PARİON 2016 SEZONU KAZI VE RESTORASYON ÇALIŞMALARI

SONUÇ RAPORU

NEKROPOL

Alanda 28.06.2011 tarihinde başlanan çalışmalarda 2010 sezonu çalışmalarından buyılki kazı dönemine kadar oluşan yoğun bitki örtüsünün temizlenmesi ve bazı kısımlarda meydana gelen toprak yığıntılarının kaldırılmasından sonra, önceki yıl geçilen kent karolaj sistemine göre lokal karolajdan parçalı halde kalan kısımlarda kazı çalışmalarına başlanmıştır. Buna göre 1540-2300 nolu karolajın batı 2 m.’lik kısmında, karolaj yüzey seviyesi olan denizden ortalama 7.60 m. kottan itibaren yapılan çalışmalarda, ilk seviye olan 6.90 m. kota kadar inilmiş; daha önceki dönemde doğu yarısı açılmış olan, Dışbükey Semerdam Kiremit Mezar tipindeki M113, ahşap tabut içerisinde gömülmüş bir çocuk mezarı olan M151 ile M113 tarafından tahrip edilmiş, Düz Semerdam Kiremit Mezar tipindeki M153 nolu mezarlar belirlenerek açılmıştır.  Bu mezarlardan M151’den kukla bacaklı 3 adet pişmiş toprak (p.t.) savaşçı kadın figürini, kırık vaziyette iki farklı tipte p.t. figürin, bir p.t. kandil, bir cam unguentarium ve bir de parçalanmış vaziyette küçük cam bir tabak ele geçerken, birincil kremasyonun uygulandığı M153’ten ise, kremasyon kalıntıları üzerinden üçü sağlam; diğerleri ölü gömme ritüelleriyle ilişkili olarak kırılarak mezar içerisine atılmış, toplam 21 adet pişmiş toprak (p.t.) unguentarium ele geçmiştir (Resim 1  - Resim 2 ). Bu unguentariumlar ışığında mezarın M.S.1. yy.’ın ilk yarısına ait olduğu söylenebilir.  Karolajdaki ikinci seviye olan 7.00-6.60 m. arası kotta yapılan çalışmalarda ise, kremasyon gömüye sahip Dışbükey Semerdam Kiremit Mezar tipindeki M154 ile inhumasyon çocuk gömüsüne sahip M155 ortaya çıkarılmıştır.  Bunlardan M154’ün iç kısmından kremasyon kalıntıları ile boyun kısmı kırık bir p.t. unguentarium ve mezar kiremidinden başka, dudak kısmı kırık bir p.t. unguentarium ele geçerken,  M155’den ise, iri gövdeli bir cam unguentarium, bronz yuvarlak bir kolye ucu ve bir kemik boncuk ile cesedin konulduğu ahşap tabuta ait çiviler ele geçmiştir (Resim 3  - Resim 4 ).  Karolajdaki üçüncü seviye inme çalışmalarında ise, 7.00-6.50 m. arası kotta doğu yarısı tahrip olmuş, inhumasyon çocuk gömüsüne sahip, iç kısmında bir cam unguentarium, korozyonlu bir bronz sikke, bir p.t. kandil ve mezar içerisinde kullanılan ahşap tabuta ait birkaç demir çivi ele geçmiştir. M156 ile bunun hemen kuzeyinde bu mezar tarafından güney blok taşı kullanılmış olan ve tahrip edilerek dağıtılmış bir kumtaşı plakalı sunak ya da anıt mezar olabilecek yapıya ait parçalar ortaya çıkarılmıştır. Bu kum taşı blokların güneyinde devam eden dördüncü seviye çalışmalarında 6.50-5.80 m. kota kadar inilen seviyede, büyük bir kısmı dağılarak tahrip olmuş bir mezara ait bir testi, birinin diskusu kırık diğeri sağlam iki p.t. kandil ile renkli oval bir cam boncuk ele geçmiştir (Resim 5 ). Karolaj genelinde 5.80 m. kottan itibaren yapılan çalışmalarda M157-M158-M159-M160-M161 olarak adlandırılan toplam 5 mezar ortaya çıkarılmıştır (Resim 6 ). Bu mezarlardan çocuk mezarı olduğu düşünülen M157 de bir p.t. oturan kadın figürini, iki p.t. horoz figürini, bir küçük boyutlu p.t. unguentarium ve bir de korozyonlu bronz sikke ele geçmiştir (Resim 7 ). Diğer mezarlardan M159, batı yarısı başka bir gömü tarafından tahrip edilmiş,  Düz Semerdam Kiremit Mezar tipinde ve inhumasyon gömüye sahip olup, iskelete ait bacak kemikleri dışında buluntuya sahip değilken; bunun hemen güneyinde Dışbükey Semerdam Kiremit Mezar tipinde ve inhumasyon gömü uygulanan M158 ise, baş kısmı doğuda sırt üstü yatırılmış iskelet ve bunun bacak kemikleri üzerinde bir başka bireye ait çene kemiği, ayakucunda ise gövdesinde çatlakları bulunan tek kulplu cam bir testi, cam bir bardak ve bir p.t. unguentariumdan oluşan ölü hediyelerine sahiptir. Aynı karolajın güneybatı köşesinde bulunan M160 ve M161 yine Dışbükey Semerdam Kiremit Mezar tipinde olup; her ikisi de inhumasyon gömüye sahiptir. Bu mezarlardan M161 den bir iskelet ve ayakucu olan batı uçta bir p.t. unguentarium ele geçerken, iç kısmında üçü yetişkin biri çocuk toplam dört bireye ait parçalanmış ve büyük bir kısmı erimiş kafatası kemikleri ele geçmiştir.  M161 mezarı içerisindeki toplu gömüye ait bulgularla antropolojik açıdan ilginç ve irdelenmesi gereken bir durumu gözler önüne sermiştir. Batı yarısı 1535-2300 nolu karolaj içerisinde kalan bu mezardaki iskeletlere ait kemiklerin hemen altından kline üzerine uzanmış üç p.t. kadın, biri kırık diğeri sağlam iki p.t. savaşçı figürini (kukla), bir p.t. bebek figürini, bir ayakta duran p.t. kadın figürini ve bir de bronz bir aynaya ait parçalar ele geçmiştir (Resim 8 ) .

