2009 YILI KAZI ÇALIŞMALARI
 
NEKROPOL                         
             Nekropol alanındaki 2009 yılı kazı sezonu çalışmalarına, 2008 yılında çalışılmaya başlanan C4b ile bunun hemen batısında, bu sezon başlanan D4a açmalarında devam edildi (Çizim 1 ).  C4b açmasının önceki yıl çalışmalarında yarım bırakılan kuzey kısmında -45 / -90 cm. arası kotta Düz Semerdam Kiremit Mezar tipindeki M121, aynı kısımda yaklaşık -140 / -150 cm. arası kotta ise oldukça tahrip olmuş iki Basit Toprak Mezar M122 ve M123 ortaya çıkarılmıştır. Açmada -150 / -240 cm. kota kadar olan seviye aralığına inildiğinde, iki Dışbükey Semerdam Kiremit Mezar ile doğu yarısı tamamen tahrip olmuş bir Düz Semerdam Kiremit Mezar ile karşılaşılmıştır ( Resim 1 ). Bu mezarlardan kremasyon gömünün uygulandığı, M127 olarak adlandırılan mezardan 12 pişmiş-toprak unguentarium, 1 pişmiş-toprak lagynos ve 1 pişmiş-toprak geniş ağızlı kap ele geçerken, diğer mezarlardan birkaç ölü hediyesi ve birkaç bronz sikke dışında buluntu ele geçmemiştir. Bu seviyenin altında  -240 / -310 cm. arası kotta ise, biri kumtaşı, ikisi mermer levhalardan yapılmış 3 Taş Sandık Mezar ile doğu yarısı bu taş sandık mezarlar tarafından tahrip edilmiş bir Basit Toprak Mezar ortaya çıkarılmıştır. Bu mezarlardan TSM10 içerisinden bazısı yuvarlak, bazısı da kare olan 37 altın pul ile bunların arasına yerleştirilen 170 ince uzun boncuk parçası ve küçük boncuklardan oluşan altın bir diadem, Eros figürlü 2 altın küpe, 1 kaşlı altın yüzük ve 1 adet de altın yüzük halkası ele geçmiştir ( Resim 2 ). Bu mezarın yaklaşık 50 cm. daha alt seviyesinde ortaya çıkarılan diğer iki Taş Sandık Mezardan ilki olan ve TSM11 olarak adlandırılan mezardan, alt kısımlarına geçirilmiş bronz parçalarla kurşun bir bant üzerine aplike edilmiş, çok ince altın kaplama pişmiş topraktan küçük yuvarlak boncuklara sahip, taklit (imitasyon) olarak nitelendirilebilecek, olasılıkla iki pazubente ait aşırı derecede tahrip olmuş parçalar, kırık vaziyette demir strigilis ve mezar kapağı kırılarak sonradan konulduğu anlaşılan, kremasyon gömüye ait urne kabı olarak kullanılmış, parçalar halinde bir hydria ele geçmiştir. Bu mezarın hemen güneyine bitişik bulunan ve TSM12 olarak adlandırılan mezarın içinde aşırı derecede erimiş bir kadın iskeleti bulunmuştur. İskeletin baş kısmında meşe yapraklı altın bir taç–diadem, boyun kısmında ise, üzerleri çok ince altın kaplamalı pişmiş toprak boncuklardan yapılmış taklit bir kolye ya da taç olduğu düşünülen bir takıya ait parçalar ele geçmiştir ( Resim 3 ).
C4b açmasının doğusunda yer alan ve C4b ile arasında yaklaşık 100 cm.’lik kot farkı bulunan D4a açmasında yapılan çalışmalarda ise -40 / -150 cm. arası kotta, içinde ele geçen iskelet kalıntılarından 2 veya 3 yaşlarında bir çocuğa ait olduğunu düşündüğümüz bir Amphora Mezar, ayrıca; yerel kayaç taşından yapılmış, içerisinde yetişkin bir erkek iskeletine ait kemikler ile birlikte bronz bir sikke bulunan, basit işçiliğe sahip bir Taş Sandık Mezar; içerisinde çok sayıda cam ve pişmiş toprak unguentarium, lagynos, kadın figürlü kemik toka, kandil ve erimiş bir bronz aynadan