PARİON 2008 SEZONU KAZI ÇALIŞMALARI SONUÇ RAPORU

GÜNEY NEKROPOL 

Parion Güney Nekropolü 2008 çalışmaları nekropol alanında genel bir temizlik ve düzenleme çalışmasından sonra, önceki yıllarda belirlenen kareleme sistemine göre oluşturulmuş C4b, C4d ve A4d açmalarında gerçekleştirilmiştir.

Bu açmalardan ilk olarak başlanan 5x5 m ölçülerindeki C4d açmasında yaklaşık  -150 cm kota kadar dağınık vaziyette moloz taş kalıntıları ve birkaç hayvan kemiği ile az sayıda seramik parçalarının bulunduğu dolgu toprak kaldırıldıktan sonra, açmanın kuzey yarısında her ikisi de hafif kuzey doğu güney batı yönünde uzanan iki kiremit mezar tespit edilmiştir.

            Bu mezarlardan M105 tek sıra dışbükey kiremitle kaplı ve inhumasyon gömüye sahip olup, mezar içerisinde iskeletin ayakucu olan batı kısımdan biri kırık ve eksik parçalı iki pişmiş toprak lagynos ile iskeletin başının yanında uzun boyunlu bir cam unguentarium ve ağız kısmından aşırı korozyonlu bir bronz sikke ele geçmiştir (Resim 14 ). Bu mezarın hemen altında yine aynı doğrultudaki M106 ise inhumasyon gömüye sahip Basit Toprak Mezar tipindedir ve kırık vaziyette uzun boyunlu bir pişmiş toprak unguentarium, bir kandil ve birkaç deniz kabuğundan oluşan ölü hediyelerine sahiptir. C4d açmasında -230 cm koddan  -350 cm koda kadar devam eden, kesilmiş kumtaşı plakaların üst üste yerleştirilmesiyle oluşturulmuş bir alan belirlenmiştir. Açma içerisinde kuzey doğu yönde uzanan, güney ve batı taraflarda açılmamış alanlarda da devam eden bu yapı üst üste yerleştirilmiş dört sıra kumtaşı blok istifinden oluşmaktadır (Resim 15 ). Bu blokların kuzey uçtakilerin uç kısımlarındaki biçimsiz kesilme izleri ve nekropol alanında daha önceki çalışmalarda ortaya çıkarılan Taş Sandık Mezarlarda kullanılan kumtaşı blokların kalınlıklarına yakın ölçülerdeki taş boyutlarından bu yapının bir lahit işliği olabileceği fikri akla gelmektedir. Bu yapının kuzey bitimindeki uç kısımları düzensiz kesik blokların ön kısımlarında bulunan kumtaşı blok yongaları ve plakaların üzerinde, bu kumtaşı blokların konularak işlendikleri tezgâh olarak düşünülen dikine yerleştirilmiş blok bu fikri destekler niteliktedir.

C4d açmasının kuzeyindeki C4b açmasında kesit içerisinde belirlenen mezarlar bulunduğu için kesit içerisine doğru girilen kısımda çok az kuzeybatı – güneydoğu yönde uzanan, -125’ den  – 190 cm kot arasındaki seviyede, üst üste yerleştirilmiş üç mezar ortaya çıkarılmıştır. Bunlardan en üstteki M104’de, batı yarısı tahrip edilmiş, Düz Semerdam Kiremit Mezar tipinde, kremasyon gömü uygulanmış olup; bir lagynos, iki kandil, bir demir strigilis ve korozyonlu bir bronz sikkeden oluşan ölü hediyeleri ele geçmiştir (Resim 16 ). Bunun hemen altındaki M107 Dışbükey Semerdam Kiremit Mezar tipinde, iç kısmında ahşap bir tabutun kullanıldığını gösteren çivilerin bulunduğu, baş kısmı batıda yer alan iskeletin kemikleri üzerindeki izlerden anlaşıldığı kadarıyla az derecede yakılmış kremasyon gömünün uygulandığı bir mezardır (Resim 17 ). En altta yer alan M108 ise yine Dışbükey Semerdam Kiremit Mezar tipinde, kremasyon gömüye sahip olup; iğ gövdeli konik ayaklı unguentariumlar, tek kulplu kap, lagynos, kandil, uzun kulplu tava biçimli bronz bir kap, içerisinde demir bir kaşığın bulunduğu cam kâse ve üzerinde ön yüzde imparator büstü, arka yüzde Capricorn betimi ve dikdörtgen bir çukurluk içerisinde (CGI)HP (COLONIA GEMELLA IULIA HADRIANA PARIANA) lejandı bulunan, birçoğu aşırı korozyona uğramış çok sayıda sikkeden oluşan ölü hediyeleriyle çok zengin bir buluntu grubu sergilemektedir (Resim 18 ).