            İkinci çalışma alanı olan 1540-2295 nolu karolajda, yüzey seviyesi ortalama 7.70 m. kottan, 7.60-7.10 m. kota kadar inilmiştir.  Bu çalışmalar sırasında Düz Semerdam Kiremit Mezar tipinde iki mezar ortaya çıkarılmıştır. Bu mezardan her ikisi de inhumasyon gömüye sahip olup; güneyde M150 olarak adlandırılandan bir iğ gövdeli p.t. unguentarium bulunmuş;  kuzeyde M149 olarak adlandırılandan ise, iskelet dışında buluntu ele geçmemiştir (Resim 9 ). Aynı seviye aralığında karolajın güney batısında ortaya çıkarılan ve batı devamı kesit içerisinde kalan, kremasyon gömüye sahip, mezar kiremitleri tahrip olarak iç kısma çöken M152 nolu mezardan ise, kırık vaziyette üzeri yivli bir cam kâse, aşırı parçalanmış vaziyette bir p.t. kandil, bir p.t. lagynos ve bir p.t. unguentarium ele geçmiştir. Karolajda 6.45 m. kota kadar inildiğinde,  batı kısımda belirlenen Taş Sandık Mezar tipindeki TSM13 açıldığında ise, iç kısmından başı doğuda, sırt üstü yatırılmış; aşırı tahrip olmuş bir erkek iskeleti ile sol el yanından bir p.t. alabastron, sol kısmından ise, bir iğ gövdeli forma yakın ancak kaide kısmı kesik, p.t. unguentariuma yakın biçimli bir koku kabı ele geçmiştir (Resim 10 ).  Devam eden seviye inme çalışmalarında 5.30 m. kota gelindiğinde batı yarısı 1535-2295 nolu karolaj içerisinde devam eden, tarafımızdan TSM14 olarak adlandırılan mermer kapaklı bir Taş Sandık Mezar ortaya çıkarılmıştır (Resim 11 ). Mezar içerisinde baş kısmı doğuda, sırt üstü, kolları iki yana gelecek şekilde yatırılmış iskelet dışında buluntu ele geçmemiştir. Bu karolajda TSM 13 ve TSM14 için bırakılan destek toprağı dışında yapılan seviye inme çalışmalarında, yaklaşık 4.30 m. ye kadar inildiğinde, birkaç seramik parçası dışında buluntu ele geçmemiş ve bu kotta çalışmalar sonlandırılmıştır.

            Alanın güneyinde 1540-2305 ve 1545-2305 nolu karolajlarda, önceki yıllarda yapılan çalışmalarda büyük bir kısmı ortaya çıkarılan kumtaşı plakalarla oluşturulmuş podyum biçimli mimari yapının tamamen ortaya çıkarılması için başlanılan çalışmalarda ise, yüzey seviyesi olan 7.40 m. kottan 6.70 m. kota kadar inilmiş; özellikle 1540-2305 nolu karolajda yoğun moloz taş birikintisi içerisinden bir sütun tamburu, Roma ve Bizans Dönemlerine ait küçük seramik parçaları dışında buluntu ele geçmemiştir. Bu seviyeye kadar ele geçen bulgular, bu kısma dökülen, moloz taş yığıntısının Bizans Döneminde alana döküldüğünü göstermektedir.  Bu iki karolajdan 1545-2305 nolu karolajda ortalama 5 m. kota kadar inilerek önceki dönem çalışmalarında kumtaşı plakalı podyumun doğusunda belirlenen moloz taş duvarın güneye doğru devam eden kısmı,  karolajın güney kesitine kadar temizlenmiş; bu duvarın batı sınırını oluşturan tek sıra büyük moloz taş sırası ortaya çıkarıldıktan sonra, bu karolajdaki çalışmalar da sonlandırılmıştır.

