar sonucunda belirlenen,  lahit olabileceği düşünülen alanlardan 1 nolu alanda gerçekleştirilen kazı çalışmalarında M177 nolu Taş Örgü Mezar ortaya çıkarılmıştır.

0
0
0
s2sdefault
powered by social2s