C4b açmasının güney kesitinde girilen kısımdan sonra açmada 3.5x5 m.’lik alanda yapılan çalışmalarda  -25 cm derinlikteki seviyede bir kısmı açılmamış kısımda kalan inhumasyon gömüye sahip M109, -25 ile  -80 cm arasındaki kodda ise, hepsi hafif kuzeydoğu – güneybatı yönünde uzanan beş mezar (M110 – 114) ortaya çıkarıldı (Resim 19 ). Bu mezarlar yüzeye yakın oldukları için oldukça tahrip olmuşlar ve  aralarında kandil, cam unguentarium, demir strigilis ve tek kulplu kabın da bulunduğu az sayıda buluntuya sahiplerdir ( Resim 20  –  Resim 21 ). Bu alanda yapılan ikinci seviye çalışmalarında -80 ‘den  -150 cm koda kadar olan kısımda üst seviyede olduğu gibi hafif kuzeybatı – güneydoğu yönünde uzanan beş kiremit mezar  daha tespit edilmiştir (Resim 22 ). Bu mezarlardan M120 dışındakiler Düz Semerdam Kiremit Mezar tipinde olup; üçü kremasyon biri inhumasyon gömüye sahiptir. Bu mezarlardan M116 bazıları kırık ve eksik parçalı altı unguentarium ile birinin parçaları eksik olduğu için ölü gömme ritualleriyle ilişkili olarak kullanılıp kırılarak bırakıldığını düşündüren iki lagynos ve mezarın yakınından ele geçmiş bir rahip (?) figürininden oluşan ölü hediyelerine sahiptir (Resim 23 ). Bu seviyedeki bir diğer Düz Semerdam Kiremit Mezar M117 ise, yine kremasyon gömüye sahiptir ve kırık vaziyette dört unguentarium, bir demir strigilis ile birlikte mezar içerisinden ele geçen, üzerinde zifaf sahnesinin betimlendiği matara türü kapla dikkati çekmektedir (Resim 24  - Resim 25 ).

Nekropol alanında çalışılan A4d açmasında ise, yüzeydeki dolgu toprağı ve çöplük kalıntılarının yaklaşık -100 cm derinlikteki kısmından itibaren görülmeye başlanan buluntunun mermer bir lahit olduğu tespit edilmiştir. Bu kısımda yapılan çalışmalar sonucu yaklaşık -250 cm derinliğe kadar inilerek kapağı ve teknesi güneye doğru devrilmiş lahit ve kapağı ortaya çıkarılmıştır. Çalışmalar sonunda lahdin yakınında birkaç kemik parçası dışında buluntu ele geçmemesinden, bu lahdin daha önce soyulduğu anlaşılmıştır. Lahit teknesi ve kapağı vinç yardımıyla kaldırılarak devrildiği orijinal yerine düz vaziyette yerleştirilip kapağı kapatılarak bırakılmıştır (Resim 26 ).   