oluşan ölü hediyeleri bulunan ve kremasyon gömüye sahip bir Dışbükey Semerdam Kiremit Mezar (M125) ile içerisinde bazıları aşırı derecede tahrip olmuş Eros, Herme, domuz ve kuş figürinleri ile birkaç seramik kap ve bir bronz sikke bulunan çocuk gömüsüne sahip bir Ahşap Tabut Mezar (M124) ele geçmiştir ( Resim 4 ). Bu mezarların dışında bu seviyeye kadar açma genelinde Hellenistik ve Roma Dönemlerine ait çok sayıda seramik parçası, 1 giysili kadın figürini ile 1 cam lagynos bulunmuştur. Bu açmada yaklaşık -240 cm. kota kadar inildikten sonra bu alandaki çalışmalar sonlandırılmıştır.
Nekropol alanının doğusundaki F4d açmasında gerçekleştirilen çalışmalarda ise, açmanın orta kısmında kuzeydoğu-güneybatı yönünde uzanan, güney kısmı açmanın güney kesiti içerisine doğru devam eden -25 / -100 cm. arası kotta bulunan moloz taş temel kalıntısı tespit edildi. Bu moloz taş temel kalıntısının kuzeyinde, doğusunda ve hemen alt kısmında üçü Düz Semerdam Kiremit Mezar, ikisi Dışbükey Semerdam Kiremit Mezar olmak üzere toplam 5 mezar ortaya çıkarıldı. Bu mezarlardan kremasyon gömüye sahip Dışbükey Semerdam Kiremit Mezar tipindeki M130’dan 3 pişmiş-toprak unguentarium, yine aynı tipteki M133’den ise 6 pişmiş toprak unguentarium ve 1 lagynos ele geçti. Moloz taş temel kalıntısının kuzeyinde bulunan, kremasyon gömüye sahip Düz Semerdam Kiremit Mezar tipindeki M131’den, 3 pişmiş-toprak unguentarium, 1 cam unguentarium, 1 pişmiş toprak kandil ile 1 lagynos ele geçerken, aynı tipte olan ve yine kremasyon gömü uygulanan M132’den ise, 2 pişmiş-toprak unguentariuma ait boyun kısmı ele geçmiştir. Kazılan derinlikte en alt seviyede yer alan M134’de ise, bir kadına ait iskelet ve aşırı tahrip olmuş bir kemik kolye ucu dışında buluntu ele geçmemiştir. Açmada yaklaşık -240 cm kota kadar inildikten sonra herhangi bir gömü izine rastlanamadığından, gerekli görsel ve çizgisel kayıtlar alındıktan sonra bu kısımdaki çalışmalar sonlandırılmıştır.
                Alanda 2005 yılında çalışılan F3c ve F4a açmalarının bulunduğu kısımda yapılan temizlik çalışmaları sırasında, F3c açmasının doğu kesiti içerisinde görülen izler sonucu, bu kısma doğru girilen cepte ise biri -40 cm. diğeri -100 cm. kotta iki tahrip olmuş mezar tespit edilerek açılmıştır. M135 ve M136 olarak adlandırılan bu iki mezardan, çok sayıda unguentarium birkaç pişmiş toprak figürin ve iki bronz sikke ele geçmiştir ( Resim 5 ).
                Yaklaşık 40 gün devam kazı çalışmalarının ardından uzman restoratör gözetiminde yaklaşık 15 gün boyunca alanda daha önceki çalışmalarda ortaya çıkarılan taş sandık mezarlar, anıt mezarlar, pithos mezar ve taş döşeli yolda belirlenen tahribatlar giderilerek bunların restorasyonu yapıldı. Bu çalışmaların yanı sıra antik kentin yer aldığı Kemer Köyü’nde bulunan bir köy evinde önceki dönemlerde fırın hamur teknesi olarak kullanılmış bir lahit olduğu belirlenerek, bunun alandaki diğer mezarlarla birlikte teşhirinin sağlanması amacıyla, çift kullanımlı lahit vinç yardımıyla alınarak, geçici olarak nekropol alanındaki AM2 olarak adlandırılan anıt mezar podyumu üzerine yerleştirildi.
 