1540-2305 nolu karolajda sürdürülen çalışmalarda ise, 4.60 m. kota kadar Roma Dönemine ait bulgular elde edilmiştir. Bu bulgular arasında 5.70 m kotta elegeçen kukla bacağı ve arka yüzünde zafer takı betimi yer alan bronz bir sikke, yine aynı kotta karolajın güney batısında yer alan birinin boyun kısmı kırık, diğeri sağlam iki cam unguentarium, aynı kısımda yer alan ve iki küçük kiremit parçasıyla kapatılmış bir köpek kafatası ile karolajın güney orta kısmında 4.80 / 4.60 m. arası kotta yer alan ve M162 olarak adlandırdığımız üç p.t.  savaşçı figürini (kukla) ve bir p.t. lir çalan Apollon (Eros) figürini ile biri aşırı parçalanmış diğeri sağlam iki cam unguentariuma sahip bir ahşap tabut çocuk mezarı ortaya çıkmıştır (Resim 12 ). Karolajda 4.60 m. kota gelindiğinde ise, erken dönem verileriyle karşılaşılmaya başlanmıştır.  Karolajın güney doğusunda 4.60 / 3.40 m. arası kotta, kumtaşı plakalı podyumun üst seviyesinden tabanına kadar olan aralıkta iki katman halinde kullanıldığı anlaşılan kremasyon alanındaki yoğun yanık odun kalıntıları içerisinden Erken-Orta ve Geç Korinth Dönemlerine ait birkaçı bütünlenebilir aryballoslar ile çok sayıda aryballos ve oinochoe türü kaplara ait parçalar ele geçmiştir (Resim 13 ).  Karolajın batısında ise 4.40 / 3.30 m. arası kotta, 4 amphora ve 1 büyük boyutlu pithos ortaya çıkarılmıştır.  Bunlardan kuzeydeki, boyun kısmı bulunmayan ve gövde yüzeyi tahrip olan amphora (AMP2) içerisinden bir köpeğe ait kafatası, birkaç omurga kemiği parçası ile bir tek kulplu kap ve kırık vaziyette bir ayrballos ele geçmiş; bunun hemen güneyinde tek sıra moloz taş sırasıyla bu amphoradan ayrılan bir diğer amphoradan da, (AMP3) tek bir küçük kemik parçası ve kırık vaziyette gri renkli bir oinochoe dışında buluntu ele geçmemiştir (Resim 14 ). Bu iki amphoranın güneyinde karolajın güneybatı 2x2 m.’lik kısmında bulunan iki amphoradan biri  daha önceki döneme ait bir çocuk gömüsüne sahip pithosu tahrip ederek gömülmüş, diğeri ise PM2 olarak adlandırdığımız bu pithos mezarın kuzey doğu üst seviyesinde yer almakta olup; her iki amphora da birer bebek gömüsüne sahiptir (Resim 15 ). Bu amphoralar ve pithos ana toprak oyularak gömülmüş ve ilk tespitlere göre yaklaşık M.Ö.5.-4.yy.’a tarihlenmiştir.

Nekropol alanında 1540-2305 nolu karolajda pithos mezar PM2’nin oturtulduğu zemin olan ana toprağa ulaşıldıktan sonra, alandaki kazı çalışmaları sonlandırılarak restorasyon ve çevre düzenleme çalışmalarına geçilmiştir.

Restorasyon çalışmalarında önceki yıl açılan L3 nolu lahit, TSM12 nolu mezar, alanın doğusunda yüzey seviyesinde görülebilen lahit podyumunun taş temeli etrafında ve taş döşeli yolda ve AM1’in doğu yanındaki lahit podyumunun kuzey ve batı alt kısımlarında gerekli onarım ve koruma çalışmaları yapılıp, alanın etrafı tel örgü ile çevrelendikten sonra alandaki 2011 dönemi çalışmaları sonlandırılmıştır.

Bu çalışmaların yanı sıra güney nekropolün yer aldığı alanda, topoğrafik harita çalışmaları yaptırılarak, alanın topoğrafik haritası çıkarılmıştır. 

 

 

ODEİON

Alanın etrafının otlarının temizlenmesinin ardından 2010 yılı kazı sezonunda 9. basamak yüzey seviyesine (deniz seviyesinden 14.46 m.) kadar ortaya çıkarılan odeion cavea basamaklarının devamının açılmasına bu yılda da devam edilmiştir (Resim 19 ). Odeionun alt basamaklarına doğru inildiğinde bu basamakların kuzey ve güney uçlarının üst basamaklara göre daha iyi korunduğu tespit edilmiştir. 1380-1430 karolajında yer alan güney graduslar üzerinde yanık izlerinin olduğu görülmüştür. 10. Basamak yüzeyi ile 12. Basamak yüzeyi arasında kesit alınmış, bu kesitte ikisi tahribat olmak üzere üç ayrı tabakalanma olduğu tespit edilmiştir (Resim 20 ). 1. tahribat tabakası 1380-1420 karolaj sınırının batısında, ara tabaka orta kısmında, 2. tahribat tabakası ise doğusunda yer almaktadır. Elde edilen bulgulara göre yapının ilk tahribatının yangın sonucu olduğu anlaşılmaktadır. 1385-1425 karolajının orta kısmında 12. Basamak seviyesinden (13.23 m.) itibaren düzensiz taşlardan yığma olarak yapılmış moloz taş duvar tespit edilmiştir (Resim 21 ). Bu duvar yaklaşık kare bir mekanın duvarını oluşturmaktadır.Duvar örgüsünün devşirme taşlar ve bunların arasına sıkıştırılmış kiremitlerden oluşması ve iç kısmında ele geçen seramik parçaları, bu yapının Geç Bizans Dönemine ait olduğunu belgelemektedir (Resim 22 ). Zemininde çatı kiremidi parçaları da ele geçen bu Geç Dönem yapısının orta kısmında, batı iç duvarına 2.60 m., kuzey duvara ise 5.16 m. mesafede ele geçen ve olasılıkla taş kaideye ait parçalar yardımıyla, çatının bir ahşap direkle  taşındığı söylenebilir. Yapı kalıntısının iç kısımda ele geçen dağınık vaziyetteki birkaç domuz iskeletinden de; buranın bir domuz ahırı olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır. Yapı zeminin tespit edilerek plana işlenmesinin ardından 3 duvarı ele geçen ve odeionun orijinal yapısına ait olmayan bu yapı, kaldırılmıştır.