 

TİYATRO

Parion 2008 yılı tiyatro çalışmalarına 2007 sezonunda açılmaya başlanan 5x5 m ölçülerindeki A7 açmasında başlanmıştır. Tiyatronun sahne binasını bulmaya yönelik olarak açılan bu açma da, açmanın doğu duvarını oluşturan 110 cm genişliğindeki horasan harçlı moloz taş örgülü geç dönem duvarı boyunca devam ettirilen çalışmalarda bu duvarın 65 cm altında, 40 cm genişliğe sahip ve geç dönem duvarıyla paralel bir şekilde kuzey- güney doğrultusunda devam eden kesme taş blok sırasıyla karşılaşıldı. -105 cm derinliğe ulaşıldığında ise 40cm.lik kesme taş blok sırasının hemen altında yine kuzey güney doğrultusunda 120 cm genişliğinde, 30 cm kalınlığında, uzunlukları farklılık gösteren ve üsteki blok sırasının altına doğru devam eden bir kesme taş sırası daha tespit edildi. Bu taş sırasının hemen üzerinde 130x100 cm boyutlarında ve 30 cm kalınlığında altındaki blok sırasına uyan, ancak nereden düştüğü ve nereye ait olduğu çıktığı belli olmayan bir blok çıkarıldı (Resim 6 ). Yine bu kodda kırık bir taş blok ve üst yapıya ait iki parça halinde birbirini tamamlayan profilli bir başka taş blok bulundu. Açmanın güneyindeki çalışmalarda doğu duvarındaki geç dönem duvarının devamı olduğu anlaşılan bir moloz taş duvar örgülü bir duvar sırasının devam ettiği görüldü. -95cm koda inildiğinde 120 cm lik taş blok sırasının 40 cm altına doğru devam eden 22 cm lik yeni bir kesme taş blok sırası, -175 cm derinliğe ulaşıldığında ise, bu sıranın altında 35 cm kalınlığında bosajlı bir duvarın devam ettiği görüldü. Bu seviyede ki çalışmalarda 60 cm çapında kum taşından, üzerinde dübel delikleri bulunan yivsiz bir sütün gövdesi ortaya çıkarıldı. Batıya doğru yapılan genişleme çalışmalarında bu sütunun 60 cm ilerisinde 50-52 cm çapında ve ilk bulunan sütundan 25 cm daha yukarıda açmaya paralel bir şekilde konumlanmış üzerinde herhangi bir dübel deliği bulunmayan aralarında 138-130cm’lik, bosajlı duvara ise183 cm uzaklıkta 3 mermer sütün gövdesi daha bulundu (Resim 7 ). Yürüme zemininden - 200 cm derinliğe inildiğinde açmanın güney batı köşesinde ikinci sütunun hemen arkasında profilli, 192x44 cm ölçülerinde, 30 cm kalınlığında ve arşitrava ait olduğunu düşündüğümüz taş blok ele geçti. Açmanın güney sınırını oluşturan geç dönem duvarının ise, 175 cm derinlikte son bulduğu anlaşıldı. Açmanın kuzeyine doğru devam eden çalışmalarda ise, içinde Attik Efes tipli bir sütün kaidesinin ve kuzey batı köşesinde ters konmuş akhanthus yapraklı 100 cm uzunluğunda bir bloğun bulunduğu geç dönem duvarı ortaya çıkarıldı. Üç yönde de ortaya çıkan bu geç dönem duvarlarının sahne binasını bölerek farklı bir amaçla kullanıldığı sonucuna varıldı. -2 m derinliğinde ortaya çıkan üst yapıya ait olduğunu düşündüğümüz 13 cm kalınlığındaki mermer plakaların, alanın zeminine doğru yapılan çalışmayı imkânsız kılması ve  her üç yöndeki duvarların genişlemeyi engellemesi sebebiyle A7 açmasının doğusuna geç dönem duvarı batı sınırı olacak şekilde 5x5 m ölçülerinde A8 açması açıldı. Doğudaki yol seviyesinden başlanan çalışmalarda 4,30 m batıya doğru ilerlendiğinde sahne binasının payanda destekli dış duvarına ulaşıldı. 