ROMA HAMAMI 
             Roma Villası’nda bu sezonki çalışmalar kent karolajına göre; 1345-1255, 1340-1255, 1335-1255’nolu üç açmada yürütülmüştür. Çalışmalara 1345-1255 nolu açmada 2008 kazı sezonunda bırakılan derinlikten devam edilmiştir. 1340-1255, 1335-1255 nolu açmalarda çalışma kolaylığı için, açmalar basamaklı şekilde, iki açmada beraber çalışılmıştır. Bu çalışmalar sırasında bol miktarda hayvan kemiğine rastlanmıştır. Bunlar, kazıda görevli antropolog tarafından temizlenip incelendiğinde; kemiklerin domuz ve köpek gibi küçükbaş hayvanlara ait ruminant kemikleri ve inek, öküz, at gibi büyük hayvanlara ait ruminant kemikleri oldukları anlaşılmıştır. Özellikle küçük ve büyük ruminant kemiklerinde keskin alet izlerine rastlanmıştır. Bu darbe izleri bize, hayvanların kesilip tüketildikten sonra kemiklerinin buraya atıldığını göstermektedir. İlerleyen çalışmalarda farklı kotlarda, bol miktarda istiridye kabuğu görülmüştür. Bu istiridyelerin de tüketildikten sonra buraya atıldığı düşünülmektedir. Küçük bir alanda bu kadar çok hayvan kemiği ve istiridye kabuğu görülmesi, villanın geç dönemlerde terk edildikten sonra, çöplük olarak kullanıldığını düşündürmektedir. Yapılan çalışmalarda alanda bol miktarda Roma Dönemi’ne ait seramik parçaları (ağız, dudak, gövde), kandiller, kırık cam kap (kadeh) parçaları ve Roma dönemine ait aşırı korozyonlu sikkeler bulunmuştur. Bu parçalar içinde en ilginç olanı ise, muhtemelen bir cam kaba aplike şekilde yapıştırılmış bir grotesktir. Ayrıca, 1340-1255 nolu açmada, hemen kapının seviyesinde orijinal yeri belli olmayan, fakat villaya ait olabilecek renkli taşlı geometrik desenli mozaik parçalarına rastlanmıştır. 
Parion Roma Villasında bu sezonki çalışmalarda yapının ısıtma sistemine (Hypocaust) ait kalıntılar da ortaya çıkarılmıştır. Bu alanlarda yapılan çalışmalarda künkler, yuvarlak ve kare tuğla sütunlu (=pilae)  hypocaust sistemine ait olduğu düşünülen minik payeler ele geçmiş ve bunların bazılarının tümüyle tahrip olduğu görülmüştür ( Resim 9 ). Pilaelerin, doğu bölümde yuvarlak tuğla sütunlu, batıda ise kare tuğla sütunlu olduğu izlenmektedir. Bu pilaelerle alanda bir asma zemin oluşturulduğu ve burada ele geçen ince mermer kaplama levhalardan dolayı da, bu zeminin üzerinin mermerle kaplandığı sonucuna varılmıştır ( Resim 10  ).
1335-1255 nolu açmada kuzeye bakan duvarda -200 cm. kotta kemerleme sistemi ile oluşturulmuş kapı ya da dehliz benzeri mimari bir elemana rastlandı. Bu kemerli yapının uzantısının, yapının kazılmayan diğer bölümlerine uzandığı görülmüştür.  Ayrıca açmanın kuzeybatı köşesinde yine hypocaust sistemine ait olabileceği düşünülen bir yapı ortaya çıkarıldı. Bu yapının etrafı ve üstü tamamen kapatılmıştır. Yapının içi incelendiğinde boş olduğu ve kazılmayan diğer odaya kadar ilerlediği görülmektedir. Fakat bu yapının diğer odada nereye kadar gittiği toprak birikintisi nedeniyle anlaşılamamıştır. İleriki sezonlarda yapılacak çalışmalar bu iki mimari elemanın işlevi hakkında daha detaylı bilgilerin elde geçmesine yardımcı olacaktır. Yapılan çalışmalarda ele geçen pişmiş toprak boş tüplerlerle  (spacer tubes)  iç kısımları boş bırakılmış duvarlar, villanın duvarlarının da ısıtıldığını göstermiştir. Duvar yüzeyinin birbirlerine kenetlenmiş tuğlalardan oluşan spacer tubelar sayesinde ana duvarla tuğlalar arasında bir boşluk oluşturulduğu, bu boşluğun da Hypocaust’ a bağlandığı düşünülmektedir. Aynı yerde demir çiviler de ele geçmiştir. Böylece, spacer tubeların bu çiviler yardımıyla duvara tutturulduğu anlaşılmaktadır. Ele geçen veriler doğrultusunda yapının hem zeminden, hem de duvarlardan ısıtılmış olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır ( Resim 11  ).