Odeion’un güney ucunda, 12. basamaktan itibaren tahrip olmuş şekilde çıkan merdiven basamaklarının, 16. basamakta sağlam olarak ele geçtiği, 17. ve 18. basamakta ise merdiven basamaklarının korunmuş olarak devam ettiği görülmüştür. 17. basamak güney uçtaki panter ayağı sağlam şekilde ele geçmiş ve 18. basamakta odeionun güney ucunun bittiğini gösteren basamak yan duvarı sağlam olarak ele geçmiştir. Bunlardan odeionun güney ve kuzey uçlarında birer merdiven ve birer panter ayağı olduğu ve yan kısımlarında mermerden bir duvar oluşturulduğu ortaya çıkmıştır (Resim 23 ). 1385-1430 ve 1385-1420 karolajlarında yapılan çalışmalar 18. basamak yüzeyine ulaşıldıktan sonra sona erdirilmiştir (Çizim 1 ). Bu çalışmalarda çok sayıda Roma Dönemi seramik parçaları, sikkeler ve küçük mimari parçalar ele geçmiştir.

Odeionun kuzey kısmında 1375-1415 karolajında yer alan küçük ve büyük tonozun bulunduğu kısımda ise, her iki tonozun ön kısımlarındaki taşlar temizlenerek büyük tonozda iç kısmındaki dolgu -40 cm. kadar alınarak tonozun üst seviyesinden toplamda -4 m. derinliğe kadar inilmiştir (Resim 24 ). Tonozun içerisinde yapılan çalışmalarda kuzey kısımda ele geçen demir kapı kenedi ve küçüklü büyüklü çivilerden yola çıkılarak, burada ahşap bir kapı ve merdivenin olabileceği düşünülmüştür.

Bu kazı sezonunda odeionda kazı çalışmaları ile birlikte sürdürülen restorasyon çalışmalarında ise, ortaya çıkarılan basamakların aralarının toprağı ve otları tamamen temizlenerek, bu kısımlarda oluşabilecek doğal tahribatı önlemek amacıyla derz dolgu yapılmış ve kırık olan basamak parçaları ile merdiven kenarlarında yer alan kırık panter ayakları orijinal yerlerine yapıştırılmıştır (Resim 25  - Resim 26 ).

 

AGORA ve DÜKKANLAR (SONDAJ 1)

2011 yılı kazı sezonunda 1385-1345 karolajında 2.50 x 3.00 m, 1385-1345 karolajında 2.50 x 5.00 m ölçülerindeki alanlarda, 1370-1350, 1365-1345, 1365-1350, karolajlarının bir kısmında ve 1380-1345, 1375-1345, 1370-1345 karolajlarının tamamında kazı çalışmaları yapılmıştır (Resim 35 ).

1385-1350 Nolu Karolaj: 2011 yılının ilk çalışmalarına 1385-1350 karolajında 2.50 x 5.00 m ölçülerinde bir açma yapılarak başlandı. Günümüzde kullanılan doğu-batı doğrultulu yolun yapının güney dış cephesinde yer alması, bu alanın kendi döneminde de yol olarak kullanıldığını gösterir niteliktedir. Söz konusu durumdan yola çıkarak modern yolun güneybatı-kuzeydoğu yöne sapıyor olması sebebiyle yapının güneydoğu köşesinin yolun kıvrıldığı yerde olması gerektiği söylenebilir. Buna dayalı olarak, 1358-1350 karolajı içerisine 2.50 x 3.00 m. ölçülerinde bir açma alanı oluşturuldu. Bahsedilen alan -1.20 m. kota kadar kazıldı ve ana yapının güneydoğu köşesi tespit edildi. Bu karolajda yürütülen çalışmalarda bir adet kırık vaziyette testi formlu kap, üzerinde LEON yazılı metal bir kolye, halka biçimli metal bir obje, metal bir olta, kemik toka, iki adet sikke ve genellikle depolama kaplarına ait olan seramik parçaları ele geçti.

1385-1345 Nolu Karolaj: 1385-1350 karolajına paralel olarak 1385-1345 karolajında 2.50 x 5.00 m. ölçülerinde bir açma yapıldı. Bu kısımda -0.30 m. kota kadar olan dolgu toprak ve moloz taşlar kaldırıldı. Açma içerisinde doğu-batı doğrultulu 0.60 m. genişliğinde bir moloz taş duvar tespit edildi. Söz konusu alandan bir adet bronz sikke ele geçti.

1380-1345 Nolu Karolaj: Bu karolajda -0.50 m. kota kadar olan dolgu toprak ve moloz taş yığını temizlendi. 1385-1345 karolajında tespit edilen doğu-batı doğrultulu duvarın tamamı ortaya çıkarıldı. Duvar doğu-batı doğrultuda uzanmakta ve duvarın batı ucundan güneye doğru karolaj kesitine kadar başka bir duvar uzanmaktadır, ancak bu duvarlar aşırı tahrip olmuştur. Bu iki duvarın kesiştiği yerde -0.25 m. kotta bir p.t. künk tespit edildi. Duvarın batı ucunda duvarda kullanıldığı anlaşılan bir korinth sütun başlığına rastlandı. Karolajda 0 / -0.50 m. kotlar arasında 3 adet bronz sikke, aşırı tahrip olmuş çatı kiremidi parçaları, iki adet demir çubuk ve seramik parçaları ele geçti.