120 cm derinliğe sahip 4 sıra kum taşından oluşan bu duvar örgüsünün geç dönem duvarına olan uzaklığı 35 cm ve geç dönem duvarının 37cm altından kuzeye doğru  devam etmektedir. Sahne binasının dış duvarından doğuya doğru 85 cm çıkıntı yapan bu payandaların her iki yanında sahne binasının üst duvarının 85 cm altında, alta doğru üç profil çizen 50 cm genişliğinde, 30 cm derinliğinde mermer konsollar ortaya çıkarıldı. -120 cm kota ulaşıldığında dış duvarın mermer bloklardan oluşan  5. sırası tespit edildi. Konsolların altından itibaren başlayan bu sıranın malzemesinin değiştiği kum taşının yerini mermer malzemeye bıraktığı görüldü. Dış duvarın 5. sırasından itibaren değişen ve duvar boyunca izleyen bu malzeme farklılığı, yapının iki evreli inşa edildiğini ortaya koymaktadır. Payandalarda ise, mermer blokların devam etmediği görülüyor. Bu da payandaların daha sonraki bir evrede yapılmış olabileceğini göstermektedir. -120cm kodda payandanın solundaki konsolun altında ortaya çıkan hayvan kemiklerinin açmanın güneyinde doğu-batı kesiti boyunca aralıksız devam ettiğine tanık olunuyor. -162 cm koda inildiğinde payandanın hemen önünde 78x70 cm ölçülerinde mermer tavan kaseti ele geçti (Resim 8 ). Altıgen çerçeve içinde üç yapraklı rozet bulunan tavan kasetinin birinci çerçevesinde lesbos - kytmationu, ikinci çerçevede yumurta mızrak ucu ve üçüncü çerçevede ise, kıvrık dal bezemesi bulunmaktadır. Tavan kasetinin kuzeydoğusunda iki yüzünde bezemeler bulunan ve arşitrava ait olduğunu düşündüğümüz, bir tarafında açık ve kapalı palmetlerin yer aldığı 15cm.ik bir bezeme kuşağı, diğer tarafında ise, üst tarafında açık kapalı palmet sırası, altında lesbos - kytmationu ve onun da altında dalga motifli bir kuşağın yer aldığı bir blok  daha ele geçti. Devam eden çalışmalarda sahne binasının dış duvarını takip etmek amacıyla A8 açmasının kuzeyinde 5x5 m ölçülerinde A9 açması açıldı (Resim 9 ). 200cm.lik dolgu toprağın olduğu açmada çok sayıda moloz taş ve kesme taş parçaları bulundu. Açmanın kuzeyine doğru 250 cm ilerlendiğinde 105x107 cm ve 145x65 cm ölçülerinde 35 cm kalınlığında üzerinde kabartmalar bulunan frizlere ait iki mermer blok bulundu (Resim 10 ). Figür yüksekliğinin 60cm olduğu kabarmaların ilkinde Meleager olduğunu tahmin ettiğimiz elinde mızrağı olan bir erkek figürü ile köpeği, ikinci kabarmada ise soldan itibaren Zeus, Athena ve Dionysos figürü bulunmaktadır. Köpekli kabartmanın üst kısmında kademeli olarak dışa çıkıntı yapan, diş sırası, halat motifi, akhanthus yaprakları, dalga motifi, lesbos kymationu ve palmet motifi bulunmaktadır. İlerleyen çalışmalarda dış duvarın payandadan 350cm sonra kesintiye uğradığı ortaya çıkmıştır. Köşesinde özel olarak yerleştirilmiş olan mermer blok bu kesintinin rastlantı olmadığını göstermektedir. Açmanın güney sınırından 380 cm ilerlendiğinde kesintiye uğrayan dış duvarın 165 cm sonra tekrar başladığı görülmüştür (Resim 11 ).  A8-A9 açmasının doğusunda, yürütülen zemin düzeltme çalışmalarında sahne binasın dış duvarına paralel ve 4 m doğusunda 150 cm genişliğinde dışta 30-35 cm kesme blok taş ve içi 80 cm genişliğindeki harçlı moloz taş örgüye sahip sandık duvar tekniğinde yapılmış, üzerlerinde çok sayıda dübel deliği bulunan bir duvar sırası bulundu. Bu duvar sırasının kuzeyinden 365 cm uzaklıkta sahne binasının payandasıyla paralel ve payandayla aynı ölçülerde, sandık duvar üzerinden doğuya doğru çıkıntı yapan bir duvar sırası daha bulundu. Sandık duvarın arkasında bulunan bloğunda payandayla aynı ölçülerde olması 3 payandanın arka arkaya dizildiğini göstermektedir. İşlevinin ne olduğu henüz tam olarak anlaşılamayan bu duvarın ortaya çıkarılması, ardından çevre düzenleme, koruma ve güvenlik tedbirlerinin alınmasıyla tiyatro çalışmaları tamamlanmıştır. (Resim 12  - Resim 13 ).