 

AGORA ve DÜKKANLAR (SONDAJ 1)   

Kent tiyatrosunun batısında yer alan ve SDJ 1 olarak adlandırılan bu alandaki çalışmaların amacı, doğu-batı yönünde kesme taş bloklardan oluşan ve güneyde giriş bölümü tespit edilen yapının, işlevini anlamak; ayrıca geç dönem eklentilerinin tarihini ve kullanım amaçlarını tespit etmekti. Bu amaçla kazı dönemi boyunca SDJ 1 de 5x5 m ölçülerinde 6 açmada çalışılmıştır. Bu açmalar sırası ile 1360-1350, 1365-1345, 1365-1350, 1370-1350, 1375-1350, 1380-1350’ dir.

1360-1350: Geçen yıllarda bu bölümde -150 cm. kota kadar çalışılmış, geç dönem duvarı ve altında devşirme olarak kullanılan 168 cm uzunluğunda bir sütun gövdesi tespit edilmişti. Burada yapılan çalışmalarda sütun iyice açığa çıkartılmış ve zemin seviyesinde olduğu görüşmüştür. Ayrıca orijinal yapıya ait olan geison da bu çalışmalar sırasında açığa çıkartılmıştır. Orijinal kapının bulunduğu bu açmada zeminin oldukça sağlam olduğu görülmüştür.

1365-1345:  Bu açmada yapılan çalışmalarda, 1365-1350 açmasında tespit edilen duvarların kuzeye doğru devam ettiği ve kuzeyde açma kesitinde girişler bırakılarak yeni duvarların başladığı görülmüştür.

1365-1350: Bu açmada çalışmalara geçen yıl başlanmış ve doğu-batı yönündeki duvarların bu bölümde de devam ettiği görülmüştü. Bu yıl yapılan çalışmalarda -185 cm ye kadar inilmiş ve büyük bölümü tahrip edilmiş orijinal zemine ulaşılmıştır. Çalışmalar sırasında bu açmada orijinal taş sırasının tahrip edilerek bir giriş oluşturulduğu ve bu girişe de mermer bloklardan kapı lentosu ve sövesinin yerleştirildiğine tanık olunmuştur. Ayrıca orijinal yapının kuzeyinde ve güneyinde moloz taşlardan yapılan ikişer duvarın eklendiği anlaşılmıştır (Resim 14 )

1370-1350: Bu bölümde yapılan çalışmalarda geç dönem kapı girişi tamamen ortaya çıkartılmış ve doğuya doğru kesme taş sıralarının ve orijinal zeminin devam ettiği görülmüştür. Bununla birlikte çalışmalarda doğuya gidildikçe, zeminde ve orijinal duvar sırasında tahribatın arttığı anlaşılmıştır.