1375-1345 Nolu Karolaj: Karolaj -1.00 m. kota kadar kazıldı. 0 / -0.60 m. kota kadar dolgu moloz ve toprak temizlendi. Karolajın batısında -0.80 m. kotta 2009 yılı kazılarında 1375-1350 karolajının kuzeyinde tespit edilen duvarın üst kısmına rastlandı. Bu duvar karolaj içerisinde oluşan odanın batı duvarıdır. -0.30 m. kotta karolajın batısında doğu-batı doğrultuda uzanan bir duvar daha yer almaktadır. Bu duvarın genişliği 0.90 m. dir. Söz konusu duvar 1375-1345 karolajında yer alan odanın batı duvarı iken, 1370-1345 karolajındaki odanın da doğu duvarıdır. Duvarda iki farklı döneme ait eklentiler mevcuttur. -0.60 m. kota kadar duvarın son evresi izlenebilir. Bu duvarı kuzey-güney doğrultuda kesen duvar 2.80 m. uzunluğunda ve 0.70 m. genişliğindedir. Söz konusu duvar 1375-1345 karolajı içerisindeki odanın kuzey duvarını temsil eder. Oda içerisinde 80 cm. kotta, doğu duvarına 0.30 m. uzaklıkta ve paralel 2.40 m. uzunluğunda bir duvar daha yer almaktadır. Karolajda yapılan kazı çalışmalarında bir metal kemer tokası, cam kaplara ait parçalar, mimari unsur parçaları, aşırı tahrip olmuş çatı kiremidi parçaları, bir pithosa ait parçalar, 2 adet bronz sikke, bir mermer kap parçası, bir p.t. figürin bacağı, mermer bir yazıta ait parça, demir kapı çivileri ve seramik parçaları ele geçti.

1370-1345, 1370-1350, 1365-1345,1365-1350 Nolu Karolajlar: 1370-1345 karolajının tamamı, 1370-1350 karolajının ana yapı duvarının kuzeyi, 1365-1345 karolajının doğu kısmı karolaj içerisinde yer alan kuzey-güney doğrultulu duvara kadar -2.10 m. kota kadar kazıldı. 1370- 1345 karolajında yer alan doğu-batı doğrultulu duvarın güneyine de zemin altı sondajı yapıldı. 1365-1345 karolajında -2.00 m. kotta blok taşlar halinde zemine rastlandı. 1370-1345 karolajının güneyinde -2.00 / -2.10 m. kotta bezemeli harç parçalarına rastlandı (Resim 19). Karolaj içerisinde yer alan kuzey duvarının – 2.40 m. kotta temelinin yer aldığı, harç kullanılarak yapılmış olduğu ve -4.00 m. kota kadar devam ettiği görüldü. Duvarın orta kısmında daha önceki evrelerinde bir kapı açıklığının ve bu açıklığın batısında pencere açıklığının bulunduğu tespit edildi. Söz konusu duvarın güneye doğru payeler oluşturduğu görüldü. Bu payelerin doğuda yer alanına daha sonraki dönemde 1375-1345 karolajının batısında yer alan duvarın yapıldığı anlaşıldı. Bu duvarın da kuzey kısmında bir kapı açıklığının bulunduğu ve yine aynı şekilde açıklığın daha sonradan kapatıldığı anlaşıldı. Karolaj içerisinde kuzey-güney ve doğu-doğrultuda uzanan duvarların 1375-134 karolajında olduğu gibi bir odayı oluşturduğu görüldü. Yapılan zemin altı sondajında -3.40 m. kotta harçsız oluşturulmuş kuzeybatı-güneydoğu doğrultuda uzanan iki duvara rastlandı.  Bu alanlarda yapılan kazı çalışmalarında 8 adet bronz sikke, 4 adet p.t. figürin bacağı, çatı kiremidi parçaları, 1 kemik toka parçası, cam parçaları, p.t. figürin parçaları, p.t. mask, plaster başlık parçası, 1 adet p.t. kandil, 1 adet p.t. figürin başı, 1 adet kemik toka, 1 adet p.t. kros biçimli figürin ve 1 adet Batı Yamacı Seramiği parçasının yanı sıra, kırmızı ve siyah astarlı seramik parçalarına rastlandı.

 

ERKEN BİZANS ŞAPELİ (SEVGİLİLER ŞAPELİ)