 

ROMA HAMAMI

Roma villasında 2008 çalışmalarına. 2007 sezonundaki çalışmalarda ortaya çıkartılan, postamentlerin ortasındaki kalan ve açılamayan avlu bölümünün nasıl bir yapıda olduğunun anlaşılması amacıyla bu alanda 3x5 m boyutlu yeni bir açmayla başlanmıştır (Resim 1 ). Bu alanda seviye inildikçe çalışmaların zorlaşması nedeniyle -150 cm kodda açma iki kısma bölünerek çalışmalara devam edilmiştir. Doğu kısımda gerçekleştirilen çalışmalar sırasında bol miktarda kırık seramik parçaları, cam kaplara ait kaide ve dudak parçaları ile yapının duvarlarında ve üst yapısında kullanılmış tuğla parçaları ele geçmiştir.  Bu alanda -150 cm koddan sonra seramik kırıkların fazlalaştığı,  yürüme zeminden -290 cm koda gelindiğinde ise,  önceki yıllarda avlunun inilen seviyesinde zeminin bitmediği, dolgu toprağın devam ettiği görüldü. Bu durum avlunun ortasında kalan kısımda, başka bir mimari öğenin olabileceği düşüncesini akla getirdi. Bu düşünce doğrultusunda yapılan çalışmalarda -290 cm de sütunlarla çevrili alanda havuz (= Pisina)’a ait ilk bulgulara rastlandı. Havuzun zeminine ulaşmak için devam ettirilen çalışmalarda  -310 cm kodda havuzun etrafındaki ikinci basamak sırasına, yürüme zeminden -400 cm koda gelindiğinde ise, havuzun zeminine ulaşıldı. Bu çalışmaların sonucunda havuzun, yapının zemininden basamaklı bir şekilde derinleştiği ve zemininin ise, ortaya çıkarılan diğer bölümler gibi sıkıştırılmış toprak üzerine, büyük bölümü tahrip olmuş ince mermer plakalarla kaplı olduğu anlaşıldı (Resim 2 ). Yapının simetrik bir planda olması nedeniyle sütunlu avlunun batısında kalan duvarın, doğu kısımda da olması gerektiği düşüncesiyle açmanın doğu bölümünde devam ettirilen çalışmalarda yürüme zeminine oldukça yakın bir seviyede bu duvarın varlığı ortaya çıkarıldı. Ortaya çıkarılan doğu duvarının batı yönünden zemine doğru devam eden çalışmalarda ilk önce batı duvarındaki üst yapıdaki atık suların kanala bağlayan künkün aynısı tespit edilmiş ve batıdan gelen kanalın bu bölümde kıvrılarak kuzeye doğru devam ettiği anlaşılmıştır. Çalışmalarda, geçen yıl tespit edilen ancak tam olarak açılamayan batı yönündeki kırık postament temizlenerek ortaya çıkarılmıştır (Resim 3 ). Bu postament 87x90 cm ölçülerinde mermer bir atlık üzerine yer almaktadır. Kırık yerleri incelendiğinde murç izlerinin görülmesi postamentin buradan sökülüp başka bir yerde kullanıldığını akla getirmektedir. Postament atlığı avlunun güney duvarına 125 cm doğu duvarına ise 120 cm mesafededir. Bu kısımdaki zeminin yapısına bakıldığında avlunun tümünde görülen sıkıştırılmış harçlı zeminin üzerine mermer kaplamanın bu alanda da uygulandığı görülmektedir.