1375-1350:  Çalışmaların başlangıcında kuzey-güney yönünde uzanan 2 duvar kalıntısı tespit edilmiştir. İlerleyen dönemde, orijinal duvarların ve zeminin tamamen tahrip edildiği görülmüştür. Bu bölümde temel kalıntısının kuzeyinde yapılan çalışmalarda ana toprağa ulaşılmıştır.

1380-1350: Bu açmada yapılan çalışmalarda, kuzey-güney yönünde devam eden 2 duvar daha tespit edilmiştir. Bu duvarların doğrultuları ve ölçüleri göz önünde bulundurulduğunda, batıda tespit edilen diğer 2 duvar ile aynı odaların parçaları olduğu düşünülmektedir. Açmada çalışmalar ilerledikçe bir-iki yerde orijinal zeminin korunduğu görülmüştür. Ayrıca açmanın doğu kesitinin hemen yakınında orijinal duvar sırasına ait kesme taş blok ta açığa çıkartılmıştır.

                  Bu yıl 6 açmada yapılan çalışmalarda yapının farklı dönemlerde en az 3 kere kullanıldığı anlaşılmıştır. Doğu-batı yönünde uzanan ve ana kayaya basamaklı bir şekilde yerleştirilen orijinal yapı yoğun bir tahribata uğramıştır. Orijinal yapının nasıl tahrip edildiği tam olarak bilinmemekle birlikte, kentin diğer yapılarında da bu tahribatın izleri görülmektedir. Çalışmalarda yapının geçen yıllarda tespit edilen geç dönem eklentilerinin bir kısmı daha açığa çıkartılmış ve 2 evreli bir gelişimi olduğu anlaşılmıştır.  Orijinal dönemin yanında, 2. ve 3. evre olarak adlandırılan bu dönemlerin ikisi de yangın ile tahrip olmuştur (Resim 15 ). Bunun kalıntıları tüm açmalarda ve açma kesitinde net olarak görülmüştür. 2009 sezonunda, 6 farklı açmada yaklaşık 150 m²’lik alan tümüyle kazılmasına rağmen yoğun tahribat nedeniyle orijinal yapının işlevi anlaşılamamıştır. Bununla birlikte yukarıda ayrıntıları ile anlatılan SDJ 1 yapısında 16 sı envanterlik 69 sikke, 2 tane ince grenli beyaz mermerden yapılmış küçük heykel bacağı, 2 terracotta figürin, kemik eserler, seramik parçaları ve farklı mimari elemanlar gün yüzüne çıkartılmıştır.

                Parion antik kenti 2009 yılı kazı ve restorasyon çalışmalarında bu 5 farklı alandan ele geçen tüm buluntuların günlük olarak bütün çizgisel ve fotografik kayıtları tutularak tüm veriler file maker, corel draw, autocad, netcad gibi programlar yardımıyla kayıt altına alınmıştır. Ayrıca ÇOMÜ Çan Meslek Yüksek Okulu’ndan seramik uzmanı Öğr. Gör. Onur ÖZTÜRK’ün yardımlarıyla bölgeden toplanan kil örnekleri ile seramik yapımı denemeleri de yapılmıştır.

TİYATRO               

2009 sezonu kazı çalışmaları 5x5m ölçülerinde açılan 1285-1275, 1290-1275, 1295-1275 karolaj numaralı açmalarda ve 2008 kazı sezonunda çalışmalarına başlanan A7 açmasında gerçekleştirildi (Resim 29). 1285-1275 karolaj numaralı açmada yapılan çalışmalar sırasında -86 cm. kotta Medusa başı parçası, -115cm. kotta ise 1 korozyonlu sikke ve mimari parçalar, -163 cm. kotta bitkisel bezemeli mermer blok parçası, -230 cm. kotta burgu yivli sütun parçası ve ion tipi sütun parçası ele geçti.