Çalışmalara ilk önce yoğun bitki örtüsünün kaldırılmasının ardından seviye inme çalışmaları ile devam edilmiştir. Temizlik çalışmaları tamamen bittikten sonra arazinin total station ile karolajı alınarak nokta tesbiti yapıldı, böylelikle açma sınırlarını belirlerken ölçülü bir şekilde ve karolaj değerleri ışığında sınırları belirleyip kazı yapılacak alan hazırlanmış oldu. Seviye inme çalışmalarına devam edilirken, -1.40 m. de kuzey doğudaki kare şeklinde duvar hattının içerisinde toplu mezar olarak adlandırabileceğimiz 7 ayrı bireye ait olabileceğini ve daha fazla bireyin olduğu düşünülen kemik ve kafatası kemiklerine rastlanıldı. (Resim 36 ) Çalışmalarımıza 4475365-4475360/505325-505330 karolaj nolu açmada devam edildi. Doğu-batı doğrultusunda uzanmakta olan ve ÖM-1 olarak adlandırılan mezar ortaya çıkarıldı. Mezarın boyu 2.05 m, genişliği 0.75 m. ve yürüme zemininden -0.90 m. kot tespit edildi. (Resim 37 ). Daha sonra ki çalışmalarımız da 4475365-4475360/505325-505330 karolaj nolu açmada seviye inme çalışmaları devam ederken, açmanın doğu tarafında bir mezar tespit edildi. Bebek mezarı olduğu anlaşılan ve KM-2 olarak adlandırılan mezar yüksekliği 0.36 m. uzunluğu 0.68 m. genişliği 0.43 m. yürüme zemininden -0.82 m derinlikte ölçüldü (Resim 38 ). 4475365-4475360/505325-505330 karolaj nolu açmada, ÖM-2 olarak adlandırılan mezarın uzunluğu 1.76 m, genişliği 0.64 m, derinliği 0.23 m.dir (Resim  39 ). 4475360-65/505330-35 karolaj nolu açmada ana binaya doğudan eklenen apsisli bölüm ortaya çıkarıldı (Resim 40 ). 4475360-65/505330-35 karolaj nolu açmada, apsisin tam ortasında doğu batı doğrultusunda uzanan iki paralel duvar arasındaki mezar seviye inme çalışmalarıyla birlikte ortaya çıkarıldı. İç uzunluğu 210cm, iç genişliği 90cm, yüksekliği ise 76 cm olarak ölçülmüştür.  Mezarın üstü 4 adet bitkisel motifin rozet şeklinde oyulduğu mermer bir levha ile kapatılmıştır (Resim 41 ).  4475360-355 / 505330-325 karolaj nolu açmada toprak temizleme çalışmaları esnasında -0.70 m. kotta, ÖM-1 olarak adlandırılan hemen kuzeyinde 2.03 x 0.76 m. ölçülerinde ÖM-4 olarak adlandırdığımız yeni bir mezara rastlanıldı. Mezar iç omuz genişliği 0.40 m. ayak iç genişliği 0.27 m. olup; 1.79 m uzunluğundadır ( Resim 42 ). Yapı apsisinde ve batı tarafında ortaya çıkarılan iki adet mezar arz ettikleri önem itibariyle 2012 kazı sezonunda cam fanus içerisinde teşhir edilmek amacıyla, geçici olarak koruma altına alınmıştır. Yapı genel olarak incelendiğinde şapel-mezar olarak nitelendirilebilir. Çünkü Geç Bizans döneminde kullanım dışı olan dini yapılar genellikle önemli kişilerin ve din adamlarının mezarlarının bulunduğu yapılara dönüştürülmüşlerdir. Yapının genel planı kroki çizimi ölçüleri alınarak yapıldı. Şapelden çıkarılan blok taşlar ve mimari elemanlar yapılan bir platform üzerine düzgün bir şekilde yerleştirilmiştir (Resim 43 ).

 

TİYATRO

28-06-2011/25-08-2011 tarihleri arasında tiyatroda,  plan kare sistemine göre 8 farklı açmada (1295-1255, 1295-1260, 1290-1270, 1290-1275, 1290-1280, 1290-1285, 1290-1290, 1285-1285) çalışılmıştır. Çalışmalar ağırlıklı olarak sahne binasının iç kısmında yürütülmüştür.  Bunun yanında, iç ve dış girişlerin tespiti için, ayrıca sahne binasının önündeki geç dönem eklentilerinin belirlenmesine yönelik çalışmalar da yapılmıştır.

Tiyatroda bu yılki çalışmaların başlangıcında, 1295-1255, 1295-1260 açmalarında tiyatronun paradosunu bulmaya yönelik olarak çalışılmıştır. Çalışmalarda geçen yıllarda bulunan sahne binası ile paralel uzanan çok kaliteli işçiliğe sahip duvarın devam ettiği görülmüştür. Bu bölümde yürütülen çalışmalarda, giriş bölümünün yapıldığı dönemde büyük ihtimalle plan değişikliği nedeniyle kapatıldığı anlaşılmıştır. Bu bölümde, kuzeye doğru çalışmalara devam edildiğinde, duvara doğu-batı yönünde devşirme bloklarla yapılmış bir ek duvar tespit edilmiştir. Devşirme kesme taşlarla yapılmış bu duvarın genişliği 1.35 m’dir. Duvarın bittiği bölümde orijinal kesme taş duvarın batıya dönüş yaptığı görülmüştür. Muhtemelen bu bölüm tiyatronun paradosunu oluşturmaktadır.  Gelecek yıllarda yapılacak çalışmalarda bu bölümün giriş olup olmadığı kesinlik kazanacaktır.  

Sahne binasının iç kısmı, yani aktör odalarının bulunduğu bölümde yürütülen çalışmalarda, sahne binasının daha önceki yıllarda ortaya çıkarılan kabartmalı friz parçalarının devamının bulunması hedeflenmiştir. Bu bölümde yürütülen çalışmalarda, ana girişin doğusunda çok sayıda küçük kabartma parçası yanında, çok önemli olan Hades ve Persephone kabartması da bulunmuştur . Bu parçanın bulunmasıyla, ana giriş üzerinde yer alan “kırık alınlık” olarak adlandırılan mimari düzen üzerinde yer alan frizdeki ana konunun, Hades’in Persephone’yi kaçırması olduğu daha net anlaşılmıştır. Sahne binası içinde yürütülen çalışmalarda, Hades’in quadrigasına ait parçalar ve bir bronz kandil bulunmuştur. Geçen yıllarda bulunan ana frizin tamamlandığı görülmüş ve bu friz parçaları uzman restoratörler tarafından birleştirilmiştir. Restorasyon çalışmaları kapsamında tüm friz parçaları kazı evine götürülmüş, kırık alınlık düzeninde yeniden kurması gerçekleştirilmiştir.