Postamentin tamamen ortaya çıkartılmasından sonra çalışma, avlunun ortasında açılmayan kısımlara kaydırılmıştır. İlk olarak daha önceden ikiye ayrılmış ve batı kısmı açılan havuzun zeminini tamamen görmek amacıyla doğu kısımda çalışmalara devam edilmiştir. -120 cm.ye gelindiğinde, yarısı açma sınırında kalmış bir korinth başlığı tespit edilmiş ve bu başlığı ortaya çıkarmak için açma 80x130 cm kuzeye doğru genişletilmiştir. Bu çalışmalar sırasında yapının üst yapısı hakkında fikir veren bir tuğla parçası ele geçmiştir. Tuğlanın yapısı, malzemenin kemerli bir yapıda kullanılmış olabileceğini akla getirmektedir. Tuğlalar birbirlerine paralel değil de, kavis yapacak şekilde harçla tutturulmuştur. Peristilde bulunan sütunlar, birbirlerine ve avluyu çevreleyen duvarlara kemerle bağlanmış olmalıydı. -270 cm.’ye gelindiğinde, havuzu çevreleyen mermer blokların hemen altında güney doğu köşesinde 60x80cm.’lik bir alanı kapsayan ters ve düz düşmüş üzerinde kırmızı, sarı, siyah, mavi, mor, turuncu, yeşil renklerin yer aldığı sıva parçaları ele geçmiştir (Resim 4 ). Üç sezondur Roma Villasında yapılan tüm çalışmalarda hemen hemen her kodda karşımıza çıkan kırık Roma seramikleri, kırık cam kaideler ve dudak kenarları, hayvan kemikleri, bu sektörde de görülmüştür. Ancak havuzun batı kısmında yapılan çalışmalarda bol miktarda tespit edilen seramik, cam ve hayvan kemiklerinin havuzun doğu kısmında azaldığı dikkati çekmektedir. Havuzun tamamında zemine inildiğinde zeminin ve basamakların tamamının mermer ile kaplama olduğu anlaşılmıştır. Havuzun ölçülerine baktığımız zaman; doğudan batıya doğru 5.40 m avlunun revaklı kısmında -130 cm kodda zeminin yer aldığı ve iki basamakla daraltılmış olduğu da tespit edilmiştir.

Peristilin ortasında yolun geçmesinden dolayı bu alan tamamen açılamamış ve havuzun tam planı ortaya çıkarılamamıştır.  Havuz (= Pisina) ‘da çalışmalar sona erdikten sonra avlu (= peristil)’nun batı duvarı ile postamentlerin altlıklarının oturduğu mermer blokların arasında kalan revaklı kısımda çalışmalara devam edilmiş, böylelikle avlunun yolun güneyinde kalan bölümünün tam anlamı ile ortaya çıkarılması amaçlanmıştır (Resim 5 ).  Çalışmalar sonucunda doğu duvarında kapı açıklığı olmadığı görülmüştür. 2007 sezonunda yapılan çalışmalarda batı duvarı üzerinde iki postament arasında kapı açıklığı tespit edilmiştir. -120 cm koda gelindiğinde yarısı açma sınırında kalan bir adet atlığı ile beraber postament tespit edilmiştir. 58 cm yüksekliğinde olan postament açma sınırında kaldığı için tamamı ortaya çıkartılamamıştır. Avluda yapılan çalışmaların tamamlanması sonunda avlunun doğu duvarının hemen doğusuna 5x3m’lik yeni açma açılmış kent karolajina göre bu açma 1345-1255 olarak isimlendirilmiştir.  Burada – 180 cm koda inilmesi, çevre düzenlemesi, koruma ve güvenlik önlemlerinin alınması sonrasında bu sezon çalışmalarına son verilmiştir.