1285-1275 karolaj numaralı açmanın kuzeydoğusundaki 1295-1275 karolaj numaralı açmada yapılan çalışmalarda, kuzeybatı köşede -100 cm. kota ulaşıldığında kenetlerle bağlanmış mermer bloklardan oluşan bir duvara rastlandı. Bu mermer blokların ortası, harçla birleştirilmiş moloz taşlarla doldurulmuş şekilde bulundu. Açmanın kuzey sınırında  -184 cm kotta, 168 cm. uzunluğunda 106 cm. genişliğinde üzeri kabartmalı mermer friz parçası bulundu. Üzerinde bir insan, bir hayvan ve bir de fantastik yaratık (?) işlenmiş blokta uzunluk 92 cm, genişlik ise 68 cm dir. Figürler yüksek kabartma olup, ortalama yükseklikleri 3-9 cm arasındadır. İnsan figürünün boyu yaklaşık 61 cm, köpek ya da tazı olabileceğini düşündüğümüz figürin ve önündeki yılan kuyruklu fantastik bir yaratığa ait olabileceği düşünülen figür parçasının yüksekliği ise 49 cm.’dir (Resim 6 ) . Friz üzerinde diş sırası, onun üstünde halat motifi ve onun da üzerinde bitkisel bezeme bulunmaktadır. Aynı alanda -184 cm. kotta skenefrons’a ait olduğu düşünülen alınlık parçası ortaya çıkarıldı (Resim 7 ). Üzerinde bir yunus balığı, ve önünde Capricorn olarak adlandırılan keçi başlı ve keçi ayaklı balık gövdeli mitolojik yaratık betimlenmiştir. Alınlığın yan kısmında ise, kanatlı iki yılanın çektiği bir arabayı kullanan kadın figürü betimlenmiştir. Bunun Roma dünyasında tapınım gören tanrıça Ceres olduğu düşünülmektedir. Daha önce ele geçen ve üzerinde bir erkek ile bir köpek ve fantastik yaratığın tasvir edildiği friz parçasının, alınlığın yan yüzündeki kabartmanın devamı olduğu sonucuna varıldı.

Sahne binasının dış duvarında yüzeyden -202 cm. kotta 48 cm. genişliğinde 2 tane, profilli konsol bulundu. Sahne binasının iç kısmında ise arazinin eğiminden dolayı farklı kotlarda yer alan 3 sütun tamburu parçası tespit edildi. 1285-1275 karolaj numaralı açmanın kuzey sınırında ele geçen sütun işlenmemiş olup -180 cm. kottadır. Ortadaki sütun ise -215 cm. kottadır ve o da işlenmemiştir. Kapı girişinin yanındaki bir diğer sütun ise -220cm. kotta ele geçmiştir. Sahne binasının duvarının önünde ise, birbirine kenetlerle bağlanmış mermer blokları ele geçmiştir.

1290-1275 karolaj numaralı açmada devam eden çalışmalarda, Geç dönem duvarı kaldırıldı. İki parça halinde ele geçen ion sütun tamburu parçası yerinden kaldırıldı ve geçici olarak sahne binasının duvarının üzerine taşındı. Açmanın güney batı köşesinde, paradosun karşısında – 300 cm. kotta, 184x45x35 cm. ölçülerinde, yumurta bezemeli tavan kaseti parçası ortaya çıkarıldı. Bu tavan kasetinin hemen yanında bir tarafı tahrip olmuş bir korinth başlığı ele geçti.