Sahne binasının iç kısmında yürütülen çalışmalarda ana kapının yaklaşık 8 m. güneyinde 1.20 m. genişliğinde küçük bir giriş ortaya çıkarılmıştır. Batıya, yani sahne binasının önüne doğru açılan kapının zemini kesme taşlarla döşenmiştir. Bu girişin batısında sahne binasının önünde yürütülen çalışmalarda geçen yıllarda kuzey-güney yönünde uzanan sütunların devam ettiği görülmüştür. Bu bölümde yapılan çalışmalarda, sahne binasının 3.70 m. batısında, geçen yıllarda bulunan moloz taş duvarın güneye doğru devam ettiği ve doğu-batı yönündeki moloz taş duvarla kapalı bir mekân haline getirildiği anlaşılmıştır. Ayrıca girişin bu bölümünde mermer plakalar ve postament ele geçmiştir. Ana girişin karşısında olduğu gibi, küçük girişin karşısında da moloz taş duvarın arasına 1.43 m. genişliğinde bir giriş yapılmıştır. 2010 sezonunda tespit edilen  ve moloz taş duvara paralel giden pişmiş toprak künklerin doğu-batı yönündeki duvarla son bulduğu görülmüştür (Resim 16 -Resim 17  - Resim 18 ).

Kazı çalışmaları sırasında, Bizans dönemi sonlarında bilinçli olarak yıkılan ve büyük çoğunluğu sur duvarında kullanılan kesme taşlar ve mimari bloklar, seviyeleri, açmaları ve tabakaları göz önünde bulundurularak numaralandırılmış ve yapının karşısında yer alan taş platformuna taşınmıştır. Bu yıl yapılan çalışmalarda 1 adet envanterlik bronz kandil, 338 adet sikke (Resim 18a ), 6 adet kemik toka, 4 adet metal eser (Resim 18b ), seramik ve cam parçaları bulunmuştur.

 

ODA MEZARLAR

Parion 2011 sezonunda çalışma gerçekleştirilen alanlardan biri de kentin çekirdek merkezinin yaklaşık 1, 2 km. güney doğusunda yer alan ve iki tanesi daha önce kaçak kazıcılar tarafından kazılan oda mezarlardır. Bu alanda başka bir oda mezarın olup olmadığının anlaşılması amacıyla çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Öncelikle defineciler tarafından kazılan oda mezarlar OM1, OM2 olarak adlandırılmış ilk olarak dıştaki ve mezarların içindeki toprak elenerek incelenmiştir (Resim 31 ).  OM1 2.23 m. yüksekliğe, 2.17 m. uzunluk ve 1.68 cm. genişliğe, OM2 ise, 2.20 cm. yükseklik, 2.13 m., uzunluk ve 1.67 m. genişliğe sahiptir.

Semerdam çatılı olan mezarların içi ince, dış kısımları ise, OM2 ‘den anlaşıldığı kadarıyla nispeten daha kalın bir sıva ile sıvanmıştır. OM1 ve OM2 ‘de mezarlar doğu – batı yönünde bölünmüş iki mezardan oluşmaktadır. OM1 ve OM 2’nin arasında tarafımızdan açığa çıkarılan ve OM3 adı verilen üçüncü oda mezar, 2.69 m. yükseklik, 2.12 m. uzunluk ve 1, 73 cm. genişliğe sahip olup, kuzey – güney yönünde bölünmüş iki mezardan oluşmasıyla OM1 ve OM2’den farklı bir yapıya sahiptir. OM1 ile OM3 arasında 1.80 m., OM3 ile OM2 arasında ise 2.00 m. mesafe bulunmaktadır. OM2’nin içerisindeki dolgu toprağın atılması sonucu biri düşük kondüsyonlu diğeri Roma Dönemine tarihlenen 2 adet bronz kharon sikkesi, 1 adet boyundan kırık p.t. anthropoid kap parçası, 1 adet kırık cam unguentarium ve bir kandil parçası ele geçmiştir (Resim 32a  - Resim 32b ). OM3 içerisinden -2.74 m. kotta 2 adet bronz kharon sikkesi, 1 adet kırık cam unguentarium, 1 adet p.t. kandil ile p.t.kırık kandil parçalarından oluşan az sayıda mezar hediyesi çıkması ele geçmesinin yanı sıra, asıl mezarın üstünde farklı kodlarda iki iskeletin daha bulunması OM3 ‘ün değişik zamanlarda farklı gömüler için de kullanıldığını ve belki de mezar hediyelerinin antik çağda alındığını ortaya koymaktadır (Resim 33  - Resim 34 , Çizim 2 ).

Her üç mezarda Parion antik kentinde daha önceki yıllarda güney nekropolünde ortaya çıkarılan mezar tiplerine bir yenisinin eklemesi açısından önemli olmasının yanında, bölgenin belki de daha üst sınıf tabakaya ait bir nekropol alanı olabileceğini de göstermektedir.