 

YAMAÇ HAMAMI

Parion 2008 kazılarında daha önceki yıllarda çalışılan sektörlerin yanında köylülerden elde edilen bilgiler üzerine, Roma Villasının doğusundaki, yükseltinin yamacında ne gibi bir yapı olduğunun anlaşılabilmesi amacıyla bu kısımda kent karolajina göre 1495-1245 numaralı 3x3 m ölçüsünde “Yamaç Evler” isimli yeni bir açma açılmıştır ( Resim 33  ). Bu açmada çalışmaların başlangıcında – 14 cm kodda birbirlerinden farklılık gösteren, kuzey-güney yönünde uzanan bir duvar örgüsü ile açma içerisindeki 3 m uzunluğa sahip duvarın paralelinde  -58 cm kodda, ikinci bir duvar örgüsü ortaya çıkarıldı. Ayrıca bu yapının altında horasan harcıyla örülmüş zemini kesme taşla kaplı bir zemine rastlandı. Bu duvar örgüsünün devamını takip etmek amacıyla açmanın güneyine 1495-1250 karolaj numaralı 4x4 m ölçülerinde yeni bir açma açıldı. Bu açmanın yüzeyinde tonozlu bir bölüm yer almaktadır. Bu tonozlu bölümün işlevinin tam olarak anlaşılması amacıyla derinlik çalışmalarına başlandı.  Çalışmalarda tonozlu bölümün içerisinde yangın izlerine rastlandı. Ayrıca,  bölümün içinin tonozlu; dışının ise düz bir yapı gösterdiği anlaşıldı. 1495-1245 açmaları arasında bulunan 50 cm genişliğindeki sınırın kaldırılmasının ardından 1495-1245 açmasında yer alan kanal benzeri yapının bu açmada da devam ettiği görüldü. Bu bölümle ilgili daha iyi bir fikre sahip olmak amacıyla batı tarafa 1490 – 1250 karolaj numaralı 5x5 m ölçülerinde yeni bir açma daha açıldı. Fakat bu açmayı iki eşit parçaya bölerek 2.5x2.5 cm ölçülerine getirildi.  Bu yeni açmada -50 cm kodda kuzey-güney doğrultusunda uzanan ve ön yüzü düzeltilmiş yeni bir kanal kalıntısına rastlandı. 1490 – 1250 açmasında -80 cm derinlikte batıdan güneye doğru bir kavis çizen pişmiş toprak künklerden oluşan bir su kanalı ortaya çıkarıldı (Resim 34 ). Diğer bir tarafta tonozlu bölümün içini boşaltma işlemine de devam edilmiştir. Bu çalışmalar sonucunda Tonozlu bölümden 1495-1245 açmasında yer alan kanalın birbirine bağlantılı olduğu anlaşıldı. 1490-1250 açmasında -125 cm kodda yangın izlerine, bunun yanında güneydoğu köşesinde de düzgün taşlardan yapılmış bir platforma rastlandı. Bu alanda yapılan çalışmalarda -170 cm kodda içerisinde devşirme taşlarında yer aldığı iri taşların zemine yerleştirilmesiyle oluşan bir zemine ulaşıldı. Daha sonra 5x5 m lik ölçülü açmanın kalan 2.5 m.lik bölümünün kazı çalışmalarına başlanmıştır. Burada yapılan çalışmalarda -40 cm kodda moloz taşlar,  seramik parçaları, hayvan kemikleri, ağrşak ve terrakota figürün parçalarına rastlandı. Burada görülen yangın izleri yapının küçük çapta bir yangın geçirdiğini akla getirmektedir. Çalışmalara 1490-1250 açmasında zemine ulaşma çalışmalarına  devam edildi. Çalışmalarda  -55 cm koda gelindiğinde 110 cm genişliğinde doğu batı yönünde uzanan, ön cephesi düz, güney kenara 150 cm, kuzey kenara ise 240 cm uzaklıkta bir duvar ortaya çıkarıldı. -150 ile -200 cm kod arasında yoğun bir şekilde Roma Villasında ortaya çıkanlarla benzer renkli duvar sıvası parçaları tespit edildi. Bunlar açma içerisinde çeşitli yerlerde dağınık bir şekilde bulunmaktadır.  Yine aynı seviyede yoğun bir yangın tabakasına rastlandı. Bu yangın tabakası açmanın hemen hemen her bölümünde gözlenmektedir. Bu da yapının ağır bir yangın geçirdiğini göstermektedir. Yine aynı seviyede açmanın güney tarafında yoğun olarak oldukça korozyonlu sikkeler ortaya çıkarıldı (Resim 35 ). Burada aynı tip sikkelerin yoğun bir şekilde ele geçmesi, bunların bir definenin parçası olabileceği ya da burada ticari faaliyet gösteren bir yapının olabileceğini akla getirmektedir. Çalışmalarda -335 cm kota gelindiğinde duvar yapısının değiştiği görülmüş. Buda yapının iki evreli olabileceğini düşündürtmüştür. Açmada farklı seviyelerde çeşitli seramik ve cam parçalara, metal parçalara ve toka, yüzük taşı, pişmiş toprak figürün parçalarına rastlanmıştır. Çalışmalar sonucunda açma -360 cm kodda bırakılarak genel düzenleme temizliğin ardından çalışmalara son verilmiştir (Resim 36 ).