2008 kazı sezonunda çalışılan A7 açmasının kuzey sınırı ile 1290-1275 karolaj numaralı açmanın güney sınırını oluşturan geç dönem duvarı, çalışmalarda tehlike oluşturduğu için kaldırıldı. Bu duvarda dolgu malzemesi olarak kullanılan arşitrav bloğu ortaya çıktı (Resim 8 ). Bu arşitrav bloğunun üzerinde, Eros figürünün tasvir edildiği bir parça ve ion sütun tamburu parçası ele geçti.  Ayrıca blok üzerinde kabartmalı frizin varlığı saptandı. Burada yoğunlaştırılan çalışmalar sırasında, kabartmalı frizin hemen yanında iki tane sütun tamburu parçası ve bitkisel bezemeli mimari parçalar ele geçti.  Domuz avının canlandırıldığı sahnede soldan sağa doğru, tahrip olmuş muhtemelen bir kaplan (?), bir köpek (?) , Eros, mese ağacı, yaban domuzu, köpek (?), Eros, gövdesine yılan sarılmış bir ağaç, iki öküzün çektiği bir araba ve bunun içinde ters olarak yatırılmış bir yaban domuzu ve önünde yine muhtemelen bir aslan figürü betimlenmiştir. Friz üstten lesbos kymationu ile sınırlandırılmış alttan ise yumurta dizisi (ion kymationu), bunun altında iki sıra astragal dizisi ve en altta ise halat motifi betimlenmiştir. Friz  237,5x44x71,5 cm. ölçülerindedir. 1290-1275 karolaj numaralı açmada güneyden kuzeye doğru devam eden çalışmalar sonunda yaklaşık -64 cm. kotta 18,5 cm. uzunluğunda bir fallus ele geçti. 2008 kazı döneminde çalışılan ve A7 olarak adlandırılan açmadaki çalışmalara ise, kuzeyden güneye doğru devam edildi. Taş ve kök temizleme çalışmaları yapıldı. Kazılan alanın sınırlarında kalan 1137cm. uzunluğunda ve 330cm. yüksekliğinde Bizans sur duvarı temizlenerek ortaya çıkarıldı. Çalışmalar sonunda çıkan kabartmalı frizler koruma amacıyla üzerlerine jeotekstil kaplanıp, restorasyon çalışmalarında kullanılmak üzere, bulunduğu yerde koruma altına alındı.

 

YAMAÇ HAMAMI                    

Yamaç hamamı olabileceği düşünülen alandaki 2009 sezonu çalışmalarına,  önceki sezonda çalışılan 1490-1250 karolaj numaralı 5x5 m. ölçülerindeki açmanın batısındaki yeni açmada devam edilmiştir. 1490-1250 açmasındaki duvarın batı yöne doğru devam eden uzantısını belirlemek amacıyla, bu alanda yapılan temizlik çalışmalarının ardından yapının işlevinin anlaşılabilmesi için, seviye inme çalışmalarında bulunulmuş, doğu-batı yönünde uzanan duvarın, 1485-1250 açmasında da devam ettiği görülmüştür.

Açmanın kuzeybatısında -105 / -110 cm. arası kotta oldukça düşük kondüsyonlu sikkeler ile yine bu seviyede 4 adet birbirinden farklı şekillerde cam boncuk ve tesseraları siyah, açık pembe ve beyaz renklere sahip bir mozaik parçası ele geçirildi. Bu mozaiğin hemen 20 cm. doğusunda aynı mozaiğe ait olduğu düşünülen aynı renk tesseralara sahip daha küçük boyutlu bir mozaik parçasına ile profilli mermer duvar kaplamalarına rastlandı. Kuzeybatıda -115 / -120 cm. arası kotta, kuzeyde ise -175 cm. kotta çok sayıda korozyona uğramış sikkeler çıkmaya devam etti. Ayrıca bu seviyelerde çeşitli seramik parçalarına ve açmada sık rastlanan, küpe olduklarını düşündüğümüz metal parçalara da rastlandı.