 

YAMAÇ HAMAMI

Parion 2011 sezonu çalışmalarında daha önceki yıllarda kazılan ve bu yıl da kazısına devam edilen bölgelerden biri de Yamaç yapısıdır. Bu alanda 07 Temmuz – 12 Ağustos 2011 tarih aralığında yapılan çalışmalarda, kent ölçeğine göre 1485 -1250 ve 1485-1255 olarak adlandırılan karolajlarda çalışılmıştır.

1485-1250 karolajında ; -3.25 m. ikisi kırık 4 adet düşük kondüsyonlu sikke, -3.25 m. üzerinde kemerli bir yapı ve önünde amphora üzerinde heraldic şekilde (arma şeklinde)  cepheden duran ve kanatları açık bir lejyon kartalı betimi yer alan ağız kısmı kırık terakota kap ele geçerken (Resim 27 ); -3.30 m. 1 adet düşük kondüsyonlu sikke, gövdesi kırık 1 adet cam unguentarium ve 1 adet kemikten saç tokası, -3.50 m. kotunda 1 adet mermerden biçimlendirilmiş kap ve 4 adet düşük kondüsyonlu bronz sikke, -4.00 m.de 1 adet düşük kondüsyonlu bronz sikke, 1 adet ayakkabı şeklinde ön kısmında palmet bezemesi yer alan ve ünik bir örnek olduğu düşünülen terrakotta bir kap, -3.90 m. de mermerden bir aslan başı ele geçmiştir (Resim 28a  - Resim 28b ).
1485-1255 karolajında; -1.50 m. kotta biri delikli 3 adet düşük kondüsyonlu sikke, -1.70 m. kotta volütlü mermer başlık, -2.20 m. Kotta, 2 adet aşırı korozyonlu sikke, -2.40 m.de, 1 adet masa ayağı yada yapıların giriş kısımlarında kullanıldığı düşünülen yüzünün iki tarafı farklı işçiliğe sahip bir aslan başı  (Resim 29 ), -2.45 m. Kotta, 7 adet düşük kondüsyonlu sikke, -2.50 m. kotta  5 adet düşük kondüsyonlu sikke ve çok sayıda seramik parçası, -2.50-3.00 m. 2 adet düşük kondüsyonlu sikke  ile 1 adet kırık kandil parçası ele geçmiştir (Resim 30 ).

 

ROMA HAMAMI

Parion Roma Hamam’ında 2011 kazı çalışmalarına yapının genel temizliği ile başlandı. Kış aylarındaki yoğun yağmurdan dolayı oluşan bitki örtüsü temizlendikten sonra, açma kesitlerinde oluşan kaymalar düzeltilerek yapıdaki tüm temizlik çalışmaları sonlandırıldı.

Hamamdaki 2011 kazı çalışmaları, daha önceki kazı sezonlarında tespit edilen duvarın takibini yapmak suretiyle ana planın çıkarılmasına yönelik olmuştur.  Ayrıca  2010 kazı sezonunda yapılan Jeofizik çalışmaların sonucunda tespit edilen duvarının, yapıdaki işlevini belirleyebilmek için çalışmalar başlatılmıştır

            Duvar takibi sonucu yapın batıya doğru genişlediği anlaşılmış ve geç dönemde mimari eklentilerin yapıldığı görülmüştür. Parion Roma Hamamı’nın çok büyük bir alanı kapsaması, yapının planının 2011 kazı sezonunda ortaya çıkarılmasını engellemiş, bu çalışma daha sonraki kazı sezonlarına bırakılmıştır ( Resim 44 ).

            Parion Roma Hamamı’nda iklimsel ve çevresel faktörlerden korumak için uzman restoratörler denetiminde koruma çalışmaları başlatılmıştır.  Restorasyon ve konservasyon çalışmaları için iş gücü daha önceki kazı sezonlarında tespit edilen havuzlu ve hypocaustlu mekana kaydırılmış ve 2011 sezonunda yapıda kazı çalışmalarına son verilmiştir

            Restorasyona yönelik ilk çalışmalar havuzlu mekanda başlamıştır. Duvar sıvaları ve boyaları sağlamlaştırılmıştır. Bunun yanında sağlam kalan mermer kaplama levhaları ve bu kaplamalara ait derz izleri koruma altına alınmıştır. Daha sonra çalışmalar hypocaustlu mekana kaydırılmıştır. Bu alanda yağmurdan dolayı duvarlar arasında harç kaybını ve duvarların yeniden bitkilenmesini önlemek amacıyla, kiremit tozu, mermer tozu, sönmüş kireç, dere kumu ve renk verici pigment kullanarak bir karışım hazırlanarak, duvarlar derzleri doldurulmuştur (Resim 45 ). Duvarların yıkılmış yerleri orijinal malzeme kullanılarak tamamlanmıştır (Resim 46 ). Hypocaustlu mekanda tespit edilen pilae’ler restore edilmiş ve jeotekstile sarılıp, tüm alan dere kumu ile kapatılmıştır. Daha sonra restorasyon çalışmaları duvarların üzerine kaydırılmıştır. Duvarların yağmur suyunu içine almaması için duvarların üzerinde keeping çalışması yapılmıştır (Resim 47 ). Çalışmaların sonunda,  daha önceki kazı sezonlarında kazılan mekanların zeminlerindeki derz izlerinin kaybolmasını  önlemek amacıyla bu mekanların zeminlerine jeotekstil serilerek 0.20 m. kalınlıkta dere kumu ile kapatılmıştır. Tüm uygulamaların ardından yapıdaki çalışmalara son verilmiştir.

0
0
0
s2sdefault
powered by social2s