 

AGORA ve DÜKKÂNLAR (SDJ 1)

Parion 2008 kazılarında çalışılan bir diğer alan, köylüler tarafından “Harman Yeri” olarak adlandırılan ve ilk olarak 2006 yılında çalışılan,  2007 yılında ise, çok küçük bir bölümü açılan alandır (Resim 27 ). Bu bölümde yapılan kazıların amacı, batıya doğru 20 m devam eden kesme taş bloklarla oluşturulmuş duvarların nasıl bir yapıya ait olduğunu anlamak ve 2006 yılında güneyde tespit edilen kapı açıklığından doğuya doğru giderek bu bölümü de ortaya çıkartmaktı.

Buradaki çalışmalarda güneydeki kapıya bir basamakla girildiği ve yürüme yolunun kesme taş bloklarla döşendiği görülmüştür ( Resim 28  - Resim 29  ). Yine kapı bölümünde yanık izleri ve metal curufu kalıntıları tespit edilmiştir. Devam eden çalışmalarda kapının batısında yaklaşık 50 cm kota inildiğinde büyük bir sütun tespit edilmiştir. Bu sütun 2006 yılında tespit edilen ve orijinal duvarı dik kesen geç dönem duvarının altında kalmaktadır. Bu geç dönem duvarının batı tarafında yapılan temizlik çalışmalarında - 58 cm de bir korinth sütun başlığı ve - 70 cm de bir sima parçasının bu duvarın altına yerleştirildiği görülmüştür (Resim 30 ). Muhtemelen bu mimari parçalar orijinal dönem yapısına aittir. Daha sonraki günlerde korinth sütun başlığının tam boyutunu ortaya çıkartmak için yapılan çalışmada – 120 cm de olasılıkla Roma Dönemine tarihli korozyonlu bir sikke ele geçmiştir. Bu bölümdeki çalışmalar sonucunda korinth sütun başlığının yüksekliğinin 65 cm olduğu anlaşılmıştır.

             Alanda devam ettirilen çalışmalar sonucu doğuya doğru genişleme sağlanmış ve 2x10 cm ölçülerinde bir alan ortaya çıkartılmıştır (Resim 31 ). Bu çalışmalar sırasında üstteki kesme taş blokların kısmen kaybolduğu görülmüştür. Çalışmalar sonunda birkaç vasıfsız seramik, orijinal yapıya ait kırık taş parçaları ve bir sikke bulunmuştur (Resim 32 ). Sonuç olarak bu yıl yapılan çalışmalarda bulunan sütun ve başlık, yapının büyüklüğü ve önemini göstermektedir. Gelecek sezonda yapılacak çalışmalar yapının işlevinin anlaşılmasını sağlayacaktır.

 

 

0
0
0
s2sdefault
powered by social2s