 Açmanın kuzey yönünde yoğunlaşan kazı çalışmalarında harç parçaları arasında metal çiviler ele geçerken, aynı kısımda -220 cm. derinlikte, 8 cm. uzunluğa sahip, ucu kırık, diskusunda herhangi bir figür yer almayan, kenarında konsantrik daireler bulunan bir kandil ele geçti. Açmada sikkelerin yoğun olarak çıktığı kuzey-batı bölümde Roma Villası’nda ele geçen sıvalarla benzer nitelikte, ince, renkli bir sıva parçasına da ulaşıldı. Son yapılan çalışmalarda ise genellikle Geç Roma Dönemi hamamlarında görülen “spacer tube” olarak adlandırılan duvar ısıtma sistemine ait elemanlar ortaya çıkarıldı.

Açmada -210 cm. kota gelindiğinde kuzeydoğu köşede yer alan su künkünün hemen yanında yeni bir duvar örgüsüne rastlanırken, -288 cm. kotta da iki kenarında boynuza sahip miğferi bulunan bir terrakota Athena başı ele geçti (Resim 12 ). Açmanın güneyinde duvar kenarında zemini bulma amacıyla gerçekleştirilen sondaj çalışmasında, ana toprağa ulaşıldı. Bu aşamadan sonra 1485-1250 açmasındaki çalışmaların yanı sıra açmanın güneybatı tarafına 5x5 m. ölçülerinde yeni bir açma açıldı. Bu yeni açmanın kuzey tarafında -80 cm. kotta düzgün kesilmiş blok taşlardan oluşan tahrip olmuş vaziyette bir zemin olduğu belirlendi. -105 cm. kotta açmanın doğu tarafındaki duvarın önünde, 1495-1250 açmasında ortaya çıkan su künkü ile bağlantılı olmayan ve yukarıya doğru dirsek yaparak yükselen, büyük olasılıkla yapının üst katına ait, bir su künkü ortaya çıktı.

1495-1255 açmasında çalışmalara seviye inilerek başlandı. -170 cm. kota gelindiğinde 1495-1250 açmasında ortaya çıkan su künklerinin devamı niteliğindeki, kıvrım yaparak güneye doğru devam eden su künkleri tamamen ortaya çıkarıldı. Açmanın doğusunda ortaya çıkan kuzey-güney yönünde uzanan duvar örgüsünü takip etmek amacıyla 1495-1255 açmasının hemen doğusuna 1500-1255 karolaj numarasına sahip bir açma daha açılması uygun görüldü. Açmada -50 cm kota gelindiğinde kuzey-güney doğrultusunda uzanan bir duvar örgüsü ortaya çıktı (Resim 52). -60 cm. kotta kuzey-güney yönde uzanan duvarı doğu-batı yönünde kesen paralel iki duvarın kestiği görülürken, -98 cm. derinliğe gelindiğinde duvar örgüsünün değiştiği, yani iki evreli bir duvar örgüsü olduğu gözlendi. Çalışmalarda -220 cm kota gelindiğinde kazılan yerde toprağın sertleştiğine tanık olundu. Diğer açmalarla seviyeyi eşitlemek amacıyla açmanın kuzeyine 1500-1250 karolaj numaralı yeni bir açma açıldı. Bu kısımdaki çalışmalarda -30 cm kota gelindiğinde zemine ait olan çok sayıda kiremit parçaları ile künk parçaları ortaya çıkarılırken, açmanın güneydoğu köşesinde apsisli bölüm ile doğu tarafında kiremitlerin aralarından harç kullanılarak üst üste sıralı biçimde konmasıyla oluşturulmuş ayaklar ortaya çıktı. Bunların hemen yanında künk parçalarının da ele geçmesi ve yoğun bir şekilde is izine rastlanması burada bir hypocaust sisteminin var olabileceğini akla getirmiştir (Resim 13 ).

 

0
0
0
s2sdefault
powered by social2s